Hükümetler üzerinde baskı aracı haline gelmeye başlayan sosyal medya üzerinde kısıtlamalar artırılırken, tartışma ise genç kullanıcıların en iyi şekilde nasıl korunacağı üzerinde yoğunlaştırılıyor.
Çocukların ruh sağlığı, öğrenme ve refahı üzerindeki sürekli bağlantının etkisine ilişkin artan endişeler nedeniyle, daha katı yaş sınırlarından tamamen yasaklara kadar uzanan öneriler ivme kazanıyor.
Son araştırmalar, gençlerin %97’sinin her gün internete girdiğini, %78’inin ise cihazlarını en az saatte bir kontrol ettiğini gösteriyor. Araştırmacıların “sorunlu” veya “işlevsiz” akıllı telefon kullanımı olarak tanımladığı ve bağımlılığa benzeyen davranış kalıpları sergileyen her dört çocuktan birinin olduğu bildiriliyor.
Uzmanlar, aşırı sosyal medya kullanımının sınıfta konsantrasyonu bozabileceği ve gerçek hayattaki iletişim becerilerini zayıflatabileceği konusunda uyarıyor.
UNICEF, çevrimiçi güvenliğe yeniden odaklanılmasını memnuniyetle karşıladı ancak kısıtlayıcı önlemlerin dikkatlice ayarlanması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. UNICEF’in Avrupa ve Orta Asya’daki çocuk koruma bölge danışmanı Aaron Greenberg, sosyal medyaya erişimi sınırlamanın bazı durumlarda çocukların daha az engelle karşılaşarak odaklanmalarına ve öğrenmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.
Aynı zamanda, sosyal medya platformlarının kasıtlı olarak yüksek etkileşim sağlayacak şekilde tasarlandığını ve bunun bazı çocukları diğerlerinden daha fazla etkilediğini de sözlerine ekledi.
Greenberg, “UNICEF, eğitimcilerden, ailelerden ve öğrencilerin kendilerinden sık sık, birçok gencin ders çalışmak, sınıfta dinlemek veya okula gitmeden önce iyi bir gece uykusu çekmek için telefonlarını bir kenara bırakmakta zorlandığına dair geri bildirimler alıyor” dedi.
Kamuoyundaki endişe yaygın görünüyor. 2025 Eurobarometer’a göre, Avrupalıların %90’ından fazlası çocukları çevrimiçi ortamda korumak için acil önlem alınması gerektiğine inanırken, %93’ü sosyal medyanın çocukların ruh sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu düşünüyor.
Ancak Greenberg, yaş sınırlamalarının sosyal medya platformlarının “sorumluluktan kurtulmasına” olanak sağlayabileceği, çocukları denetimsiz bir alana itebileceği ve dijital okuryazarlıklarını azaltabileceği konusunda uyardı.
“Çocukların orada olmaması gerekiyorsa, şirketler neden hizmetlerini onlar için daha güvenli veya daha eğitici hale getirmek için yatırım yapsınlar?” diye soran yetkili, yasakların çocukları hayati önem taşıyan bilgi ve destek kaynaklarından da mahrum bırakma riski taşıdığını sözlerine ekledi.
UNICEF yetkilisi, sınıfta akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının yönetilmesinin özellikle etkili olabileceğini ve öğrencilerle bu konunun görüşülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Gerçek hayatta iletişim
Greenberg, çocukların sosyal medyaya erişiminin sınırlandırılmasının yüz yüze iletişim becerilerinin gelişimini teşvik edebileceğini söyledi.
Ancak, iletişimin artık çoğunlukla çevrimiçi ve dijital ortamlarda gerçekleştiğini vurgulayan yetkili, bu ortamlarda dijital güvenlik becerilerinin de geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Greenberg, “Sosyal medya yasağı, onların haklarını zedeleyebilir, ötekileştirilmiş çocukları izole edebilir ve çocukların seslerini susturabilir” dedi.
UNICEF’in, çocukların en iyi yapması gereken şeye odaklanarak, yani öğrenmelerini, oynamalarını ve büyümelerini sağlayarak, çocuklara yardımcı olmayı amaçlayan önlemleri memnuniyetle karşıladığının altını çizdi.
Aynı zamanda, yasakları içeren politikaların istenmeyen olumsuz etkilerden kaçınmak için dikkatlice tasarlanması ve çocuklarla istişare edilerek geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Diğer devletler Avustralya’yı takip ediyor
Daha sıkı kurallar getirilmesi yönündeki baskı son aylarda hız kazandı. Kasım ayı sonunda Avrupa Parlamentosu, ebeveyn izniyle erişime izin vermek şartıyla, 16 yaşın altındaki çocuklar için sosyal medya kullanımını yasaklamayı önerdi.
Milletvekilleri, çevrimiçi ortamda küçüklerin karşı karşıya kaldığı fiziksel ve ruhsal sağlık riskleri konusunda duydukları “derin endişeyi” gerekçe göstererek, yaş sınırlamalarına ilişkin bir kararı büyük çoğunlukla kabul etti.
Bu öneri, Avustralya’nın 16 yaş altı çocukları siber zorbalıktan, zararlı içeriklerden, cinsel istismardan ve yırtıcı davranışlardan korumak amacıyla getirdiği, dünyada bir ilk olan sosyal medya yasağının ardından geldi.
Norveç, Danimarka, İrlanda, İspanya ve Fransa da dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesi daha sıkı düzenlemeler getirmeyi düşünüyor veya bu yönde adımlar atıyor.
Greenberg, UNICEF’in hükümetlerin çocukların çevrimiçi güvenliğini ciddiye alma kararlılığını desteklediğinin altını çizdi.
UNICEF yetkilisi, “UNICEF, yeni düzenlemeler düşünen tüm ülkeleri, yaş sınırlama önlemlerini platformlara yönelik güçlü yükümlülüklerle, gizlilik ve katılım için sağlam güvencelerle ve farklı çocuk grupları üzerindeki gerçek dünya etkilerinin yakından izlenmesiyle birleştirmeye teşvik ediyor” dedi.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *