İran’dan yapılan, ‘ABD’nin Hürmüz’ü beraber yönetelim teklifini reddettik’ açıklaması üzerine Pentagon, 13 Nisan saat 17.00’de (TSİ) İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlattığını duyurdu. Trump blokaja yaklaşan gemileri batırmakla tehdit etti. Siyonist katil Netanyahu, ABD’yi desteklediğini açıkladı. İran ordu sözcüsü İbrahim Zülfikari, limanlarımız tehdit edilirse körfezdeki tüm limanlar tehdit altına girer uyarısı yaptı.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Nikzad: ABD’nin Hürmüz teklifini reddettik
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, bugün saat 15 sularında, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerden ücret almayı öngören talebine işaret ederek, ABD’nin buna ortak olmayı istediğini ancak talebin İran tarafından reddedildiğini söyledi. Nikzad, “Öyle bir noktaya geldiler ki ‘haydi, Amerikalıları da kapsayan bir Hürmüz Boğazı yasal rejimi oluşturalım’ dediler.” Nikzad, “Peki sizin Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nde işiniz ne?” değerlendirmesinde bulundu.
Pentagon harekete geçti
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM) yapılan açıklamada, “CENTCOM güçleri, Başkan’ın (Donald Trump) talimatına uygun olarak, 13 Nisan saat 10.00’da (ABD Doğu Saati) İran limanlarına giren ve çıkan tüm deniz trafiğine yönelik abluka uygulamaya başlayacaktır.” ifadesine yer verilirken söz konusu deniz ablukasının, Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndekiler dahil tüm İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan bütün ülkelerin gemilerine karşı “tarafsız şekilde” uygulanacağı vurgulandı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın elinde kalan gemilerin Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alan Amerikan deniz kuvvetlerine yaklaşması halinde “etkisiz hale getirileceği” tehdidinde bulundu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda kurdukları blokaja yaklaşacak İran’a ait gemilerin uyuşturucu taşıyan teknelerle aynı akıbete uğrayacağını savundu.
İran donanmasına ait 158 geminin denizin dibinde yattığını ve Tahran’ın elinde henüz tehdit olarak görmedikleri az sayıda gemi kaldığını ileri süren Trump, “Şayet bu gemilerden herhangi biri blokajımızın yakınına dahi yaklaşacak olursa, denizde teknelerle uyuşturucu ticareti yapanlara karşı kullandığımız imha sistemiyle derhal etkisiz hale getirilecektir.” ifadesini kullandı.
Trump, bu sürecin “hızlı ve acımasız” olacağı uyarısında bulunarak, okyanus veya deniz yoluyla ABD’ye giren uyuşturucuların yüzde 98,2’sinin girişinin bu yolla durdurulduğunu belirtti.
Trump dün, İran’la Pakistan’da gerçekleşen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu. İran’ın nükleer hedeflerinden vazgeçmeye isteksiz olduğunu kaydeden Trump, “Birleşik Devletler Donanması, derhal Hürmüz Boğazı’na girme veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacak.” ifadelerini kullanmıştı.
İran’dan Trump’a yanıt
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Trump’ın İran’a “deniz ablukası” uygulama tehditlerine tepki göstererek, “yasa dışı savaşın, küresel ekonomiye karşı intikam eylemleriyle kazanılamayacağı” değerlendirmesini yaptı. Bekayi, X hesabından mesajında, Trump’ın bu adımıyla kendisine zarar vereceğine işaret ederek şöyle dedi:
“Yasadışı bir tercih savaşını, küresel ekonomiye karşı bir tercih intikamı ile kazanmak mümkün mü? Kendi yüzüne inat olsun diye burnunu kesmek hiç mantıklı olur mu?”
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü: Abluka İran limanlarını ve kıyı bölgelerini kapsıyor
İngiltere Deniz Ticaret Örgütünün (UKMTO) yayımladığı uyarı notunda, bugün Türkiye saatiyle 17.00 itibarıyla, İran limanlarını ve kıyı bölgelerini kapsayan deniz erişim kısıtlamalarının yürürlüğe girdiğine ilişkin bildirim aldıkları belirtildi.
Bu kısıtlamaların Basra Körfezi, Umman Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın doğusundaki Arap Denizi boyunca uzanan noktaları da içerdiği kaydedilen açıklamada, “Söz konusu erişim kısıtlamaları, bayrağı ne olursa olsun İran limanları, petrol terminalleri veya kıyı tesisleriyle bağlantılı faaliyetlerde bulunan tüm gemilere ayrım gözetmeksizin uygulanmaktadır.” denildi.
Notta UKMTO’nun bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin ayrıntıların denizciler için duyurular aracılığıyla yayımlanacağı ve güncelleneceği aktarılarak, UKMTO’nun mevcut bilgilere dayalı şu değerlendirmesi paylaşıldı:
“Kısıtlamalar, İran’ın tüm kıyı şeridini, limanları ve enerji altyapısını kapsayacak şekilde uygulanmaktadır. Hürmüz Boğazı’ndan İran dışındaki varış noktalarına yönelik geçişlerin bu tedbirlerden doğrudan etkilenmediği bildirilmektedir. Ancak geçiş sırasında gemiler askeri varlık, yönlendirilmiş iletişimler veya ziyaret hakkı prosedürleriyle karşılaşabilir. Halihazırda İran limanlarında bulunan tarafsız gemilere limanlardan ayrılmaları için sınırlı bir süre tanınmıştır.”
Bu tedbirlerin pratikte nasıl uygulanacağına ilişkin ek yönergelerin hazırlandığı kaydedilen notta, yeni bilgiler elde edildikçe sonraki duyurularla daha fazla açıklama yapılmasının beklendiği ifade edildi.
Notta, denizcilerin, coğrafi sınırlar, geçiş koşulları ile denetim ve yetkilendirme gerekliliklerine ilişkin bağlayıcı detaylar için ilgili UKMTO duyurularını dikkate almaları tavsiye edilirken, “Hürmüz Boğazı yaklaşmaları, Umman Körfezi ve çevre sularda faaliyet gösteren gemilere durumsal farkındalıklarını en üst düzeyde tutmaları, köprü üstü hazırlığını azami seviyede sağlamaları ve gemiden gemiye iletişimlerinde gerekli ihtiyatı göstermeleri şiddetle tavsiye edilmektedir.” ifadeleri yer aldı.

Netanyahu ABD’yi destekliyor
Siyonist katil Binyamin Netanyahu, ABD ile her an koordinasyon içerisinde olduklarını belirterek, “Dün (ABD) Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüştüm. Kendisi (görüşmelerde) asıl meselenin zenginleştirilmiş (uranyum) tüm malzemenin dışarı çıkarılması ve bir daha zenginleştirme yapılmamasının garanti altına alınması olduğunu net bir şekilde ifade etti.” dedi, ABD’nin İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası kararına destek verdiklerini açıkladı.
Almanya net açıklama yapmadı
Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, ABD’nin, Hürmüz Boğazı ablukasıyla ilgili olarak, bir gazetecinin sorusu üzerine, “Hürmüz Boğazı ya da sizin deyiminizle sözde abluka, bu diplomatik sürecin sonu anlamına gelmiyor. Bunu baskıyı artırmaya yönelik bir hamle olarak yorumluyoruz.” açıklamasında bulundu.
İngiltere, ABD’nin Hürmüz Boğazı ablukasını desteklemedi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alma açıklamalarına değinerek, “Müttefiklerimizle boğazı kapatmaya değil, açmaya çalışıyoruz. Biz ablukayı desteklemiyoruz. Bizim açımızdan tüm diplomatik, siyasi ve kapasiteye yönelik hazırlıklar boğazın açık tutulmasına odaklanmış durumda.” dedi. İngiltere’nin, bu gerilimin doğrudan tarafı olmayacağını yineleyen Starmer, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasında sorumluluğun İran’da olduğunu söyledi.
Çin: Hürmüz Boğazı’ndan engelsiz geçiş, uluslararası toplumun ortak çıkarı
Çin, ABD ile İsrail’in saldırıları ve İran’ın misillemeleri ile Orta Doğu’da tırmanan çatışma nedeniyle gemi trafiğinde kesintilerin yaşandığı Hürmüz Boğazı’nın açık olmasının uluslararası toplumun ortak çıkarı olduğunu belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin’de düzenlenen olağan basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile çatışmanın çözümü için Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılan doğrudan müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alacaklarına dair açıklaması hakkında değerlendirmede bulundu.
Hürmüz Boğazı’nın, uluslararası mal ve enerji ticareti açısından önemli bir güzergah olduğunu belirten Sözcü Guo, “Hürmüz Boğazı’ndan istikrarlı, güvenli ve engelsiz geçiş uluslararası toplumun ortak çıkarı. Kesintinin kökeninde yatan sebep İran’daki çatışma ve bundan tek çıkış yolu ateşkes ve çatışmanın erken tarihte sonlandırılması.” ifadelerini kullandı.
Guo, İslamabad’daki görüşmelerin gerilim düşürülmesi için önemli bir adım olduğu dikkati çekerek, “Tarafların geçici ateşkes düzenlemesine uymasını ve çatışmayı önlenmek, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için gerekli koşulların oluşturulmasına katkı sağlamak üzere siyasi ve diplomatik çabaları sürdüreceğini umuyoruz.” diye konuştu.
Taraflara sükunet ve itidalle hareket etme çağrısı yapan Guo, Çin’in, enerji güvenliği ve tedarik zincirinin sürekliliğini sağlamak üzere tüm taraflarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.
Çinli Sözcü, Trump’ın Çin’in İran’a silah sağlaması halinde yüzde 50 ek gümrük tarifesi uygulayacağına yönelik açıklamasına ilişkin, Çin’in askeri ürünlerin ihracatı konusunda daima ihtiyatlı ve sorumlu bir tutum izlediğini, bunların satışını uluslararası yükümlülüklere uygun olarak sıkı denetim altında tuttuğu, bu konudaki karalamaları ve kötü niyetli ilişkilendirmeleri kabul etmediklerini söyledi.
İran’dan Hürmüz Boğazı’nı ablukaya ilişkin “Diğer kartlarımızı ortaya koyarız” açıklaması
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alacaklarına yönelik ifadelerinin “gerçeklikten uzak ve bir blöf” olduğunu savundu. Azizi, “Bu girişim savaş olarak sayılır ve biz buna karşılık vereceğiz. Ayrıca biz de henüz oyuna sokmadığımız diğer kartlarımızı ortaya koyabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı’na yönelik bir abluka girişiminin mevcut durumu daha karmaşık hale getireceğini ve piyasalardaki dalgalanmaların şiddetleneceğini kaydeden Azizi, mevcut durumun daha iyi hale gelmesi isteniyorsa İran halkına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Azizi, “Yenilginizi kabul edin, savaşta kazanamadıklarınızı müzakere masasında talep etmeyin.” ifadelerine yer verdi.
Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamaya yönelik konferans düzenleyecek
Fransa ve İngiltere hükümetlerinin, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle enerji akışının sekteye uğradığı Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi için oluşturulacak “çok taraflı barışçıl misyona” destek verecek ülkelerin katılımıyla konferans düzenleyeceği bildirildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki çatışmanın diplomasi yoluyla sağlam, kalıcı ve hızlı çözümü için hiçbir çabadan kaçınılmaması gerektiğini belirterek, İran’ın nükleer ve balistik füze faaliyetleri, bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemleri dahil önemli konuların kalıcı çözümlerle ele alınması, Hürmüz Boğazı’nda özgür ve engelsiz seyrüseferin mümkün olan en kısa sürede sağlanması ve Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı duyulması çağrısı yaptı.
ABD-İran görüşmelerindeki belirsizlik sürerken bölgeye gönderilen ABD uçaklarında artış gözleniyor
Bölgeye gönderilen uçakların çoğunluğunu C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağı oluşturuyor. ABD Hava Kuvvetleri’nin en büyük nakliye uçağı “Lockheed C-5M Super Galaxy” ve Boeing tarafından üretilen stratejik nakliye uçağı “Boeing KC-46 Pegasus”lar da Avrupa hava sahasında gözlendi.
Orta Doğu’daki nakliye uçaklarının oluşturduğu trafiğin müzakerelerin ardından yoğun şekilde arttığı görülürken, bölgeden ayrılan Boeing KC-135R Stratotanker tipi askeri havada yakıt ikmal tanker uçaklarının bulunduğu tespit edildi.
İran: Basra Körfezi ve Umman Denizi’ndeki limanlarımız tehdit edilirse bölgedeki hiçbir liman güvende olmaz
İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, ABD’nin İran’a ait gemilere uluslararası sularda müdahale kararını “yasa dışı bir eylem ve korsanlığın bir işareti” olarak nitelendirerek, “İran Silahlı Kuvvetleri, Fars (Basra) Körfezi ve Umman Denizi’ndeki limanların güvenliğinin ya herkes için ya da hiç kimse için olduğunu açık ve kesin bir şekilde ilan eder. İran’ın Fars (Basra) Körfezi ve Umman Denizi sularındaki limanlarının güvenliği tehdit edilirse bölgedeki hiçbir liman güvende olmayacaktır.” açıklamasında bulundu.
WSJ: Trump müzakerelerdeki çıkmazı aşmak amacıyla İran’a sınırlı saldırıları değerlendiriyor
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini açıklamak istemeyen ve konuya aşina yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran arasında Pakistan’da yapılan doğrudan müzakerelerin “anlaşmaya varılmadan” sonuçlanmasının etkileri ele alındı.
Trump’ın İran’a “tam kapsamlı” saldırı yürütmesinin ihtimal dahilinde olduğu belirtilen haberde, ancak “bölgedeki istikrarsızlığın daha da artması olasılığı” ve “ABD Başkanı’nın uzun süreli askeri çatışmalardan kaçınma eğilimi göz önünde bulundurulduğunda” bunun pek olası olmadığı savunuldu.
Haberde, Başkan Trump ve danışmanlarının, Pakistan’daki müzakerelerdeki “çıkmazı aşmak” amacıyla İran’a sınırlı düzeyde saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirdiği iddia edildi.
Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *