ABD, her yıl eylül ayında, dünyaya yol verdiği iddiasıyla düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda dünyanın 193 devletinin temsilcilerini ağırlıyor. İsrail’e tepki gösteren ülkeler de ABD’ye giderek BM’de konuşmalarını yapıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün gece TSİ 20.30’da New York’a ulaştı. Erdoğan’ın 15. kez burada konuşması beklenirken, Suriye cumhurbaşkanı Şara’nın da bu yıl ilk konuşması dinlenecek.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, uluslararası ilişkilerin zorlu bir döneminde 9 Eylül Salı günü 80’inci oturumunu başladı. Genel Kurul’un 22-30 Eylül tarihleri arasındaki üst düzey oturumlarına ise devlet ve hükümet başkanları katılacak.
BM’nin ve dolayısıyla küresel diplomasinin en önemli müzakere organı olan Genel Kurul’da bu yıl bir ilk yaşanacak. Suriye’nin geçici CumhurbaşkanıAhmed Şara, eski Devlet Başkanı Nureddin Atassi’den bu yana BM’de konuşacak ilk Suriye Başkanı olacak.
Bu yılki oturuma “her devlet, bir oy” ilkesine dayalı eşit temsille BM’ye üye 193 ülkenin delegasyonları katılıyor. Güvenlik Konseyi gibi diğer BM organlarının aksine, burada tüm üyeler karar tasarıları üzerinde oy kullanırken aynı güce sahip.
Bu yönüyle Genel Kurul, tüm üye devletlerin temsil edildiği tek küresel forum niteliği taşıyor.
Genel Kurul’da hangi konular ele alınıyor?
DW Türkçe’nin aktardığına göre, her Genel Kurul’da ekonomik, sosyal, güvenlik ve çevre politikalarına ilişkin konuları kapsayan geniş bir gündem ele alınıyor. Bu kapsamlı tartışmaların yanı sıra iklim ve küresel ekonomi konulu zirveler ile 2015’te BM tarafından yoksulluğu sona erdirme ve gezegeni koruma çağrısı olarak kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne yönelik ilerleme değerlendirmeleri de yapılıyor.
Bu yıl ayrıca yapay zeka yönetişimi konusunda yeni bir istişare platformu da başlatıldı.
Genel Kurul’un temel amacı tüm üye devletleri ortak bir zeminde buluşturmak olsa da toplantılar her zaman güncel küresel gelişmelerin gölgesinde gerçekleşiyor. Bu yıl öne çıkanlar arasında Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş veİsrail’in Gazze’deki saldırıları bulunuyor.
Geçtiğimiz yıllardaki oturumlar ise dünyanın bazı bölgelerinde demokrasilerin gerilemesinin gölgesinde yapılmıştı.
Konuyla ilgili Berlin Özgür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Diana Panke, DW’ye yaptığı açıklamada “Birçok ülkede demokrasiden genel bir geri adım söz konusu. Bu da Genel Kurul’un dinamiğini zor ve karmaşık hâle getiriyor” dedi.
Çin’in Kuşak ve Yol girişimiyle destekçi ülkelerinin sayısını artırması ve mevcut Trump yönetiminde ABD’nin uluslararası kurumlara karşı giderek içine kapanan tutumu da önümüzdeki görüşmelerin seyrini ve alınacak kararların nihai dilini etkileyebilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
Genel Kurul’u kim yönetiyor?
Her yıl BM Genel Kurulu başkanlığı, beş coğrafi gruptan biri arasından seçilen yeni bir isme geçer. Başkan, görüşmeleri açıp kapatmak, tartışmaları yürütmek ve konuşma sürelerini düzenlemekle sorumludur.
Bu yıl oturumları Haziran ayında başkan olarak seçilen Almanya’nın eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock yönetecek.
Genel Kurul’un en önemli etkinliklerinden biri, 193 üyenin tamamına konuşma fırsatı sunan Genel Tartışma’dır. Bu yıl 80’inci oturumun teması “Birlikte Daha İyi: Barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve ötesi” olarak belirlendi.
Genel Görüşme, 23 Eylül Salı günü başlayıp 29 Eylül Pazartesi günü sona erecek.
Kararlar bağlayıcı değilse Genel Kurul’un önemi ne?
BM Genel Kurulu’nda kabul edilen kararların hiçbiri bağlayıcı değildir; yani devletler tüm kararları destekleyip imzalasa bile bunları uygulamak zorunda değildir. Bu durum, son yıllarda Genel Kurul’un etkinliğinin sorgulanmasına yol açmıştır.
Ancak Panke, bu bağlayıcı olmayan yapının değerine dikkat çekiyor. Ona göre bu, ülkelerin gündem maddeleri karşısındaki tutumlarını açıkça ifade etmelerini ve daha sonra yasal olarak bağlayıcı anlaşmaların temellerini atmalarını sağlar.
“Genel Kurul süreci bir kıvılcım yakabilir; ardından Taraflar Konferansı toplanır ve uluslararası, hukuken bağlayıcı bir antlaşma kabul edilebilir. Bu iki aşama birbirini dışlamaz” diyor Panke.
Panke ayrıca Genel Kurul kararlarının bağlayıcı olmasa da normatif bir güce sahip olduğunu vurguluyor:
“Bu kararlar, kamuoyunun devletleri sorumlu tutmasına imkân veren uygunluk standartları belirler.”
BM Genel Kurulu’nun dikkat çeken yönlerinden biri, aldığı kararların bağlayıcı olmaması. Yani bir üye ülke Genel Kurul’da kabul edilen tüm kararları destekleyebilir, ancak benimsenen kararları uygulamak zorunda değildir. Bu durum, son yıllarda Genel Kurul’un etkinliğine yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.
Buna rağmen Berlin Özgür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Diana Panke, kararların bağlayıcı olmamasının önemli bir işlevi olduğuna dikkat çekiyor. Panke, bu yapının ülkelerin Genel Kurul gündemindeki konulara ilişkin tutumlarını açıkça ortaya koymalarına olanak tanıdığını ve daha güçlü, hukuken bağlayıcı anlaşmaların zemininin hazırlanmasına katkı sağladığını vurguluyor.
Panke, “Genel Kurul sürecinde bu adım atılabilir, ardından Taraflar Konferansı toplanarak uluslararası, hukuken bağlayıcı bir antlaşma kabul edebilir. Biri diğerini mutlaka dışlamaz” diyor ve ayrıca, bağlayıcılığı olmasa da Genel Kurul kararlarının norm belirleyici bir güce sahip olduğunu belirtiyor:
“Bu kararlar, kamuoyunun devletleri sorumlu tutabileceği uygunluk standartlarını ortaya koyar.”
Erdoğan ve bakanlar ABD’ye vardı
TSİ 20.30’da New York’a ulaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Emine Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım da ABD’ye geldi.
BM 80. Genel Kurulu’na 15’inci kez hitap edecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ana gündem maddesi ise İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım, Filistin’in devlet olarak tanınması ve uluslararası alanda İsrail’e karşı atılacak adımlar olacak.
Zirve kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla da görüşmeler gerçekleştirecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Eylül’de Filistin Konferansı’nda, 24 Eylül’de ise BM İklim Zirvesi’nde birer konuşma yapacak.
Suriye Cumhurbaşkanı da ABD’ye gidiyor
ABD ziyareti öncesi ABD merkezli televizyon kanalı CBS’e röportaj veren Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’de asil işler gerçekleştirdiklerini, İran milislerini ve Hizbullah’ı bölgeden kovduklarını söyledi. Şara geçtiğimiz günlerde İsrail’le görüşmeler yürüttüklerini duyurmuştu. Şara’nın ABD’deki görüşmelerinde Suriye-İsrail ilişkilerinin ele alınması bekleniyor.
Şara, 1967 yılında görev yapan eski Cumhurbaşkanı Nureddin el-Atasi’den bu yana BM’de konuşacak ilk Suriye Cumhurbaşkanı olacak.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *