2002 yılında Fetih ve Hamas’a alternatif olma iddiasıyla ortaya çıkan demokratik ve ilerici Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, Oslo anlaşmaları, Batı Şeria’nın ilhak edilmek istenmesi, iki devletli çözüm ve İsrail’e karşı birleşik strateji konularında görüşlerini paylaştı.
Mustafa el-Bergusi, AA’ya verdiği röportajda, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşmaları’nın “öldüğünü” dile getirerek, Tel Aviv’in Batı Şeria’yı ilhak etmeyi ve Filistinlileri göçe zorlamayı amaçlayan planını hayata geçirmek için Filistin topraklarını gasbeden yahudileri “öncü güç” olarak kullandığını ifade etti.
Nablus’un güneyindeki Kusra beldesindeki ablukayı hatırlatan Bergusi, buradaki saldırı ve ablukayı Filistin topraklarını gasbeden yahudiler ve işgal ordusunun “rollerinin bütünleşmesi” şeklinde nitelendirdi. Bergusi, Kusra’da yaşananların “1948’den bu yana Filistin’in maruz kaldığı en tehlikeli durumlardan biri” olduğunu vurguladı.
Batı Şeria’nın tamamı “yahudileştirilmek” isteniyor
“İsrail’in yerleşim birimlerindeki güvenlik yetkilerini ordudan polise devretmesi, Batı Şeria’nın Filistin topraklarını gasbeden yahudilere teslim edilmesi yönünde bir adım.” değerlendirmesini yapan Bergusi, bunun bölgedeki durum açısından ciddi bir gelişme olduğunu dile getirdi.
“İsrail Batı Şeria’nın tamamını ilhak etmeyi ve yahudileştirmeyi, bölge sakinlerini göçe zorlamayı amaçlayan planını hayata geçirmek için sömürgecileri ve terörist yerleşimcileri öncü güç olarak kullanıyor.” diyen Bergusi, bunun 1948’deki Nekbe’de yaşananlara benzer “tehlikeli bir etnik temizlik” anlamına geldiğini belirtti.
Bergusi, o dönemde Siyonist çeteler tarafından kullanılan, aralarında İrgun ve Stern’in de bulunduğu yöntemlerin bugün “terörist çeteler” tarafından kullanıldığını söyledi.
“Durum son derece tehlikeli ve mümkün olan tüm yollarla harekete geçilmesi gerekiyor.” diyen Bergusi, İsrail’in bu aşamaya gelerek bölgede istediği gibi hareket edebilmesinin, ülkelerin sessizliği ve bölgesel düzeyde gerekli adımların atılmamasından kaynaklandığını ifade etti.
Bergusi, Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden yahudilerin saldırılarının Kusra ile sınırlı olmadığını kaydetti.
“Yaşananların İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden yahudiler arasındaki işbirliğinin giderek arttığını gösteriyor.” değerlendirmesinde bulunan Bergusi, taraflar arasında giderek daha fazla bütünleşen bir yapı oluştuğunu söyledi.
Filistin topraklarını gasbeden yahudiler, 9 Ağustos’tan bu yana Kusra’daki 3 Filistinli aileyi, evlerine giden yolları kapatarak ve ev sahiplerinin giriş çıkışlarını engelleyerek kuşatma altında tutuyor.
Ailelerin evlerini terk etmeye zorlanmalarından ve evlerine el konulmasından endişe ediliyor.
“En tehlikeli kararlardan biri”
Bergusi, siyonist Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, gasbedilen topraklardaki yerleşim birimlerindeki güvenlik yetkilerinin ordudan işgal polisine devredilmesi yönündeki niyetini açıklamasına da değinerek, bu kararı Batı Şeria’daki “en tehlikeli gelişmelerden biri” olarak nitelendirdi.
Bu kararın, “Batı Şeria’nın (İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar) Ben-Gvir’in eline ve Filistin topraklarını gasbeden yahudilere bırakılması” anlamına geldiğini savundu.
Fanatik yahudilerin toplumun “tüm unsurlarına sızdığını ve girdiğini” belirten Bergusi, “İsrail ordusu herhangi bir yerleşimci üzerinde herhangi baskı uygulamaktan kaçınıyor.” dedi.
Kusra’da yaşananları buna örnek gösteren Bergusi, beldede “evlerin kuşatma altında tutulduğunu, su, elektrik ve gıdadan mahrum bırakıldığını” belirterek, bunun “son derece tehlikeli” olduğunu tekrarladı.
ABD’nin tutumuna eleştiri
Bergusi, ABD’nin tutumunu da eleştirerek, “Barışa önem verdiğini iddia eden ve bir barış konseyi kuran ABD, İsrail’i gerçek anlamda kınamadı.” dedi.
Kusra’daki evine ulaşması için ABD vatandaşı bir kişinin güvenliğinin sağlanacağı yönündeki iddialara ilişkin Bergusi, konunun yalnızca belirli bir ABD vatandaşının korunmasının ötesinde olduğunu, tüm Filistinlilerin korunma hakkıyla ilgili olduğunu söyledi.
“Yalnızca ABD vatandaşlığı taşıyan biri mi korunmalı, neden, diğer Filistinliler insan değil mi?” diye soran Bergusi, şöyle devam etti:
“ABD, İspanya veya Filistin vatandaşlığı taşıyan Filistinli arasında hiçbir fark yok. Bunların hepsi Filistinli ve hepsine saygılı davranılması gerekiyor. İsrail’in yaptığı, uluslararası hukukun tüm kurallarının ihlalidir.”
İki devletli çözümden bahsetmek iki yüzlülük
Batılı ülkelerin tutumlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bergusi, İsrail’e karşı herhangi bir adım atmadan iki devletli çözümden söz etmeyi sürdüren ülkeleri eleştirdi.
Bergusi, “İsrail, Filistin devletinin bağımsızlığı ve iki devletli çözüm fikrini katlederken herhangi bir cezai tedbir almadan iki devletli çözümden söz etmeyi sürdüren Batılı ülkeler, fiilen ikiyüzlülük yapıyor.” ifadelerini kullandı.
Bergusi, tehlikeli olarak nitelendirdiği gelişmelerle mücadelenin yalnızca siyasi tutumlarla sınırlı olmadığını, Filistinlilerin topraklarında kalabilmelerinin desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Direnişe övgü
“Bunun tek bir yolu var.” diyen Bergusi, Filistin halkının “kahramanlığını” ve işgal altındaki Doğu Kudüs, Mescid-i Aksa, Nablus ve diğer bölgelerdeki direnişini överek, “Nablus ve Gazze halkı gibi tüm Filistin halkı direniyor.” ifadelerini kullandı.
Filistinlilerin topraklarında kalmasının, bölgede yaşayan Filistinlilerin sayısının İsrailli Yahudilerin sayısından fazla olmasını sağladığını belirten Bergusi, bunun “devam eden İsrail planlarının başarısızlığa uğratılmasının temel nedeni” olduğunu söyledi.
Ancak Filistinlilerin direnişinin desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Bergusi, bunun başarıya ulaşmasının “uluslararası hukukun tüm kurallarını ihlal eden hükümete karşı cezai tedbirlerin uygulanmasıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini” ifade etti.
Filistin’de “birleşik strateji” çağrısı
Filistin içindeki duruma ilişkin de Bergusi, resmi kurumlar ve Filistinli gruplara vatandaşların topraklarında kalabilmesini destekleme ve ulusal birlik yönünde hareket etme çağrısında bulundu.
Bergusi, mevcut aşamanın Filistin siyasi sürecinin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirterek, “Resmi kurumlarının görevi ulusal birliğe yönelmek ve Oslo Anlaşması’ndan vazgeçmektir.” dedi.
“Oslo (Anlaşmaları) öldü, ona bağlı kalmaktan söz etmeyi sürdürmek bir hayale, kaybedilmiş bir şeye bağlı kalmaktır.” ifadelerini kullanan Bergusi, herkesi anlaşmaları hayata geçirmek ve Filistin mücadelesini “birleşik ulusal strateji” temelinde yönetebilecek “birleşik ulusal liderlik” oluşturmak için çalışmaya çağırdı.
Bergusi, mevcut aşamayı tarif ederken görüşünü “Bu Nekbe’yi önleme aşamasıdır.” şeklinde özetledi.
Filistinliler, 15 Mayıs 1948’de İsrail’in tarihi Filistin topraklarının büyük bölümünde kurulmasının ardından, Siyonist çetelerin gerçekleştirdiği katliamlar ve zorunlu göç ettirmeler sonucu Filistinlilerin topraklarından sürülmesini “Nekbe” olarak adlandırıyor.
Filistin Ulusal Girişim Hareketi
Dr. Mustafa el-Bergusi’nin liderliğini yürüttüğü Filistin Ulusal Girişim Hareketi, 2002 yılında, geleneksel iki büyük güç olan Fetih ve Hamas’a alternatif, üçüncü bir demokratik ve ilerici odak olma hedefi ile kuruldu. Hareketin ideolojisi, Filistin milliyetçiliği, sosyal adalet, demokratik reform, halk direnişi ve boykot politikaları üzerine kuruludur.
Avrupa merkezli değerlere yakın duran hareket, Gazze’deki yıkımlar, insani durumlar ve Batı Şeria’daki hak ihlalleri hakkında düzenli olarak uluslararası kamuoyuna raporlar yayınlamakta ve çağrılarda bulunmaktadır.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *