İşgal devletine karşı mücadele yöntemini her daim güncellemeye çalışan ve Filistin’in siyasal varlığını kendi çıkarlarının önüne koyan Hamas için hükümetin istifa kararı, şüphesiz kendi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan, Hamas’ın Gazze’deki hükümeti feshetme kararının arka planını AA Analiz’de şöyle yorumladı:
***
Hamas, 6 Temmuz Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve Filistin siyasetine etki edecek bir kararı tüm dünyaya duyurdu. 2007 Haziran ayından bu yana Gazze’nin fiili yönetimini elinde tutan Hamas, 10 Ekim 2025’te uygulamaya giren ateşkes sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için hükümetin istifasını açıkladı. Hamas Sözcüsü Hazım Kasım tarafından duyurulan bu gelişme, işgal ordusunun ihlalleri ve saldırıları nedeniyle ateşkese dair belirsizliklerin devam ettiği bir süreçte oldukça önemli bir adımdı. Filistin’in ulusal çıkarlarını korumayı amaçlayan ve Tel Aviv’in ateşkes çerçevesine uymamak için öne sürdüğü bahaneleri ortadan kaldırmak niyetiyle verilen hükümetin feshi kararı, Hamas’ın sahanın gerçekliğiyle uyumlu stratejiler üretme esnekliği ve kapasitesini göstermesi bakımından ayrıca not edilmesi gereken bir husustur.
Gazze’deki hükümetin tarihsel arka planı
2006 yılında gerçekleştirilen Filistin Halk Meclisi seçimlerinden Hamas büyük bir zaferle çıkmıştı. Değişim ve Reform Listesi adı altında seçimlere katılan Hamas, meclisteki 132 sandalyenin 74’ünü kazanarak Filistin’i yönetme şansını elde etmişti. Bu, Filistin siyasal hayatında oldukça radikal bir kırılmanın yaşanması anlamına geliyordu. Uluslararası toplum nezdinde tanınan ve Filistin siyasal kimliğinin oluşmasında öncü rol oynayan el-Fetih Hareketi’nin toplumsal tabandaki karşılığını büyük oranda yitirdiğini gösteren seçimler, Filistin halkının tercihi ve iradesi bağlamında önemli mesajlar taşımaktaydı.
Filistin lideri Yasir Arafat’ın ölümünün ardından yerine gelen Mahmud Abbas’ın selefinin sahip olduğu karizmadan yoksunluğu; İkinci İntifada boyunca Hamas’ın popülerliğinin artması ve seçim propaganda sürecinde Hamas’ın Fetih’e nazaran daha uygulanabilir programlarla toplum önüne çıkması, seçimlerdeki başarının altında yatan temel saiklerdi. Uluslararası gözlemcilerinin tamamının şeffaf ve adil bir seçim sürecinin tamamlandığı yönündeki raporları ve beyanlarına rağmen, seçimlerin meşruiyetine gölge düşürmek isteyen Siyonist yönetimin sonuçların tanınmayacağı ve Hamas’ın muhatap kabul edilmeyeceği yönündeki açıklamaları, Filistin tarihinin en büyük sistem içi güç mücadelesinin yaşanmasına sebebiyet verdi. İsmail Heniyye’nin başbakanlığında kurulan Filistin Hükümeti’ne yönelik Abbas’ın manipülatif yaklaşımı ve Fetih mensuplarının hükümeti dağıtma girişimleri, Gazze’de iki yapı arasında büyük bir çatışmaya yol açtı. Hamas’ın 14 Haziran 2007’de Gazze’de kontrolü sağlamasının ardından, fiili bir hükümetin kurulmasıyla Filistin’de çift başlı bir siyasal yapı ortaya çıktı.
Mezkûr tarihten itibaren hem Mahmud Abbas ve Fetih elitlerinin baskısına hem de işgal ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılarına ve ablukasına direnen Hamas, yaklaşık 20 yıldır yönettiği Gazze’deki konumunu sahada değişen şartlar gereği değiştirme yoluna gitti. İşgal devletine karşı mücadele yöntemini her daim güncellemeye çalışan ve Filistin’in siyasal varlığını kendi çıkarlarının önüne koyan Hamas için hükümetin istifasının verilmesi kararı, şüphesiz kendi tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. Siyonist istila ve saldırganlığa karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden Hamas yöneticileri, ateşkes çerçevesinde Gazze’yi yönetmesi öngörülen ve teknokratlardan oluşan Ulusal Komite’ye görevi devrederek ateşkes sonrası daha sürdürülebilir bir geçişin yaşanması için bu adımı atmaktan imtina etmemişlerdir.
Ateşkesin geleceği
ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planı uyarınca yürürlüğe giren ve BM Güvenlik Konseyi tarafından 17 Kasım 2025’te onaylanarak uygulamaya konan geçiş süreci çerçevesi kapsamında Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kuruldu. İşgal ordusunun Gazze’deki varlığının sona erdirilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden imarını düzenleyen planın sağlıklı bir şekilde işlemesini yönetecek bu geçici hükümet, ateşkesin garantörlüğünü üstlenen devletlerin mihmandarlığında süreçte aktif rol oynayacak. Gazze içinde alternatif bir güç odağının bulunmaması ve Trump’ın mezkûr planının uygulanmasında aksaklıklar yaşanmaması için Gazze’deki tüm idari yetkilerin bu komiteye devredilmesi gerekmekteydi. Hamas’ın Gazze yönetiminden ayrıldığını ve yeni komitede yer almayacağını duyurması, geçiş sürecinin rayına oturması ve daha önce defalarca duyurduğu gibi ateşkese bağlılığını bir kez daha teyit etmesi için alınan bir karardır. Buna rağmen, işgal ordusunun ateşkesi ihlalleri ve saldırılarına devam etmesi, sürecin kırılganlığını artırmakta ve Gazze’de hayatın normale dönmesini engellemektedir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve kabinesi, siyasal varlıklarını sürdürmek için ateşkes kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmemek konusunda direnç göstermektedir. Günlük sadece 200 kamyonun girişine izin verilirken, Gazze’nin hâlâ yüzde 70’i işgal ordusunun kontrolü altındadır. Hamas’ın varlığı üzerinden bir meşruiyet devşirip saldırganlığı daim kılmak isteyen işgal devletinin yöneticileri, bölgedeki kaosu derinleştirip istikrarsızlık ortamını kendi lehlerine dönüştürme gayesindedir. Tam da bu noktada Hamas, garantör ülkelerin daha aktif bir rol üstlenmesi ve Barış Kurulu’nun Netanyahu üzerindeki baskısını artırması için işgalcilerin elindeki argümanları yok etmek üzere hükümetten çekilmiş; ateşkese tam bir bağlılık kapsamında herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ilan etmiştir.
Hamas yöneticileri, Siyonist yönetimin Filistin topraklarındaki işgalini/istilasını sonlandırmadan mutlak silahsızlanmanın gerçekleşmeyeceğini her fırsatta belirtmektedir. İşgal ordusunun ateşkes protokolüne uygun davranması halinde silahların gömüleceği, yine Hamas tarafından ifade edilmektedir. Bu mesaj, direnişin şartlar gereği geri adım atsa dahi bunun bir son olmadığı; aksine, karşı tarafın sorumluluklarını yerine getirmemesi ve saldırgan tavrını sürdürmesi halinde yeniden sahada aktif mücadeleye dönüleceği anlamına gelmektedir.
Siyonist yönetim, her ne kadar Gazze’deki hükümet feshi kararının sembolik olduğu ve Gazze’yi hâlâ Hamas’ın yönettiği şayiası üzerinden süreci baltalamaya çalışsa da Hamas’ın stratejik aklı bu noktada işgal devletinin meşruiyetini ortadan kaldıracak şekilde işlemektedir. Bugüne kadar sahadaki tüm ihlallere rağmen -ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana binden fazla Filistinli Siyonistlerce şehit edildi- Hamas’ın sabırlı, temkinli ve ateşkes kapsamında garantör ülkelerle istişare halinde izlediği tutarlı siyaset, Trump Planı’nı uygulamaya yanaşmayan tarafın Tel Aviv olduğunu açıkça göstermektedir.
Hamas, hükümeti fesih kararı ile hem işgal devletinin manipülasyonlarının önüne geçmeyi başarmış hem de Filistin siyasal hayatında yeni denge oluşturmak için nüfuz kazanma bağlamında önemli bir fırsat yakalamıştır. Önümüzdeki aylarda Filistin’de yapılması planlanan halk meclisi seçimleri, bu kapsamda Hamas’ın stratejisi açısından da önemli bir sınama olacaktır. Hamas’ın akl-ı selim stratejileri karşısında tüm argümanları tükenen Siyonist yönetim ise saldırganlığı sürdürmek suretiyle Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin çalışmalarını engellemektedir. Hamas’ın bu radikal adımından sonra sürdürülebilir bir ateşkes ortamının garanti altına alınması için Barış Kurulu’nun daha fazla inisiyatif alması ve özellikle Beyaz Saray Yönetimi’nin Tel Aviv üzerindeki baskısını artırması gerekmektedir.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *