Pakistan’daki ABD-İran müzakereleri sona erdi. Taraflar arasında herhangi bir anlaşmaya varılmadığı bildirildi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, “ABD bizim mantığımızı ve ilkelerimizi anladı. Güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanıdır.” dedi. İran Dışişleri Sözcüsü, “Bir toplantıda anlaşmaya varılmaması doğaldır. Zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu.” açıklaması yaptı.
Pakistan’ın baş şehri İslamabad’da 11 Nisan Cumartesi günü başlayan ve 21 saat süren İran-ABD müzakereleri anlaşma sağlanamadan sona erdi. 12 Nisan Pazar sabahı heyetler ülkelerine geri döndü.
İran devlet televizyonu: ABD’nin aşırı talepleri nedeniyle bir anlaşmaya varılamadı
İran devlet televizyonu, İslamabad’da düzenlenen İran-ABD görüşmelerinin sona erdiğini duyurdu. İslamabad’da yaklaşık 21 saat süren ABD-İran müzakerelerinin özellikle Hürmüz Boğazı meselesi ve nükleer materyallerin ülke dışına çıkarılması gibi konularda anlaşma sağlanamadığı belirtildi. İran heyetinin, çeşitli girişimlerle ABD tarafını ortak bir çerçeveye yönlendirmeye çalıştığı, ABD tarafının aşırı taleplerinin ortak bir çerçeve ve anlaşmanın oluşmasını engellediği bildirildi.
İran resmi haber ajansı IRNA da, İslamabad’daki görüşmelere ilişkin bilgi verdi. Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleşen İran ve ABD heyetleri arasındaki müzakerelerin 14 saat sonra sona erdiği ve iki tarafın teknik ekiplerinin, uzmanlar tarafından hazırlanan metinler üzerinde karşılıklı olarak değişim yaptıkları belirtildi. Bazı anlaşmazlıklara rağmen müzakerelerin devam edeceği kaydedildi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, x hesabından, İslamabad’daki görüşmelere ilişkin açıklamada bulundu. Pakistan’da İran heyeti için yoğun ve uzun bir günün geçtiğini ifade eden Bekayi, müzakerelerin ana başlıkları arasında Hürmüz Boğazı, nükleer mesele, savaş tazminatı, yaptırımların kaldırılması, İran ve bölgeye yönelik savaşın tamamen sona erdirilmesi gibi konuların ele alındığını bildirdi.
Bekayi, “Bu diplomatik sürecin başarısı, karşı tarafın ciddiyetine ve iyi niyetine, aşırı taleplerden ve yasa dışı isteklerden kaçınmasına ve İran’ın meşru hak ve çıkarlarını kabul etmesine bağlıdır.” ifadelerini kullandı. Bekayi, ABD’nin sözünde durmama ve kötü niyetli davranışlarını unutmadıklarını, ABD ve İsrail’in işlediği ağır suçları da affetmeyeceklerini vurguladı.
Fars Haber Ajansı, İslamabad’daki müzakerelere ilişkin haberinde, Batılı medyada İran ve ABD heyetleri arasındaki görüşmelerde “şiddetli gerginlik” meydana geldiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Müzakere protokolüne göre, İslamabad’daki görüşmelerin yapıldığı otelde hiçbir medya kuruluşunun bulunmadığı, yalnızca ABD-İran müzakere heyetleri ve Pakistanlı yetkililerin yer aldığı, bu nedenle hiçbir basın mensubunun görüşme sürecini içeriden gözlemleme erişiminin bulunmadığı belirtildi. Bu yüzden “şiddetli gerginlik”, “üyelerin el sıkışması” veya “Tahran’dan yeni bir ismin katılması” gibi yayılan haberlerin doğruyu yansıtmadığı kaydedildi.
Trump: “İran’la çok yoğun müzakereler içindeyiz”
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’dan ayrılırken basın mensuplarına İran müzakereleri ile ilgili açıklama yaptı.
Müzakerelerin sonucu ne olursa olsun ABD olarak İran karşısında “askeri olarak galip geldiklerini” savunan Trump, müzakerelerin sonucunu beklediklerini kaydetti. İslamabad’daki müzakerelerin halen devam ettiğini ifade eden ABD Başkanı, “İran’la çok yoğun müzakereler içindeyiz. Neler olacağını göreceğiz.” değerlendirmesini yaptı. Müzakerelerden bir anlaşma çıkıp çıkmayacağını bilmediğini belirten Trump, “Belki bir anlaşma yaparlar, belki de yapmazlar. Amerika açısından bakıldığında biz kazandık.” yorumunu yaptı.
Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi konusuyla da yakından ilgilendiklerini anlatan Trump, “Muhtemelen Boğaz’da birkaç mayın kalmıştır. Orada mayın tarama gemilerimiz var. Bunları temizliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
JD Vance: Bir anlaşmaya varamadan ABD’ye geri dönüyoruz
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, “21 saattir bu konuyla uğraşıyoruz ve İranlılarla bir dizi önemli görüşme yaptık. Bu iyi haber. Kötü haber ise bir anlaşmaya varamamış olmamız. Bence bu, ABD için olduğundan çok İran için kötü bir haber. Dolayısıyla bir anlaşmaya varamadan ABD’ye geri dönüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Vance, İran’ın nükleer silah konusunda istedikleri taahhüdü vermediğini vurgulayarak, “Gerçek şu ki, İran’ın nükleer silah peşinde koşmayacağına ve nükleer silaha ulaşmasını sağlayacak araçları aramayacağına dair kesin bir taahhüt görmemiz gerekiyor. İranlıların uzun vadede nükleer silah geliştirmeyeceklerine dair temel bir taahhüdü görüyor muyuz? Henüz bunu görmedik.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD olarak temel taleplerini en net şekilde ortaya koyduklarını ancak İran’ın “bu şartları kabul etmemeyi tercih ettiğini” söyleyen Vance, ABD Başkanı Donald Trump’la da defalarca telefonda görüştüklerini kaydetti.
Vance, “Buradan ayrılıyoruz ve çok basit bir teklifle, nihai ve en iyi teklifimiz olan bir mutabakat metniyle ayrılıyoruz. İranlıların bunu kabul edip etmeyeceğini göreceğiz.” şeklinde konuştu.
ABD basınında yer alan haberlere göre; ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı ile eski başdanışmanı Jared Kushner, 12 Nisan Pazar sabahı yerel saatle 07:08 sıralarında “Air Force 2” uçağına binerek Pakistan’dan ayrıldı. Müzakerelerde ABD’yi 300 kişilik bir heyet temsil etti.
İran Meclis Başkanı: ABD bizim mantığımızı anladı, güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanı
Pakistan’da ABD ile müzakerelere katılan İran heyetinin başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, İran’a dönüşünün ardından basın mensuplarına açıklamada bulundu.
Müzakerelerin, “çok yoğun, ciddi ve zorlu” geçtiğini aktaran Kalibaf, ABD tarafına güvenmediklerini baştan söylediklerini, çünkü 2 defa müzakerelerin ortasında kendilerine saldırı yapıldığını belirtti. Kalibaf, 20 saatten fazla süren görüşmeler gerçekleştirdikleri için İran heyetine teşekkür ederek, ABD tarafından yapılan tehditlerin İran halkı üstünde bir etkisinin olmadığını ve bunu ispatladıklarını ifade etti.
“Eğer ABD kendisi için bir çıkış yolu bulmak istiyorsa, tek bir yol var, o da karar vermek ve İran halkının güvenini kazanmaktır.” diyen Kalibaf, ABD’ye seslenerek, “Eğer savaşırsanız savaşırız ve eğer mantıkla yaklaşırsanız, biz de mantıkla karşılık veririz. Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. İrademizi bir kez daha sınayacak olurlarsa, onlara daha büyük bir ders vereceğiz.” dedi.
Kalibaf, müzakereler öncesinde iyi niyetlerini ve gerekli iradeye sahip olduklarını vurguladıklarını belirterek, “Müzakereler öncesinde, iyi niyet ve gerekli iradeye sahip olduğumuzu vurguladım ancak önceki iki savaşın tecrübeleri nedeniyle karşı tarafa güvenimiz yok. İran heyetindeki çalışma arkadaşlarım, ilerlemeye yönelik 168 girişim önerdi ancak karşı taraf bu müzakere turunda İran heyetinin güvenini kazanamadı. ABD, bizim mantığımızı ve ilkelerimizi anladı. Artık karar verme zamanı. Güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanıdır.” ifadesini kullandı.
Kalibaf ayrıca, İran halkının çıkarlarını hem askeri hem de diplomatik yollarla korumaya devam edeceklerini belirterek, diplomasiyi askeri mücadelenin yanında bir yöntem olarak gördüklerini ifade etti.
Kalibaf, müzakerelere ev sahipliği yapan Pakistan’a ve İranlı heyete çabalarından ötürü teşekkürlerini sundu.
İran: Hürmüz Boğazı İran’da kalacak
İran basınına göre, İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rıza Telayi Nik, Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarda bulundu. Sözcü Telayi Nik, açıklamasında, “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü sonsuza kadar İran’ın ve bölgenin elinde kalacak.” dedi.
ABD ve İsrail’in, İran’daki sistemi devirmek için ortaya koyduğu çabanın başarısızlığa uğradığını ve bunun İran’ı daha güçlü ve sağlam hale getirdiğini savunan Telayi Nik, “Bu savaş sırasında düşmanın en gelişmiş uçakları zarar gördü ve yok oldu.” ifadesini kullandı.
Pezeşkiyan: ABD anlaşmaya varmanın yolunu bulabilir
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’nin “maksimalist yaklaşımdan vazgeçip İran halkının haklarına saygı” göstermesi durumunda anlaşmaya varmanın yollarının bulunabileceğini ifade etti. Pezeşkiyan, “ABD hükümeti maksimalist yaklaşımdan vazgeçer ve İran halkının haklarına saygı gösterirse, mutlaka anlaşmaya varmanın yolları bulunacaktır.” ifadesini kullandı.
Umman’dan taraflara, ‘taviz verin’ çağrısı
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD ile İran’a ateşkesi uzatma ve müzakerelerin başarıya ulaşması için “acı verici” tavizler verme çağrısında bulundu. Busaidi, “Başarı, herkesin acı verici tavizler vermesini gerektirebilir. Ancak bu, başarısızlığın ve savaşın acısıyla kıyaslanamaz bile.” ifadelerini kullandı.
Yeni bir görüşme turu planlamıyor
İran’ın Fars Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Tahran yönetiminin ABD ile yeni bir görüşme turu düzenlemeyi planlamadığını bildirdi.
Haberde görüşlerine yer verilen kaynak, ABD heyetinin müzakere masasından ayrılmak için bir bahane aradığını belirterek, bunun Washington yönetiminin beklentilerini düşürmeye istekli olmadığını gösterdiğini ifade etti. Kaynak ayrıca, ABD’nin müzakereler sırasında savaş sürecinde askeri yollarla elde edemediği kazanımları talep ettiğini öne sürdü.
Pakistan’dan taraflara, ateşkes taahhütlerini sürdürün çağrısı
Pakistan Dışişleri Bakanlığı’nın, x hesabından yaptığı açıklamaya göre, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, barış görüşmeleri davetini kabul ettikleri için İran ve ABD’ye teşekkür etti.
Kalıcı barış ve refahın yalnızca bölge için değil, küresel düzeyde de kritik olduğuna işaret eden Dar, “Tarafların ateşkes taahhütlerini sürdürmeleri hayati önem taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bekayi: ABD’ye bu kadar güvensizlik varken anlaşmaya varılmaması doğaldır
İran devlet televizyonuna konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “Bu görüşmeler, ABD ve İsrail’in 9 ay içerisinde ikinci kez giriştikleri ve 40 gün süren bir savaşın ardından, sadece güvensizlik değil, kuşku ve şüphenin hakim olduğu bir atmosferde yapıldı. Bu nedenle tek bir toplantıda anlaşmaya varılmaması doğaldır. Zaten kimsenin böyle bir beklentisi de yoktu.” dedi.
İranlı sözcü, anlaşmaya varılamamasındaki diğer bir sebebin, kendine özgü zorlukları bulunan Hürmüz Boğazı ve bölge konularının bu müzakerelere ilave edilmesiyle görüşmelerin daha karmaşık hale gelmesi olduğunu kaydetti.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *