‘Ensarullah’ın Babulmendeb ve adalardaki kazanımları kalıcı hale geliyor’

‘Ensarullah’ın Babulmendeb ve adalardaki kazanımları kalıcı hale geliyor’

Yemen merkezli araştırma kuruluşu Sana Center’in Başkanı Macid el-Medheci, AA muhabirine, Ensarullah’ın Babulmendeb ve çevresindeki adaları ele geçirmesini değerlendirdi.

Yemen hükümetinin yaşadığı kayıpların Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğini temelden etkilediğini belirten Medheci, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İran’ın bir yandan Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatını Hürmüz Boğazı’ndan kuşatması, diğer yandan Babulmendeb üzerinden sevkiyatlarını engellemesi Riyad’ı zayıflatıyor ve Körfez ülkelerinin, özellikle de Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu dahil olmak üzere tüm stratejik projelerini tehdit eden tehlikeli bir güvenlik ortamı oluşturuyor.”

Ensarullah ilerleyişinin Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ndeki limanlara alternatif olarak batıdaki limanlarını kullanma kapasitesini de etkilediğine değinen Medheci, son gelişmeleri, “Suudi Arabistan açısından görmezden gelinemeyecek geniş çaplı bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Yemenli uzman, Suudi Arabistan ve Yemen’deki hükümete askeri ve siyasi destek sağlanmadığı takdirde Ensarullah’ın Babulmendeb ve bölgedeki adalardaki kazanımlarının kalıcı hale gelebileceği tahminini paylaşarak, “Şu anda geçici olan bu kazanımların kalıcı hale gelmesi, bölgedeki güç dengelerini tamamen değiştirebilir.” diye konuştu.

Ensarullah’ın sağladığı askeri ilerlemenin İran’ın vekilleri aracılığıyla Arap Yarımadası’nı çevreleyen iki stratejik boğazdaki nüfuzunu artırdığının altını çizen Medheci, bu durumun “Tahran’ın Körfez ülkelerine zarar verme ve onların ekonomik çıkarlarını yönlendirme kapasitesini artırdığını” değerlendirdi.

Medheci, Ensarullah’ın son gelişmelerle birlikte Afrika Boynuzu’ndaki tehlikeli gruplarla derin bağlantıları bulunan önemli bir aktöre dönüşebileceği iddiasında bulunarak, “Yemen’deki askeri hareketlilik ve öngörülemeyen tırmanışın herkes için son derece hassas olduğunu” savundu.

Yemen hükümetinin Ensarullah’a karşı İHA’lar ve benzeri silahlarla savaşma motivasyonunu artırmaya çalıştığını kaydeden Medheci, “Husilerinse kontrol sağladığı yerlerde kamu hizmetleriyle ilgilenmeyip ellerindeki kaynakların tamamını askeri yapılara harcamasının savaş kapasitelerini ciddi biçimde artırdığı” görüşünü öne sürdü.

Medheci, bugünlerde Yemen’de yaşanan çatışmaların Ensarullah tarafından temel stratejik muharebelerden biri olarak değerlendirildiğini vurgulayarak, “İran’ın Devrim Muhafızları ve desteklediği silahlı grupların sahada daha fazla görünür hale gelmesinin” bunun göstergesi olduğunu belirtti.

Ensarullah’ın, Yemen’deki siyasi bölünme, koordinasyon eksikliği ve operasyonel yönetimdeki zayıflıktan faydalandığını aktaran Medheci, “Husilerin hızlı ilerlemesinde koalisyonun askeri operasyonları yönetmesinde yaşanan sorunların ve özellikle son günlerde bu cepheyi destekleyen Suudi hava saldırılarındaki gecikmenin de etkili olduğunu” kaydetti.

Medheci, Yemen hükümeti ve koalisyon güçleri siyasi kırılganlık ve bölünmeler yaşarken Ensarullah’ın uzun yıllardır İran desteğiyle çok büyük askeri yığınak yaptığına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Hükümet güçlerinin yaklaşık 40 bin kişilik bir kuvvete sahip olduğu bir cephede, Husiler yaklaşık 80 bin savaşçı topladı. Buna ek olarak kullandıkları yoğun ateş gücü, bu bölgede büyük bir yarılma ve ilerleme sağlamalarına yol açtı.”

Ensarullah’ın stratejik silah depolarını açarak İHA ve balistik füzeler üzerinden daha önce görülmemiş ölçekte yoğun bir ateş gücü kullandığını anlatan Medheci, Ensarullah’ın silah kapasitesinin artmasında İran’ın desteğinin önemli rol oynadığını öne sürdü.

Yemenli uzman, Husilerin askeri ilerleyişini cesaretlendiren faktörler arasında cephe deneyimlerinin de bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Husiler, Sana ve Tahran’ın zaten daha önce uğradığı saldırılar nedeniyle bedel ödediğini düşünüyor. ABD’nin, Yemen’deki koalisyonun ve diğer aktörlerin kendilerini daha önce hedef almış olması, onlara daha cesur davranabilecekleri bir hareket alanı sağlıyor. Karşılarındaki diğer aktörlerinse kaybetmekten çekindikleri şeyler var. Dolayısıyla Husilerin sahip olduğu bu manevra alanı, cesaret ve hareket kabiliyeti, onların attığı adımların diğer aktörlere kıyasla daha etkili olmasını sağlıyor. Özellikle daha önceki aşamalarda yaşanan hataların gözden geçirilmemesi, Husilere karşı mücadele eden kampta başarısızlıkların birikmesine yol açtı.”

Trump yönetiminin ABD’deki seçimlerle meşgul olduğunu belirten Medheci, Washington’ın yeni bir cephe açma niyetinin ve kapasitesinin bulunmadığını, ABD’nin doğrudan müdahil olmadan bölgedeki güçleri sorumluluklarını yerine getirmeye teşvik edebileceğini söyledi.

Medheci, Ensarullah’ın ABD açısından da siyasi olarak riskli bir dönemde Babulmendep’te kontrol sağladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öncelikle bu durum, ABD’nin İran üzerinde deniz yoluyla elde ettiği nüfuzu zayıflatıyor. ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz hakimiyeti üzerinden İran’a uyguladığı baskının karşısında İran, ABD üzerinde etkili baskı kurabileceği alternatif bir alan bulmuş oldu. Babulmendeb’deki uluslararası çıkarlar da bundan etkileniyor.”

ABD’nin tutumunun Babulmendeb’in kapanmasının etkilerinin iç kamuoyuna yansımaya başlaması halinde değişebileceği tahmininde bulunan Medheci, petrol fiyatlarının yükselmesi, nakliye ve sigorta maliyetlerinin artması ya da Kızıldeniz’deki gemileri hedef alan ani bir askeri tırmanışın ABD’nin tutumunu değiştirebileceğini belirtti.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *