Birleşmiş Milletler Komiseri Avusturyalı Volker Türk, budist Myanmar halkının acılarına dikkat çekerek, bu insanların, gıda, su, barınak, barış ve korumaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Askeri cuntanın saldırılarını durdurmasını isteyen Volker Türk, Myanmar’da sivil yönetim kurulması gerektiğini söyledi. ABD ve İngiltere, Myanmar cuntasına karşı isyancı gruplara destek veriyor.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Myanmar’da budist halkın yaşadıklarına ilişkin yazılı açıklama yapma gereği duydu.
Dünya çapında birçok kriz olmasına rağmen Myanmar halkının yaşadığı acının unutulmaması gerektiğini bildiren Avusturyalı Volker Türk, “28 Mart’taki yıkıcı depremin ardından ilan edilen ateşkese rağmen sivillere uygulanan aralıksız şiddet, savaşan tarafların ülke genelinde çatışmalara gerçek ve kalıcı bir son vermeleri, sivil yönetime geri dönme taahhüdünde bulunmaları ve bunu uygulamaları gerektiğini vurguluyor.” ifadesini kullandı.
Yüksek Komiser, Myanmar ordusunun sivillere yönelik tüm saldırıları derhal durdurması gerektiğini vurgulayarak, depremden sonra ordunun 171’i havadan olmak üzere en az 243 saldırı düzenlediği ve 200’den fazla sivilin öldürüldüğünü öne sürdü.
Volker Türk, budist Myanmar’a demokrasi istedi
Acımasız saldırıların, yıllardır süren çatışmalar nedeniyle halihazırda ağır şekilde kuşatılmış ve bitkin düşmüş bir nüfusu etkilediğinin altını çizen Volker Türk, “Myanmar’daki insanların gıdaya, suya, barınağa, barışa ve korumaya ihtiyacı var, bunlara sahip olmalılar. Bu kişilerin haklarına ve insani ihtiyaçlarına öncelik vermenin ve bu krize barışçıl bir çözüm bulmanın zamanı geldi. Askeri güce daha fazla boşa yatırım yapmak yerine, Myanmar’da demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesine odaklanılmalı.” ifadesini kullandı.
Türk, yaşanan depremlerin 3 bin 800 kişinin ölümüne ve 6,3 milyon kişinin acil desteğe ihtiyaç duymasına neden olduğunu kaydederek, deprem öncesi insani yardıma ihtiyaç duyan yaklaşık 20 milyon kişinin olduğunu ve artan sayıyla ülkedeki durumun daha da kötüleştiğini belirtti.
Myanmar’ın orta kesimindeki Sagaing bölgesi yakınlarında 28 Mart’ta 7,7 ve 6,4 büyüklüğünde iki deprem meydana gelmişti. Komşu ülkeler Tayland ve Çin’de de şiddetli biçimde hissedilen depremler, ülkede büyük yıkıma yol açmıştı.
Myanmar’daki askeri darbe
Myanmar ordusu, 2020’deki genel seçimde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021’de yönetime el koymuştu.
Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere pek çok yetkili ile iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve 1 yıllığına olağanüstü hal ilan etmişti.
Myanmar Ulusal Demokratik İttifak Ordusu, Budist Arakan Ordusu ve Ta’ang Ulusal Kurtuluş Ordusundan silahlı grupları bünyesinde toplayan “Üç Kardeşler İttifakı”, Myanmar ordusuna karşı silahlı eylemler başlatmıştı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Liz Throssell, 17 Eylül 2024’te yaptığı açıklamada, Myanmar’da askeri darbenin gerçekleştirildiği 2021’den bu yana en az 5 bin 350 sivilin öldürüldüğünü ve 3,3 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini bildirmişti.
Myanmar’da Müslümanlara zulüm
Myanmar’da 1982’de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybedilen ve “devletsiz” sayılan Arakanlı Müslümanların dramı 25 Ağustos 2017’de gözler önüne serildi.
Arakan’daki sınır karakollarına düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlattı.
Etnik temizliğe dönüşen saldırılarda yüzlerce köy, ordu ve Budistler tarafından yok edilirken 900 binden fazla Arakanlı Müslüman komşu Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldı.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı.
Bugüne kadar Birleşmiş Milletler konuyla ilgili açıklama yapmanın ötesine geçmedi.
İsyancı Budist Arakan Ordusu da Myanmar Ordusu ile savaş halinde. Bangladeş’e geçen bir milyonun üzerinde Arakanlı Müslüman bu çatışmaların yoğunlaştığı 2017’de topraklarını bırakıp canlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalmıştı.
Bangladeş rejiminin sınırları kapatmayarak Müslümanları alması, İslami kaygılardan ziyade stratejik hesaplardan kaynaklanıyordu. Müslümanlar Myanmar’da bir güç unsuru olmaktan çıkarılmış, cunta ile isyancılar karşı karşıya kalmıştı.
İsyancı gruplar arasında onları eğiten Amerikalı ve İngiliz ‘gönüllü’ eski askerlerin bulunurken, Myanmar ordusunun ise Çin’den destek aldığı biliniyor. Bu desteğin en önemli nedeni, Çin açısından bu ülkenin stratejik konumu, Myanmar Bengal körfezine inmek için Çin’e en kısa yolu sağlıyor.
Ülkede ordu ile isyancılar arasındaki çatışmalar hem Bangladeş’e yakın bölgelerde hem de Çin’e yakın bölgelerde yaşanıyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *