ABD’nin himayesinde, İsrail ve Lübnan arasında doğrudan müzakerelerin Perşembe günü Washington’da yapılmasından önceki Salı günü, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Paris’e davet edildi. Fransa’nın görüşmelere müdahil olma isteğine karşın İsrail ‘gerek yok’ diye yanıt vermiş, geçtiğimiz günlerde de bir Fransız askerini öldürmüştü.
Bu ziyaret vesilesiyle Elysée Sarayı’ndan yapılan açıklamada Fransa’nın “ateşkese sıkı bir şekilde uyulmasına olan bağlılığını, Fransa’nın Lübnan’ın toprak bütünlüğüne verdiği desteği ve Lübnan devletinin egemenliğini ve silah tekelini tam olarak garanti altına almak için attığı adımları yeniden teyit etme” niyetinde olduğu belirtildi.
Euronews’un aktardığına göre, bu diplomatik süreç, Cumartesi günü Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü’nden (UNIFIL) bir Fransız askerinin ölümünün ardından özellikle zor bir atmosferde gerçekleşiyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin on beş üyesi saldırıyı kınadı ve sorumluların “gecikmeksizin adalete teslim edilmesi” çağrısında bulundu. Fransa Cumhurbaşkanı ve BM, Hizbullah’ı suçluyor.
Pazartesi günü Emmanuel Macron, İran yanlısı Şii hareketini Cumartesi günü barış gücü askerlerine pusu kurarak Başçavuş Florian Montorio’yu öldürmekle suçladı ancak Fransız vatandaşı olduğu için hedef alınmadığını söyledi.
“Hizbullah gerçekten de askerlerimizi hedef aldı (…) Onları Fransız oldukları için hedef almadılar. Görevlerini yerine getirdikleri için hedef aldılar.”
Emmanuel Macron ayrıca “Lübnanlı yetkililerin bu saldırıyı kınadıklarını ve faillerin tutuklanması ve cezalandırılmaları için gerekli adımları atacaklarını” ifade etti.
Çarşamba akşamı sona erecek olan acil ateşkesin yanı sıra UNIFIL’in geleceği de söz konusu. Lübnan’daki BM misyonu yıl sonunda mavi miğferlilerini geri çekmeye başlayacak.
Bu beklenti temel bir soruyu gündeme getiriyor:
1948’den beri savaş halinde olan Lübnan ve İsrail arasındaki sınır bölgesinde güvenliği gelecekte kim sağlayacak?
1978’den bu yana görev yapan UNIFIL, ülkenin güneyinde barışı tesis etmeyi ve Lübnan otoritesini desteklemeyi amaçlıyor.
Emmanuel Macron ve sünni Nevvaf Selam arasındaki görüşmeden kısa bir süre önce, Elysée Sarayı’ndan bir danışman, Euronews muhabirlerinin de dahil olduğu gazetecilere, İspanya, İtalya ve Almanya da dahil olmak üzere BM misyonuna halihazırda dahil olan Avrupa ülkeleriyle görüşmelerin devam ettiğini söyledi.
“Bu oyuncular şu anda Lübnan hükümetini destekleyecek uluslararası bir gücün neye benzeyebileceği konusundaki tartışmalara doğrudan katkıda bulunuyorlar” diyen danışman, bunun BM çekildikten sonra bu ülkelerin Lübnan’da yer alacağı anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.
Ancak bu stratejik düşünce Fransa’nın diplomatik pozisyonunun zayıfladığı bir döneme denk geliyor.
Paris’in İsrail ve Lübnan arasında Washington’da yapılan yeni doğrudan görüşmelerde arabulucu rolü oynamak istemesine rağmen, İsrailli yetkililer Fransa’nın müzakerelerde yer almaması konusunda ısrarcı oldular.
İsrail’in Fransa’ya yönelik pek çok şikâyeti arasında bir düzine İsrailli savunma şirketinin Paris’teki Eurosatory 2024 ve Paris Air Show 2025 fuarlarından dışlanması ve Fransa’nın geçen yıl BM’de Filistin devletini tanıma girişimindeki öncü rolü de yer alıyor.
Fransa’nın Lübnan ile Birinci Dünya Savaşı sonrası Fransız mandasından miras kalan tarihi bağları göz önünde bulundurulduğunda bu kenara itilme durumu daha da dikkat çekici hale geliyor.
Ayrıca Lübnan’ın Qana doğalgaz ve petrol sahasını da Fransız şirketi Total işlettiği gibi, Lübnan’da yaklaşık 100 Fransız şirketi faaliyet gösteriyor.
Paris ayrıca İsrail ve Hizbullah arasında 2024 ateşkesine yol açan dolaylı görüşmelerin kolaylaştırılmasına yardımcı oldu ve ateşkesin uygulanmasını denetlemekten sorumlu mekanizmada ABD’nin yanında yer aldı.
Aynı zamanda Orta Doğu’daki çatışma Fransa’nın bütçe durumunu da etkiliyor. Salı günü hükümet, savaşın 4 milyar ila 6 milyar euro arasında olduğu tahmin edilen ekonomik etkisini dengelemek için yeni tasarruf tedbirlerini açıklayacak.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *