‘Medeniyet’ kavramı yeniden inşa edilebilir mi?

‘Medeniyet’ kavramı yeniden inşa edilebilir mi?

“Barbar Modern Medeni” adlı yeni kitabının tanıtım toplantısında konuşan İbrahim Kalın, Batı dünyasının medeniyet kavramı üzerinden toplumları üç yüz yıldır sömürdüğünü, bu kavramı yeniden inşa etmek gerektiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, İnsan yayınları arasında çıkan “Barbar Modern Medeni” adlı yeni kitabının tanıtım toplantısında medeniyet kavramını masaya yatırdı.

Yeni Şafak gazetesinin aktardığına göre, Akademi Beyoğlu’ndaki toplantıda kitabının çıkış noktasının televizyonda izlediği Amazon ormanlarında bilim insanlarının keşfettikleri bir kabileyle ilgili yapılan haberde kullanılan dil olduğunu belirten Kalın, bu kabilenin tepegöz kullanılarak çekilen görüntüleri haberleştirilirken ‘ilkel’ ve ‘barbar’ gibi tanımlarla nasıl ‘öteki’leştirildiklerine şahit olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

”Tabiatla barışık bu insanlar barbar ve ilkel olurken onları tepegöz ile izleyenler ve öldüren altın avcıları modern oluyor öyle mi? Medeni olmak teknolojiyle şehirler kurmak değildir. Medeniyet kavramını yeniden ele alıp üzerinde düşünmemiz gerekir.”

BATI’NIN SÖZÜ TÜKENİYOR

Batı toplumlarının medeniyet hakkındaki sözlerinin tükenmek üzere olduğunu, İslam dünyasının ise söyleyecek sözü aradığını ve kitabında işte bu arayışın istikametinin ve referansının neler olabileceği hususunu mercek altına aldığını dile getiren Kalın, medeniyeti, emperyalist sömürgeci tonlarından kurtarıp, “Kendinize ait bir medeniyet tasavvurunu nasıl inşa edebiliriz?” sorusuna cevap aradığını belirtti. Kalın, “Bunun için varlık, bilgi, ahlak, estetik tasavvurumuzu şehir ve insan anlayışımızı bir elden geçirmemiz gerekiyor. Kitapta felsefi olarak bu konulara eğilmeye çalıştık” diye konuştu.

YENİDEN TANIMLAMAK GEREKİR

Batı’nın dini referansları bir kenara bırakarak medeniyet kavramı üzerinden fikir, sanat, eğitim, bilim ve düşünce kavramları üretip yeni bir dünya inşa ettiğini belirten Kalın, şunları söyledi: “Bugüne kadar medeniyet kavramını istismar ederek yola çıkan Batı ülkeleri, Hindistan’a ya da Afrika’ya medeniyet götürdüğünü iddia ederek buradaki toplumları sömürmüştür. Bu insanların ellerindeki doğal kaynakları ele geçirmeden önce onların ruhlarını, rüyalarını, hayallerini esir almışlardır. Sömürgeciliğe karşı önce rüyalarımızı, hayallerimizi kurtarmamız lazım. Bunun için de bir medeniyet yolculuğuna çıkmamız gerekiyor. Medeniyet kavramını bütün bu kötüye kullanılmış, hırpalanmış anlamlarından arındırarak onun asli manasını ortaya koyacak bir çaba içerisinde olmamız gerekiyor. Bunun için de varlıkla ilişkimizi yeniden tanımlamamız, bilgi tasavvurumuzu yeniden inşa etmemiz, güzellik ilmini yeniden keşfetmemiz ve medeniyetin şehirde yaşanan bir şey olduğunu ispat etmemiz gerekiyor. Hülasa kelam yolculuğun henüz başındayız.”

AVRUPA’NIN KARA YÜZÜ!

”19. yüzyılda Avrupa sömürgeciliğini meşrulaştırmak için medeniyet kavramının çok yaygın bir şekilde kullanıldığını görüyoruz” diyen İbrahim Kalın, kitabında bunun arkeolojik çalışmasını yapmaya çalıştığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Kitapta yer verdiğimiz bir çarpıcı hadise var. Özellikle 1840-1850’li yıllardan itibaren Avrupa’nın bütün başkentlerinde insanat bahçelerinin kurulduğunu görüyoruz. Afrika, Filipinler, Kutuplar ve Kongo’dan insanları kendi topraklarından koparıp getirip, Avrupa’nın başkentlerinde insanat bahçesi adını verdikleri mekanlarda sergilediklerini görüyoruz. Bazen 5-10 bazen 100- 150 kişiyi. Beyaz Avrupalıların, bu insanlara bakıp adeta evrimini tamamlayamamış bu ilkel yaratıkları kendilerince anlamaya ve ilişki kurmaya çalıştıklarını görüyoruz. İlginçtir bu insanat bahçelerinin son örneği 1958 yılında Brüksel’de açılıyor. Tarihe dikkat etmek lazım, 1858 değil, 1910 değil. Avrupa’nın göbeğinde insanat bahçesi denen yüz karası teşhirlerin yapıldığını görüyoruz.”

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal