‘ABD, savaştan sonra ‘küresel güç olma’ imkanını tamamen yitirecek’

‘ABD, savaştan sonra ‘küresel güç olma’ imkanını tamamen yitirecek’

Emekli Amiral Türker Ertürk’e göre Vietnam’ın ardından ‘küresel güç’ imkanını koruyabilen ABD bu pozisyonunu İran savaşının ardından tamamen yitirecek. İsrail savunması için Karadeniz’e de kruvazör konuşlandırılmak istendiğini belirten Ertürk, bunun Montrö’yü delmek anlamı taşıdığı görüşünde.

ABD ve İsrail’in İran saldırılarının ardından içine düştükleri askeri çıkmaz, Washington’ın küresel liderlik statüsünü yıkımın eşiğine sürüklerken kara harekatı ısrarı küresel sistemde Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki İngiltere örneğine benzer bir devir teslim sürecini tetikliyor. Olası bir nükleer saldırı girişiminin İran için telafisi güç bir felaketle sonuçlanacağı gerçeğinin yanı sıra, petro-dolar sisteminin hızlanan çöküşünün, savaşın asıl ekonomik ve siyasi faturasını doğrudan Washington yönetimine keseceği belirtiliyor.

Bölgedeki direniş eksenine karşı Türkiye’nin de içinde bulunduğu yeniden dizayn projeleri NATO üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılırken ‘çok uluslu güç’ girişimleri, Türkiye’nin egemenlik temellerini hedef alan tehlikeli bir sürecin de kapısını aralıyor.

Sputnik adına Ceyda Karan, Türkiye’nin İran savaşındaki tutumu ve NATO tartışmalarını Emekli Amiral Türker Ertürk ile konuştu:

‘Netanyahu ve Trump’ın bu savaştan sağ çıkması mümkün değil’

İran’a dönük kara harekatının ABD’de ‘yıkım’ yaratacağını belirten Ertürk, nükleer silah ihtimalinin masaya gelebileceği görüşünde. Ertürk, İran’a dönük saldırılarda günlük bir milyar dolar harcama yapıldığını ifade ederek Trump ve Netanyahu’nun savaşın kaybedeni olacağını söyledi:

“ABD ve İsrail köşeye sıkışmış vaziyette. Çözüm üretemiyorlar. Savaşın başında kapsamlı bir planları yoktu. ‘Ezer geçeriz’ diye düşündüler. Bu konuda uyarılarda bulunan askerleri de yok saydılar. Trump’ın ilk döneminde daha nitelikli insanlar vardı. Çoğu zamanla değişti. Nitelikli insanlarla çalışamadı. Bu dönemde Trump’ın yanında sadakat gösteren, nitelikleri sınırlı insanlar var. İstifa eden ve görevden alınan askerlerin açıklamalarından da anlaşılacağı üzere fecaat bir durum var. ABD, bu savaştan ancak onurundan ödün vererek bir çıkış sağlayabilir. İstifaların arkasında bu var. Kara harekatı planlıyorlar ancak bu ABD için gerçekten yıkım olur. O kadar köşeye sıkıştılar ki nükleer silahın bile kullanılması söz konusu olabilir. İran’ı ‘Taş Devri’ne göndereceğiz’ diyorlar. Bunu, stratejik olarak ‘Karşı tarafta yıkım sağlayacağım, altyapı ve enerji tesislerini vuracağım’ anlamında da kullanıyor olabilirler ancak ABD ve İsrail zaten bu konuda epey mesafe katetti. Buna rağmen ‘Taş Devri’ dedikleri için taktik bir nükleer silah kullanılması ihtimalini görüyorum. Nükleer silahı kullanırlarsa Tahran’daki askeri ve siyasi liderlik kadrolarını yok etmek için kullanırlar. Buşehr’de de bir tahribat yaratıp İran’da felaket başlatabilirler. ABD-İsrail’in siyasi liderliği sağlıklı düşünme yetisini kaybetmiş ve köşeye sıkışmış. Bu savaş elbet bitecek. Bu savaştan siyaseten Netanyahu ve Trump’ın sağ çıkması mümkün değil. Trump ile ilgili bir azil süreci başlatılabileceğini duyuyoruz. Şu ana kadar 45-50 milyar dolar harcadılar. Bu neredeyse her gün için 1 milyar dolar ve fazlasına işaret ediyor. Kara harekatı başlatırlarsa çıkış yok. Afganistan ve Irak gibi. ABD; Afganistan’da 2,5 trilyon, Irak’ta 2 trilyon dolar harcamış. Amerika gerçekten çöküşte. Bu savaş başlarken İran’ın kazanacağını söylemiştim. Ancak bu bir maç sonucu tahmin etmek gibi değil. Daha önemlisi savaşın sonrası.”

‘ABD’de rejim tartışmaları başlayacak’

Ertürk, Vietnam Savaşı’ndan ‘küresel güç’ imkanını koruyarak çıkan ABD’nin, İran’ın ardından bu imkanı tamamen yitireceğini düşünüyor. İran savaşının Rusya ve Çin’i yıpratma amacı taşıdığını hatırlatan Ertürk’e göre, bu sürecin kazananı Moskova ve Pekin olacak:

“Vietnam’da Fransız sömürge güçleri ve ABD’ye karşı nasıl mücadele ettiklerini gördüm. Orada ‘Vietnam, ABD için 2-0 olacak’ demiştim. Daha sonra bunun bile hafif kalacağını düşündüm. ABD’nin siyasi hedefi Vietnam’ın komünist olmamasıydı. Karşı taraf direndi ve Amerikan kamuoyu savaşa devam etme azim ve iradesini kaybetti. 1973’te de Vietnam’dan çekildiler. Ancak küresel güç olarak ABD hiçbir şey kaybetmedi. O süreçte ABD dünyanın en büyük küresel gücü olmaya devam edebilmiştiİran’dan sonra ABD, dünyanın en büyük küresel gücü olma imkanını tamamen kaybedecek. Petro-dolar sistemine, Körfez’deki gelişmelere pivot olarak Asya Pasifik’i seçtiler. Çin’e karşı da bir strateji izliyorlar. İran, ABD’ye karşı direniyor ancak yıkım da yaşıyor. Bu savaşı Rusya ve Çin kazanacak. ABD; İran savaşından sonra küresel liderliğinden, Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda İngiltere’nin küresel liderlikten vazgeçtiği gibi vazgeçecek. Büyük bir yıkım yaşayacak. İçerde rejim tartışmaları da başlayacak. Dünyada Yahudilerin mazlum olduğuna dair algı vardı. Gazze ve şu andaki gelişmelerle birlikte Yahudiler mazlum halk olma algısını kaybetti. İster istemez antisemitizm tırmanacak. Bu işin arkasında Epstein dosyaları bir güç olarak kullanıldı. Bu savaştan sonra ABD’de bir iç hesaplaşma başlayacak. Artık Hristiyan siyonist lobi ve İsrail lobisi etkinliğini kaybedecek. Bir anda yok olmayacaklar ancak iç hesaplaşma kesinlikle başlayacak. İsrail’in bölgedeki güvenliği daha fazla tehdit altına girecek. ‘Tüm Yahudiler için en güvenli yer İsrail’dir’ algısı yok oldu. Öte yandan Körfez ülkeleri, ABD’nin güvenlik garantileri İsrail söz konusu olduğunda işlemediğini gördü. 28 Şubat öncesi Körfez’in durumunu bir düşünelim. Oray yapılan yatırımların hepsi kaybolacak. Suudi Arabistan da dahil Körfez ülkeleri her şeyi hesap etmek durumunda kalacak. ABD kaybetti ancak eğer kara harekatı yaparsa uzun soluklu olarak daha fazla kaybedecek. Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin ABD’ye ‘liderliği’ devretmesi kolaydı. Ancak Çin farklı bir kültürden geliyor. Bu kez o kadar kolay olmayacak.”

‘Bölgenin yeniden dizayn edilme sürecinde Türkiye de var’

İran’a açılan savaşı; Suriye, Libya ve Irak ile başlayan sürecin devamı olarak okuyan Ertürk, Türkiye’nin de bu ülkelerdeki hamlelere yardım ettiğini söyledi. Ertürk, böyle bir süreçte NATO zirvesinin Türkiye’de yapılmasını ise ‘talihsiz’ buluyor:

“İran savaşının Irak’tan, Suriye’den, Libya’dan farkı yok. Bölgeyi yeniden dizayn edip haritaları yeniden çizmek istiyorlar. Burayı da İsrail’e endekslemek istiyorlar. Bu işin içinde Türkiye de var. Türkiye’yi yöneten iktidar bu projelere yardım etti. Türkiye; Irak’ta, Libya’ya, Suriye’de vardı. Bu yüzden Türkiye, Suriye’de oluşunu haklı gösterip İran’ı haksız gösteremez. Bunlar aynı resmin hamleleri. Diğer ülkelerin İran kadar direnme imkan ve kabiliyeti yoktu. Drone ve balistik füze, Hürmüz gibi stratejik bir boğaz ve bir direniş ekseni yoktu. İktidar diğer ülkelerdeki operasyonlara yardım etti. Bu iklimde NATO zirvesinin temmuz ayında Türkiye’de yapılacak olması çok talihsiz. Ben olsam buna ev sahipliği yapmazdım. Ayrıca Adana’da bir kolordu karargahı kurulacak. NATO, ABD, İsrail ve Türkiye’nin Orta Doğu’daki tehdit algıları örtüşüyor mu? Örtüşmüyor hatta kimi zaman taban tabana zıt. Bu iklimdeyken bölgenin dizaynı için çok uluslu kuvvet oluşturuluyor. Ben NATO Savunma Koleji’nde okudum yani içerden bilgilerim de var. ‘Karadeniz’in güvenliği tehdit altındadır’ algısı yaratılmaya çalışılıyor. Askeri olarak Ruslar Karadeniz’e mayın dökmüş olamaz. Çünkü taarruzkar olan taraf Ruslar. Odessa’yı almak istiyorlar. Mayını ise Ukrayna döküyor. Olumlu düşünürsek bu mayınlar kopuyor ve serseri mayın haline gelerek sürükleniyor. Olumsuz düşündüğümüzde ise provokasyon ve Ukrayna ihtimali akıllara geliyor.”

‘Karadeniz’e müdahale Montrö’yü delmek anlamına gelir’

İsrail’in savunması için kurulan kruvazörlerin, Karadeniz’e de konuşlandırılmak istendiğini belirten Ertürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin buna engel olduğunu hatırlatarak kurulan karargahların Montrö’yü delmek anlamına geleceğini söyledi. Karadeniz sularındaki başat iki ülkenin Rusya ve Türkiye olduğunu ifade eden Ertürk, Ankara’nın ‘siciline’ işaret etti:

“Montrö, ‘Karadeniz’in güvenliği Türkiye başta olmak üzere Karadeniz’e sahildar ülkelere aittir’i öngörüyor. Şu an ‘Karadeniz’in güvenliği tehdit altındadır. Buraya çok uluslu bir güç çıkaralım. Bu gücü de koruyacak donanma unsurlarını çıkaralım’ istiyorlar. Türkiye’de iktidarın sicili de bozuk. Zamanın Meclis Başkanı Mustafa Şentop, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğimiz gibi Montrö’den de çekilelim’ dedi. Montrö, Lozan’ın tamamlayıcısı. Montrö’den çekilirsen Lozan’dan da çekilirsin. Lozan’dan çekilmek de Türkiye Cumhuriyeti’ne füze atmak demek. İsrail’in savunması için hem Körfez’de hem Kızıldeniz’de hem de Doğu Akdeniz’de Arleigh Burke kruvazörleri var. Niçin? Balistik füzelere karşı savunma için. Bunları Karadeniz’e geçirmek istiyorlar. Karadeniz’e balistik füze atan deniz hatlarını geçirmeye çalışıyorlar. Montrö buna engel oluyordu. NATO bayrağının ne işi var? Bu, Montrö’yü delmek anlamına gelir. Bu hamle Rusları da hedef almak demektir. Rusya bunu kabul edemez. Karadeniz’e sahildar ülkelerin güvenliği esastır ve bunu da Karadeniz’e sahildar ülkeler sağlar. Burada başat görev iki büyük sahile sahip iki ülke Türkiye ve Rusya. Montrö sorumluluğumuz da var. Bu iklimde Zelenski, Ahmet Şara gibi isimler CIA’in alt yüklenicisi. Bunlarla ne işimiz var? Tom Barrack ile de fotoğraf çektirilmiş. Ben bu görüşmelerde sonuç raporu verildiğini düşünüyorum. İran’da rejim değişikliği gerçekleşmiş olsaydı Şara 2-0 olmuş olacaktı. ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent istifa etti ve ‘Suriye’deki savaşın arkasında biz vardık’ dedi. Yani IŞİD’in arkasında kendilerinin olduğunu söyledi. ‘Obama’nın direktifiyle Suriye’de olaylar başladı’ dedi. Obama başkanlık direktifi verdi ve Türkiye de işin içine girdi. Çok üzücü.”

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *