Suriye petrol sahalarına Amerikan şirketleri giriyor

Suriye petrol sahalarına Amerikan şirketleri giriyor

Centcom destekli SDG’nin kontrolündeki Suriye’deki petrol sahalarının, Beyaz Saray destekli hükümetin kontrolüne geçmesi ile Suriye’nin kuzeydoğusundan devlet rafinerilerine ham petrol akışının yeniden başlaması bekleniyor. İlk 20 petrol tankerinden oluşan konvoy rafineriye ulaştı. Petrol üretimi için hevesli şirketler arasında şimdilik Chevron, ConocoPhillips ve HKN Energy bulunuyor, Shell’in de geri dönmesi muhtemel.

Suriye’nin kuzeydoğusundan devlet rafinerilerine ham petrol akışının yeniden başlaması, sadece teknik bir adım olmanın ötesinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Bu gelişme, on yılı aşkın süredir devlet otoritesinin dışında kalan petrol ve gaz altyapısı üzerindeki hükümetin kontrolünü yeniden tesis etme sürecinde stratejik bir aşama olarak görülüyor.

SANA’nın aktardığına göre, 25 Ocak’da Suriye Petrol Şirketi, Deyrizor vilayetindeki El-Ömer ve El-Tenek sahalarından gelen ilk resmi ham petrol sevkiyatının Baniyas Rafinerisi‘ne ulaştığını duyurdu. 20 tankerden oluşan konvoy, Suriye hükümet güçlerinin bölgedeki kontrolü sağlamasından sonra yapılan ilk devlet yönetimindeki petrol transferini temsil ediyor.

Şirket yetkilileri, teknik ekiplerin El-Ömer, El-Taym, El-Sevra ve Cibse gibi birçok sahada çıkarma, yükleme ve nakliye operasyonlarını denetlediğini belirtti. Bu operasyonlar, Suriye’nin ulusal enerji sistemine enerji varlıklarının yeniden entegre edilmesi hedefi doğrultusunda yürütülüyor.

Üretim Öngörüleri ve Yerel Talep

Suriye Petrol Şirketi‘nin tahminlerine göre, rehabilitasyon çalışmalarının planlandığı şekilde ilerlemesi durumunda, geri alınan sahalardan elde edilen üretimin dört ay içinde günlük yaklaşık 100 bin varile ulaşması bekleniyor.

Bu üretim seviyesi, Suriye’nin savaş öncesi yerel tüketim ihtiyacı göz önüne alındığında oldukça önemli. 2011 yılına kadar, günlük yerel talep 150 bin ila 200 bin varil arasında değişirken, hedeflenen üretim seviyesiyle bu ihtiyacın önemli bir kısmı karşılanabilir. Eğer bu seviyeye ulaşılırsa, yerel talep büyük ölçüde karşılanacak ve döviz sıkıntısı çeken ülkenin, devlet bütçesi üzerinde büyük bir yük oluşturan yakıt ithalatına olan bağımlılığı azalacaktır.

Suriye, 2011’den önce büyük ölçüde kuzeydoğudaki petrol sahalarından günde yaklaşık 385.000 varil üretim yapıyordu. Ancak savaşın etkisiyle üretim, günlük 30.000-40.000 varile kadar düştü ve ülke, petrol ürünleri için dışa bağımlı hale geldi. Yeniden üretim kapasitesinin artırılması, ülkenin enerji güvenliğini sağlamada kritik bir rol oynayacak.

Doğalgaz

Gaz altyapısının yeniden faaliyete geçirilmesi, Suriye’nin elektrik sektöründe hızlı bir iyileşme sağlayabilir. Suriye Petrol Şirketi, Haseke ilindeki Cibse sahalarından, Humus yakınlarındaki Furklus gaz işleme tesisine, Koniko ve Markada istasyonları aracılığıyla günde yaklaşık 1,2 milyon metreküp doğal gaz sevkiyatına başladığını duyurdu.

Hükümetin 2025 yılına ilişkin verilerine göre, ülke genelinde kesintisiz elektrik tedariki sağlanabilmesi için günlük yaklaşık 23 milyon metreküp gaz ve 5 bin ton yakıt gerekmektedir. Yeni gaz tedarikinin elektrik üretimini artırması hedefleniyor.

Özellikle Deyrizor’daki Koniko gaz tesisinin kademeli olarak yeniden faaliyete geçmesi, arz ve talep arasındaki açığın kapanmasında kritik bir rol oynayacak.

Fırat Barajı

Gaz altyapısına ek olarak, hükümetin SDG’den geri aldığı Fırat Barajı da Suriye’nin su ve enerji sisteminin önemli bir parçası. Barajdaki hidroelektrik santrali, her biri 110 megawatt güç üretebilen sekiz jeneratör ünitesine sahip ve bölgenin büyük bir kısmına elektrik sağlamakta. Bu baraj, hükümetin ülke genelindeki elektrik tedarikini sürdürme kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecektir.

el Ömer petrol sahası

Son zamanlarda devlet kontrolüne geri alınan petrol ve doğalgaz sahaları, sadece üretim kapasitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hükümetin bu sahalar üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmesi ve ulusal ulaşım ile dağıtım ağlarını etkin bir şekilde yönetmesi açısından da büyük stratejik öneme sahip.

Suriye’nin en büyük petrol sahası olan El-Ömer’in yeniden faaliyete geçmesi, petrol üretimini yeniden canlandırma adına önemli bir adım teşkil ediyor. Savaş öncesi dönemde bu saha günde yaklaşık 80.000 varil üretim yapıyordu.

Ancak yıllarca süren tükenme ve düzensiz çıkarım nedeniyle şu anki üretimin günde yaklaşık 20.000 varil civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu yeniden canlandırma çabası, üretimin artmasını sağlayarak ülkenin enerji güvenliğini ve devletin ekonomik gücünü yeniden şekillendirebilir.

Ekonomik ve Finansal Sonuçlar

Petrol ve gazın yeniden devlet kontrolüne alınması, gelirlerin doğrudan kamu hazinesine aktarılmasını sağlayarak, kayıt dışı ekonomi ve kaçakçılık şebekelerinin önüne geçilmesine olanak tanıyacaktır. Bu durum, hükümetin harcamalarını finanse etmesine ve döviz rezervleri üzerindeki baskıyı azaltmasına yardımcı olabilir.

Savaş öncesinde, enerji sektörü Suriye’nin GSYİH’sinin yaklaşık %20’sini ve devlet gelirlerinin %50’sinden fazlasını oluşturuyordu. Ancak 2011’den bu yana, bu gelirlerin büyük bir kısmı kaybedildi. Tam bir iyileşme için, büyük hasar gören altyapının onarılması ve enerji üretiminin artırılması kritik bir rol oynayacak. Uluslararası tahminler, savaş yıllarında sektörün uğradığı kayıplar 115 milyar dolardan fazla olarak hesaplamaktadır.

Suriye hükümetinin Cezire bölgesindeki enerji kaynakları üzerindeki kontrolünü yeniden sağlaması, yalnızca egemenliğin yeniden tesis edilmesi açısından değil, aynı zamanda enerji açığının kapatılması, elektrik arzının iyileştirilmesi ve ekonomik iyileşmenin desteklenmesi açısından da son derece önemli bir adımdır. Bu stratejik hamle, ülkenin ekonomik toparlanma sürecini hızlandırabilir.

Shell çekilmek istiyor

Suriye Petrol Şirketi Başkanı Yusuf Kablavi, 19 ocak pazartesi günü yaptığı açıklamada, İngiliz petrol şirketi Shell’in, El Ömer petrol sahasından çekilmek ve payını Suriye’nin devlet şirketlerine devretmek istediğini ancak ABD şirketlerinin ülkenin enerji sektörüne ilgi duyduğunu belirtti.

Suriye’nin en büyük petrol sahası olan el Ömer petrol sahası, yaklaşık on yıldır bölgeyi elinde tutan ve askeri üs olarak kullanan SDG güçlerine karşı yıldırım hızıyla gerçekleştirilen bir operasyonun ardından hafta sonu hükümetin kontrolüne geçmişti.

İngiliz Reuters’in aktardığına göre, el-Ömer’den konuşan Kablavi, sahanın Suriye Petrol Şirketi ve Shell arasında ortak girişim olarak işletildiğini söyledi.

Londra borsasında işlem gören petrol devi, Suriye’deki savaşın patlak vermesi ve Avrupa Birliği’nin Suriye petrol sektörüne uyguladığı yaptırımların ardından Aralık 2011’de Suriye’deki tüm faaliyetlerini, arama ve üretim faaliyetleri de dahil olmak üzere askıya almıştı.

Kablavi gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’nin Shell ile sahanın tamamen devlet şirketleri tarafından “çok kısa bir süre içinde” işletilebilmesi için mali bir anlaşmanın şartlarını görüşmeye devam ettiğini, ancak bir zaman çizelgesi belirtmediğini söyledi.

Shell, yorum talebine hemen yanıt vermedi.

Kablavi ayrıca Amerikan ConocoPhillips’in de Suriye’deki doğalgaz sahalarına yatırım yapmak için geri döneceğini söylemişti. Suriye Petrol Şirketi, mevcut doğalgaz sahalarını geliştirmek ve yeni sahalar için arama çalışmalarına başlamak amacıyla Kasım ayında ConocoPhillips ile bir mutabakat zaptı imzaladı.

Kablavi, Chevron ve HKN Energy dahil olmak üzere diğer ABD şirketlerinin de ilgi gösterdiğini belirtti.

Chevron’un bir sözcüsü, şirketin “petrol arama ve üretim faaliyetlerimizi desteklemek için sürekli olarak yeni fırsatları değerlendirdiğini ve Chevron’un ticari konular hakkında yorum yapmadığını” belirtti.

ConocoPhillips ve HKN ise yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, geçen ay Şam’da Chevron temsilcileriyle bir araya geldi.

Kablavi, sahanın bir zamanlar günde 50.000 varil petrol ürettiğini ancak Kürt güçlerinin burada faaliyet gösterirken “ilkel yöntemler” kullandığını ve günde sadece 5.000 varil üretim yapıldığını söyledi. Sahayı tekrar çalışır hale getirmek için onarım ve modernizasyon gerektiğini belirten Kablavi, maliyet tahminlerine ilişkin ayrıntı vermedi.

Kablavi, Chevron’un açık deniz sahalarına yatırım yapacağını ve Suriye’nin yakında hem petrol hem de doğalgaz ihraç edeceğini söyledi. Suriye’nin petrol sahalarının günlük toplam üretiminin, 2011’de savaşın başlamasından önce 400.000 varilden 100.000 varilin altına düştüğünü belirtti.

Haseke’nin en kuzeydoğusundaki bazı tarlalar Pazartesi günü Suriye hükümetinin kontrolü dışında kalırken, Kablavi Suriye birliklerinin kalan tüm bölgelerin kontrolünü ele geçirmek için çalıştığını söyledi, “Bu sadece zaman meselesi; her şey bizim olacak – istisnasız tüm alanlar.” dedi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *