Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden şaşırtan görüş!

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden şaşırtan görüş!

Merkezi Hollanda’da bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail’in insani yardım operasyonlarına izin ve destek vermesi gerektiği yönünde görüş bildirdi! Görüşte İsrail’i kınayan bir ifadeye yer verilmedi. Mahkeme geçen yıl Kasım ayında da sadece Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama emri çıkarmış ancak karar herhangi bir şekilde uygulanmadı.

UCM, Çarşamba günü İsrail’in Cenevre Sözleşmesi uyarınca, Gazze Şeridi’ne yeterli yardımın ulaşmasını sağlamak amacıyla Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve BM Filistinli Mülteciler Ajansı (UNRWA) dahil olmak üzere üçüncü ülkeler ve tarafsız insani yardım kuruluşları tarafından sağlanan yardım programlarını kabul etmek ve kolaylaştırmakla yükümlü olduğuna karar verdi.

Dünya mahkemesi, yayınladığı 4 sayfalık ayrıntılı görüşünde, işgalci bir güç olarak İsrail’in, yerel halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlama konusunda koşulsuz bir görevi olduğunu vurguladı. Gazze halkına Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 59. maddesi uyarınca “yetersiz” yardım sağlandığı ve bu nedenle İsrail’in insani yardım operasyonlarına izin vermesi ve destek sağlaması gerektiği tespit edildi.

Mahkeme, 7 Ekim 2023 olaylarının ardından – Hamas’ın sınır ötesi saldırısının İsrail’in amansız saldırısına yol açması ve sonraki iki yıl boyunca 68.000’den fazla kişinin ölümüne neden olması – İsrail’in yardım girişini ciddi şekilde kısıtladığını ve hatta 2 Mart’tan itibaren insani ve tıbbi malzemelerin teslimatını engellediğini, 19 Mayıs itibarıyla yalnızca sınırlı miktarda yardımın yeniden başlamasına izin verdiğini söyledi.

Mahkeme, İsrail’in UNRWA çalışanlarının silahlı gruplarla bağlantılı olduğu yönündeki iddialarını reddederek, “İsrail, UNRWA çalışanlarının önemli bir kısmının Hamas veya kendi deyimiyle “diğer terör örgütlerinin” üyesi olduğu yönündeki iddialarını kanıtlamamıştır” dedi.

Ayrıca UNRWA’nın yardım dağıtımında milliyet, ırk, din veya siyasi görüş temelinde ayrımcılık yapıldığına dair bir kanıt bulunamadı.

Mahkeme, “İşgalci güç, işgal altındaki topraklarda tüm insani faaliyetlerin genel olarak askıya alınmasını haklı çıkarmak için hiçbir zaman güvenlik gerekçelerini ileri süremez” dedi ve İsrail’in yardımları kolaylaştırma yükümlülüğünün “koşulsuz” olduğunu yineledi.

İşgal hukukunun, düşmanlıkları düzenleyen uluslararası insancıl hukukla birlikte uygulandığını ve İsrail’in her iki yükümlülüğe de uyması gerektiğini yeniden teyit etti.

Mahkeme, görüşünün, ihlallerin sonuçlarını belirlemekten ziyade İsrail’in yasal yükümlülüklerini tespit etmeye odaklandığını belirtirken, İsrail’in işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin insan haklarına saygı gösterme, koruma ve yerine getirme konusunda uluslararası hukuka bağlı kalmaya devam ettiğini vurguladı.

Mahkeme, “İsrail, işgalci bir güç olarak, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının hiçbir yerinde egemenliğe sahip olma veya egemenlik yetkilerini kullanma hakkına sahip değildir” dedi.

Ayrıca İsrail’in sivil halkı aç bırakmayı bir savaş yöntemi olarak kullanmaması gerektiği vurgulanarak, İsrail’in Doğu Kudüs üzerindeki toprak iddiasının uzun süredir BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla “geçersiz” ilan edildiği vurgulandı.

Açıklamada, “İsrail, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanmasını engellememe yükümlülüğüyle çelişecek şekilde, iç hukukunu işgal altındaki topraklara genişletmekten kaçınmalıdır” denildi.

BM’nin Gazze’ye yapılan yardımların hâlâ gereken seviyelerin çok altında kaldığı uyarısında bulunduğuna dikkat çekilen raporda, ABD ve İsrail destekli UNRWA’nın yerine geçmeye çalışan Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın temel insani ilkelerle uyuşmayan bir şekilde faaliyet gösterdiği eleştirisi yapıldı.

Yüzlerce Filistinlinin tartışmalı gruptan yardım almaya çalışırken öldürülmesinin ardından Filistinliler ve uluslararası insan hakları örgütleri, grubun aslında yardım arayanlar için bir “ölüm tuzağı” gibi davrandığını söyledi.

Mahkeme ayrıca İsrail’i BM’nin hukuki süreçlerinden muafiyetine, mal ve varlıklarına, BM tesislerinin dokunulmazlığına saygı göstermeye çağırdı ve işlevlerinin yerine getirilmesine hiçbir şekilde müdahale edilmemesini istedi.

Mahkeme, işgalci güç olarak İsrail’in, işgal altındaki Filistin topraklarında Birleşmiş Milletler, diğer uluslararası kuruluşlar ve üçüncü devletlerin varlığını ve faaliyetlerini, halkı zorlayacak yaşam koşulları yaratacak veya bu koşullara katkıda bulunacak ölçüde kısıtlamasının yasak olduğunu gözlemlemektedir.

Ayrıca İsrail’in, devletin yerel halkını günlük yaşamın temel ihtiyaçlarından mahrum bırakan politikalarına ve uygulamalarına dikkat çekildi.

Mahkeme ayrıca, “İşgalci bir güç, işgal ettiği topraklara temel ihtiyaç maddelerinin geçişine izin vermekten daha fazlasını yapmalıdır. Ayrıca, bu maddelerin düzenli, adil ve ayrımcı olmayan bir şekilde dağıtılması için elindeki tüm araçları kullanmalıdır.” diye vurguladı.

Mahkemenin görüşünün İsrail tarafından ciddiye alınması beklenmiyor.

UCM’nin yayınladığı açıklamanın orijinal tam metni için: Obligations of Israel in relation to the Presence and Activities of the United Nations, Other International Organizations and Third States in and in relation to the Occupied Palestinian Territory

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *