Sınırda güvenliğin tesis edilememesi ve hukuki düzenlemelerin uygulanamaması nedeniyle Lübnan ve Suriye sınırının birçok noktasında belirsizlikleri sona erdirecek somut adımlara ihtiyaç duyuluyor. İhtiyaç ABD temsilcisinin Lübnan’a ABD taleplerini iletmesinin ardından yeniden gündeme geldi. Suriye’nin güney sınırında ise İsrail ihlali aylardır sürüyor.
Lübnan ile Suriye arasındaki kara sınırlarının belirlenmesi dosyası yeniden gündeme gelirken, iki ülke arasındaki sınır ilişkilerinin düzenlenmesi gerekliliği konusunda ise tartışmalar yeniden alevlendi.
Sınırda güvenliğin tesis edilememesi ve hukuksal düzenlemelerin tam olarak uygulanamaması nedeniyle Lübnan ve Suriye sınırının birçok noktasındaki belirsizlikleri sona erdirecek somut adımlara daha fazla ihtiyaç duyuluyor.
İki ülkenin egemenliği ve gelecekteki siyasi ve ekonomik ilişkilerini şekillendirecek olan sınır düzenlemesi, bölgenin çehresinin hızla değiştiği bir dönemde daha da önem kazandı.
Lübnan ile Suriye arasındaki 375 kilometre uzunluğundaki sınırda, çoğunlukla insan, mal ve silah kaçakçılığı için kullanılan resmi olmayan yasadışı kapıları bulunuyor. Mart 2025’te iki ülke sınırında yaşanan gerginlikte iki tarafta da ölümler yaşanmıştı.
ABD bu işin neresinde?
Lübnanlı bir yetkilinin 2 Temmuz’da AA’ya yaptığı açıklamaya göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack 19 Haziran’da, Lübnan’ı ziyaret ederek Lübnanlı yetkililere; güvenlik ve siyasi düzeylerde Suriye ile ilişkilerin düzeltilmesi, sınırların denetlenmesi ve net olarak belirlenmesine varılması ile ticari ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini içeren öneriler sundu.
Adının açıklanmasını istemeyen Lübnanlı yetkili, Barrack’ın Beyrut’a ilettiği önerinin üç ana başlık etrafında şekillendiğini ve ilk sırada silahların yalnızca Lübnan devletinin kontrolünde toplanmasının yer aldığını söyledi.
ABD önerisinin ikinci başlığının “finansal ve ekonomik reformların gerçekleştirilmesi, sınırların kontrol altına alınması, kaçakçılığın engellenmesi, gümrük gelirlerinin artırılması ve sınır kapıları ile kamu tesislerinde denetimlerin sıkılaştırılması” etrafında şekilleneceğini kaydeden Lübnanlı yetkili, üçüncü başlığın ise, Suriye ile farklı seviyelerde—güvenlik ve siyasi alanlarda—ilişkilerin düzeltilmesi, sınırların kontrol altına alınması, sınırların çizilmesi hedefine ulaşılması ve ticari ile ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi olduğuna dikkati çekti.
“Henüz Hizbullah’ın silahların devlet kontrolüne verilmesi konusundaki tutumu hakkında bilgi yok, bu konuda önümüzdeki günlerde açıklama bekliyoruz.” ifadelerini kullanan yetkili, “Barrack’ın önümüzdeki hafta Lübnan’ı ziyaret edeceğini” aktardı.
Hizbullah ise, elindeki silahları teslim etmeyi yalnızca Lübnan’ın egemenliğine ilişkin güvence verilmesi durumunda değerlendirebileceğini açıklamıştı.
Sınırı Fransa çizmişti
Lübnan ile Suriye arasındaki sınır anlaşmazlığının kökleri, Birinci Dünya Savaşı sonrası döneme dayanıyor. Bölge, Fransa mandası altına girdikten sonra, “Büyük Lübnan Devleti (1920)” ile Suriye arasındaki sınırlar çizildi. Lübnan’ın 1943’te bağımsızlığını kazanmasıyla bu sınırlar kabul edildi, ancak bazı noktalar belirsiz kaldı veya ihtilaf konusu oldu.
Şebaa Çiftlikleri bölgesi, en dikkat çeken tartışmalı alanlardan biri. 2000 yılında Güney Lübnan’dan çekilmesine rağmen İsrail, bölgeyi Suriye toprakları olarak kabul ederek işgali altında tutarken, Beyrut ise ısrarla buranın Lübnan toprağı olduğunu savunuyor.
Ayrıca sınır hatlarının belirsizliği nedeniyle, Lübnan’ın doğusundaki Kammua, Addise ve Hermel bölgelerindeki bazı alanlarda da anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Deniz sınırları hala yok
Deniz sınırları da hala çizilmemiş olduğu için, bu durum petrol ve doğalgaz arama hakları konusunda sorunlara yol açıyor.
Uzmanlar, deniz sınırlarının sınırların uluslararası hukuka göre, Lübnan ve Suriye kıyıları arasındaki orta hat (temas hattı) esas alınarak çizilmesi gerektiğini vurguluyor.
Suriye ve Lübnan 2008 yılında sınırın belirlenmesi için ortak bir komite kurulacağını duyurdu, ancak siyasi ve güvenlik gerilimleri nedeniyle ilerleme sağlanamadı.
Suriye’de 2011 yılında patlak veren kriz ve Esed rejimine karşı başlayan devrimle birlikte, resmi çabaların çoğu durdu.
Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te değişmesinin ardından yeni Suriye yönetimi ile birlikte Lübnan sınırlarının çizilmesi sorunu yeniden gündeme geldi. Suriye yönetimi, 29 Ocak 2025’te 5 yıl sürecek geçiş dönemi boyunca Ahmed Şara’yı ülkenin cumhurbaşkanı olarak ilan etmişti.
Lübnan’da seçilemeyen cumhurbaşkanı dönemi, Genelkurmay başkanı Joseph Avn’ın 13 Ocak 2025 tarihinde seçilmesi ile sona ermiş, 8 Şubat 2025’te de Birleşmiş Milletler Adalet Divanı’dan getirilen Nevvaf Selam’ın Lübnan başbakanı olarak atanması ile yeni hükümet kurulmuştu.
Lübnan yeni yönetimi ile Suriye yeni yönetimi arasında uzlaşma
Suudi Arabistan haber ajansı SPA’da 28 Mart 2025’te yer alan habere göre, Lübnan ve Suriye savunma bakanlarının Cidde kentinde sınırların çizilmesi ve güvenlik koordinasyonunun güçlendirilmesine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Bu gelişme, aynı ayın başında Suriye ordusu ile Hizbullah’a bağlı gruplar arasında sınır hattında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından meydana geldi.
Anlaşma doğrudan sınırların çizilmesini içermedi, ancak ön hazırlık niteliğinde bir adım oldu. Taraflar, ortak hukuki ve teknik komiteler kurulması ve güvenlik tehditleriyle mücadele için koordinasyon mekanizmalarının etkinleştirilmesi konusunda uzlaştı.
Bu bağlamda, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 2 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Beyrut yönetiminin tüm toprakları üzerinde yalnızca kendi imkanlarıyla tam egemenliğini tesis etmek ve silahı yalnızca kendi kontrolüne almak amacıyla çabalarını sürdürdüğünü belirtti.
Lübnan Başbakanı Selam ayrıca hükümetinin, sınırların kontrol altına alınması, kaçakçılığın önlenmesi ve (Lübnan’daki) Suriyeli sığınmacıların güvenli ve onurlu şekilde geri dönüşünün sağlanması amacıyla Suriye tarafıyla doğrudan bir iş birliği başlattığını ifade etti.
Başbakan Selam 14 Nisan’da, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile Şam’da bir araya gelerek iki ülke arasındaki kara ve deniz sınırlarının çizilmesi başta olmak üzere çeşitli dosyaları ele aldı. Selam’ın yaptığı açıklamaya göre, görüşmede ortak öneme sahip konuları takip etmek üzere bir bakanlar komitesi kurulması konusunda mutabakata varıldı.
Hizbullah ile İsrail arasındaki son savaşın ardından, Joseph Avn Lübnan Cumhurbaşkanı seçildi ve uluslararası kararların, özellikle de 2006’daki 34 günlük Hizbullah-İsrail savaşından önce alınan 1680 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) kararın uygulanmasını taahhüt eden Selam başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu.
Söz konusu 1680 sayılı karar, Suriye’ye, sınırların çizilmesi, diplomatik ilişkilerin kurulması ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik Lübnan’ın taleplerine yanıt verme çağrısı yapıyor.
İki ülke arasındaki sınırların çizimi henüz tamamlanmadı, özellikle iç içe geçmiş bölgelerde. Bu bölgelerde Lübnanlılar Suriye topraklarında, Suriyeliler ise Lübnan topraklarında yaşıyor. Bu durum, sınır çizimini coğrafi ve demografik iç içe geçiş nedeniyle zorlaştırıyor.
Laury Haytayan: Öncelik Suriye meselesine verilmeli
Orta Doğu ve Kuzey Afrika petrol ve doğalgaz uzmanı Lübnanlı ve ABD diplomalı bir Ermeni olan Laury Haytayan, “Lübnan hükümeti ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn için Suriye ile siyasi, güvenlik ve ekonomik ilişkilerin öncelikli olması gerekir.” ifadesini kullandı.
Genel Merkezi New York’ta bulunan Doğal Kaynak Yönetim Enstitüsü’nde (NRGI) Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü olarak görev yapan bayan Laury Haytayan, “Bölgede değişimler yaşanıyor ve Lübnan da bunların bir parçası.” şeklinde konuşarak, Suriye’de de yeni bir yönetim olduğunu ve birçok ülkenin, koşullar veya çekincelerle de olsa, yeni yönetimle iletişim kurmak istediği değerlendirmesinde bulundu.
Laury Haytayan, “Lübnan hükümetinin, Suriye’deki yeni yönetimle iletişim halinde olan hükümetlerden biri olması ve özellikle Lübnanlı aşiretler ile Suriye ordusu arasında yaşanan sınır çatışmalarının ardından iki ülkeyi ilgilendiren konular üzerinde tartışmaları başlatması gerektiğini” vurgulayarak, “Lübnan devletinin mevcut Suriye makamlarıyla ciddi bir şekilde muhatap olması gerekiyor.” dedi.
Haytayan ayrıca, Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Hafız Esad döneminde imzalanan, özellikle kara ve deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların gözden geçirilip güncellenmesi gerektiğini belirtti.
İki ülke arasındaki anlaşmalarda ilerleme sağlanabilmesi için Suriye tarafıyla diplomatik güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkati çeken Haytayan, “Bugün Suriye Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine giderek daha fazla önem veriyor. Bu durum Lübnan’ın ilişkilerini güçlendirmesi ve daha geniş kapsamlı anlaşmaların parçası olarak deniz sınırlarının çizilmesi için kararlı adımlar atmasını zorunlu kılıyor.” diye konuştu.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *