Spiegel: Kaybedenlerin başında ABD ve Körfez geliyor

Spiegel: Kaybedenlerin başında ABD ve Körfez geliyor

Bölgede ilan edilen ateşkes ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın şartları karşısında teslim olması konusundaki analizler devam ediyor. Alman Spiegel dergisinde yer alan bir analizde, en büyük kaybeden olarak Trump ve Körfez ülkeleri konumlandırılırken, asıl kazanan İran ve ardından Rusya ve Çin sayıldı. 

Alman dergisinde yayımlanan makale, İran savaşının kazananları ve kaybedenlerinin kimler olduğu sorusuna yanıt aramaya çalıştı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bu savaşın kaybedenlerinin başında yer aldığını vurguladı.

Trump kaybedenlerin başında

El-Cezire’nin aktardığına göre, önde gelen batılı analist Juliana von Mittelstedt tarafından kaleme alınan bu makale, savaşların her zaman kazanan ve kaybedenlerin kimliği konusunda temel bir soruyla sona erdiğini ve bunun tam olarak İran’la yaşanan son yüzleşme için de geçerli olduğunu açıkladı.

Trump’ın kendisini galip olarak gösterme çabalarına rağmen, makalede sunulan analiz tam tersi yönde; zira yazar, bu mücadelede yalnızca bir kazanan olduğunu ve bunun Trump olmadığını savunuyor.

Yazar, görüşlerini, dünyanın kaçınılmaz bir felaketten kurtulduğunu vurgulayarak başlıyor; çünkü ABD, İran medeniyetini yok etmeyi veya bu ülkeyi taşa devriye döndürmeyi başaramadı ve bu durum güven verici.

Trump bölgeyi istikrarsızlaştırdı

Mittelstedt, Trump’ın son haftalardaki tutumunu şiddetle eleştirerek, bölgeyi uçurumun kenarına sürüklemek, istikrarsızlaştırmak ve kaos girdabına sokmakla suçladı; bu durum küresel ekonomide ciddi bir şok etkisi yarattı.

Mittelstedt, buna rağmen Trump’ın şimdi bu gerçekleri görmezden gelmeye ve kendisini galip göstermeye çalıştığını, politikalarının yol açtığı yıkımın boyutlarını ise görmezden geldiğini söyledi.

İran savaşın tek kazananı

Söz konusu Batılı analist, savaşın gerçek kazananıyla ilgili bir soruya yanıt olarak, ateşkesin devam edip etmeyeceği veya Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik güvenliğinin garanti altına alınıp alınmayacağı konusundaki belirsizliklere rağmen, verilerin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD ve İsrail saldırılarından kurtulduktan ve bölgesi hassas füzeleriyle tehdit etme kabiliyetini koruduktan sonra büyük kazanç sağladığını doğruladığını açıkladı.

Mittelstedt, İran rejiminin petrol satışlarından benzeri görülmemiş maddi kazançlar elde ettiğini ve Boğaz üzerindeki kontrolü sayesinde bölgesel ve uluslararası düzeyde göz ardı edilemez bir aktöre dönüştüğünü vurguladı; hatta Tahran’ın uluslararası petrol tankerlerinden “geçiş ücreti” adı altında mali haraç almaya çalıştığı noktaya kadar ilerlediğini belirtti.

Yazar, bu sonuçların, Trump’ın yenilgiye uğramış göstermeye çalıştığı rejimin, aslında dünyanın süper gücü ABD’yi, kendi çıkarlarını güvence altına alacak yeni bir bölgesel düzenin özelliklerini çizmek üzere müzakere masasına çekmeyi başardığı anlamına geldiğini savunuyor; özellikle de İran’ın yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını içeren teklifiyle.

Fars Körfezi ülkeleri en büyük kaybedenler arasında

Ancak kaybedenler cephesine gelince, bu makale İran’ın gerçek gücünü gören Fars Körfezi ülkelerini listenin başına yerleştiriyor.

Yazar, ABD ve İsrail’in ortak rolünü eleştirerek, Trump ve işgal rejimi Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kötülük kutusunu açtığını ve diplomasi ile caydırıcılığa dayalı uluslararası dengeleri zayıflattığını savunuyor; bu durum sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmayı uzaklaştırıyor ve hatta bölgeyi bir silahlanma yarışına sürüklüyor; özellikle de Netanyahu sürekli yüzleşme seçeneğini tercih ettiği için, çatışmanın sonraki turlarının yalnızca zaman meselesi olduğu görülüyor.

Batı sistemine ve değerlerine olan güvenin sarsılması

Makaleye göre, Trump’ın eylemleri ve savaş suçlarına varan eylemler gerçekleştirdiğine dair açık ifadeleri, halihazırda Gazze ve Sudan’daki olaylar nedeniyle azalmış olan Batı sistemine ve değerlerine olan güveni daha da sarstı.

Bu analizin sonunda, ABD’nin bu geri çekilmesinden faydalanacak Rusya ve Çin gibi diğer faydalanıcılara değiniliyor. Irak Savaşı’nın Washington’ı maliyetli müdahalelerden uzak durmaya yöneltmesi gibi, İran Savaşı da ABD’yi, Doğu Avrupa’daki müttefiklerini veya Tayvan’ı, Rusya ve Çin’in olası saldırılarına karşı koruma konusunda daha az istekli ve daha az yetenekli hale getirebilir.

Bu şekilde Trump, elde etmek istediğinin tam tersi bir sonuç elde etti; nüfuz gücünü göstermek yerine, geri çekilmesini ve zayıflığını açığa çıkardı.

(Tesnim)

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *