Robinson Crusoe öyküsünü nasıl yorumlamak gerekir?

Robinson Crusoe öyküsünü nasıl yorumlamak gerekir?

Robinson Cruose, kurmaca bir metin özelliği göstermez. Bütünüyle sömürgecilik deneyiminin öyküsüdür…

Pek çoğumuzun çocuk yaşlarda okuduğumuz ve filmlerini izlediğimiz Robinson Crusoe hikayesi gerçekte nasıl bir yaklaşımın ifadesi olduğu üzerine pek de düşündüğümüz söylenemez.

Daniel Defoe’nun, 1719 yılında ilk basımı yapılan ve ilk İngilizce roman olarak nitelendirilen kitapta anlatılanları sömürgecilik perspektifinden değerlendiren Prof.Dr. İsmail Coşkun, bunun bir kurmaca metin olmadığının altını çiziyor. Söz konusu romanda, sömürgecilik döneminin çarpıcı işaretlerinin net bir şekilde ortaya konduğunu vurgulayan Prof. Coşkun, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisinde 2003 yılında yayınlan makalesinde, o dönemin değişen şartlarının ve bakış açısının tamamen kitabın arka planını belirlediğini anlatıyor.

İnternetten tamamına ulaşma imkanı da bulunan “Sömürgeciliğin ‘İşler ve Günler’i: Robinson Crusoe” başlıklı makaleden iki bölüm şöyle:

“Robinson Cruose, kurmaca bir metin özelliği göstermez, bütünüyle sömürgecilik deneyiminin öyküsüdür. Sıcağı sıcağına yaşanmış deneyimlerin öyküsüdür. Bu deneyimler Batı’yı Batı, burjuvayı burjuva kılan deneyimlerdir. Robinson Cruose, bu deneyimleri doğal bir yalınlık içinde verir. Sömürgecilik deneyimi tarihsel bir olgu, yaşanmış, geride kalmış bir hadise değildir. Çağdaş bir olgu olarak müesseseleriyle, uygulamalarıyla, Batı’nın kendi dışında olan her şeye ve herkese karşı takındığı tutum ve yürüttüğü siyasetinde çeşitli biçimlerdeki etkileriyle varlığını sürdürmektedir. Robinson Cruose çok çeşitli ilgi ve bakış açılarıyla okunmuş ve tartışılmış bir metindir. Biz daha çok hem sömürgecilik deneyimi ile ilişkisi, hem de bizzat bu deneyimin öyküsü olması açısından ele almaktan yana bir tutum içinde olacağız.”

robinson crusoe and friday ile ilgili görsel sonucu

“Robinson Cruose’nin adasını ıssız bir ada olarak da göremeyiz. Issız yani sahipsiz. Kahramanın yerleştiği ada coğrafi olarak bir adalar bütününün doğal bir parçasıdır. Etrafta üzerinde yerlilerin yaşadığı adalar vardır. Sonradan Robinson’un adası/sömürgesi olacak ola da, civar adalardan yerlilerin çeşitli vesilelerle ziyaret ettiği, şenlik ya da ritüellerini uygulamak üzere geldikleri, günü geçirdikleri ve geceledikleri bir adadır. Bu anlamda da ne ıssız ne de sahipsizdir. Yabancı olan, kahramanın kendisidir. Robinson Crusoe adada etrafı gözetlemekte, elde silah dolaşmaktadır. Hiçbir zaman dışarı tüfeksiz çıkmaz. Sürekli tetikte ve tedirgindir. Sahilde ayak izlerini gördüğü anda duyduğu tedirginlik ve akabinde birkaç gün çıkmamacasına mağarasına kapanması bu yabancılığın ifadesidir.”

Yazının tamamı için: Dergipark

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal