PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı

PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı

Terör örgütü PKK, 12. Kongresi’nin sonuç bildirgesinde, “Çalışmaları sonlandırdık” açıklaması yaptı. Bildirgede, kongreye 232 örgüt üyesinin katıldığı, ‘PKK’nın Olağanüstü 12. Kongresi, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktasına getirdiği’ vurgulandı. ABD Büyükelçiliği, “PKK’nın fesih kararı bir dönüm noktası niteliğindedir” açıklaması yaptı. AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, ‘Asla bir pazarlık söz konusu değil’ dedi.

PKK, 9 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” üzerine 12. Kongresi’ni yaptığını duyurdu.

PKK açıklamasında, 12’nci Kongre’nin 5-7 Mayıs tarihleri arasında yapıldığı aktarılarak, kongrenin sonuçları ve alınan kararlara dair geniş ve ayrıntılı bilgi ve belgelerin yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacağı belirtilmişti.

Silah bırakma kararı alan terör örgütü PKK'nın kongresine 232 örgüt üyesi katıldı.

Habertürk’ün aktardığına göre, PKK, 12. Kongre’nin sonuç bildirgesini açıkladı. PKK sonuç bildirgesinde, “Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihi açıklamasıyla başlayan süreç, yaptığı çok yönlü çalışmalar, değişik tarzlarda sunduğu perspektifler ışığında 5-7 Mayıs tarihleri arasında toplanan 12. Parti Kongremiz başarıyla tamamlandı” denildi.

Bildirgede, “Kongremiz çatışmaların devam ettiği, havadan karadan saldırıların sürdüğü, alanlarımız üzerindeki kuşatma ve KDP ambargosunun devam ettiği zorlu koşullara rağmen güvenlikli bir şekilde gerçekleştirildi. Güvenlik nedeniyle iki farklı alanda eş zamanlı bir biçimde yapıldı. Toplamda 232 delegenin katılımıyla gerçekleşen PKK 12. Kongresi tarihi kararlar aldı” diye kaydedildi.

Bildirgede, PKK’nın Olağanüstü 12. Kongresi, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktasına getirdiğini, bu yönüyle PKK’nın tarihi misyonunu tamamladığını değerlendirdi. Şöyle denildi: “Bu temelde PKK 12. Kongresi, PKK’nın örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını alarak PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı.

PKK’yı feshetme ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararını, halkımızın herkesten daha iyi anlayacağına, demokratik toplum inşası temelinde demokratik mücadele döneminin görevlerine sahip çıkacağına inancımız tamdır. PKK 12. Kongresi kararlarıyla birlikte demokratik siyaset yöntemiyle daha güçlü gelişecek, halklarımızın geleceği özgürlük ve eşitlik temelinde gelişme gösterecektir.

Kongremizin aldığı PKK’nin fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunmaktadır. Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması önemli olmaktadır. Aynı şekilde hükümet ve ana muhalefet partisi başta olmak üzere mecliste temsili bulunan tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, din ve inanç topluluklarını, demokratik basın kuruluşlarını, kanaat önderlerini, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, işçi-emekçi sendikalarını, kadın-gençlik örgütlerini, ekolojist hareketleri sorumluluk altına girerek barış ve demokratik toplum sürecine katılmaya çağırıyoruz.

Türkiye’nin sol-sosyalist güçleri, devrimci yapı, örgüt ve şahsiyetlerinin Barış ve Demokratik Toplum sürecini sahiplenmeleri ile halkların, kadınların ve ezilenlerin mücadelesi yeni bir düzey kazanacaktır. Bu, son sözleri ‘Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği ve Tam Bağımsız Türkiye!’ olan büyük devrimcilerin amaçlarını başarmak anlamına gelecektir.”

Karar sonrası açıklamalar

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından, PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin açıklama yaptı. Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Terörsüz Türkiye” için ortaya koyduğu yüksek siyasi irade ve sürecin koordinatlarını “devlet politikası” olarak çizen kapsayıcı ve net yaklaşımı ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısının, gelişmelere dönük duruşunun ve yönlendirmelerinin topyekun “iç cephe”nin güçlendirilmesinin başlıklarını oluşturduğunu belirtti.

Siyasi partiler arasındaki etkili ve verimli görüşme trafiğinin, istişare ve diyaloğun, demokratik siyasetin “meşru adres” olarak sorumluluk almasını ve inisiyatif üretmesini sağladığını belirten Çelik, şunları kaydetti:

“İmralı’dan yapılan çağrı sonrasında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır. Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır. Bu süreç devlet kurumlarımız tarafından sahada titizlikle takip edilecektir. Ulaşılan aşamalar Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir.”

Çelik, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararının “içerde” ve “dışarıda” tüm boyutlarıyla ve somut olarak hayata geçmesi gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Böylece, yakın bölgemizde terör örgütlerinin vekalet savaşları için kullanıldığı emperyalist planların önünün kesilmesine dönük olumlu bir dalga oluşacaktır. Ayrıca ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine somut olarak ulaşılması, tüm dünyada siyasetin siyasetsizleşmeye boğulduğu bir dönemde, Türkiye’nin siyasi tüm kanalları daha etkili şekilde işletebilmesine imkan verecek, demokrasimizi, siyasi hayatımızı ve milli birliğimizi daha da güçlendirecektir. Siyasi diyalog kanallarının, TBMM başta olmak üzere siyasetin tüm meşru adreslerinde en güçlü şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetimizin hepimizin ‘çatı’sı olduğu bilinci, demokrasimizin her türlü sorunun çözümü için temel ‘zemin’ olduğu anlayışı daha güçlenecek ve siyasi olarak kökleşecektir.”

Tarihdaşlık, kaderdaşlık ve vatandaşlık bilinciyle geleceğin en sağlam ve meşru zeminlerde şekillenmeye devam edeceğinin altını çizen Çelik, her olumlu aşamanın yeni bir olumlu aşamanın davetiyesi olacağını belirtti. Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“Terörsüz Türkiye’ye sahada tüm boyutlarıyla, eksiksiz ve somut hedefleriyle ulaşılması gerekir. Buna ulaşılması demek, bütün kültürel, etnik ve mezhepsel unsurlarıyla tüm vatandaşlarımızın kazanması demektir. Kazanan tüm vatandaşlarımız olacaktır. Temel prensibimiz şudur: Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda hiçbir tartışma yoktur, bu değerleri zedeleyecek ve hiçbir adım söz konusu değildir, olamaz. Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak büyük stratejik adımlardan önde geleni ‘Terörsüz Türkiye’ olacaktır. Milletimiz müsterih olsun, Türkiye Cumhuriyeti gündemine hakimdir.”

Hulusi Akar: Devlet iradesini koydu, örgüt fesh oldu

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AKP Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ise yaşanan sürecin, Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terörle mücadele serüveninde en önemli dönüm noktası olduğunu söyledi. Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Allah’ın izniyle inşallah 40 yılı aşkın süredir asil milletimizin başına bela olan, bu musibetten asil milletimizi kurtardık, kurtaracağız. Bunda Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Devlet Bahçeli son derece kararlı. Dolayısıyla Cumhur İttifakı bir bütün halinde diğer vatanını, milletini sevenlerle beraber, omuz omuza, el ele vermek suretiyle bu beladan hep beraber kurtulacağız. Burada insanların aklına şu geliyor ‘Nasıl oldu bu iş?’ Devlet iradesini koydu. Örgüt fesh oldu, silahlar bırakılıyor. Bunun bir çalışması var. Bu çalışmaya göre bir plan, program dahilinde bu silahların da elden çıkartmasıyla birlikte yargı, idare, mülkiye dahil herkes bu konuda görevini biliyor. Buna göre çalışmalar yapılacak. Böylece çok ciddi bir şekilde zaman, kaynak kazanacağız. En önemlisi de gençlerimizin, evlatlarımızın canını kazanacağız.”

ABD: Bir dönüm noktası

ABD Ankara Büyükelçiliği, PKK’nın fesih kararıyla ilgili yaptığı açıklamada “Terörist grupların silah bırakması, medeniyet için her zaman zafer teşkil eder. PKK’nın fesih kararı bir dönüm noktası niteliğindedir” ifadelerini kullandı. Büyükelçiliğin resmi hesabından yapılan açıklamada, “Terörist grupların silah bırakması, medeniyet için her zaman zafer teşkil eder. PKK’nın fesih kararı bir dönüm noktası niteliğindedir” denildi.

Açıklamada ayrıca “ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşerek desteğimizi yinelemiştir. Amerika Birleşik Devletleri, kalıcı barış ve güvenlik yolunda ilerleyen NATO Müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır. Medeni dünyada terörün geleceği yoktur” ifadeleri kullanıldı.

BM: Memnuniyetle karşılıyoruz

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında, “Genel Sekreter, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararını memnuniyetle karşılıyor” ifadelerine yer verdi.

Dujarric, Guterres’in, terör örgütü PKK tarafından açıklanan kararın uygulanması durumunda uzun süredir devam eden bir çatışmanın çözümüne doğru “önemli bir adım daha atılmış olacağına olan inancını” paylaştı.

Yılmaz Tunç: Ülkemiz demokrasi yolunda

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin kalkınmasının, birlik ve beraberliğinin önündeki en büyük engellerden biri olan terör belasından kurtulma yolunda önemli bir dönüm noktasına gelindiğini vurguladı. Tunç, şunları kaydetti:

“Ülkemizin geleceği, vatanımızın bölünmez bütünlüğü, bayrağımızın özgürce dalgalanması için binlerce vatan evladımızın canı pahasına sürdürdüğü onurlu mücadele, aziz milletimizin sarsılmaz iradesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü liderlik ve Sayın Devlet Bahçeli’nin milli duruşu, Türkiye Yüzyılı’nın eşiğinde ülkemizin huzurlu, güvenli ve istikrarlı bir geleceğe emin adımlarla yürümesinin yolunu açmıştır.”

Terörle mücadelede canlarını feda eden kahraman şehitleri rahmetle ve minnetle yad eden, gazilere şükranlarını sunan Tunç, şehit ve gazilerin ailelerine de sabır ve başsağlığı diledi.

Bakan Tunç, “Ülkemiz, terörün karanlığını ardında bırakıp ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda Cumhuriyetimizin temel değerlerini daima yaşatacak, hukuk devleti ilkesine bağlılıkla yüksek standartlı demokrasi yolunda emin adımlarla yürüyüşünü sürdürecek, kardeşliğin ve istikrarın aydınlığına kararlılıkla ilerlemeye devam edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Hakan Fidan: Kararın çok hayırlı olacağını düşünüyorum

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “(PKK’nın feshi) Bu kararın samimi şekilde uygulanması halinde geleceğimiz için herkes için çok hayırlı bir karar olacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından paylaştığı videolu mesajda, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bu toprakların insanları olduklarını, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, aynı bayrağın gölgesinde, aynı ezanın sesinde birleştiklerini, tarih boyunca nice badirelerin birlikte atlatıldığını vurgulayan Yerlikaya, “Malazgirt’te omuz omuzaydık, Çanakkale’de aynı siperdeydik, Milli Mücadele’de düşman sellerine birlikte göğüs gerdik. Bizim kardeşliğimizin kökü çok derinlerde. Yıllarca birliğimiz, beraberliğimiz hedef alındı. Kim ne yaparsa yapsın, hangi oyunu kurarsa kursun, bu bağı koparamadı, koparamayacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kararlı duruşuyla, “Terörsüz Türkiye”de önemli bir evrenin gerçekleştiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Terör örgütü kendini feshettiğini ve silah bıraktığını ilan etmiştir. Terörsüz Türkiye, barışa ve kardeşliğe olan inancın zaferidir. Bu zaferin sahibi milletimizdir. Teminatı, birliğimizdir. Bu tarihi sürece destek veren, dualarıyla, cesaretleriyle, vakarlarıyla, kardeşliğimizi büyüten herkese teşekkür ediyorum. Şimdi yeni bir dönem başladı. Artık silah değil, söz konuşacak. Korku değil, umut büyüyecek. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nı terörsüz bir gelecek üzerine kuracağız. Çünkü biz biriz çünkü biz Türkiye’yiz.”

Yerlikaya, paylaşımında, vatan uğruna can veren aziz şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andığını, kahraman gazilere şükranlarını sunduğunu ve şehit ailelerini hürmetle yad ettiğini belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin “Terörsüz Türkiye süreci ile ülkemiz, artık tüm enerjisini, maddi ve manevi kaynaklarını daha verimli ve etkin alanlarda kullanarak kalkınma sürecini hızlandıracak ve büyüme potansiyelini artıracaktır. Türkiye’de ve bölgemizde güven ve istikrar pekişecek, yatırım iklimi daha da iyileşecek. Şimdi huzur, istikrar ve refah zamanı.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da sosyal medya hesabından karara ilişkin açıklama yaptı. Bunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin önemli bir aşamayı güçlenerek katettiğinin net bir göstergesi olduğunu vurgulayan Altun, “Türkiye, 40 yılı aşkın sürecin sonunda gelinen bu aşamaya kadar çeşitli bedeller ödemiş, sıkıntılar çekmiş ve en önemlisi evlatlarını vatan uğruna şehit vermiştir. Bugüne gelinmesinde emeklerin kıyas kabul etmeyecek derecede en büyüğünün sahibi olan aziz şehitlerimizin her birini rahmet ve minnetle anıyoruz.” sözlerini sarf etti.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin, dünden bugüne gelişen kısa vadeli ve sığ bir süreç olmadığı gibi bugünden yarına da çok hızlı şekilde sonlanacak bir süreç olmadığına işaret eden Altun, şunları kaydetti:

“Güzel ülkemiz Türkiye’nin ve aziz milletimizin terörden, şiddetten, kaostan uzak olduğu; huzurun, barışın ve istikrarın hakim kılındığı bir ortamın tesisi için Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm bilgisi, kapasitesi ve birikimiyle çalışmaya devam edecektir. Söz konusu sürecin sağlıklı ve akıcı bir şekilde ilerlemesi için gerekli önlemler alınacak, tüm adımlar hassas ve şeffaf bir şekilde, kararlılık ve titizlikle atılacaktır.

Aziz milletimiz de bu süreçte devletimizin, hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu siyasi iradenin destekçisi olduğunu her fırsatta ortaya koymaktadır. Bu bilinçle; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısı ile başlayan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve liderliğiyle devam eden, millet ve devlet el ele yürüdüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ yürüyüşümüzün ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala ise sosyal medya hesabından Terörsüz Türkiye yolunda çok önemli bir eşiğin aşıldığını belirterek, “Terör örgütü, silahları bırakma ve kendisini feshetme kararı almıştır. İllegal yapıların sonlandırılmasına ve tasfiyelerine ilişkin önemli bir aşamaya geçilmiştir. Gelinen bu önemli aşamada, yapılacak çalışmalara ve sürecin yönetimine ilişkin mekanizmalar gerektiği biçimde işletilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sayın Devlet Bahçeli’nin iradeleri ve dirayetleri ile ortaya koydukları Terörsüz Türkiye hedefine doğru kararlılıkla ilerliyoruz.” dedi.

Efkan Ala bir tv’de canlı yayında da gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terör örgütünün kendini feshetme ve silahları bırakma kararının Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir devam eden terörle mücadelesinde çok önemli bir eşiğin aşılması anlamına geldiğini belirten Ala, Türkiye’nin terör prangasından, engelinden kurtulduğu zaman uluslararası platformlarda çok daha güçlü bir biçimde varlığını sürdüreceğini vurguladı.

Bu süreçte, Türkiye’nin ekonomisiyle, siyasetiyle, demokrasisiyle, sosyal refahıyla her alanda daha hızlı ilerleme fırsatı bulacağına işaret eden Ala, “Çünkü terörün kazananı yoktur. Huzurun da kaybedeni yoktur. Bu huzur ortamı oluştuğu zaman Türkiye, 86 milyonunun kardeşliğiyle ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı hedeflerine daha hızlı ve kararlı adımlarla ulaşacaktır. Bunun kaybedeni yok. O bakımdan çok kıymetli süreç yürütülüyor ve çok önemli gelişmeler oluyor.” diye konuştu.

Ala, silahların bırakılmasına ilişkin devlet geleneğinin bu meselelerde vaziyet alacak tecrübeye, birikime dünyaya örnek olacak seviyede sahip olduğunu söyledi.

Bu mekanizmaların kurulduğunu ve işlediğini dile getiren Ala, “O görüşmeler, temaslar sürüyor. Tabii bu birkaç ülkeyi de ilgilendiriyor. Irak, Suriye, başka ülkeler var. Onlarla da görüşmeler yapılarak hangi tarihte, hangi adım atılacak, hangi adım öncelikle atılacak bu, temaslarla yürütülerek, kurularak belirlenmiştir. Bu belirlilik içerisinde devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Ala, zaman zaman süreçle ilgili bazı tartışmalar olduğunu ancak sürecin öngörüldüğü biçimde devam ettiğini vurguladı. Bu tür büyük projelerin ve sorunların çözümünün her zaman provokasyonlara açık olabileceğine dikkati çeken Ala, şunları kaydetti:

“Bu kardeşliğin oluşmasını, Türkiye’nin bu kadar güçlenmesini, 86 milyonun her alanda kendini huzur içerisinde iyi hissetmesi istemeyen ülkeler de olacaktır, yapılar da olacaktır. Bunlar var yani, saklı, gizli değil. Onların da hareket halinde olduğunu hiç unutmayalım. Biz başından beri provokasyonlara dikkat çektik ve sürecin hızlı bir biçimde işletilmesinin önemini vurguladık. Burada bir duraksama, aksama olduğunda provokasyonlara açık hale gelebileceğini hep hatırlattık ve temkinli bir biçimde, temkinli bir iyimserlikle sürecin yürütülmesinin çok önemli olduğunu hep paylaştık. 40 yılı aşkın süredir inanılmaz bedeller ödendi, maliyetler ortaya çıktı.”

Efkan Ala, başından beri terörle mücadeledeki duruşlarının ortada olduğunun altını çizerek, “Terör, terördür. Biz terörün ortadan kalkması amacıyla yola çıkmışız. Terör hangi adla olursa olsun, varsa ortadan kaldırılmalıdır, ortadan kalkmalıdır, tasfiye edilmelidir. Hangi ülkede olursa olsun, nerede olursa olsun.” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütü silah bıraktığına göre Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türk güvenlik güçlerinin operasyonları da bu aşamada duruyor mu?” sorusu üzerine Ala, devletin varlık nedeninin tek bir terör örgütüyle ya da bir ülkenin saldırısı veya barışıyla mukayyet olmadığını söyledi.

‘Asla bir pazarlık söz konusu değil’

Bir terör örgütünün sonlanması ve silah bırakmasının, Türkiye’nin savunma ve güvenlik birimlerinde herhangi bir değişikliğe veya farklı bir politika izlemeye neden olmayacağını belirten Ala, “Türkiye her zaman ordusuyla, emniyet güçleriyle, güvenlik birimleriyle, güçlü bir güvenlik konseptine sahip olmak zorundadır.” dedi.

Ala, “Herhangi bir pazarlık süreci hiç oldu mu ya da bundan sonra olacak mı?” sorusuna, “Asla bir pazarlık söz konusu değil, bir pazarlık yok.” yanıtını verdi.

Bu süreci engelleyecek, provoke, sabote edecek dil ve anlayışların büyük vebal ve maliyetinin olacağına işaret eden Ala, bundan uzak durulması, herkesin pozitif katkıda bulunması gerektiğini vurguladı.

Ala, “Hükümet olarak veya AK Parti olarak muhalefeti bir bilgilendirme planınız var mı?” sorusuna, “Bu değerlendirmeleri bu sürecin yönetiminde ihtiyaç duyulduğu zaman hükümet üyelerimiz yapar. Zaten partiler arasında her zaman irtibat, diyalog, resmi, gayriresmi Meclis’te oluyor. Meclis’te herkes yan yana oturuyor, meseleleri görüşüyorlar. Ama bunun sistematik biçimde bir sisteme kavuşturulması ihtiyacı hasıl olduğunda da bu yapılabilir.” cevabını verdi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, sosyal medya hesabından, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ülkenin geleceği için ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefinde bugün önemli bir eşiğin geride bırakıldığını belirtti. Ülke ve millet için yeni bir dönemin kapısının aralandığını vurgulayan Yazıcı, şunları kaydetti:

“Terör örgütünün silah bırakma ve fesih kararı, uzun yıllardır terör, kaos, çatışma, şiddet ve istikrarsızlık sarmalında ülkemizin ayağına pranga olan terörün bitirilmesi noktasında çok kıymetlidir. Bugün açıklanan terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararı, milletimizin yıllarca özlemini çektiği ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin hayata geçirilmesinde önemli bir dönemeç noktasıdır.”

Cumhur İttifakı olarak terörü tamamen ortadan kaldırmak, gelecek nesillere terörsüz bir Türkiye bırakmak ve huzuru ülkede kalıcı hale getirmek için çok güçlü bir iradeye sahip olduklarının altını çizen Yazıcı, şu görüşleri paylaştı:

“Milletimizin sırtından bu yükü atmak için devlet-millet kaynaşmasıyla el ele, omuz omuza çalışacağız. Bu topraklarda büyük bir medeniyet inşa eden bu milletin barış ve huzur içinde yaşayabileceğini tüm dünyaya göstermeliyiz. Artık enerjimizi, kaynaklarımızı ülkemizin kalkınması ve kardeşliğimizi güçlendirmek için harcamalıyız. Huzur ve barış ortamını kalıcı hale getirecek her adımın arkasında durmak, devlet-millet kaynaşmasıyla ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sahip çıkmak hepimizin görevidir. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde ilerlemesi en büyük temennimiz. Bu süreci sekteye uğratmak isteyen hiçbir anlayışa asla müsaade etmeyeceğiz. Devletimiz tüm birimleriyle süreci titizlikle takip edecektir. Bu karar, yalnızca ülkemiz için değil aynı zamanda bölgemizde barış, istikrar ve huzurun tesis edilmesi adına da hayati önemdedir.”

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, sosyal medya hesabından, terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin paylaşım yaptı. Alınan kararla Türkiye’nin terörle mücadelesinde tarihi bir eşiğin daha geçildiğini belirten Büyükgümüş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı duruşuyla sürdürülen, devletin gücü ve milletin sarsılmaz iradesiyle yürütülen söz konusu mücadelenin yeni bir evreye ulaştığına dikkati çekti.

“Milletimizin birliği ve kardeşliği için kritik bir dönüm noktasındayız. Bu mücadelenin asıl sahibi aziz milletimizin her ferdine şükran borçluyuz.” açıklamasında bulunan Büyükgümüş, “Şehitlerimizin fedakarlığı, gazilerimizin cesareti ve milletimizin duasıyla geldiğimiz bu noktadan sonra devletimizi daha da güçlendirerek, milletimizin huzur ve refahını artırarak yolumuza devam edeceğiz. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, artık daha somut ve daha yakın bir ufuk olarak önümüzde duracaktır. Hedefimiz, sadece silahların bırakılması değil, terörü besleyen tüm yapılarla birlikte zihniyetin de tarih önünde yok olmasıdır.” dedi.

AKP Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, sosyal medya hesabından terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin açıklama yaptı. Bugünün, “Terörsüz Türkiye” hedefi için yeni bir sayfa olduğunu belirten İnan, şunları kaydetti:

“Bugün bu ülkenin gençleri için asilce ve feraset dolu bir ‘devrimsel gelişme’ daha hayata geçirilmiştir. Terör örgütünün feshi ve 50 yıllık terörün sonlaması süreci, ülkemizin bölgedeki oyun kurucu pozisyonunu bir kez daha güncellemiştir. Şimdi iç cepheyi daha da güçlendirme zamanı. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi pekiştirmek için her zamankinden çok işimiz var.”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade ve kararlılığın, bir milat olarak tarihe geçtiğine dikkati çeken İnan, “Kendilerine bu ülkenin gençleri ve geleceği adına çok minnettarız.” ifadesini kullandı.

Örgütün 12. Kongre Divanı açıklaması şöyle:

“Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihi açıklamasıyla başlayan süreç, yaptığı çok yönlü çalışmalar, değişik tarzlarda sunduğu perspektifler ışığında 5-7 Mayıs tarihleri arasında toplanan 12. Parti Kongremiz başarıyla tamamlandı.

Kongremiz çatışmaların devam ettiği, havadan karadan saldırıların sürdüğü, alanlarımız üzerindeki kuşatma ve KDP ambargosunun devam ettiği zorlu koşullara rağmen güvenlikli bir şekilde gerçekleştirildi. Güvenlik nedeniyle iki farklı alanda eş zamanlı bir biçimde yapıldı. Toplamda 232 delegenin katılımıyla gerçekleşen PKK 12. Kongresi Önderlik, Şehitler, Gaziler, PKK’nin Örgütsel Varlığı ve Silahlı Mücadele Yöntemi ile Demokratik Toplum İnşası konularını tartışarak Özgürlük Hareketimiz için yeni bir döneme girişi ifade eden tarihi kararlar aldı.

PKK’nin Olağanüstü 12. Kongresi PKK mücadelesinin, halkımız üzerindeki inkâr ve imha siyasetini parçaladığını, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktasına getirdiğini, bu yönüyle PKK’nin tarihi misyonunu tamamladığını değerlendirdi. Bu temelde PKK 12. Kongresi, pratikleşme süreci Önder APO tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere PKK’nin örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını alarak PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı.

Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı. Doğuşunda reel sosyalizmin etkilerini yaşadı ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesini benimseyerek, silahlı mücadele stratejisi temelinde meşru, haklı bir mücadele yürüttü. PKK katı Kürt inkarının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi. 1978’den başlayarak yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle Kürt varlığını kabul ettirmeyi ve Kürt sorununun Türkiye’nin temel realitesi olarak görülmesini esas aldı. Bu temelde başarıyla yürüttüğü mücadele sonucunda halkımız adına diriliş devrimini gerçekleştirerek bölge halklarının özgürlük umudu ve onurlu yaşam arayışının sembolü haline geldi.

Diriliş devrimimizin halkımız açısından büyük gelişmelere yol açtığı 1990’lı yılların koşullarında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Kürt sorununu siyaset yoluyla çözme arayışı gelişti. Önder APO bu arayışa 17 Mart 1993 Ateşkesiyle cevap vererek yeni bir süreç başlattı. Ancak reel sosyalizmin ağır etkileri, savaş çizgimize dayatılan çeteci anlayışlar ve derin devletin Turgut Özal ve ekibini ortadan kaldırması, Kürt inkâr ve imha siyasetinde ısrar ederek savaşı tırmandırması neticesinde bu yeni süreç sabote oldu. Binlerce köy boşaltılıp yakıldı. Milyonlarca Kürt yerinden yurdundan edildi, on binlercesi işkencelerden geçirilerek zindanlara atıldı ve binlercesi ise faili meçhul biçimde katledildi. Buna karşılık Özgürlük Hareketi hem nicel hem nitel olarak büyüdü, gerilla savaşı Kürdistan ve Türkiye’ye yayıldı. Gerillanın yürüttüğü savaşın etkisiyle Kürt halkı serhildanlara kalktı. Böylece her iki taraf açısından savaş temel seçenek haline getirildi. Savaşın karşılıklı olarak tırmandırılmasının yarattığı tekrar aşılamadı. Böylelikle Önder APO’nun Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollardan çözme çabaları sonuçsuz kaldı.

Süreç 15 Şubat 1999 uluslararası komplosu ile farklı bir aşamaya taşındı. Bu süreçte komplonun önemli bir hedefi olan Kürt-Türk savaşı Önder APO’nun büyük fedakarlıkları ve çabaları sayesinde engellendi. İmralı işkence ve soykırım sisteminde tutulmasına karşın Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yollardan çözme yönündeki ısrarını sürdürdü. 27 yıldır mutlak tecrit altında tutulan Önder APO İmralı soykırım sistemi ile mücadele ederek uluslararası komployu boşa çıkardı.  Uluslararası komployla mücadelede erkek egemenlikli iktidarcı-devletçi sistemi çözümleyerek demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasını geliştirdi. Böylelikle halkımız, kadınlar ve ezilen insanlık için alternatif özgürlük sistemini somutlaştırdı.

Önder Apo Kürt-Türk ilişkilerinin sorunsallaştığı Lozan Antlaşmasının ve 1924 Anayasasının öncesini referans alarak, Ortak Vatan ve Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu Demokratik Türkiye Cumhuriyeti perspektifini ve Demokratik Ulus anlayışını Kürt sorununun çözüm çerçevesi olarak benimsedi. Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşen Kürt isyanları, 1000 yıllık tarihi Kürt-Türk ilişki diyalektiği ve 52 yıllık Önderlik mücadelesi Kürt sorununun ancak Ortak Vatan ve Eşit Yurttaşlık temelinde çözülmesinin kazandıracağını göstermiştir. 3. Dünya Savaşı kapsamında Ortadoğu’da yaşanan güncel gelişmeler de Kürt-Türk ilişkilerini yeniden düzenlemeyi kaçınılmaz kılmaktadır.

52 yıldır Önderlik ve PKK yürüyüşüne büyük bedeller pahasına katılarak, inkâr ve imha siyasetine, soykırım ve asimilasyon politikalarına karşı direnen onurlu halkımız, barış ve demokratik toplum sürecini daha bilinçli ve örgütlü biçimde sahiplenecektir.  PKK’yi feshetme ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararını, halkımızın herkesten daha iyi anlayacağına, demokratik toplum inşası temelinde demokratik mücadele döneminin görevlerine sahip çıkacağına inancımız tamdır.  Halkımızın kadınlar ve gençler öncülüğünde, yaşamın her alanında öz örgütlerini oluşturması, dilleri, kimlikleri ve kültürleriyle kendine yeterli olma temelinde örgütlenmesi, saldırılar karşısında kendini savunur hale gelmesi ve seferberlik ruhuyla komünal demokratik toplumu inşa etmesi hayati önemdedir. Bu temelde Kürt siyasi partilerinin, demokratik örgütlerinin, kanaat önderlerinin Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt demokratik uluslaşmasını sağlama yönündeki sorumluluklarını yerine getireceklerine inanıyoruz.

Mücadele ve direniş ile geçen özgürlük tarihimizin mirası PKK 12. Kongresi kararlarıyla birlikte demokratik siyaset yöntemiyle daha güçlü gelişecek, halklarımızın geleceği özgürlük ve eşitlik temelinde gelişme gösterecektir. Yoksul ve emekçi halklarımız, tüm inanç grupları, kadınlar ve gençler, işçiler, köylüler ve iktidar dışında kalmış tüm kesimler barış ve demokratik toplum sürecinde haklarını savunarak demokratik adil bir ortamda ortak yaşamı geliştireceklerdir.

Kongremizin aldığı PKK’nin fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunmaktadır. Söz konusu kararların uygulanması Önder APO’nun süreci yürütüp yönlendirmesini, demokratik siyaset hakkının tanınmasını ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvenceyi gerektirir. Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması önemli olmaktadır. Aynı şekilde hükümet ve ana muhalefet partisi başta olmak üzere mecliste temsili bulunan tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, din ve inanç topluluklarını, demokratik basın kuruluşlarını, kanaat önderlerini, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, işçi-emekçi sendikalarını, kadın-gençlik örgütlerini, ekolojist hareketleri sorumluluk altına girerek barış ve demokratik toplum sürecine katılmaya çağırıyoruz.

Türkiye’nin sol-sosyalist güçleri, devrimci yapı, örgüt ve şahsiyetlerinin Barış ve Demokratik Toplum sürecini sahiplenmeleri ile halkların, kadınların ve ezilenlerin mücadelesi yeni bir düzey kazanacaktır. Bu, son sözleri ‘Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği ve Tam Bağımsız Türkiye!’ olan büyük devrimcilerin amaçlarını başarmak anlamına gelecektir.

Barış ve Demokratik Toplum süreci ve sosyalizm mücadelesinde yeni bir aşamayı temsil eden Demokratik Toplum Sosyalizmi ile küresel demokrasi hareketi gelişerek adil ve eşit bir dünya oluşacaktır. Bu temelde başta Küresel Özgürlük Hamlesine öncülük yapan dostlarımız olmak üzere demokratik kamuoyunu demokratik modernite kuramı çerçevesinde enternasyonal dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

Uluslararası güçleri halkımıza yönelik yürütülen yüzyıllık soykırım politikalarındaki sorumluluklarını görerek demokratik çözüme engel olmamaya ve sürece yapıcı katkılarını sunmaya davet ediyoruz.

Önderliğimizin çağrısıyla topladığımız PKK 12. Kongremiz 3 Temmuz 2018 tarihinde şehit olan Partimizin önder kadrolarından Fuat-Ali Haydar Kaytan ve 25 Eylül 2019 tarihinde şehit olan Rıza Altun  yoldaşların şehadetini ilan etmiştir.  Bu temelde PKK’nin kurucu önder kadrolarından Fuat-Ali Haydar Kaytan Yoldaşı ‘Önderliğe Bağlılık, Hakikat ve Kutsal Yaşam’ sembolü; Önder Apo’nun ilk yol arkadaşlarından olan Rıza Altun Yoldaşı ise ‘Özgürlük Yoldaşlığı’ sembolü olarak kabul etmiştir. Tarihi 12. Parti Kongremizi, Özgürlük Hareketimizin başından itibaren yer alarak bugüne kadar aralıksız mücadeleleriyle bizlere öncülük eden bu iki büyük şehit yoldaşa atfediyor, onlar şahsında tüm mücadele şehitlerimize başarı sözümüzü yineliyor, Barış ve Demokrasi Şehidi Sırrı Süreyya Önder Yoldaşın hayallerini gerçekleştirme iddiamızı belirtiyoruz.

Ulus Devletçi Sosyalizm Yenilgiye; Demokratik Toplum Sosyalizmi Zafere Götürür!

İnsanlıkta Israr Sosyalizmde Isrardır!”

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *