‘İki taraf da savaşa hazırlanıyor ama ikisi de savaş istemiyor’

‘İki taraf da savaşa hazırlanıyor ama ikisi de savaş istemiyor’

İran asıllı Amerikalı bir akademisyen olan Prof. Dr. Vali Nasr, İran ve ABD arasında yapılacak görüşmeler öncesinde her iki tarafın da savaşa hazırlandığını ancak savaş istemediğini, bununla birlikte savaş tehdidini diplomasiyi şekillendirmek için kullandığını belirtti.

ABD’nin Maryland eyaletinde bulunan John Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vali Nasr, Anadolu Ajansı’na, İran’da ocak ayında gerçekleşen son protestoları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a müdahale mesajlarını ve iki ülke temsilcileri arasında Maskat’ta yapılacak görüşmeleri değerlendirdi.

Nasr, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgeye gönderdiği donanma ile İran’ı hedef almaktan çok, diplomatik bir çözüm için Tahran yönetimi üzerindeki baskıyı arttırmayı amaçladığına inandığını belirterek, “Bence Başkan Trump, (İranlı) protestocular sokağa çıkınca İran’ı savaşla tehdit etme konusunda çok aceleci davrandı, ancak giderek artan şekilde savaşa girmemeyi tercih ettiğine dair sinyaller veriyor.” dedi.

Ocak ayı itibarıyla İran sokaklarında patlak veren yönetim karşıtı protestoların, ülke tarihinin en büyük ve şiddetli gösterileri olmaları nedeniyle farklı olduğunu söyleyen Nasr, “Yaklaşık iki hafta önce, İran’ın bile hava sahasını kapattığı bir fırsat penceresi oluştu. Bu, saldırı beklentisi doğurdu. Ama O (Trump), bunu yapmadı.” dedi.

Nasr, Trump’ın İranlı göstericilere destek amacıyla askeri bir operasyon yerine yeniden müzakere masasına döndüğünü ve bunun nedeni olarak ise Trump’ın Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Mısır’ı dinlemesini gösterdi.

Süreç Türkiye’nin liderliğinde yürütüldü

Trump’ın amacının müzakereler için bir çerçeve oluşturmak olduğunu vurgulayan Nasr, “Bu süreç büyük ölçüde Türkiye’nin, özellikle de Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde yürütüldü ve sonuçta İstanbul’da bir toplantı yapılacağı duyuruldu.” diye konuştu.

Nasr, toplantının çeşitli nedenlerle İstanbul’dan Maskat’a alındığını aktararak, “Bence İran ile ABD’nin hangi başlıkları ele alabileceğine dair asıl çerçeve, İstanbul toplantısı sürecinin bir parçası olarak, Türkiye’nin bu süreçteki aktif varlığı sayesinde müzakere edildi.” ifadesini kullandı.

“Tüm bunlar, ABD’nin savaşa girmemeyi tercih ettiğini gösteriyor” diyen Nasr, “Her iki taraf, hem İran hem de ABD, diplomasiyi şekillendirmek için savaş tehdidini kullanıyor. Yani ABD diyor ki: Bakın, burada başarısız olursa kullanabileceğim dev bir Armada var. Bence hem İran hem de ABD bir savaşa hazırlanıyor ama savaşmak istemiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Nasr, ABD Başkanı Trump’ın uzun ve tüketici çatışmalardan kaçınarak, askeri güce gerekmedikçe tevessül etmediğini vurgulayarak, “İranlılar bu olaydan şöyle bir şey de öğrendi; Trump, İran’ı yalnızca 45 dakikalığına bombaladı ve çok hızlı bir şekilde ateşkes talep etti.” dedi.

İran yönetiminin, bugün ABD’nin asıl amacının nükleer bir anlaşma değil rejim değişikliği olduğunu düşündüğünü aktaran Nasr, “İran yönetimi, ABD’nin İran ile gerçek bir anlaşma yapmanın peşinde olmadığını düşünüyor.” diye konuştu.

“Sadece savaşı önleyecek bir anlaşma peşindeler”

Nasr, Tahran’ın yeni anlaşmaya “geçici bir ateşkes” gözüyle baktığını ve bu nedenle temkinli olduğunu belirterek, “Taraflar arasında daha fazla şüphe ve güvensizlik var ve İranlılar 2015’teki gibi çığır açan bir anlaşma olmasını beklemiyor. O zaman nükleer anlaşmaya İran ekonomisini dünyaya açmak ve gerçekte gelişmeyi getirmek olarak görüyorlardı. Bugün Maskat’ta ise sadece savaşı önleyecek bir anlaşma peşindeler. Beklentiler çok daha düşük.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Vali Nasr, Johns Hopkins Üniversitesi’ne bağlı İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’nda görev yapıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey danışman olarak görev yapan Nasr’ın “İran’ın Büyük Stratejisi” adlı kitabı bulunuyor.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *