Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşu kutlandı!

Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşu kutlandı!

“Can Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünü en kalbi duygularımla tebrik ediyorum” ifadesini kullanan Erdoğan, Kafkas İslam Ordusu Komutanını yad etti.

Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“Can Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünü en kalbi duygularımla tebrik ediyorum. Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Killigil Paşa’yı ve tüm kahramanlarımızı rahmetle yad ediyor, kardeş Azerbaycan halkına selam ve sevgilerimi iletiyorum.”

Ayrıca Milli Savunma Bakanlığı sosyal medya hesabından, Türkiye ve Azerbaycan silahlı kuvvetler mensuplarının yer aldığı bir klip yayınladı. Rap tarzı müziğin yer aldığı klibin paylaşımında, “Bizler özbeöz kardeş; iki devlet, tek milletiz. Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşunu kutladığımız bu özel günde, Ermenistan’ın saldırgan ve provokatif eylemlerine güçlü şekilde karşı duran Kahraman Azerbaycan Ordusunu ve asil Azerbaycan Türkü kardeşlerimizi selamlıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Bakü’yü Kafkas İslam Ordusu kurtardı

28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, ilk resmi anlaşmasını Osmanlı Devleti ile imzaladı. Gürcistan’ın Batum şehrinde 4 Haziran 1918’de gerçekleşen bu anlaşma, iki ülke arasında siyasi, hukuki, ticari ve askeri alanlarda dostane ilişkilerin temelini oluşturuyordu.

Anlaşmanın 4. maddesi uyarınca Azerbaycan, İngiliz birlikleri ile Ermeni ve Bolşevik çetelerin tehdidine karşı Osmanlı’dan yardım istedi. Talep olumlu karşılandı ve Harbiye Nazırı Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa’yı Azerbaycan’a destek göndermekle görevlendirdi.

Nuri Paşa, Filistin Cephesi’nden getirilen 106. ve 107. Piyade Alayları ile 56. Topçu Alayı’nı da yanına alarak “Kafkas İslam Ordusu”nu kurdu ve Azerbaycan’a doğru yola çıktı. Azerbaycan kolordusundan yapılan 1000 kişilik takviyeyle ordunun toplam gücü 12 bine ulaştı.

Kafkas İslam Ordusu, güzergahındaki Göyçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir’i düşman güçlerinden temizledikten sonra 15 Eylül 1918’de 30 saat süren yoğun çatışmaların ardından Bakü’yü düşman işgalinden kurtardı.

Bakülüler, Osmanlı askerlerini büyük coşkuyla karşıladı ve kentte görkemli geçit töreni düzenlendi.

Ancak Osmanlı’nın Bakü’deki varlığı kısa sürdü. Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrılan Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi gereği savaş öncesi sınırlarına çekilmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Kafkas İslam Ordusu 16 Kasım’da Bakü’den ayrıldı.

Ordunun Azerbaycan’da yalnızca iki ay kalmasına rağmen, ülkenin toprak bütünlüğünün sağlanmasında ve Bakü’nün başkent olarak pekişmesinde kritik bir rol oynadığı kaydediliyor.

Bakü’nün kurtuluşu uğrunda verilen mücadelede Kafkas İslam Ordusu 1130 şehit verdi. Azerbaycan’ın Bakü, Şeki, Şamahı, Göyçay, Kürdemir, Neftçala, Hacıkabul ve Guba bölgelerinde Kafkas İslam Ordusu şehitlerinin kabirleri bulunuyor ve bu kahramanlık hala minnetle anılıyor.

Nuri Paşa kimdir?

Ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla henüz 28 yaşındayken, 12 bin kişilik ordunun başına geçen ve kısa zamanda başta Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerini düşman işgalinden kurtaran Nuri Paşa (Killigil) tüm Azerbaycanlıların gönlünde taht kurdu.

1890’da Manastır’da doğan Nuri Bey, ilkokul ve lise eğitimini burada tamamladıktan sonra, 1909’da Manastır Harbiyesinden üsteğmen olarak mezun oldu. Balkanlar’da çeşitli bölgelerde görev yapan Nuri Bey, 1911’de Trablusgarp Savaşı’na katıldı.

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının ardından Nuri Bey’e padişah yaverliği rütbesi verildi. Nuri Bey, 1917’ye kadar Trablusgarp ve Bingazi’de görev yaptı, İngiliz, İtalyan ve Fransız kuvvetlerine karşı birçok savaşa girdi.

Enver Paşa, Azerbaycan ve Dağıstan’ın Osmanlı’dan yardım talep etmesi üzerine kurdurduğu Kafkas İslam Ordusunun kumandanlığına kardeşi Nuri Paşa’yı getirdi.

Gence’ye 25 Mayıs 1918’de ulaşan Kafkas İslam Ordusundaki asker sayısı, Azerbaycan kolordusundan yapılan bin kişilik takviyeyle 12 bine ulaştı. Güzergahındaki Göyçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir’i de Bolşevik birlikleri ve Ermeni çetelerinden temizleyen Kafkas İslam Ordusu, 15 Eylül 1918’de Bakü’yü kurtardı. Kafkas İslam Ordusu, Bakü’nün kurtuluşu için bin 130 şehit verdi.

Nuri Paşa, Azerbaycan’da gittiği her yerde saygı ve hürmetle karşılandı. Azerbaycanlılar, kurtarıcıları olan ordunun kumandanını evlerinde misafir etmek için birbirleriyle yarıştı.

Bakü’de büyük coşku ile karşılanan Nuri Paşa, Tezepir Camisi’nde minbere çıkarak halka hitap etti. Söz konusu minber, “Nuri Paşa minberi” diye anılıyor ve camide korunuyor. Paşanın Gence’de konakladığı ev de müze olarak faaliyet gösteriyor.

Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra Kafkas İslam Ordusu Bakü’yü terk etmek zorunda kalırken, Nuri Paşa İngilizler tarafından Batum’da tutuklandı. Nuri Paşa, 8 Ağustos 1919’da yargılanmak üzere götürülürken Kafkasyalıların yardımıyla hapisten kaçmayı başardı.

Kurtardığı Bakü’nün daha sonra Bolşevikler tarafından işgal edilmesi Paşa’yı çok üzdü. Azerbaycanlı Cabbar Ertürk, 1956’da kaleme aldığı “Anayurtta Unutulan Türklük” isimli kitabında Nuri Paşa’nın şu ifadesine yer verdi:

“Ağabeyimin (Enver Paşa) şehit olması kalbimi ne kadar sızlattıysa, Azerbaycan’ın istilası kalbimi ondan daha çok sızlattı. Ağabeyim bir faniydi. Fakat Azerbaycan’daki Türklük ebedidir. Keşke hayatımı kaybetseydim de Azerbaycan Türklüğün dışında kalmasaydı.”

Nuri Paşa, Filistin halkını destekledi

1921’de Berlin’e giden Nuri Paşa, burada çiniciliği öğrenerek 1924’te İstanbul’a döndü ve Kütahya Çinicilik Anonim Şirketini kurdu. Askerlik hayatı kahramanlıkla geçen Nuri Paşa, bir süre sonra fabrikasını devrederek savaş sanayisine yöneldi.

Sütlüce’de bulunan bir fabrikayı satın alarak ordu için silah ve cephane üreten Nuri Paşa, “Nuri tabancası” adını verdiği Türkiye’nin ilk 9 milimetrelik silahının seri imalatını gerçekleştirdi.

Nuri Paşa, Arap-İsrail Savaşı’nda Arap ordularını ve Filistin halkını destekledi. İsrail’in kuruluşundan sonra da Arap direnişçiler için silah ve cephane üreten Nuri Paşa, Sütlüce’deki fabrikasında 2 Mart 1949’da meydana gelen büyük patlamada can verdi.

Patlama, kimileri tarafından kaza, kimileri tarafındansa İsrail istihbaratı tarafından organize edilen suikast olarak değerlendirildi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *