BAE, İran’a karşı savaş hazırlığı sinyali veriyor!

BAE, İran’a karşı savaş hazırlığı sinyali veriyor!

Abu Dabi’nin açıklamaları, savaşın sadece kontrol altına alınması gereken bir kriz olarak değil, aynı zamanda İran’ın uzun vadeli bölgesel gücünü zayıflatmak için bir fırsat olarak görüldüğüne dair Körfez ülkelerinden gelen en net sinyal. Emirliğin öne çıkan figürlerinden Enver Gargaş, Tahran’ın Körfez üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturmasına izin vermenin “akıl almaz” olduğunu söylüyor. Öte yandan BAE ve İsrail’in ortak çıkarlara sahip olduğu biliniyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, ateşkes çağrılarının ötesine geçerek İran’a karşı daha açık bir şekilde çatışmacı bir tavır sergilemeye doğru ilerlediğinin sinyalini verdi.

Middle East Monitor’un aktardığına göre, Abu Dabi’nin açıklamaları, bir Körfez ülkesinin önceliğinin artık sadece çatışmayı sona erdirmek değil, ABD ve İsrail öncülüğündeki Tahran’a karşı savaştan sonra bölgesel güç dengesini yeniden şekillendirmek olduğuna dair ilk kamuoyu açıklamasıdır.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, X platformunda yaptığı açıklamada, Emirliklerin “asla teröristler tarafından şantaja boyun eğmeyeceğini” belirtirken, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Enver Gargaş ise Abu Dabi’nin düşüncesinin “ateşkesle sınırlı kalmadığını”, bunun yerine Körfez’de “sürdürülebilir güvenliğe” odaklandığını söyledi.

Gargaş, şu anki odak noktasının İran’ın nükleer programını, füzelerini, insansız hava araçlarını ve Hürmüz Boğazı’nı tehdit etme yeteneğini sınırlamak olduğunu belirterek, Tahran’ın Körfez üzerinde kalıcı bir tehdit oluşturmasına izin vermenin “akıl almaz” olduğunu sözlerine ekledi.

Gargaş ayrıca, savaşın İran’ı Körfez stratejik düşüncesinin merkezine ittiğini ve bunun daha güçlü ulusal kapasitelere, daha yakın Körfez koordinasyonuna ve Washington ile daha köklü güvenlik bağlarına yol açacağını söyledi.

Reuters geçen hafta, İran’ın ABD ve İsrail’in ülkeye yönelik saldırısına karşılık olarak Hürmüz Boğazı’ndaki nakliyatı aksatmasının ardından BAE’nin, ABD liderliğindeki Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlama çabasına katılmayı bile düşündüğünü bildirmişti.

ABD ve İsrail’in İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırısı, birçok kişi tarafından saldırgan bir savaş ve uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Bu dil, genel olarak gerilimi azaltma üzerine kurulu bir yaklaşım sergileyen Körfez başkentlerinin tonunda dikkat çekici bir değişikliğe işaret ediyor. Örneğin Suudi Arabistan, Tahran’a şimdiye kadarki en sert uyarılarından bazılarını yaptı, ancak dışişleri bakanı Riyad’ın askeri olarak karşılık verme hakkını saklı tutarken yine de diplomasiyi tercih ettiğini söyledi.

Birleşik Arap Emirlikleri, iki devlet arasında siyasi, ekonomik ve güvenlik bağlarının genişlemesinin önünü açan 2020 İbrahim Anlaşmaları’ndan bu yana İsrail’in en yakın Arap ortaklarından biridir. Anlaşmalar, BAE ve İsrail’in ortak çıkarlar doğrultusunda daha yakın koordinasyon sağlamasına olanak tanıdı.

Eleştirmenler, Birleşik Arap Emirlikleri’nin genel politikasının bölgede istikrar yerine kaosa yol açtığını söylüyor. Birleşik Arap Emirlikleri İbrahim Anlaşmaları’na katıldığında, Abu Dabi bu adımı İsrail’in yasadışı olarak işgal ettiği Batı Şeria’yı ilhak etme planını durdurmanın bir yolu olarak sundu.

Birleşik Arap Emirlikleri anlaşmayı ilhakı durduran bir adım olarak nitelendirirken, Enver Gargaş da bunu “saatli bomba”yı etkisiz hale getiren bir adım olarak adlandırdı. Ancak eleştirmenler başından beri anlaşmaların Filistin sorununu çözmek yerine bir kenara bıraktığını savundu ve daha sonraki analizler, normalleşme modelinin tam olarak Filistin sorununu atlamaya çalıştığı için başarısız olduğunu belirtti.

Bu eleştiriler, 7 Ekim 2023’ten ve ardından gelen savaşlardan bu yana daha da yoğunlaştı. Analistler, şiddetin Arap-İsrail normalleşmesinin Filistin sorununu sürdürülebilir bir şekilde göz ardı edemeyeceğini gösterdiğini savundu. İsrail, resmi ilhak yönünde adımlar attı. Aynı zamanda, İsrailli yerleşimciler Filistinlilere karşı pogromları yoğunlaştırdı.

İran Körfezi’nde bulunan Emirliklerden biri olan BAE, 83600 kilometrekare yüzölçümüne sahip ve Hürmüz Boğazı’na yakın bir konumda bulunuyor. 10 milyonluk nüfusunun ancak yüzde 10-15’i Emirlik vatandaşlarını oluşturmaktadır. İngilizlerin 1971’de bağımsızlık verdiği BAE’nin en önemli ticaret ve yatırım ortaklarından biri İngiltere’dir. ABD ile ilişkileri daha yoğun olarak ABD üslerine ev sahipliği yapmasından ileri gelir. Bunun yanında emirlikte birçok Amerikalı ve Amerikan şirketi de faaliyet göstermektedir.

2020 yılında ABD himayesinde, İsrail ile resmi diplomatik ilişki kuran ilk Körfez ülkelerinden biri BAE oldu. O günden bu yana Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de, Yemen’de, İran’da yaptığı saldırılara karşın İsrail’in en yakın ortaklarından biridir.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *