‘Barış Kurulu İsrail’i dizginlemedikçe, bir gösteriş projesi olarak kalacaktır’

‘Barış Kurulu İsrail’i dizginlemedikçe, bir gösteriş projesi olarak kalacaktır’

Davos’un ‘seçkin’ ortamında, çok taraflı kuruluşlar dünyasına Trump döneminde eklenen Barış Kurulu, 22 Ocak 2026 Perşembe günü resmen kuruldu. Pakistan’ın kurula katılımını değerlendiren Pakistan merkezli Dawn gazetesi, iktidarın, dışarıda kalmaktansa kurulda yer almayı yeğlediğini, bunun da hükümet tarafından stratejik bir gereklilik ve ‘pragmatik bir adım’ olarak sunulduğu belirtildi.

Pakistan’da İngilizce yayın yapmakta olan Dawn gazetesi Editör yazısında, dün ilan edilen Barış Kurulu ile ilgili değerlendirme yapıldı. Proje için İsrail’i dizginlemedikçe “Siyonist devletin acımasız suçlarını aklayan bir gösteriş projesi olarak kalacaktır.” denildi.

Yazıda şöyle denildi:

***

Pakistan, bu oluşumun bir parçası olmak için imza atan yaklaşık 20 devlet arasındaydı; ancak birçok Amerikan müttefiki, özellikle Avrupa’dakiler, katılmamayı tercih etti. Başlangıçta Gazze’deki soykırımı sona erdirmek ve harap olmuş Filistin topraklarını yeniden inşa etmek amacıyla planlanan kurul, Donald Trump’ın vizyonu doğrultusunda, ufkunu genişleterek diğer uluslararası çatışmaları da çözmeyi hedefliyor.

Ancak Gazze’de kalıcı barış hâlâ sağlanamadı ve kurulun kurucuları ve destekçileri, diğer çatışma bölgelerine geçmeden önce bu çözülmemiş sorunu ele almak isteyebilirler. Pakistan’ın yöneticileri, ülkenin kurula dahil edilmesini -önemli iç eleştirilere rağmen- stratejik bir gereklilik ve ‘pragmatik bir adım’ olarak sundular.

Belki de iktidardaki bazı kişiler, Pakistan’ın kurulda yer alarak Filistin halkı için daha fazlasını yapabileceğini, dışarıda kalmayı tercih etmektense daha etkili bir yol izleyebileceğini düşünüyor. Katılma kararının ardındaki gerekçe ne olursa olsun, Pakistan ve Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır da dahil olmak üzere katılan diğer Müslüman devletler, kurulda yer almalarının Filistin halkının çıkarlarını korumaya hizmet etmesini sağlamalıdır.

Öncelikle Gazze’nin yeniden inşası ve işgal altındaki topraklara engelsiz yardım akışının sağlanması gerekmektedir. Yeniden yapılanma aşaması başladığında, Dışişleri Bakanlığı’nın Pakistan’ın kurulda yer almasıyla ilgili yorumunda da yinelediği gibi, egemen bir Filistin devletine giden somut bir yol haritası öncelik olmalıdır. Ayrıca Müslüman devletler, Hamas’ı veya diğer Filistin direniş gruplarını zorla silahsızlandırma çabalarına katılmamalıdır.

Ancak Gazze’deki durumun acı gerçekliği şu ki, devam eden ‘ateşkes’e rağmen İsrail katliamlarına devam ediyor. Örneğin, İsviçre’deki Barış Kurulu imza töreninden sadece bir gün önce, Tel Aviv güçleri Gazze’de aralarında üç gazetecinin de bulunduğu en az 11 Filistinliyi öldürdü.

Genel olarak İsrail, geçen Ekim ayında ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 466 Filistinliyi katletti. Barış Kurulu içindeki Müslüman blok, Filistinlilerin bu katliamının derhal durdurulmasını sağlamalıdır.

Kurulun başarısına dair beklentiler büyük ölçüde düşük kalıyor; bunun başlıca nedeni, kurul başkanı olan Bay Trump ve kurumda görev yapan astlarının İsrail’e karşı çok açık bir önyargıya sahip olmalarıdır. Müslüman üyelerin bu görüşü değiştirebilecek ve Amerikan başkanının işgal altındaki Filistin’e yönelik politikasına denge getirebilecek olup olmadığı henüz belli değil.

Eğer kurul Filistin’e barış getirirse, birçoklarının başaramadığı bir şeyi başarmış olacaktır. Ancak, İsrail’i dizginlemediği ve Filistin için adaleti sağlamadığı sürece, sonuçta Siyonist devletin acımasız suçlarını aklayan bir gösteriş projesi olarak kalacaktır.

Dawn gazetesinde 23 Ocak 2026 tarihinde yayınlandı.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *