Batı Şeria’da katliam hazırlığı yapılırken İslam dünyası kıpırtısız

Batı Şeria’da katliam hazırlığı yapılırken İslam dünyası kıpırtısız

Gazze’yi insansızlaştırma projesinde sona yaklaşan işgalci İsrail, E1 projesi ile de Batı Şeria’yı ikiye bölerek olası bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmaya çalışırken, İsrail destekçisi İngiltere sert bir adım attı, İsrail destekçisi ABD de buna ses çıkarmadı. İslam dünyası rejimleri ise İsrail’e karşı net, somut, sarsıcı, bedel ödeten bir tavır ortaya koymaktan kaçınıyor.

Gazze’yi insansızlaştırma projesinde sona doğru yaklaşan İsrail, E1 yerleşim projesi ile de Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölerek olası bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü tamamen ortadan kaldırmak için saldırılarını sürdürüyor. Yasa dışı yahudi yerleşim faaliyetleri ile zulmün dozunu her geçen gün artırıyor.

BATI’DAN İSRAİL’E KARŞI EN SOMUT ADIM

İngiltere öncülüğünde Fransa, İspanya, İrlanda, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlan-da, Polonya, Portekiz, İsveç ve Kanada ortak bir açıklama yaparak Batı Şeria’da üretilen İsrail ürünlerinin ithalatını yasaklama kararı aldı.

Bu hamle, İsrail’in bölgedeki varlığına karşı en somut diplomatik ve ekonomik yaptırımlardan biri olarak tarihe geçti.

Soykırımcının müttefiki ABD yönetimi de dolaylı yoldan İsrail’den rahatsızlığını dile getirdi. ABD’li bazı Kongre üyeleri de ‘ambargo’ya destek vererek Washington’dan aynı adımı atmasını istedi. Gazze ve Batı Şeria’da yaşananları sadece kınamakla yetinen İslam ülkeleri ise sessiz kalmayı tercih etti.

Karar gazetesinin haberinde, İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve Filistinlilere yönelik artan şiddet eylemleri, Batı dünyasında diplomatik bir depreme yol açtı.

İngiltere ve Fransa öncülüğünde bir araya gelen toplam 12 ülke, işgal altındaki Batı Şeria’da üretilen İsrail mallarının ithalatını yasaklama kararı aldı. İspanya, İrlanda, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Polonya, Portekiz ve İsveç’in de dahil olduğu bu koordineli hamle, İsrail’in bölgedeki varlığına karşı bugüne kadar atılmış en somut diplomatik ve ekonomik yaptırımlardan biri olarak tarihe geçti.

Kararın arkasındaki temel gerekçe; İsrail’in E1 yerleşim projesi ile Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölerek olası bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü tamamen ortadan kaldırma girişimi ve yerleşimci terörünün ulaştığı benzeri görülmemiş boyutlar oldu.

Sürecin en dikkat çekici boyutu ise kararın öncüsü olan İngiltere’den gelen sert söylemlerdi. Kendisi de bir Yahudi olan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, parlamentoda yaptığı tarihi konuşmada, İsrail hükümetini yerleşimci teröristlerin gerçekleştirdiği “etnik temizliğe” göz yummakla suçladı. Miliband, İngiltere’nin artık İsrail-Filistin sorununda “sadece çağrı yapmak” yerine eyleme geçme zamanının geldiğini belirterek, iki devletli çözümü kurtarmak için geç kalınmadan harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

İSRAİL’İ DEĞİL MEVCUT HÜKÜMETİ HEDEF ALDILAR

İngiltere Başbakanı Andy Burnham ise bu adımların İsrail halkını değil, mevcut hükümetin kabul edilemez politikalarını hedef aldığının altını çizdi. Diplomatik arenadaki bir diğer şaşırtıcı gelişme ise İsrail’in en büyük müttefiki olan ABD’nin tutumu oldu. İngiltere Başbakanı Burnham, yaptırım kararını açıklamadan önce ABD Başkanı Donald Trump ile görüşerek bilgi verdi.

Trump’ın bu adıma karşı çıkmadığı ve geri adım talep etmediği basına yansıdı. Dahası, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İngiltere’yi kınamaktan özenle kaçınarak, “Batı Şeria’da şiddetin veya gerilimin artmasını istemiyoruz” ifadeleriyle dolaylı yoldan İsrail’in yerleşim politikalarına duyulan rahatsızlığı teyit etmiş oldu.

İSLAM DÜNYASI NEREDE?

Batı dünyası “etnik temizlik” söylemleriyle eşi görülmemiş bir ticaret ambargosunu hayata geçirirken, gözler kınama mesajlarının ötesine geçemeyen İslam dünyasına çevrildi.

Gazze’de aylardır devam eden toplu yıkıma ve yahudilerin Batı Şeria’daki toprak gasplarına rağmen, İslam ülkelerinden ne ekonomik bir yaptırım ne de Batılı ülkelerin aldığına benzer ortak bir diplomatik ambargo kararı gelebilmiş durumda.

İsrail ise kendisine yaptırım uygulayan İngiltere’ye karşı Doğu Kudüs’teki konsolosluğu kapatma, İngiliz diplomatları sınır dışı etme ve aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 12 İngiliz vatandaşını ülkeye almamak gibi radikal karşı hamlelerle yanıt veriyor.

Batı ile İsrail arasında diplomatik köprüler böylesine sarsılırken, tarihi ve kültürel olarak Filistin davasının asıl savunucusu konumundaki İslam dünyasının somut, bağlayıcı ve ekonomik bedel ödeten adımlar atamaması, sahadaki krizin en büyük çelişkisi olarak varlığını koruyor.

Kınamaların sahadaki gerçekliği değiştirmediği bu tabloda, 12 Batılı devletin başlattığı yaptırım dalgası, İslam dünyasının eylemsizliğini çok daha görünür bir hale getirmiş durumda.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *