ABD’nin İran savaşında kaybettikleri

ABD’nin İran savaşında kaybettikleri

“Herkes biliyor ve görüyor ki ABD çok daha büyük bir zarara uğradı. Bu da yetmiyormuş gibi, müttefiklerini ve tüm dünyayı bu zarara ortak etti.”

Gazeteci Gürbüz Evren, Independent Türkçe için kaleme aldığı yazısında, ABD’nin İsrail’le birlikte başlattığı savaşta yaşadığı somut kayıpları tek tek sıraladı. Ayrıca bunların dışında gelecekte yaşanacak kayıplara da dikkat çeken Evren, bölge ülkelerini bir krizin beklemekte olduğunu vurguladı.

Gürbüz Evren şunları yazdı:

İran’a, İsrail’in baskısıyla saldıran Amerika Birleşik Devletleri, savaştan onurlu bir çıkış yolu bulmaya çalıştıkça daha çok zor durumlara düştü.

Evet, İran’a büyük darbeler vuruldu, zararlar verildi, yıkım ve kayıplar yaşatıldı.

Herkes biliyor ve görüyor ki ABD çok daha büyük bir zarara uğradı.

Bu da yetmiyormuş gibi, müttefiklerini ve tüm dünyayı bu zarara ortak etti.

Tüm bunlara rağmen zafer ilan edilemedi ve “Amerikan halkı dönmemizi istiyor” yalanını sığınan Trump, arkasına bile bakmadan çekip gitmenin yolunu yapıyor.

Savaşın şimdiye kadar tespit ettiğimiz sonuçlarını özetleyerek, kısmen de olsa bu zararın kısa bir listesini yapalım.

… Hürmüz Boğazı kapanınca enerji fiyatlarında büyük artışlar oldu ve bunun faturasını hepimiz ödüyoruz.

… Çok övündüğü devasa askeri gücünü ne kadar şiddetli ve acımasızca kullanırsa kullansın, ABD’nin istediği sonucu alamayacağı yani askeri gücün bir ülkeyi diz çöktürmeye yetmeyeceği görüldü.

… Yıkacağını iddia ettiği İran rejimini daha da güçlendirdi. Çünkü günlerdir aralıksız vurulan bunca ağır darbeye ve aldığı ağır yaralara rağmen rejimin ayakta kalması, güçlenmesi demektir.

… İran’ın, sınırlı gücüne rağmen Körfez Arap ülkelerine büyük darbeler vurması, ABD’nin müttefiklerinin güvenliğini sağlayamadığını, onları koruyamadığını ortaya çıkardı.

… NATO’nun savaşa katılmayı reddetmesi, ABD’nin itibarını bitirdi, karizmasını çizdi.

… Birçok Avrupa ülkesinin Amerikan savaş uçaklarına hava sahalarını kapatması, Trump’ın gerekli olduğunu iddia ettiği savaşın haksızlığını kanıtladı.

… Savaş, ABD ile müttefikleri arasındaki ilişkileri yaraladı, karşılıklı güvensizliği artırdı.

… Körfez Arap ülkelerindeki hava trafiğinde, pandemi dönemine benzer bir kriz başladı. Uçuşlar ve yolcu sayısında rekor düzeyde düşüş yaşandı.

… Dünya genelinde uçak benzini açığı oluştu. Bilet fiyatlarında büyük artışlar yaşandı.

… Küresel gübre ihtiyacının yüzde 30’dan fazlası Körfez bölgesinden sağlandığı için tarım sektörü ciddi bir sorun yaşıyor. Kuzey yarımkürede mart ve nisan ayları, çiftçilerin toprağa gübre atma dönemidir. Gübre açığı oluştuğu için fiyat arttı. Bu artışın ürün maliyetlerine de yansıması kaçınılmaz. Sebze ve meyve fiyatları çok daha pahalı bir hale gelecek.

… Körfez Arap ülkelerinden ihraç edilen helyum ve kükürt gibi ürünlerin önemi nedense pek dile getirilmedi. Kükürt ve helyum, mikroçip üretiminde büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla dijital ekonomi ciddi sıkıntılara gebedir.

… Mikroçip üretiminde kullanılan helyum ve kükürt açığı en çok Güney Kore, Japonya, Çin, Hindistan ve Tayvan’daki dijital ekonomiyi etkiliyor, fiyatları görülmemiş seviyeye taşıma riskini de barındırıyor. Söz konusu ülkelerin yaşadığı kriz, ABD ve tüm dünyayı da etkisi altına alıyor.

… Savaş boyunca başta Asya olmak üzere dünyanın önde gelen borsalarında ciddi düşüşler yaşandı.

Sonuçlar elbette sıraladıklarımızla sınırlı değil ve savaşın insani boyutları, kayıpları için ayrı bir yazı kaleme alacağız.

Bölgeyi bekleyen bir başka krize daha değinelim.

Eğer ABD, İran’ın özellikle elektrik ve su gibi hayati önemdeki altyapılarını vurursa, Körfez Arap ülkelerini çok daha büyük bir krizle karşı karşıya bırakabilir.

İran, altyapısının hedef alınması halinde, buna yanıt olarak Körfez Arap ülkelerinin denizden su arıtan tesislerini vuracağı uyarısında bulunmuştu.

Tek bir akarsu kaynağının olmadığı Arap Yarımadasında su, petrolden kıymetli bir hale gelmiş durumda.

Körfez Arap ülkeleri, zorunlu olarak deniz suyunu arıtarak, ihtiyaçlarını bu yolla karşılıyorlar.

Bu ülkelerde 3 bin 400 deniz suyu arıtma tesisi var.

İran savaşın başından bu yana sadece 4 arıtma tesisini vurdu.

Söz konusu tesislerin tamamını hedef alması halinde, büyük bir su sorunu ortaya çıkacak ve bölge yaşanmaz hale gelecektir.

Aslında İran’ın sadece ABD askeri üslerini değil, Körfez ülkelerinin refahının kaynağı olan enerji, lojistik ve iletişim sektörlerini de hedef alması birçok dengeyi alt üst etti.

Bu durum, Körfez’deki yatırım şirketlerini de etkilediği için, sermayelerinin, yatırımlarının güvende olup olmadığını sorgulamaya başladılar.

Söz konusu yatırımcıların daha güvenli ülkeler aramaya başladıklarını görüyoruz.

Bu nedenle, ABD’nin ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya kalması kaçınılmazdır.

Amerikan askeri gücüne, üslerine ev sahipliği yapan Körfez Arap ülkeleri, ABD’nin risklerini nereye kadar paylaşacaktır?

Peki ABD, bu ülkelerin zararlarını paylaşacak mı?

Soruna başka bir açıdan bakarsak, İran tarafından kapatılan ve mayınlarla tıkanan Hürmüz Boğazı, petrolün can damarı olmaya devam edemez.

Bu durumda sürekli savaş baskısı altında olan Körfez ülkelerinin yabancı sermayeyi tutabilmesi mümkün gözükmemektedir.

“Bize ne Körfez Arap ülkelerinden” diyenlere, Türkiye’nin bölgeyle olan bağlantılarını gözden geçirmelerini öneririm.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *