Bir hafta sonu yatağından sürüklenerek çıkarılan Nicolas Maduro’nun Amerikan güçleri tarafından kaçırılmasının ardından, ABD’nin diğer ülkelere yönelik artan askeri tehditleri öne çıkıyor.
3 Ocak 2026 Cumartesi günü, Venezuela’nın başkenti Caracas’a karşı “geniş çaplı” bir operasyon başlatan ABD, Venezuela devlet başkanı Maduro ile karısı Cilia Flores’i kaçırarak ABD’ye götürdü, New York’ta gözaltına alındı ve mahkemeye çıkarıldı. Mahkemeden gelen haberlerde, mahkeme başkanının Maduro’nun sözünü kestiği ve sadece sorulanları yanıtlamasını istediği bildirildi.
New York Times’ın Venezuelalı yetkililere dayandırdığı habere göre, Amerikan güçleri baskın sırasında yaklaşık 80 kişiyi katletti. Trump ise, daha gerekirse Amerikan birlikleriyle birlikte, ülke üzerinde geçici olarak Amerikan kontrolünü sağlamaya söz verdi.
Geçtiğimiz Ocak ayında göreve geri döndüğünden beri ABD Başkanı, ulusal güvenlik, uyuşturucu, halk protestoları ve Çin ile Rusya ile rekabet gibi gerekçeler öne sürerek birçok ülkeye karşı defalarca tehdit savurdu.
İşte Trump’ın ABD başkanı olarak görevdeki ilk yılında tehdit ettiği veya uyardığı ülkelerin listesi:
Grönland
Trump, göreve geldikten kısa bir süre sonra, özerk bir Danimarka toprağı ve NATO üyesi olan Grönland üzerinde ABD kontrolü kurulması için yeniden girişimlerde bulundu.
Pazar günü talebini yineleyen yetkili, ABD’nin Grönland’a ulusal güvenlik gerekçeleriyle ihtiyacı olduğunu belirterek, stratejik konumdaki ada ülkesi çevresinde artan Rus ve Çin varlığını gerekçe gösterdi.
Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Trump, Grönland’ın “çok stratejik” olduğunu ve şu anda Rus ve Çin gemileri tarafından kuşatıldığını iddia etti.
ABD’nin Grönland’a karşı olası bir eylemi hakkında sorulan bir soruya yanıt olarak, “Ulusal güvenlik açısından Grönland’a ihtiyacımız var ve Danimarka bunu sağlayamayacak” dedi.
Trump ayrıca, ABD’nin Grönland üzerindeki kontrolünün daha geniş Batı çıkarlarına hizmet edeceğini savundu ve AB’nin güvenlik açısından “buna ihtiyacı olduğunu” ekledi.
Dünyanın en büyük adası olan Grönland, 1979’dan beri Danimarka’nın özerk bir bölgesi ve 56 bin kişilik bir nüfusa sahip.
Trump’ın son açıklamalarının ardından Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, “ABD’nin Danimarka Krallığı’ndaki üç ülkeden herhangi birini ilhak etme hakkı yok” diyerek Trump’ı “tehditleri durdurmaya” çağırdı.
Gronland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen de, NATO ile işbirliğini de genişletmek istediklerini belirtti. ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin ardından Grönland’ın yeniden gündeme gelmesine ilişkin Nielsen, “Grönland’ın durumu tamamen farklı. ABD’nin ilhak riski yok. Grönland, ABD ile temas kurmak için uygun diplomatik kanalları kullanmak istiyor.” iddiasında bulundu.
Nielsen, Trump’ın Grönland’a ilişkin söylemlerinin sonunun gelmesi gerektiğine işaret ederek, uzun yıllardır devam eden dostluğun baskı altında olduğunu aktardı. ABD ile iyi işbirliğinin yeniden kurulmasının önemini yineleyen Nielsen, Grönland için “tek gecede ele geçirilme” riskinin bulunmadığını öne sürdü.
Kolombiya
Venezuela’ya yönelik saldırılar öncesinde Trump, Caracas’ı ABD’ye giren yasadışı uyuşturuculardan sorumlu tutmakla sık sık suçladı.
Venezuela’daki askeri operasyonun ardından ABD Başkanı, Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’ya doğrudan bir uyarıda bulunarak onu uyuşturucu kaçakçısı olmakla suçladı.
Air Force One uçağında gazetecilere konuşan ve Kolombiya’ya karşı olası bir operasyon hakkında sorulan soruya, “Kulağa iyi geliyor” cevabını verdi.
Trump ayrıca Latin Amerika ülkesini “çok hasta” olarak nitelendirerek, “kokain üretmeyi ve Amerika Birleşik Devletleri’ne satmayı seven hasta bir adam tarafından yönetiliyor” dedi. “Kokain imalathaneleri ve üretim tesisleri var ve bunu uzun süre yapamayacak,” diye ekledi.
Bu arada Petro, Trump’ın iddialarını reddederek, adının 50 yılı aşkın süredir uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili adli dosyalarda, ne geçmişte ne de günümüzde geçmediğini söyledi. Petro, X adlı sosyal medya platformunda “Bana iftira atmayı bırakın, Bay Trump” diye yazdı.
Küba
ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinin ardından Trump, Küba hakkında da konuşarak benzer bir eylemin yaşanabileceği endişelerini artırdı.
Cumartesi günü, ada ülkesini “başarısız bir ulus” olarak nitelendirdi ve liderliğini on yıllarca süren ekonomik çöküş ve acıdan dolayı eleştirdi. “Oradaki insanlar yıllarca çok acı çekti ve bence Küba, hakkında konuşmaya devam edeceğimiz bir konu olacak,” dedi.
“Küba’daki insanlara yardım etmek istiyoruz, ancak aynı zamanda Küba’dan zorla çıkarılan ve bu ülkede yaşayan insanlara da yardım etmek istiyoruz,” diye ekledi.
Trump’ın uçağındaki neocon Linsday Graham da Küba’yı tehdit etti.
İran
Trump, İran’a yönelik de defalarca tehditlerde bulundu; son tehdidi ise cuma günü, kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle ülkede patlak veren devam eden protestolarla ilgiliydi.
ABD Başkanı, son günlerde sokaklara dökülen İranlı protestocuların “yardımına koşacağını” söyledi. “İran, alışkanlıkları gereği barışçıl protestoculara ateş açar ve onları şiddet kullanarak öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır. Silahlarımız hazır ve tetikteyiz,” ifadesini kullandı.
İranlı yetkililer tehdide sert tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, İranlıların yabancı müdahaleye izin vermeyeceğini ve sorunlarını “diyalog ve işbirliği yoluyla” çözeceğini söyledi.
Geçtiğimiz ay Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı son görüşmede, Tahran nükleer programına yeniden başlarsa İran’a yönelik bir İsrail saldırısını destekleyeceğini ve “onların canına okuyacağım” uyarısında bulunmuştu.
Trump, “Şimdi İran’ın yeniden güçlenmeye çalıştığını duyuyorum. Eğer öyleyse, onları yıkmak zorunda kalacağız,” dedi ve Tahran’ın Washington ile bir anlaşma müzakere etmek istediğini duyduğunu sözlerine ekledi.
Geçtiğimiz yıl Haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında ABD, Fordo, Natanz ve İsfahan dahil olmak üzere İran’ın üç önemli nükleer tesisini sığınak delici bombalarla hedef aldı.
Haziran ayından bu yana Tahran ve Tel Aviv arasında ABD’nin ateşkesi yürürlükte olsa da, gerilimler devam ediyor.
Bazı haberlere göre, Netanyahu’nun Trump ile görüşmesinde ele alınan önemli konular arasında İran’ın füze ve balistik füze programlarına yönelik olası yeni bir saldırı turu da yer aldı.
Meksika
Trump son zamanlarda Meksika’yı uyuşturucu kartelleri tarafından yönetilmekle suçlayarak, ülke için “bir şeyler” yapılması gerektiğini söyledi. Cumartesi günü Fox News’e konuşan yetkili, “Meksika’yı karteller yönetiyor” dedi.
Trump, Meksika’da faaliyet gösteren uyuşturucu kartellerine karşı harekete geçilmesi konusunda ülkesinin yardımını defalarca teklif ettiğini iddia etti. “Ama çoğunlukla güney sınırından giriyorlar,” dedi. “Ve Meksika ile ilgili bir şeyler yapılması gerekecek.”
Panama
Geçtiğimiz Ocak ayında Trump, Panama’yı kanalı kötü yönetmekle ve Çin’in kanal üzerindeki operasyonlarında nüfuz kazanmasına izin vermekle suçladıktan sonra, Panama Kanalı’nın kontrolünü ele geçireceğine dair imada bulunmuştu.
“Bu aptalca hediye yüzünden çok kötü muamele gördük, bu hediye asla verilmemeliydi,” demişti bir konuşmasında.
“Her şeyden önemlisi, Panama Kanalı’nı Çin işletiyor. Ve biz onu Çin’e vermedik. Panama’ya verdik ve şimdi geri alıyoruz.”
Kanada
Trump ayrıca Ocak ayında Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması fikrini de destekledi.
Geçtiğimiz yılın Ocak ayında, birçok Kanadalı’nın önerisini desteklediğini iddia eden yetkili, bu adımın Kanada’ya ekonomik istikrar getireceğini ve “Rus ve Çin gemileri” de dahil olmak üzere algılanan dış tehditlerden koruyacağını savunmuştu.
Eylül ayında Trump, ülkenin ABD’ye 51. eyalet olarak katılmayı düşünmesi gerektiğini söyleyerek söylemini tekrarladı.
İngiltere’den atanan valilerle yönetilen Kanada ise sessizce gelişmeleri izlemekle yetiniyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *