Britanya siyasetinde ‘sembolik’ dönüşüm

Britanya siyasetinde ‘sembolik’ dönüşüm

İskoçya’da “İlk Bakan” (First Minister) seçildikten sonra yayımladığı ilk fotoğrafı, ‘namaz kılarken çekilmiş’ fotoğrafı olan Hamza Yusuf, batı dünyasında bir değişime mi işaret ediyor? Bir ‘müslüman’ın başbakan olarak tercih edildiği izlenimi verilirken, Avrupa bölgesinde bugüne kadar ‘müslüman kökenli’ milletvekillerinin namaz oruç gibi herhangi bir dindarlık işareti vermekten özenle kaçındıkları biliniyor.

İskoçya’nın ilk ‘müslüman’ profilli İlk Bakan’ını AA için yorumlayan Prof. Dr. Şener Aktürk “Hamza Yusuf’un seçimini istisnai kılan unsur, 2011 sayımına göre nüfusun yüzde 1,45’inin Müslüman olduğu İskoçya’da hükümetin başına bir Müslüman’ın seçilmesidir.” ifadesini kullanıyor.

Aktürk ayrıca, “dünyanın en uzun soluklu demokrasisi sayılan Britanya’da 300 küsur yıldır sadece Protestan mezhebinden Hristiyan kökenli başbakanlar olduğu halde, bu mezhep tekeli ancak 2022 sonlarında Hindu Rishi Sunak’ın Başbakanlığa getirilmesiyle kırıldı. İskoçya’nın başına Yusuf’un getirilmesi de Britanya siyasetindeki sembolik bir dönüşümün bir başka tezahürü olarak görülebilir.” tespitinde bulunuyor.

Aktürk’ün değerlendirmesi şöyle:

Hamza Yusuf ve Müslümanların Avrupa’da temsili

Hamza Yusuf’un 27 Mart 2023’te İskoç Ulusal Partisi’nin liderliğine ve sonrasında beklendiği üzere İskoç Parlamentosunun onayıyla 29 Mart 2023’te İskoçya’nın Başbakanlığına seçilmesi, uluslararası medyada ve Türkiye’de de “Batı dünyasında seçilen ilk Müslüman hükümet lideri” olarak büyük yankı uyandırdı. Yusuf, Britanya İmparatorluğu’nun yönetimindeki farklı sömürgelerinden İskoçya’ya göç etmiş bir anne babanın İskoçya’da doğup büyümüş oğlu. 26 Avrupa ülkesinde Müslüman azınlığın siyasi temsil seviyelerini tespit ve analiz ettiğimiz bir makalemizden [1] ve 12 Avrupa ülkesinde dindar muhafazakar Müslümanlara yönelik siyasi mühendislik ve dışlama politikalarına odaklanan bir raporumuzdan [2] yola çıkarak Hamza Yusuf’un seçilmesinin Britanya, Avrupa ve dünya çapında ne anlama geldiğini ve gelmediğini açıklamak mümkün.

Avrupa çapında Müslümanların siyasi temsili

Birincisi, Britanya ve onun özerk bir bölgesi olan İskoçya’ya özgü bu olumlu gelişmeyi, Avrupa çapında Müslümanların siyasi temsiline genellemek doğru değildir. Britanya dahil ortalama bir Batı Avrupa ülkesinde Müslüman azınlıklar nüfuslarına oranla oldukça düşük bir siyasi temsile sahiptir. Britanya nüfusunun yüzde 4,7’si Müslüman olduğu halde Avam Kamarası’ndaki Müslüman milletvekili oranı 2007 ile 2018 arasındaki 3 seçim döneminde ortalama yüzde 1,9’da kalmış; Müslüman azınlık nüfusuna oranla olması gerekenin ancak beşte ikisi kadar temsil edilmiş; yaklaşık 30 Müslüman milletvekili olması gerekirken ortalama 12 milletvekilinde kalarak 18 milletvekili eksik temsil edilmiştir [1]. Bu oran bir diğer büyük Avrupa ülkesi Almanya’daki Müslüman azınlığın (yüzde 4,9) siyasi temsil oranıyla (yüzde 2) neredeyse aynı olup, Almanya’da da olması gerekenin beşte ikisi kadar Müslüman milletvekili seçilerek 18 milletvekili eksik kalmıştır. Batı Avrupa’nın en büyük Müslüman azınlığına (yüzde 7,5) sahip Fransa’da ise Müslümanlar nüfuslarının onda biri kadar temsil edilmiş ve yaklaşık 42 Müslüman milletvekili olması gerekirken ortalamada 4 Müslüman kökenli milletvekili Fransız Parlamentosuna seçilebilmiştir [1]. Müslüman nüfusun yüzde 4’ün üzerinde olduğu diğer ülkelerden Avusturya ve Danimarka, temsil eksikliğinde Almanya ve Britanya’ya yakınken, Müslüman azınlık nüfusunun ancak onda birinin temsil edildiği İsviçre temsil eksiği açısından Fransa’ya yakındır [1]. Hamza Yusuf’un seçimini istisnai kılan bir unsur, 2011 sayımına göre nüfusun yüzde 1,45’inin Müslüman olduğu İskoçya’da hükümetin başına bir Müslüman’ın seçilmesidir. Biz de araştırmamıza sadece Müslüman azınlığın en azından bir milletvekiline karşılık gelecek kadar nüfusu olan ülkeleri dahil ettik.

Hamza Yusuf’un Müslüman kimliği

İkincisi, Hamza Yusuf’un seçimini Avrupa ölçeğinde istisnai ve çarpıcı kılan belki de en önemli unsur seçimin akabinde kendisinin paylaştığı fotoğrafında görüldüğü üzere ailesine imamlık yaparak namaz kıldıran dindar bir Müslüman kimliğini sahiplenmesidir. Hem 26 Avrupa ülkesinde 635 Müslüman kökenli milletvekilini incelediğimiz araştırmamızda hem de daha özel olarak 12 Batı Avrupa ülkesindeki Müslüman kökenli milletvekillerine odaklandığım raporumda vurguladığım üzere, Britanya haricinde Avrupa ülkelerindeki Müslüman kökenli milletvekillerinin neredeyse hiçbiri kamusal alanda dindar Müslüman olduklarını düşündürecek bir ibadet veya faaliyette bulunmamaktadır [2]. Britanya dışındaki tüm Batı Avrupa ülkelerinde toplam sayısı 100’ün üzerinde olan Müslüman kökenli milletvekilleri arasında cuma namazı dahil herhangi bir ortamda namaz kıldığına rastlanan, oruç tuttuğunu ifade eden veya görünür dindarlık emaresi olarak yorumlanabilecek bir pratiği olan sadece üç milletvekili bulabildim: Belçika’da seçim kampanyaları sırasında camileri ziyaret ettiği gözlenen iki Türk milletvekili ve yine Belçika’da Brüksel Eyalet Parlamentosunun başörtülü milletvekili Mahinur Özdemir. Buna mukabil, İngiltere’nin başkenti Londra’nın belediye başkanı Sadık Khan Ramazan orucunun kendisi üzerindeki etkilerinden röportajlarında bahsetmiş, alkollü içki içmediği halde barlarda da seçim kampanyası yürütmesi haber olmuştu. Oysa 2017 genel seçimlerinde 18 Müslüman kökenli milletvekilinin seçildiği Almanya dahil herhangi bir başka Batı Avrupa ülkesinde bir Müslüman adayın oruç tuttuğunu veya namaz kıldığını söylemesi bile siyasi kariyerinin bitmesine yol açabilir. Dolayısıyla Hamza Yusuf’un seçimini, Batı Avrupa ülkeleri arasında İslami dini pratiklerin hor görülmediği istisnai bir örnek olan Britanya’nın çatısı altında gerçekleşebilmiş bir ilk olarak değerlendirmek gerekir.

Britanya siyasetinde sembolik dönüşüm

Üçüncüsü, dünyanın en uzun soluklu demokrasisi sayılan Britanya’da 300 küsur yıldır sadece Protestan mezhebinden Hristiyan kökenli başbakanlar olduğu halde, bu mezhep tekeli ancak 2022 sonlarında Hindu Rishi Sunak’ın Başbakanlığa getirilmesiyle kırıldı. İskoçya’nın başına Yusuf’un getirilmesi de Britanya siyasetindeki sembolik bir dönüşümün bir başka tezahürü olarak görülebilir. Her iki örnekte de seçilenin halk oyuyla seçilmediğini, delegeler tarafından iktidardaki partinin başına seçildiği için dolaylı olarak hükümetin başına geçtiğini vurgulamakta fayda var. Önümüzdeki yıllarda Britanya ve İskoçya halkı sandığa gittiğinde gerçekten Rishi Sunak veya Hamza Yusuf’un genel seçimleri kazanıp kazanamayacağını zaman gösterecek. Bu açıdan bakıldığında parti delegeleri tarafından seçilen Sunak ve Yusuf’un aksine doğrudan halk oyuyla 2016’da Londra Belediye Başkanı seçilen Müslüman Sadık Khan daha büyük bir başarıya imza atmış sayılabilir. Kökenleri Britanya’nın en büyük sömürgesi Hint alt kıtasına uzananlar sadece Britanya Başbakanı Rishi Sunak ve İskoçya Başbakanı Hamza Yusuf’tan ibaret değil. Siyaseti, tarihi ve toplumu İngiltere ve İskoçya’yla iç içe geçen komşu İrlanda’nın Cumhurbaşkanı Leo Varadkar’ın da babası Hindu ve kendisi de ülkesinin ilk eşcinsel cumhurbaşkanı olarak biliniyor. Fakat kendisi, Hinduizm yerine İrlanda milli kimliğinin vazgeçilmez unsuru olarak görülen Katolik Hristiyan kimliğini sahipleniyor. Dolayısıyla bugün itibarıyla Britanya adalarının üç büyük ülkesinin başında da kökenleri İngiliz sömürge imparatorluğunun göz bebeği Hindistan’a uzanan liderler yer alıyor.

Resmi ve sembolik anlamda Britanya’nın devlet başkanı ise 3 asırdan eskiye dayanan kurucu kanunu gereği Protestan mezhebinden olması mecburi hükümdar, güncel durumda Kral 3. Charles. İngiltere, 1688 devriminden 1829’da Katoliklere seçilme hakkını veren reforma kadarki 141 yıl boyunca sadece Protestan mezhebinden olanların milletvekili seçilebildiği, hatta orduda subay ve Oxford Üniversitesinde öğretim üyesi olabilmek için de Protestan mezhebine mensubiyetin şart koşulduğu bir ülke. 1829’da ilk Katolik milletvekili Daniel O’Connell seçilmiş. Lionel Rothschild ise 3 defa seçildiği halde ancak 1858’de İncil yerine Tevrat’a el basarak yemin etmesine izin verildiğinde ilk Yahudi milletvekili olarak seçilebiliyor. Bir başka deyişle 1688 devriminden sonra en büyük azınlık mezhebinden ilk milletvekilinin seçilmesine izin verilmesi 141 yıl, Hristiyanlık dışı bir dinden ilk milletvekiline izin verilmesi ise 170 yıl sürmüş. Son olarak, yukarıda da belirttiğim üzere 2022 sonunda Rishi Sunak’ın iktidar partisindeki yönetim değişikliği sebebiyle Başbakanlığa getirilmesine kadar, bu makamın ihdas edildiği 1721 yılından itibaren 301 yıl boyunca tüm Başbakanların Protestan veya Protestan kökenli ateist oldukları bir ülke İngiltere [3]. Benjamin Disraeli veya Boris Johnson gibi farklı din veya mezhepten gelenler de genç yaşta mezhep değiştirerek devletin resmi kilisesi olan Anglikan Protestan kilisesine intisap etmiş.

Avrupa genelinde Müslüman kökenli siyasi temsilcilerin sol-liberal tercihleri

Dördüncüsü, Hamza Yusuf dahil Avrupa genelinde Müslüman kökenli siyasi temsilcilerin büyük çoğunluğunun ülke siyaseti ortalamasının dahi solunda yer aldığını vurgulamak gerekir. Yusuf’un İskoç Ulusal Partisi liderliği için seçim yarışında en yakın rakibi Kate Forbes’in aksine, eşcinsel evliliği yönünde oy kullandığı ve bu konuda Forbes dahil Ash Regan gibi diğer lider adaylarından ayrıştığı İngilizce medyada çokça yer alan bir gerçek. Fakat bu tutum Yusuf’a özgü olmayıp, Avrupa’daki Müslüman siyasetçiler arasındaki genel temayüldür. Örneğin 2017’de Almanya Parlamentosundaki eşcinsel evlilik oylamasında da Hristiyan Demokrat Şansölye Angela Merkel dahil iktidar partisinin önemli bir kısmı aleyhte oy kullandığı halde, bu konuda fikrini beyan eden farklı partilere mensup tüm Müslüman milletvekilleri lehte oy kullanmış ve yasa kabul edilmişti [2]. Avrupa’daki Müslüman azınlık seçmenlerin dini muhafazakarlığı ile siyasi temsilcilerinin sol-liberal tercihleri arasındaki çarpıcı farkın çok benzerini Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) nispeten dindar muhafazakar Afrikalı Amerikalı seçmenlerle sol-liberal (Demokrat Partili) siyasi temsilcileri arasında da gözlemliyoruz [2].

Batılı ülkelerin dini azınlıkların temsili noktasında diğer dünya ülkeleriyle kıyaslanması

Beşincisi, Batı Avrupa için bir ilk olmakla beraber dini azınlıkların yüksek düzeyde siyasi temsilinin Batı dışı toplumlarda çok sayıda benzer örneği geçmişten günümüze mevcuttur. 300 yıl boyunca tüm Başbakanları Protestan veya Protestan kökenli ateist olan Britanya’nın aksine, eski sömürgesi Pakistan’ın Kurucu Devlet Başkanı Muhammet Ali Cinnah çok küçük bir dini azınlık olan İsmaili mezhebindendi ve hayatının ilerleyen döneminde yine azınlıkta olan ana akım Şiiliğe intisap etti. Hindistan’ın en az iki Müslüman Cumhurbaşkanı oldu. Tüm bu karşılaştırmalar bağlamında, Hamza Yusuf’un seçiminin tarihi önemini yadsımamakla birlikte, İskoçya’nın bağımsız bir devlet değil Britanya içinde bölgesel bir yönetim olduğunu (İspanya’daki Katalonya gibi) ve hatta bu sebeple Yusuf’un makamının İngilizce “Başbakan” (Prime Minister) değil, yine benzer statüdeki Galler ve Kuzey İrlanda bölgesel hükümetlerinde olduğu gibi “İlk Bakan” (First Minister) olarak anıldığını da hatırlatmakta fayda var.

Batılı ülkelerdeki az sayıda Müslüman hakim hala haber değeri taşıdığı halde, Mısır’ın mevcut Anayasa Mahkemesi Başkanı bir Hristiyan ve geçtiğimiz yüzyılda Mısır’ın en az iki Hristiyan Başbakanı oldu. Uzun süre Irak Dışişleri Bakanı (1983-1991) olmasının yanı sıra pek çok üst düzey siyasi görev üstlenen Tarık Aziz de Hristiyan’dı. Oysa Batı’da, üstelik Mısır veya Irak ölçeğindeki bir devlette, Müslüman Anayasa Mahkemesi Başkanı veya Dışişleri Bakanı görülmemiştir. 141 yıl boyunca Protestan mezhebine mensubiyetin milletvekilliği için ön şart sayıldığı İngiltere’nin aksine Osmanlı’da Meclis-i Mebusan’a seçilmek için mezhep veya din şartı koşulmamış, Avrupa parlamentolarında bugün dahi görülmeyen bir dini çeşitlilik İstanbul’da Meclis-i Mebusan’da temsil edilmiştir. Türkiye siyasi tarihinde de seçilmeye yeterli büyüklükte bir nüfusa sahip azınlık din (Ermeni, Musevi, Rum, Süryani) ve mezheplerinden (Alevi, Caferi, Nusayri ve benzeri) milletvekilleri ve belediye başkanları dahil siyasi temsilciler seçilmiştir. Bununla birlikte benimsenen Fransız tipi laiklik anlayışı ve onun uzantısı siyasi kültür nedeniyle sadece azınlık değil Sünni Müslüman çoğunluktan siyasi temsilciler dahil dini inançlarını ifade etmekten ve kamuya açık ibadetten kaçındıkları için milletvekillerinin din-mezhep veya inanç tercihleri çoğunlukla ulusal kamuoyu tarafından bilinmemiştir. Sonuç olarak, azınlık din ve mezheplerinin siyasette temsili konusu Batı Avrupa’nın Batı dışı dünyaya karşı üstünlük iddia edebileceği bir konu değildir. Bununla birlikte Müslüman kimliğini sahiplenen bir siyasetçi olarak Hamza Yusuf’un İskoçya hükümetinin başına gelişini, özellikle Avrupa genelinde olumlu bir örnek olması ümidiyle temkinli bir iyimserlikle karşılamak mümkündür.

[1] Şener Aktürk ve Yury Katliarou, “Institutionalization of Ethnocultural Diversity and the Representation of European Muslims”, Perspectives on Politics 19, no.2 (2021): 388-405. https://www.cambridge.org/core/journals/perspectives-on-politics/article/institutionalization-of-ethnocultural-diversity-and-the-representation-of-european-muslims/597238E3A2AC714151F431FD23879EED#article

[2] Şener Aktürk, Siyasal Mühendislik ve Avrupa’da Dindar Muhafazakar Müslümanların Dışlanması, SETA, 2018. https://setav.org/assets/uploads/2018/10/122.Siyasi-Mu%CC%88hendislik-tamrapor.pdf

[3] Şener Aktürk, “Comparative Politics of Exclusion in Europe and the Americas”, Comparative Politics 52, no.4 (2020): 695-719. https://www.jstor.org/stable/pdf/26976032.pdf

[Prof. Dr. Şener Aktürk, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi]

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *