Körfez, ABD ordusunun İran’ın gücünü yok etmesini arzuluyor

Körfez, ABD ordusunun İran’ın gücünü yok etmesini arzuluyor

Körfez başkentlerinden, ismi belirsiz bazı yetkililer İsrail kanalına konuştu, ABD ve İsrail’in saldırılarının, İran’ın hiçbir gücü kalmayana kadar sürdürülmesini istedi. Times of Israel’e konuşan bu yetkililere göre, en büyük tehdit altındaki ülke ise BAE… Öte yandan ABD’nin bu küçük emirlikleri ne zamana kadar korumaya devam edeceği ise meçhul görünüyor.

Körfez ülkeleri, çatışma öncesinde ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a karşı savaş başlatmaması konusunda uyarmış olsa da, Times of Israel’e konuşan, üst düzey dört Körfez yetkilisine göre, çoğu şimdi Washington’ı rejime yönelik saldırılara devam etmeye çağırıyor.

Geçtiğimiz hafta Times of Israel’e isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan dört üst düzey yetkili, ABD ve İsrail’in savaşı yürütme biçimine ilişkin hâlâ bir miktar hayal kırıklığı olduğunu, ancak Körfez ülkeleri -özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Katar- arasında İran’ın bu savaştan askeri gücünün kendileri için tehdit oluşturmayacak kadar zayıflamış bir şekilde çıkmasını sağlama arzusunun bulunduğunu söyledi.

Times of Israel’in haberinde şu ayrıntılara yer verildi:

Trump, İran’ın sivil yerleşim yerlerini hedef alarak komşularına karşı misilleme yapma kararına defalarca şaşırdığını ifade ederken, yetkililerden biri Körfez ülkelerinin bu tepkiyi büyük ölçüde beklediğini ve bunun da ABD-İsrail’in savaşı başlatmasına karşı çıkmalarının nedenlerinden biri olduğunu savundu.

Üst düzey bir Körfez diplomatı, “Askeri saldırıların İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine son verme konusunda istenen etkiyi yaratacağına dair de ciddi şüpheler vardı” dedi ve bölgedeki genel görüşün, diplomatik bir çıkış yolunun sürdürülmesinin Körfez’de güvenliği sağlamanın daha kesin bir yolu olduğu yönünde olduğunu açıkladı.

Ancak ABD ve İsrail bu görüşü reddederek, İran’ın nükleer emellerine ve hızla genişleyen balistik füze yeteneklerine ancak önleyici askeri eylemin çözüm olabileceği gerekçesiyle sırasıyla Destansı Öfke ve Kükreyen Aslan operasyonlarını başlattılar.

İran, kendisine saldıranları hedef almakla kalmayıp, Körfez İşbirliği Konseyi’nin altı ülkesinin (Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) tamamına karşı da tekrarlanan saldırılar düzenleyerek karşılık verdi. Saldırılar birçok kişinin ölümüne ve petrol ve doğalgaz üretiminin yanı sıra turizmin de aksamasına yol açtı; bunların her ikisi de bölge için önemli ekonomik can damarları.

İran’ın, saldırıların Körfez ülkelerinin Trump’a ateşkes için baskı yapmasına yol açacağını hesapladığı düşünülüyor. Ancak bunun yerine, hamle tam tersi bir etki yaratmış gibi görünüyor; Körfez ülkeleri, İran’ın silahlı bir bölgesel tehdit olarak kalmasına izin vermenin doğasında var olan tehlikeyi bizzat deneyimlemiş durumda.

İkinci bir Körfez yetkilisi, “İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ni hedef almak için şu anda kullandığı araçlara hâlâ sahipken savaşı sona erdirmek stratejik bir felaket olur” dedi.

Ancak Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin tamamı bu görüşü desteklemiyor. Birçok Körfez yetkilisi, savaşın devam etmesi gerektiği fikrine en açık istisnanın Umman olduğunu belirtti. Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi geçen hafta The Economist’te yazdığı makalede, “Hem İran’ın hem de Amerika’nın ulusal çıkarları, düşmanlıkların mümkün olan en kısa sürede sona ermesinde yatmaktadır” dedi.

Aksini düşünen ülkelerin hepsi de savaşın devam etmesi gerektiği fikrine eşit derecede bağlı değil.

Times of Israel’e konuşan Körfez yetkililerinden ikisi, bu düşüncenin en güçlü şekilde BAE’de hissedildiğini, diğer ülkelerin ise askeri harekatın ne kadar sürmesi gerektiği konusunda daha tereddütlü olduğunu belirtti.

Yine de, İran’ın askeri yeteneklerini daha da zayıflatma ihtiyacının yaygın olarak kabul edildiğini ve Suudi Arabistan ve BAE de dahil olmak üzere birçok Körfez İşbirliği Konseyi ülkesinin, ABD ve İsrail’in İran’a karşı düzenlediği saldırılara katılmayı düşündüğünü, ikinci bir Körfez yetkilisi söyledi.

Dört yetkilinin tamamı, ABD ve İsrail’in saldırılarının İran rejimini devirme olasılığının düşük olduğu konusunda hemfikirdi. Bununla birlikte, Tahran’ın tehdit oluşturma yeteneğini ortadan kaldırmak için İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücünün ne kadar zayıflatılması gerektiği konusunda farklı görüşlere sahiptiler.

Üçüncü Körfez yetkilisi, “Bu savaşın, İran’ın komşularına zarar verme yeteneğinden mahrum bırakılmasıyla sona ermesini istiyoruz” dedi.

İkinci Körfez yetkilisi daha da açık konuşarak, savaşın İran’ın füze ve insansız hava aracı üretim tesisleri yok edilene kadar devam etmesi gerektiğinde ısrar etti. İran’ın cephaneliğini yenilemek için gerekli bilgi birikimine sahip olacağını kabul etti, ancak “nesiller boyu sürecek hasarın” yeterli olacağında ısrar etti. Yetkili, “İran, savaştan sonra ABD ve İsrail’in kendisine tekrar saldırmadan önce iki kez düşüneceği yeni bir stratejik gerçeklik arıyor” dedi ve Körfez ülkelerinin de İran’ın kendilerine tekrar saldırmadan önce iki kez düşünmesini istediğini sözlerine ekledi.

Dördüncü Körfez yetkilisi, İran’ın yeterince caydırılabileceği konusunda daha az iyimserdi ve savaşın “verimliliğin azaldığı bir noktaya kadar” uzamasından endişe duyduğunu ifade etti.

Savaş sonrasında Körfez ülkelerinin insansız hava araçlarına ve hava savunma sistemlerine daha fazla yatırım yapacağını, böylece gelecekteki İran saldırılarıyla başa çıkmaya daha iyi hazırlanacaklarını öngördü; bu da tehdidin muhtemelen devam edeceğine dair bir inancı gösteriyor.

Dört yetkilinin tamamı, Körfez’deki öfkenin asıl hedefinin, savaşı başlatan ABD ve İsrail değil, Amerikan ve İsrail saldırılarını kendilerine saldırmak için bahane olarak kullanan İran olduğu konusunda hemfikirdi.

Ancak dördüncü Körfez yetkilisi, İran’ın misillemesine yönelik “yetersiz” Amerikan planlamasının, ülkesinin gelecekte “ABD’ye aşırı derecede bağımlı kalmak” yerine güvenlik ortaklarını çeşitlendirmesine yol açacağını kabul etti. Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, savaşın İsrail ile bağları güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtirken, Körfez yetkilileri savaşın İbrahim Anlaşmaları kapsamında yeni Arap normalleşme anlaşmalarına yol açacağı yönündeki spekülasyonları büyük ölçüde reddetti.

Körfez ülkelerinden ilk yetkili, İsrail’in Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürüttüğü kampanyaya öfkesini dile getirdi. Hizbullah, hamisi İran’a yönelik saldırılara karşılık olarak İsrail’e saldırmaya başlamıştı. Yetkili, İsrail’in hava ve kara saldırılarının sivillerin zarar görmesine yol açtığını ve Lübnan’ın Körfez destekli hükümetinin de zarar gördüğünü belirtti. “Bölge Gazze’yi unutmadı” dedi yetkili “İran’ın aşağılanmasıyla oluşan iyi niyet, İsrail’in Lübnan’da yaptıkları yüzünden heba ediliyor.” dedi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *