Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın, Şii milislerin silah bırakacaklarını açıklamasının ardından, çoğu grup buna katıldıklarını, Ketaib Hizbullah ve Nuceba grupları ise silah bırakmayacaklarını bildirdi. Hizbullah, Irak’taki yabancı güçlerin çekilmesi halinde silahları müzakere edebileceklerini belirtti.
Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Cumartesi günü bir açıklama yaparak, silahlı grup liderlerinin “silahların devletin elinde toplanması” gibi hassas bir konuda işbirliği yapmayı kabul ettiklerini belirtti. “Askeri eylemler için ulusal gerekliliğin sona erdiğini” vurgulayan Zeydan, grup liderlerine tavsiyelere kulak verdikleri, hukukun üstünlüğünü kabul ettikleri ve siyasi sürece yöneldikleri için teşekkür etti.
Bu açıklamanın ardından, iki grup dışında, Zeydan’a onay veren açıklamalar geldi.
Şii milis güçlerden “İmam Ali Tugayları” lideri Şibl ez-Zeydi, yaptığı açıklamada, kurumsal devlet yapısının güçlendirilmesi ve anayasal otoritelere saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, “devletin birliği ve egemenliğinin, silahın yalnızca resmi kurumların elinde olmasını gerektirdiğini” ifade etti. Zeydi’nin açıklamasının ardından benzer mesajlar farklı siyasi ve silahlı aktörlerden de geldi.
Ulusal Hikmet Hareketi lideri ve Koordinasyon Çerçevesi üyesi Ammar el-Hekim de silahların devlette olması gerektiğini belirterek, Irak’ta yeni hükümetin bir an önce kurulması çağrısı yaptı.
Asayib Ehlilhak lideri Kays el-Hazali de hareketin siyasi kanadı Sadikun tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, silahın devlette toplanmasına ve hükümetin bu yöndeki taleplerinin uygulanmasına destek verdiğini kaydetti. Hareket seçimlerde mecliste 27 sandalye kazanmıştı.
Çağrıyı destekleyenlerden Ensarullah el-Evfiya adlı milis grubun lideri Haydar el-Garravi de geniş siyasi temsilin devleti yönetmek için meşru bir yetki olduğunu belirterek, bunun tüm taraflara “devlet mantığına geçme” sorumluluğu yüklediğini ifade etti.
Hizbullah: Yabancıların çekilmesi halinde müzakere ederiz
Irak Hizbullahı ve Nuceba Hareketi’nden ise silah bırakmayacakları yönünde açıklamalar geldi.
Ketaib Hizbullah grubu yayımladığı açıklamada, “Direniş bir haktır ve silahlar savaşçılarımızın elinde kalacaktır” denilerek, silah bırakma konusunun ancak yabancı güçlerin ülkeden tamamen çekilmesi durumunda müzakere edilebileceği belirtildi.
Uzman yorumları
Iraklı siyasi analist Barakat Ali Hammudi, AA muhabirine, ülkede silahların devlet tekelinde toplanmasına ilişkin mevcut yaklaşımların temel nedeninin, Koordinasyon Çerçevesi içindeki silahlı grupların “fiilen devlet konumuna gelmiş olmasından” kaynaklandığını söyledi.
Söz konusu grupların parlamentoda elde ettikleri çoğunluk sayesinde “kontrolü sağladıklarını” ve bu nedenle devlet dışı silahların varlığını sürdürmesine gerek kalmadığını düşündüğünü aktaran Hammudi, “Zira devletin silahı da bu grupların elinde olacak. Güç varsayımı, bu grupların parlamentodaki temsilcileri üzerinden kurumsallaşmış durumdadır. Bu söylemin ciddiyeti, uluslararası toplumun silahsızlanma yönündeki net kırmızı çizgileri ve Necef’teki dini mercinin (Ali Sistani) tutumuyla da örtüşmektedir.” değerlendirmesi yaptı.
Milis grupların silahları devlet kontrolüne bırakma yönündeki kararlarına yol açan birçok etken bulunduğunu ifade eden Hammudi, bunların başında İsrail ve ABD kaynaklı dış tehditlerin olduğunu söyledi.
Alınan kararı, dışarıdan gelebilecek askeri bir saldırıyı, silahlı grupların varlığı gerekçesiyle meşrulaştırma ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla, kritik bir dönemde atılmış “akıllıca bir adım” olarak niteleyen Hammudi, “Bu hassasiyet, silahlı grupların silah bırakmaları halinde yeni kurulacak hükümette daha güçlü bir konum elde edebilecekleri ve ABD ile yeni bir sayfa açabilecekleri bir döneme denk geliyor. ABD, bölgedeki çıkarlarını tehdit etmedikleri sürece herhangi bir tarafla çalışmaya karşı çıkmıyor.” şeklinde konuştu.
Barakat Ali Hammudi, İran destekli grupların silah bırakma kararın uygulanmaması halinde doğabilecek riskler arasında, silahlı grupların İsrail’e yönelik tehdit oluşturduğu iddiasıyla ülkenin dış saldırılara maruz kalması ya da en azından Irak’a yönelik ABD yaptırımları gibi ekonomik baskı ve tehditlerin artabileceğini dile getirdi.
Söz konusu grupların devletin askeri ve güvenlik kurumlarına entegre edilmesinin önemine dikkati çeken Hammudi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Irak devleti, bu grupların mensuplarını İçişleri ve Savunma Bakanlıkları bünyesinde ya da Haşdi Şabi kapsamında Irak silahlı kuvvetlerine entegre edebilir. Bazılarını diğer devlet kurumlarına da dahil edebilir. Zira bu unsurların devlet yapısı dışında bırakılması ciddi bir toplumsal sorun yaratır. Ancak bu süreç, Irak’ı zaten yaşamakta olduğu ağır ekonomik ve mali krizle, 2003’ten bu yana uygulanan istihdam politikalarının nüfusa oranla, dünyadaki en yüksek kamu istihdamı oranlarından birini ortaya çıkarmasına ve Irak ekonomisinin yalnızca petrole dayalı rantçı yapısını sürdürmesi nedeniyle, ciddi bütçe ve finansman zorluklarıyla karşı karşıya bırakabilir.”
“Geçici ve taktiksel bir hamle olabilir”
Gazeteci ve analist Mervan Cuburi ise hükümetin silahın devletin elinde toplanması konusunda ciddi olduğuna inandığını ifade ederek, ancak karşılaştığı en büyük engelin iktidardaki Koordinasyon Çerçevesi içinde bu adıma karşı çıkan, mesafeli duran ya da nüfuz ve hakimiyetlerini kaybetmeden uygulanması için daha fazla garanti isteyen tarafların varlığı olduğunu söyledi.
“Silahlı gruplar açısından bakıldığında, bu adımın geçici ve taktiksel bir hamle olarak görüldüğünü düşünüyorum.” diyen Cuburi, şöyle devam etti:
“Güncel bölgesel deneyimlere bakıldığında, silah bırakan tüm silahlı grupların zamanla nüfuz ve etkilerini kaybettikleri ve iç siyasi dengelerde etkin bir aktör olmaktan çıktıkları görülüyor. Bu durum, bazı grupları baştan bu fikre karşı çıkmaya iterken, diğerlerini de Donald Trump’ın sahneden çekilmesini bekleyerek ABD tarafıyla zaman kazanma amaçlı manevralar yapmaya itiyor.”
Lübnan’ın güneyine yönelik, “Hizbullah’ın elinde kalan silah envanterini tasfiye etmeyi amaçlayan” İsrail saldırılarının yakında başlayacağına dair çok güçlü göstergeler olduğunu dile getiren Cuburi, bu saldırıların İran’a ait hedefleri de kapsayacak şekilde genişlemesi ihtimali olduğunu söyledi.
Bu tablonun, İran’a yakın Iraklı tarafların çatışmaya dahil olma olasılığı nedeniyle Bağdat yönetimini “fırtınanın merkezine” yerleştirdiğini ifade eden Cuburi, Irak hükümetinin bu senaryoyu önlemeye ve engellemeye çalıştığını kaydetti.
“Sembolik teslim şeklinde olabilir”
Gazeteci ve analist Ali Naci de Iraklı bazı grupların silahsızlanmaya yönelmesinin ya da silahlarını devlete devretmeyi kabul etmesinin arkasında ekonomik etken bulunduğunu belirterek, “Bu durum, silahların tamamen teslim edilmesi, bir kısmının devredilmesi ya da sembolik bir teslim şeklinde olabilir. Örneğin hafif silahların elde tutulup ağır silahlardan vazgeçilmesi gibi. Biçimi ne olursa olsun, ekonomik faktör bu bağlamda önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Nisan ayında Reuters, milislerin silah bırakma kararını duyurmuştu
İngiliz Reuters ajansı, 7 Nisan’da yayınladığı “Irak’taki İran destekli milisler, Trump’ın öfkesinden kaçınmak için silahsızlanmaya hazır” başlıklı özel haberinde, 10 üst düzey komutan ve Iraklı yetkiliye dayanarak, milis grupların tansiyonu düşürmek için silahsızlanma kararı aldığını duyurmuştu. Kararın, ABD yetkililerinin, Başkan Donald Trump Ocak’ta görevi devraldıktan sonra Bağdat hükümetini birçok defa özel olarak uyarmasının ardından geldiği belirtilmişti.
Ajansa konuşan kaynaklar arasında, Irak’taki etkili dört büyük milis gruptan altı komutan bulunuyordu. Haberde bu milis grupların isimleri Ketaib Hizbullah, Ketaib Seyyid el Şüheda, Nuceba ve Ensarullah el Evfiye olarak aktarılmıştı.
Reuters’ın haberine göre, ABD’li yetkililer Bağdat yönetimi kendi topraklarında faaliyet gösteren milisleri dağıtmak için harekete geçmediği takdirde ABD’nin bu grupları hava saldırılarıyla hedef alabileceği uyarısında bulunduğu vurgulanmıştı.
Irak’taki İslami Direniş’in bir parçası olan milisler, yaklaşık 10 Şii silahlı fraksiyonu bir araya getiren ve toplamda yaklaşık 50.000 savaşçıya ve uzun menzilli füzeler ile uçaksavar silahları da dahil olmak üzere cephaneliğe sahip bir çatı kuruluştur. Reuters’e göre bu bilgi, milislerin faaliyetlerini izleyen iki güvenlik yetkilisi tarafından doğrulanmıştır.
Reuters, Şii milis örgütlerinin en güçlüsü olan Ketaib Hizbullah’ın bir komutanı olduğu iddiasıyla, siyah bir yüz maskesi ve güneş gözlüğü takan birinin yaptığı, “Trump’ın savaşı daha da kötü bir seviyeye taşımaya hazır olduğunu biliyoruz ve böyle kötü bir senaryodan kaçınmak istiyoruz” açıklamasını aktarmıştı.
Kataib Hizbullah ise, haberin yayınlanmasının ardından, üyelerinden hiçbirinin Reuters ile konuşmadığını belirten bir açıklama yayınladı ve resmi açıklamaların yalnızca yetkili sözcüleri tarafından yapıldığını ekledi.
Reuters ise bu açıklamaya yanıt vermedi.
Reuters’in haberinin linki şöyle: https://www.reuters.com/world/middle-east/iran-backed-militias-iraq-ready-disarm-avert-trump-wrath-2025-04-07/













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *