ABD saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sevkiyat aksamaları küresel enerji piyasalarını sarsarken, Yemen’de iktidarda bulunan Ensarullah’ın Suudi Arabistan’a yönelik abluka kararı Hürmüz’den sonra Babülmendep Boğazı’nda tansiyonu artırdı. Suudi Arabistan’ın petrolü Hürmüz yerine Babul Mendep’ten aktarma seçeneği Ensarullah’ın iznine tâbi hale geldi.
Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin neredeyse durma noktasına gelmesinin ardından, bölgesel denklemde öne çıkan İran destekli Ensarullah hareketi, dün Suudi Arabistan’a karşı “deniz ablukası uygulamaya başladıklarını” duyurarak krizi yeni bir boyuta taşıdı.
Ensarullah, İran’daki Hamaney’in cenaze töreninden dönen Ensarullah liderlerini taşıyan uçağı hedef almak amacıyla Sana Havalimanı’na Suudi Arabistan’ın hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Bu olayın ardından misilleme yapan Ensarullah, Suudi Arabistan’daki Abha Uluslararası Havalimanı’nı füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı.
Ensarullah Askeri Sözcüsü Yahya Seri tarafından yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın Yemen’e uyguladığı ambargoya yanıt olarak “göze göz” ilkesiyle hareket edildiği belirtilerek bu ülkenin limanlarına giden veya petrolünü taşıyan gemilerin hedef alınacağı ifade edildi. Ensarullah ayrıca, gerilimin tırmanması durumunda Kızıldeniz’in güney kapısı olan Babülmendep Boğazı’nı tamamen kapatabilecekleri tehdidinde bulundu.
Bölgede tırmanan gerilim, 2022’de sağlanan ateşkesin ardından tarafları yeniden karşı karşıya getirdi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise “terörist Husi milislerin askeri sözcüsü” olarak tanımlanan Seri’nin açıklamalarının kınandığı belirtildi.
Riyad yönetimi Ensarullah’ın bu hamlesini seyrüsefer serbestisine ve küresel enerji arz güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan, Ensarullah’ın açıklamalarını uluslararası hukukun ihlali olduğunu savunurken, Kızıldeniz’deki petrol sevkiyat hatlarının korunması için her türlü önlemin alınacağını ileri sürdü.
Öte yandan, ABD-İran arasında yaşanan son gelişmelerin Ensarullah’ın silah tedarikini zorlaştırdığı iddia ediliyor. Bununla birlikte Ensarullah’ın bu kez benzer bir yoğunlukla doğrudan Suudi Arabistan’ı hedef alan bir saldırı dalgası başlatıp başlatmayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Babülmendep Boğazı neden bu kadar kritik?
Arapçada “Gözyaşı Kapısı” anlamına gelen ve Arap Yarımadası’nın güney ucunda yer alan Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz’in kapısı niteliğinde. Sadece 32 kilometre genişliğindeki bu kritik su yolu, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sine ve konteyner taşımacılığının dörtte birine ev sahipliği yapıyor.
Babülmendep Boğazı, normal şartlarda günlük yaklaşık 7,8 ila 8,8 milyon varil ham petrol ve işlenmiş akaryakıtın geçiş yaptığı son derece kritik bir dar geçit.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı aşmak için petrolünü karadaki Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. Buradan tankere yüklenen petrolün izlediği yol ise gideceği pazara göre şekilleniyor.
Avrupa ve Amerika’ya gidecek gemiler Yanbu’dan kuzeye, Süveyş Kanalı’na doğru ilerliyor. Bu sayede Babülmendep Boğazı’na hiç uğramadan Akdeniz ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor.
Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için gidecek petrol taşıyan gemiler Yanbu Limanı’ndan güneye inmek ve mecburen Babülmendep Boğazı’ndan geçmek zorunda kalıyor.
Boğaz’daki güvenliğin tamamen kaybolması durumunda, tankerlerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yönelmesi zorunlu hale geliyor. Bu durum sevkiyat sürelerini 10 ila 20 gün uzatırken, navlun ve sigorta maliyetlerini katlayarak nihai petrol fiyatlarına doğrudan yansıyor.
Küresel ticarette çifte tıkanma endişesi
Enerji piyasası analistleri, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eşzamanlı kilitlenmesi halinde ortaya çıkacak olası senaryoları “çifte tıkanma” olarak adlandırıyor. Küresel deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık yüzde 30’u Hürmüz ve Babülmendep boğazlarından naklediliyor.
NBC News’teki habere göre, Babülmendep Boğazı’nın tamamen kapanması, Suudi petrol ihracatının büyük bir kısmının bölgeden çıkışını engelleyeceğinden küresel petrol arzını yüzde 7 oranında azaltacak. Bu aksaklık, Körfez’deki savaş nedeniyle sevkiyatları halihazırda küresel arzın yüzde 10’u oranında düşürmüş olan devasa kesintiye ek bir yük getirecek.
Analistler, Hürmüz’ün ve Babülmendep Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda mevcut karasal boru hatlarının taşıma kapasitesinin küresel talebi karşılayamayacağını vurguluyor. Brent petrolün varili halihazırda 88,32 dolardan işlem görürken, böyle bir senaryoda ham petrolün varil fiyatının 120 doların üzerine yükseleceği, buna bağlı olarak küresel taşımacılık ve sanayi üretim maliyetlerinin de doğrudan artacağı öngörülüyor.
Husilerin adımı Riyad’ın alternatif rotasını tehdit ediyor
Denizcilik ve emtia analiz firması Kpler verilerine göre Suudi Arabistan, nisan ayından bu yana Yanbu’dan günlük ortalama 4,5 milyon varilin üzerinde ham petrol ve akaryakıt sevk etti ve bu miktarın yaklaşık yüzde 70’i Asya’ya gitti.
Yanbu’dan kuzeye, Süveyş Kanalı ve Süveyş-Akdeniz Boru Hattı (SUMED) üzerinden Akdeniz/Avrupa’ya giden petrolün miktarı günlük ortalama 1,3-1,5 milyon varil seviyesinde. Bu rota Babülmendep Boğazı’na uğramadığı için Ensarullah ablukasından etkilenmiyor.
Yanbu’dan çıkan petrolün güneye, yani Babülmendep Boğazı’na doğru ilerleyen kısmı günlük ortalama 2,5 milyon varil civarında.
Çin, Suudi Arabistan’ın dünyadaki en büyük ham petrol müşterisidir. Suudi Arabistan’ın Babülmendep Boğazı’ndan petrol sevkiyatı, büyük oranda Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore’ye gidiyor.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaları baypas etmek için milyarlarca dolarlık boru hattı yatırımı yaparak petrolü Kızıldeniz’e (Yanbu) taşımış, ancak petrolün yaklaşık yüzde 70’i Asya devlerine satıldığı için Yanbu’ya getirdiği petrolü yine denize indirip Babülmendep’ten geçirmek zorunda. Babülmendep’in kapatılması veya saldırı altında olması, Suudi Arabistan’ın alternatif rotasını da tehdit ediyor.
100’den fazla gemi vurulmuştu
Ensarullah yönetimi, işgalci İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki olarak 31 Ekim 2023’ten itibaren Yemen açıklarında siyonist şirketlere bağlı ticari gemilere el koyuyor, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenliyordu.
Ensarullah’ın eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023’te bir grup ülkenin katılımıyla Ensarullah güçlerine karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıklamıştı.
Söz konusu süreçte 100’den fazla gemi Ensarullah’ın saldırılarına hedef olmuştu.
6 Mayıs 2025’te ABD ile Ensarullah arasında bir anlaşma sağlanmıştı. Umman yönetimi, ABD yönetimiyle Ensarullah arasında Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak üzere “iki tarafın da birbirini hedef almamasını” öngören bir anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. ABD Başkanı Trump da yaptığı açıklamada “Husiler savaşmak istemiyor ve biz de buna hürmet ederek bombardımanları durduracağız. Husiler teslim oldu. Artık gemileri havaya uçurmayacaklarını söylüyorlar. Amacımız da buydu” ifadelerini kullanmıştı. Ensarullah siyasi büro üyesi Abdülmelik Alejri, “Deniz yolları, İsrailliler dışındaki tüm uluslararası gemiler için güvendedir. Anlaşma sadece Amerikan gemilerini ve diğer gemileri içermektedir. İsrail anlaşmanın bir parçası değildir” demişti.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *