İşgalcinin nüfusu 10 milyona dayandı

İşgalcinin  nüfusu 10 milyona dayandı

İşgal rejimi İsrail’de 2022 verilerine göre, 9 milyon 656 bin kişi olarak tahmin edilen nüfusun 7 milyon 106 binini (yüzde 73,6) yahudiler, 2 milyon 37 binini ise (yüzde 21.1) Araplar oluşturuyor.

Siyonist işgalci İsrail’in nüfusu, 2022 sonu itibariyle 9 milyon 656 bin kişi olarak kaydedildi. İsrail Merkezi İstatistik Bürosu, ülkenin 2022’deki demografik ve sosyal dağılımına ilişkin verileri yayınladı.

Buna göre, 9 milyon 656 bin kişi olarak tahmin edilen nüfusun 7 milyon 106 binini (yüzde 73,6) Yahudiler, 2 milyon 37 binini (yüzde 21.1) Araplar, 513 binini ise Arap olmayan Hristiyanlar ile başka dini azınlıkların bulunduğu “diğer” kategorisi oluşturdu.

2022’de yaklaşık 178 bin bebek doğumu gerçekleşirken, bunların yüzde 74,8’i yahudi anneden, yüzde 23,8’i ise Arap anneden doğdu.

2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından, dünyanın farklı ülkelerinden işgal topraklarına göç eden yahudilerin sayısında rekor rakama ulaşıldı. Yıl boyunca yaklaşık 73 bin yahudinin buraya göç ettiği, bu rakamın son 23 yılın en yükseği olduğu belirtildi. 2021’de bu rakam, 2022 kıyasla yaklaşık üçte biri oranında, 25 bin olarak kaydedilmişti.

Rusya-Ukrayna savaşının doğrudan etkisi sonucu, 2022’de en fazla göç, yüzde 58,1 ile Rusya’dan, ardından yüzde 21,3 ile de Ukrayna’dan gerçekleşti.

İşgalci İsrail’in sözde “Geri Dönüş” yasası uyarınca bu ülkeye göç etmek için başvuran yahudiler, “diaspora yahudilerinin İsrail’e göçü” anlamına gelen “Aliya” yaparak siyonist İsrail vatandaşlığı elde edebiliyor.​​​​​​​

Kudüs’te yaşanan İsrail zulmü artarak devam ediyor

Kudüs’teki İslami Vakıflar İdaresi, 2022 yılında 48 binden fazla fanatik yahudi yerleşimcinin Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlediğini duyurdu.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi Başkanı Azzam el-Hatib, yahudi yerleşimcilerin 2022’deki Mescid-i Aksa baskınlarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlaller açısından 2022’nin en belirgin ve sayı bakımından en yüksek yıl olduğunu, saldırıların yoğunluğu ve hızının arttığını belirten Hatib, bu yıl içinde Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyen fanatik yahudi yerleşimci sayısının 48 bin 238 olduğunu kaydetti.

İşgalci İsrail yönetiminin Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerine karşı uyarılarda bulunan Hatib, ihlallerin, Mescid-i Aksa’nın avlusunun askerîleştirilmesi ve kışlaya dönüştürülmesiyle sınırlı kalmadığını, fanatik yahudi grupların Müslümanları tahrik edici eylemlerde bulunduğunu vurguladı.

Hatib, yerleşimcilerin Aksa’da bu yıl boyunca gerçekleştirdiği kışkırtıcı eylemleri “Yahudi inancına göre dualar etme, Talmudik ayinler gerçekleştirme, ilahiler ve avlularda şarkı söyleme, dans etme ve Yahudi bayramlarında Mescid-i Aksa’nın avlularında İsrail bayraklarını dalgalandırma” olarak sıraladı.

İslami Vakıflar İdaresi Başkanı Hatib, dünyadaki yaklaşık iki milyar Müslümanın inancının bir parçası olan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyen yerleşimcilerin, buranın Müslümanlar için kutsiyetini hiç umursamadığını vurguladı.

Hatib ayrıca uzun zamandır dini, tarihi ve hukuki statükosunu değiştirmeye yönelik yapılan tüm girişimlere rağmen Mescid-i Aksa’nın, bölünmeyi veya ortaklığı kabul etmeyen, toprağın altıyla üstüyle 144 dönümlük alanın tamamıyla Müslümanlara ait kutsal bir mabet olduğunu ifade etti.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin egemenliği ihlal ediliyor

Mescid-i Aksa ve Kudüs’teki vakıflar; İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994’te imzalanan barış antlaşmasına göre, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor.

Daha önce Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin izni dahilinde Mescid-i Aksa’yı ziyaret eden yahudiler, 2003’ten bu yana Vakıflar İdaresinin egemenliğini ihlal eden işgalci İsrail’in tek taraflı kararı çerçevesinde polis eşliğinde Müslümanların kutsal mabedine giriyor.

Siyonist İsrail makamlarının bu tek taraflı kararını tanımayan Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğini ihlal edici bu tür girişleri “baskın” olarak nitelendiriyor.

İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi olma özelliğini taşıyor.

Yahudiler, içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu’s Sahra Camisi’nin yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun yer aldığı Mescid-i Aksa Külliyesi altında, sözde “Süleyman Mabedi” kalıntılarının bulunduğu iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor ve Mescid-i Aksa’da kendilerinin de ibadet etme hakları olduğunu savunuyor.

Netanyahu başbakanlığındaki yeni İsrail hükümeti Meclisten güvenoyu aldı

İşgalci İsrail’de Binyamin Netanyahu başbakanlığındaki yeni koalisyon hükümeti, Mecliste düzenlenen oturumda güvenoyu aldı. Siyonist İsrail meclisinde, Likud Partisi lideri Netanyahu öncülüğündeki işgalci rejimin 37’nci hükümeti için güven oylaması oturumu yapıldı.

Oturumdaki oylamada, Netanyahu’nun 120 sandalyelik Meclise sunduğu koalisyon hükümeti milletvekillerinin 63’ünün kabul oyunu alarak güvenoyuna sahip oldu. Oturumda 54 milletvekili ise ret oyu kullandı. Böylelikle İsrail’de şimdiye kadar en uzun süre başbakanlık görevi yapan Netanyahu, siyasi kariyerinde 6. kez başbakanlık koltuğuna oturdu.

Meclisteki oturumda Likud milletvekili Amir Ohana da Meclis Başkanlığına seçildi. Odaha, ülkenin ilk eşcinsel Meclis Başkanı oldu.

Tamamen sağ partilerden oluşan Netanyahu’nun kabinesi, 5’i kadın 30 bakandan oluşuyor.

Kabinenin dağılımı belli oldu

İsrail’de Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu’nun “ülke tarihinin en sağcı hükümeti” olarak nitelendirilen kabinesindeki isimler belli oldu.

İsrail’de 1 Kasım’daki seçimlerin ardından Likud Partisi 32, aşırı sağcı müttefikleri Dini Siyonizm, Yahudilik Gücü ve Noam’ın listesi 14, Ultra Ortodoks partiler; Şas 11 ve Birleşik Tevrat Yahudilik 7 milletvekiliyle Netanyahu bloku 120 sandalyeli Mecliste 64 sandalye kazanarak çoğunluğu elde etti.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks partilerle kurduğu hükümette, Savunma Bakanlığına Likud Partisi’nden daha önce de ordunun komuta kademesinde görev yapan Yaov Gallant getirildi.

Likud kurmaylarından Yariv Levin Adalet Bakanlığı, Eli Cohen dönüşümle Dışişleri Bakanlığına getirildi. Likud, turizm, kültür-spor, çevre koruma, ulaştırma, tarım, eğitim gibi toplam 18 bakanlık aldı.

Likud Partisi’nden eşcinsel olan Amir Ohana, bugün gerçekleşen oturumda Meclis Başkan’ı seçildi.

Netanyahu’nun hükümet programının başında, “Yahudilerin İsrail’in tüm topraklarında ayrıcalıklı ve sorgulanamaz yaşama hakkı olduğu” ifadesi yer aldı. Ardından, hükümetin, işgal altındaki Batı Şeria ve Golan Tepeleri dahil, Necef Çölü ve Celile bölgesinde Yahudi yerleşim yerleri kuracağı ve mevcutları genişleteceği kaydedildi.

Aşırı sağcılar güvenlik güçleri ve işgal altındaki Batı Şeria’da “yetki” elde etti

Netanyahu’nun aşırı sağcı müttefikleri Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich ve Yahudi Gücü Itamar Ben-Gvir de talep ettikleri üst düzey görevlere geldi.

Siyonist İsrail siyasetinde ırkçı ve ayrımcı söylemleri, yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine yönelik desteğiyle tanınan Smotrich, Netanyahu ile yaptığı koalisyon görüşmelerinde Maliye Bakanlığı ve toplamda 4 koltuk için anlaştı.

Smotrich’in İsrail ordusuna bağlı “Sivil İşleri İdaresi” ile “Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi”nden (COGAT) sorumlu bir bakanlık alarak burada söz sahibi olma talebi de karşılandı. Kamuoyunda “Smotrich yasası” olarak da bilinen COGAT ve Sivil İşler İdaresinde Smotrich’e önemli yetkiler tanıyacak ve bu birimlere komutan atamasını sağlayacak yasa tasarısı dün İsrail Meclisinden geçerek yasalaştı.

İsrail ordusuna bağlı bu iki birim, işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinden, Filistinlilerin inşa faaliyetlerinden ve çalışma ile seyahat izinlerinden sorumlu. Netanyahu’nun Dini Siyonizm ile imzaladığı koalisyon anlaşmasında, Batı Şeria’daki İsrail nezdinde de illegal kabul edilen gecekondu yerleşimlerin “60 gün içinde meşrulaştırılması” maddesi yer aldı.

Ben-Gvir, geniş yetkilerle Ulusal Güvenlik Bakanı

İşgalci İsrail’deki seçim sürecinde tahrik edici eylemleri ve ırkçı söylemleri nedeniyle yakından izlenen bir diğer isim de Yahudi Gücü Partisi lideri Itamar Ben-Gvir. Güvenlik güçlerinden sorumlu Ulusal Güvenlik Bakanlığı için Netanyahu ile anlaşan Ben-Gvir’in polis üzerindeki yetkileri de genişletildi.

Ben-Gvir ayrıca İsrail ordusuna bağlı kolluk gücü “Sınır polisi” konusunda da söz sahibi oldu. Bu nedenle, işgal altındaki Batı Şeria’da da görev yapan bu kolluk kuvvetinde, İsrail ordusu ile bakanlık arasında yetki çatışması doğacağı değerlendiriliyor.

Ben Gvir’in, İsrail’in güneyindeki bedevi nüfusun yaşadığı Necef Çölü ile kuzeyindeki Tiberya Gölü yakınlarında Celile bölgesinden sorumlu bakanlığı da partisi bünyesine dahil ettiği belirtiliyor.

Ben-Gvir’in imzaladığı koalisyon anlaşmasında, “İsrail askerlerine ve güvenlik güçlerine yargı dokunulmazlığı, Filistin bayrağının yasaklanması, terör suçlarına idam cezası, terör suçuna karışan Doğu Kudüslü Filistinlilerin sınır dışı edilmesi, seçimlerde adayların ırkçı tahrik edici söylem gerekçesiyle yasaklanmasının kaldırılması” gibi maddeler üzerinde anlaşıldı.

Netanyahu’nun ittifak ettiği diğer aşırı sağcı parti Noam, seçim kampanyasında LGBT karşıtı politikalarla öne çıktı. Netanyahu, Noam’ın tek milletvekili olan lideri Avi Moaz ile yaklaşık 40 milyon dolar bütçeyle kurulacak Başbakanlığa bağlı “Yahudi Kimliği İdaresi” için anlaştı. Moaz, ayrıca Sovyet ülkelerinden İsrail’e Yahudi göçüyle ilgilenen Nativ birimi ve Eğitim Bakanlığında üst düzey bir rol üstlenmesi bekleniyor. İsrail basınında, Yahudilik inancına ilişkin keskin görüşleri bulunan Moaz’ın görev sahasının diaspora Yahudileriyle ilişkilere zarar verebileceği yorumu yapılıyor.

Ultra Ortodoks partiler

Netanyahu’nun koalisyonunda yer alan Birleşik Tevrat Partisi, İnşaat ve İskan ile Kudüs İşleri Bakanlığını aldı. Bunun yanı sıra partiden milletvekilleri Meclis’teki Maliye Komitesi Başkanlığı ve bütçesi yaklaşık 142 milyon dolara çıkartılması planlanan Ultra Ortodoks Toplumu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma İdaresini aldı.

Ultra Ortodoks Şas Partisi lideri Arya Deri, İçişleri ve Sağlık bakanlıkları ile Başbakan Yardımcılığı görevini aldı. Şas Partisi ise kabinedeki kalkınma, dini işlerin olduğu toplam 6 bakanlık elde etti.

Bu arada “vergi usulsüzlüğü”nden hüküm giyen Arya Deri’nin kabinede yer alması için yasa değişikliği yapıldı. İsrail’deki yasalara göre hükümlü bir kişi kabinede yer alamıyordu. Ancak Mecliste çoğunluğu elde eden Netanyahu bloku, güvenoyuna günler kala Deri’nin bakan olmasını engelleyen yasayı değiştirdi.

Mecliste açıklanan 5’i kadın, 30 bakanlı kabinedeki parti ve isim dağılımı şöyle:

Likud Binyamin Netanyahu, Başbakan

Likud Yaov Gallant Savunma Bakanı

Likud Eli Cohen: Dışişleri Bakanı

Likud Yariv Levin: Adalet Bakanı

Likud Gila Gamliel: İstihbarat Bakanı

Likud Nir Barakat: Ekonomi Bakanı

Likud Ron Dermer: Stratejik İşler Bakanı

Likud Yisrael Katz: Enerji Bakanı

Likud Haim Katz: Turizm Bakanı

Likud Idit Silman: Çevre Koruma Bakanı

Likud Miri Regev: Ulaştırma Bakanı

Likud Avi Dichter: Tarım Bakanı

Likud Miki Zohar: Kültür ve Spor Bakanı

Likud Ofir Akunis: Bilim ve Teknoloji Bakanı

Likud Amichai Chikli: Diaspora ve Eşitlik Bakanı

Likud Shlomo Karhi: İletişim Bakanı

Likud Yoav Kich: Eğitim Bakanı

Likud Galit Distal Atbaryan: Başbakanlık Ofisi Bakanı

Yahudi Gücü Itamar Ben Gvir: Ulusal Güvenlik Bakanı

Yahudi Gücü Yitzchak Wasserlauf: Necef ve Galile Kalkınma Bakanlığı

Yahudi Gücü Amichai Eliyahu: Miras Bakanlığı

Dini Siyonizm Bezalel Smotrich: Maliye Bakanlığı, Savunma Bakanlığı’nda COGAT ve Sivil İşler’den Sorumlu Bakan

Dini Siyonizm Ofir Sofer: Aliyah ve Entegrasyon Bakanlığı

Dini Siyonizm Orit Strock: Yasadışı Yahudi yerleşimlerinden sorumlu Ulusal Misyonlar Bakanlığı

Şas Arya Deri: İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Başbakan Yardımcısı

Şas Yaakov Margi: Refah Bakanı

Şas Michael Malkielli: Dini İşler Bakanı

Şas Haim Biton: Eğitimden sorumlu Devlet Bakanı

Birleşik Tevrat Yahudilik Yitzchak Goldknopf: İnşaat ve İskan Bakanlığı,

Birleşik Tevrat Meir Porush: Kudüs İşleri Bakanı

Netanyahu: Demokrasinin özü budur

Likud Partisi lideri Netanyahu, aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks partilerle kurduğu koalisyon hükümetinin Meclisteki güven oylaması oturumunda konuştu. Oturuma katılmayan muhaliflerine tepki gösteren Netanyahu, “Seçimleri kaybetmek demokrasinin sonu anlamına gelmiyor, hatta demokrasinin özü budur.” dedi.

Demokraside oyunun kurallarına saygı duyulduğunu iddia eden Netanyahu, kendisine muhalif siyasetçileri hedef aldığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunu sadece FIFA Dünya Kupası’nda görebildik: Fransa taraftarları da sizler gibi hayal kırıklığına uğradı. Ancak onlar sonucu kabullendi, hatta Arjantin takımını alkışladı. Beni alkışlamayacağınızı biliyorum ama seçmenin kararına saygı duymalı ve seçilmiş bir hükümete karşı kışkırtmalarınıza son vermelisiniz. Demokraside, Capitol Hill (ABD Kongresi) duvarlarına da Knesset (İsrail parlamentosu) duvarlarına da tırmanılmaz.”

Mecliste 6. kabinesi için güven oylaması yapıldığına dikkati çeken Netanyahu, yeni hükümetiyle 4 yıl boyunca İsrail’in 100. kuruluş yıl dönümüne “süper güç” olarak girmesi hedefiyle çalışacaklarını söyledi.

Bu bağlamda İran’ın nükleer silah çabalarını boşa çıkarmanın yanı sıra hızlı tren ağları dahil İsrail’in altyapısını geliştirme ve Arap-İsrail çekişmesini tümüyle bitirme amacıyla Arap ülkeleriyle barış çemberini genişletme gibi 3 önemli göreve odaklanmaları gerektiğini kaydeden Likud lideri, ayrıca yeni hükümetin sükuneti geri getirmeyi de önemseyeceğini dile getirdi.

Lapid: Yönetime hızlı dönüş yapacağız

Görevi devretmeye hazırlanan Başbakan Yair Lapid ise Meclisteki konuşmasında, Netanyahu’ya yanıt olarak yönetime hızlı geri dönüş yapacaklarını savundu.

Netanyahu’nun birçok açıklamasında İran’ın büyümesinin önüne geçmek için çalışacağını dillendirdiğini hatırlatan Lapid, “Ona katılıyorum, büyük tehdit budur. Bizler de 1,5 yıl içinde çok şeyler yaptık.” dedi.

Tüm beklentilere rağmen İran’la nükleer anlaşmanın yeniden imzalanmasını durdurmakta başarılı olduklarını savunan Lapid, çalışmaları sayesinde İran’la nükleer anlaşma imzalanmadığı gibi Tahran’a yönelik yaptırımların da devam ettiğini dile getirdi.

Başbakanlığı döneminde İran’a karşı birçok gizli ve açık operasyon yaptıklarını vurgulayan Lapid, İran’ın Suriye’deki varlığının derinleşmesini engellemek için de çabalarını artırdıklarını ifade etti.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *