ABD’nin İran’dan 400 kg uranyumu çıkarma hayali

ABD’nin İran’dan 400 kg uranyumu çıkarma hayali

ABD basını, Pentagon’un İran’daki 400 kilogramdan fazla uranyum ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddesini, günler sürecek bir operasyonla İran’dan çıkarmayı hayal ettiğini yazdı. ABD, 1980’de İran’daki büyükelçiliğinde rehin alınanları kurtarmak için de bir operasyona girişmiş ancak tarihe geçen bir yenilgi tatmıştı.

Wall Street Journal (WSJ​​​​​​​) gazetesinin ismini vermek istemeyen ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, bu operasyonun son derece karmaşık ve riskli olduğu, ABD askerlerinin günlerce hatta daha uzun süre İran topraklarında bulunmasını gerektirebileceği öne sürüldü.

Yetkililer, Trump’ın, henüz nihai kararı vermediğini ancak ABD askerlerinin karşı karşıya kalabileceği riskleri göz önünde bulundurarak seçeneğe açık olduğu iddiasında bulundu.

Trump’ın danışmanlarından, savaşın sona erdirilmesi karşılığında İran’a uranyumu teslim etmesi yönünde baskı yapılmasını istediğini öne süren yetkililer, aksi halde bu materyalin zorla alınması seçeneğinin de masada olduğunu iddia etti.

ABD’li yetkililer, ordunun İran’daki hedefleri vurmaya devam ettiği süreçte Trump’a, uranyumun çıkarılmasına yönelik operasyonun zorluklarına ilişkin brifingler verildiğini savundu.

Ayrıca, Trump’ın talimat vermesi durumunda hızlı müdahale deniz piyade birlikleri ile paraşütçülerin bölgeye konuşlandırılması gibi alternatif seçeneklerin de hazırlandığı iddia ediliyor.

Olası operasyonun zorlukları

ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), böyle bir operasyon için gerekli birçok unsuru bölgede hazır bulundurduğu ve Trump’a daha fazla seçenek sunmak amacıyla ek 10 bin kara askerinin konuşlandırılmasını değerlendirdiği belirtiliyor.

Eski ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel, operasyonun kısa sürede tamamlanabilecek bir görev olmadığını, sahada güvenliğin sağlanması, enkazın kaldırılması ve nükleer materyalin özel ekipler tarafından taşınmasının günler sürebileceğini ifade etti.

İsrail ve ABD’nin geçen yıl İran’a yönelik hava saldırılarından önce, ülkenin yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramdan fazla uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahip olduğu, bu materyalin kolaylıkla yüzde 90 silah seviyesine çıkarılabildiği değerlendiriliyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta, Washington’ın hedeflerine kara harekatına gerek kalmadan ulaşabileceğini belirtmiş, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart’ta, İran’ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak aksi durumda askeri seçeneklerin de bulunduğuna işaret etmişti.

ABD’nin rehineleri kurtarma operasyonu başarısızlıkla sonuçlanmıştı

Bu çerçevede, bir grup öğrenci 4 Kasım 1979 sabahı, ABD Büyükelçiliği önünde bir araya geldi. Humeyni’yi destekleyen bu grup, Şah’ın iadesini talep etmek ve ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahalesini protesto amacıyla büyükelçiliği işgal etti.

Elçilik binasına zorla giren öğrenciler, buradaki 66 Amerikan vatandaşını rehin aldı. Bu olay kısa sürede İran içinde büyük bir destek buldu. Rehin alınanlardan kadınlar ve Afrika kökenli 13 Amerikalı kısa süre sonra serbest bırakıldı. Bir kişi de Temmuz 1980’de hastalığı nedeniyle salıverildi. Kalan 52 Amerikalı ise 444 gün boyunca tutuldu.

Rehine krizi ile karşı karşıya kalan dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter yönetimi, krizi çözmek için ilk aşamada diplomatik girişimlerde bulundu.

ABD, İran’a yönelik kapsamlı yaptırımlar başlattı. ABD yönetimi, diplomasi yoluyla krizden çıkma çabalarını sürdürürken, İran, halk desteğiyle beraber rehineleri serbest bırakmayı reddetti. Kriz uzadıkça ABD’de kamuoyu baskısı arttı. Carter yönetimi, ülke içinde büyük eleştirilerle karşı karşıya kaldı ve rehinelerin serbest bırakılmaması, Amerikan halkı için büyük bir travma haline geldi.

Krizin uzaması üzerine, ABD yönetimi askeri müdahale seçeneğini masaya koydu. 24 Nisan 1980’de “Kartal Pençesi Operasyonu” adı altında bir kurtarma operasyonu başlatıldı.

Plana göre ABD ordusuna bağlı özel bir komando birliği Tahran’a inerek elçilik binasını ele geçirecek ve rehineleri İran dışına tahliye edecekti ancak operasyon İran’daki Tebes Çölü’nde çıkan kum fırtınası ve ABD güçlerinin karşılaştığı birbirini takip eden teknik sorunlar nedeniyle başarısız oldu.

Tahran’ın 300 kilometre güneyinde çöle inen Amerikan askerlerini taşıyan helikopter ile bir C-130 Hercules uçağının yakıt ikmali sırasında kum fırtınasının da etkisiyle infilak etmesi sonucu en az 8 Amerikan askeri ölünce operasyon iptal oldu.

Bu başarısızlık, ABD’de büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Kriz, 1980 ABD başkanlık seçimlerine kadar devam etti. Rehine krizi ve başarısız kurtarma operasyonu, Carter yönetiminin ülke içindeki desteğini zayıflattı ve seçimlerde Ronald Reagan’ın zaferini kolaylaştırdı.

Reagan’ın göreve başlamasının hemen ardından Cezayir’in arabuluculuğunda yapılan görüşmeler sonucu ABD ve İran arasında bir anlaşma sağlandı.

Cezayir Anlaşması olarak bilinen bu mutabakata göre ABD, İran’ın yurt dışındaki bazı mal varlıklarını serbest bırakmayı kabul etti. 20 Ocak 1981’de, Ronald Reagan’ın başkan olarak yemin etmesinden hemen sonra 444 gün süren rehine krizi sona erdi ve rehineler İran tarafından serbest bırakıldı.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *