Eleştirmenler, David Saranga isimli siyonistin (resimde sağdaki), Doğu Cape Eyaleti’nde AbaThembu Kralı Buyelekhaya Dalindyebo’yu ziyaretinin Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasını baltalama girişiminin bir parçası olduğunu savunuyor. Ancak Somaliland’in ikinci adımı olduğu görüşü de dile getiriliyor. Dört gün süren ziyarette siyonist heyet, yaklaşık 50 yerel şefle uzun süren görüşmeler gerçekleştirdi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan David Saranga başkanlığındaki bir heyetin protokole uymadan Doğu Cape Eyaleti’ni ziyaret etmesinin ardından, siyonist yetkililerin Güney Afrika’daki son tek taraflı eylemleri diplomatik endişelere yol açtı.
The New Arab’ın aktardığına göre, bazı analistler, bu gezinin İsrail’in Güney Afrika’ya nüfuz etmek için stratejik bir hamle olduğunu ve Pretoria’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine açtığı soykırım davasında memnuniyetsiz toplulukları koz olarak kullanmayı amaçladığını söylüyor.
Saranga ve İsrail Büyükelçiliği yetkilileri geçen hafta Güney Afrika’nın en yoksul bölgelerinden biri olan Doğu Cape Eyaleti’ni ziyaret etti. Bu, AbaThembu Kralı Buyelekhaya Dalindyebo’nun daveti üzerineydi.
Dört gün süren ziyarette heyet, yaklaşık 50 yerel şefle uzun süren görüşmeler gerçekleştirdi.
Doğu Cape Eyaleti Başbakanı Oscar Mabuyane, Büyükelçilik yetkililerinin tartışmalı AbaThembu şefini ziyaret ederek diplomatik protokole uymadan sağlık ve akademik kurumlara bağışta bulunduğunu öğrenince öfkesini dile getirdi. Bu eylemin Güney Afrika’nın egemenliğini zedelediğini de sözlerine ekledi.
AbaThembu Kralı geçen ay İsrail’i ziyaret etmişti
Siyonist diplomat Saranga yaptığı açıklamada, “Bu ziyaret, Kral’ın geçen ay Kudüs’e yaptığı ve İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından ağırlandığı, üst düzey İsrailli yetkililer ve kurumlarla görüştüğü ziyaretin ardından gerçekleşti. Bu ziyaret, İsrail’in Doğu Cape’te günlük yaşamı, özellikle su, sağlık, tarım ve eğitim alanlarında nasıl pratik uzmanlıkla iyileştirebileceğini incelemeyi amaçlayan karşılıklı bir yolculuğun temelini attı.” dedi.
Saranga, topluluklar arası görüşmelerin karmaşık bir siyasi ortamda gerçekleştiğini belirterek, toplantı öncesinde bazı geleneksel liderler üzerinde İsrail temsilcileriyle görüşmemeleri yönünde siyasi baskı uygulandığını sözlerine ekledi.
Saranga, “Liderler gerçek bir ikilemle karşı karşıyaydı; siyasi beklentilere uymak mı, yoksa halklarının yaşamlarını somut olarak iyileştirebilecek fırsatları değerlendirmek mi? Uzun süren görüşmelerin ardından net bir seçim yaptılar. Topluluklarının acil ihtiyaçları; suya, sağlık hizmetlerine ve fırsatlara erişim, Pretoria’dan gelen siyasi emirlerden daha önemliydi” dedi.
Hükümetten sert tepki
Doğu Cape Eyalet hükümeti sözcüsü Khuselwa Rantjie yaptığı açıklamada, “Doğu Cape Başbakanı Lubabalo Oscar Mabuyane, İsrail Büyükelçiliği yetkililerinin, Eyalet Hükümetinin bilgisi, onayı veya desteği olmaksızın, sağlık tesisleri ve Walter Sisulu Üniversitesi de dahil olmak üzere eyalet içindeki kamu kurumlarını ziyaret etmelerine ilişkin haberleri şok ve ciddi endişeyle öğrenmiştir.” dedi.
Rantjie, Mabuyane’nin Kral Dalindyebo ile İsrail arasındaki anlaşmayı reddettiğini ve bu eylemleri İsrail hükümetinin Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iç işlerini yönetme egemenlik hakkını baltalama girişimi olarak gördüğünü söyledi.
Rantjie, “Bu tür iş birliklerini müzakere etme yetkisi Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı’na (DIRCO) aittir ve Kral’ın hastanelerin yönetimine, yabancı yardımların temin edilmesi de dahil olmak üzere, müdahale etme yetkisi yoktur” dedi.
“Hükümet ile uluslararası ortaklar arasındaki iş birliği, kural olarak, Uluslararası İlişkiler ve İş Birliği Bakanlığı tarafından Ulusal Hazine ile birlikte başlatılmalı ve yönetilmelidir.”
Rantjie, Başbakan Mabuyane’nin yerleşik protokolleri atlatma girişimlerini kötü niyetli olarak gördüğünü belirterek, “Dış ilişkilerin yürütülmesi, ulusal hükümet alanına verilmiş anayasal bir yetkinliktir. Buna göre, yabancı diplomatik misyonlar ile devlet organları arasındaki her türlü etkileşim, yerleşik diplomatik kanallar aracılığıyla ve ulusal protokollere uygun olarak, hem ulusal hem de bölgesel yetkililerle yakın koordinasyon içinde gerçekleşmelidir” dedi.
Başbakan Mabuyane, bu tür ilişkilerin karşılıklı saygıya, diplomatik geleneklere bağlılığa ve Güney Afrika’nın anayasal düzenine saygıya dayanması gerektiğini de sözlerine ekledi. Mabuyane sözlerine şöyle devam etti:
“Hiçbir dış kuruluşun meşru hükümet yapılarını atlama veya kamu kurumlarıyla yönetişimi, hesap verebilirliği veya kamu güvenini tehlikeye atacak şekilde etkileşimde bulunma hakkı yoktur.”
Güney Afrika’nın Gazze politikasına yanıt veriyor
Azania Halk Örgütü (AZAPO) sözcüsü Jabu Rakwena, İsrail’in eylemlerinin, Güney Afrika hükümetinin Filistin ve Gazze halkına yönelik soykırıma karşı aldığı önlemlere bir yanıt olduğunu söyledi. Rakwena, The New Arab’a şunları söyledi:
“Beklendiği gibi, İsrail, İsrail’in bilinen destekçileri de dahil olmak üzere birçok yerden gelen kınama karşısında kendini yalnız hissetti. İsrail’i savunmada ABD’nin konumunu sağlamlaştırmak ve onu güçlendirmek amacıyla, ABD, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önündeki davayı itibarsızlaştırmakla kalmayıp, tüm Güney Afrikalıların İsrail’in kınanmasını desteklemediğini de gösterecek Güney Afrika içindeki dostlarını aradı.”
Rakwena, AZAPO’nun İsrail’in, Kralı ve tebaasını bölme ve kışkırtma girişimlerine karşı ulusal hükümetin müdahale etmesi çağrısını desteklediğini söyledi.
“Başbakanın sadece sözde kalmamasını, somut ve elle tutulur eylemlerle desteklenmesini umuyoruz. AZAPO, Güney Afrika’da Ulusal Birlik Hükümeti’nin (GNU) kurulmasının, İsrail’e bu şekilde davranmak için gerekçe verdiğini de eklemelidir; çünkü İsrail; İsrail ve Yahudi işletmeleri tarafından desteklenen Demokratik İttifak (DA), FF-Plus ve Vatansever İttifak (PA) gibi partilerin desteğine güvenmektedir. AZAPO, GNU’yu her zaman kınamıştır ve Güney Afrika’daki ezilen çoğunluk için felaket anlamına geldiğini hala savunmaktadır. AZAPO, Başbakan üzerinde baskı kurulması durumunda şaşırmayacaktır.”
Güney Afrika İsrail’le ilişkileri kesmiş olsaydı bu olaylar yaşanmazdı
Bu arada bazıları, Güney Afrika’nın Gazze’deki soykırım nedeniyle İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesmiş olsaydı bu olayların yaşanmayacağını söylüyor.
Siyasi aktivist Gcobani Ndzongana, Kral Dalindyebo’ya destek verdi. Şunları söyledi:
“Hâlâ İsrail ile iş yapan ikiyüzlülerden ders almayacağız. Biz diyoruz ki; İsrail ile bağları kesin, Güney Afrika ile İsrail arasında seyahati yasaklayın, İsrail’i terörist devlet olarak sınıflandırın, İsrail bayrağını nefret söyleminin sembolü olarak sınıflandırın ve Güney Afrika ile İsrail arasında çifte vatandaşlığı yasaklayın.”
Güney Afrikalı anti-Siyonist Yahudi aktivist Megan Choritz, İsrail’in, Filistin topraklarının asıl sahibi olduğunu ve bu toprakların ilk millet olduğunu iddia ederek, “ilk milletler doktrini” bahanesiyle çeşitli ülkelerdeki geleneksel liderlere yaklaştığını söyledi. Sözlerine şöyle devam etti:
“Bu bir süredir devam ediyor. En başlarda, 7 Ekim’den kısa bir süre sonra, Yerli halkları hedef alan bir kampanya vardı. Kudüs’te yeni açılan bir Yerli halk müzesine davet edildiler. Maoriler de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından Yerli kabileler.”
“Bu, Yahudilerin Filistin topraklarının tek yerli halkı olduğu fikrini iletmeyi amaçlıyor.”
“Bu çok aşağılayıcı. İsrail’in yardım ediyormuş gibi davranmasıyla ilgili her zaman rahatsız edici bir durum var. Bu aslında nüfuz satın almaya çalışmanın bir yolu. Diğer sorun ise, Ulusal Birlik Hükümeti’nde Siyonist destekçisi olan ve suç ortağı olan üyelerin olması. Bu çok kirli, çok çirkin ve tipik bir sinsi çalışma şekli.”
Yeni kriz, İsrail’in Doğu Afrika’da benzer adımlar atarak ayrılıkçı Somaliland Cumhuriyeti’ni tanıması ve ayrılıkçı gündemi olan Afrika Boynuzu kabileleriyle görüşmek üzere yetkililer göndermesiyle aynı zamana denk geliyor.
Güney Afrika, İsrail’in Pretorya Maslahatgüzarı’nı istenmeyen kişi ilan etti
Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Seidman’ı istenmeyen kişi ilan etme kararının İsrail hükümetine iletildiği belirtilerek “Bu kararlı önlem, Güney Afrika’nın egemenliğine doğrudan meydan okuyan bir dizi kabul edilemez diplomatik norm ve uygulama ihlalinin ardından geldi.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, bu ihlaller arasında, İsrail’in resmi sosyal medya platformlarının Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa’ya yönelik hakaret içeren saldırılar başlatmak için tekrar tekrar kullanılması ve üst düzey İsrailli yetkililerin ülkeye ziyaretleri hakkında hükümetin bilgilendirilmemesinin de yer aldığı kaydedildi.
Bu tür eylemlerin, diplomatik ayrıcalığın ağır bir şekilde kötüye kullanılması ve Viyana Sözleşmesi’nin temelden ihlali anlamına geldiğinin ve protokolleri sistematik olarak baltaladığının vurgulandığı açıklamada, “Güney Afrika’nın egemenliği ve makamlarının saygınlığı dokunulmazdır. Bay Seidman’ın 72 saat içinde Güney Afrika Cumhuriyeti’nden ayrılması gerekmektedir.” denildi.
Açıklamada ayrıca İsrail hükümetine, gelecekteki diplomatik davranışlarının Güney Afrika ve uluslararası ilişkilerin yerleşik ilkelerine saygı göstermesini sağlama çağrısında bulunuldu.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *