Endonezya Gazze’ye neden asker gönderiyor?

Endonezya Gazze’ye neden asker gönderiyor?

Endonezya’nın Filistin meselesindeki tarihsel ve normatif duruşunu korurken, stratejik kültürüne uygun bir denge gözetmenin ötesine geçerek daha büyük kazanımlar için risk almayı hedeflediği görülüyor.

Millî İstihbarat Akademisinden Yunus Emre Armağan, Barış Kurulu süreci kapsamında Endonezya’nın Gazze’ye asker gönderme kararının arka planını şöyle yorumluyor:

***

Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun 2025 yılının Eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünden Gazze’ye 20 bin asker gönderebileceğini dile getirmesi uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu açıklama, Endonezya’nın Filistin meselesinde on yıllardır sürdürdüğü ve daha çok uluslararası hukukla sınırlı kalan söylemsel çizgiyi aşarak, sahada doğrudan etki üretme iradesini gündeme taşımıştı. Esasen bu irade Prabowo’nun 2024’te göreve gelmesiyle şekillenen ve Endonezya’yı küresel düzeyde yeniden konumlandırmayı hedefleyen bir stratejik dönüşümü yansıtıyor.

Nitekim 2026 yılı itibarıyla, ABD Başkanı Donald Trump’ın önerisiyle hayata geçirilen Barış Kurulu’na Endonezya’nın kurucu üyeliği ve Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) kapsamında, Gazze’nin Refah bölgesine konuşlanması planlanan Endonezyalı 8 bin kişilik askeri birlik, söz konusu dönüşümü söylemsel düzeyden çıkarıp somut bir gerçekliğe taşıyacak.

7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırım boyutuna ulaşan saldırılar karşısında Türkiye dahil birçok devlet yoğun diplomatik temaslar yürüttü. Trump’ın önerisinin kabul görmesiyle Endonezya ile birlikte Arnavutluk, Fas, Kazakistan ve Kosova da bölgeye askeri birliklerini gönderme taahhüdünde bulundu. Endonezya’nın 1947’den beri İsrail ile herhangi bir diplomatik ilişki kurmamış olması kendisini diğer dört devletten ayıran en temel fark.

Prabowo’nun dış politika vizyonu

Endonezya, barış gücü operasyonlarına yabancı bir aktör değil, aksine 1957’den bu yana Lübnan ve Mali gibi ülkelerdeki BM misyonlarında görev yapan 55 binden fazla personeliyle önemli bir deneyim edinmiş durumda. ISF bünyesinde Gazze’ye sevk edilecek birlik ise Endonezya’nın BM şemsiyesi dışındaki en büyük askeri varlığı olmasıyla bir istisna teşkil edecek. Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono, Gazze’deki birliklerin doğrudan muharip görevler yerine insani yardım, sivil koruma ve yerel asayiş birimlerinin eğitimi gibi teknik rollere yoğunlaşacağını vurgulayarak askeri mevcudiyetin sınırlarını net bir şekilde çizdi.

Endonezya, bağımsızlığından bu yana dış politikasının omurgasını oluşturan “bağımsız ve aktif” (bebas-aktif) doktrini çerçevesinde, büyük güçler arasındaki rekabette tarafsız kalmayı bir devlet geleneği haline getirdi. Prabowo ise selefi Joko Widodo’nun ekonomik pragmatizmi önceleyen ve ABD-Çin rekabeti gibi konularda jeopolitik risklerden kaçınan geleneksel denge siyasetinden daha farklı bir dış politika çizgisi izlemeye başladı. Endonezya’nın 2025’te BRICS’e üye olmaya karar vermesi ve Türkiye başta olmak üzere birçok devletle iddialı savunma sanayi ortaklıkları geliştirerek askeri modernizasyonuna hız vermesi de bu farklılaşmanın göstergelerindendir.

28 Şubat’ta İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarına karşı Endonezya Dışişleri Bakanlığı, Prabowo’nun Tahran’a giderek bizzat arabuluculuk yapabileceğini ilan etti. İlk bakışta başarılı olmayacağı tahmin edilebilecek bu arabuluculuk girişimi, sonucundan bağımsız olarak Endonezya’nın küresel meselelere müdahil olma iradesini ortaya koyduğu bir diğer önemli gösterge. Bir başka deyişle bu hamle, Prabowo’nun ülkesine uluslararası görünürlük kazandırmayı amaçlayan bilinçli adımlarından en güncel olanı.

Geleneksel Filistin hassasiyeti ve normalleşme baskısı

Endonezya için Filistin meselesi, basit bir dış politika tercihi olmanın ötesinde ülkenin kendi bağımsızlık karakterini şekillendiren sömürge karşıtı duruşunun bir yansımasıdır. Endonezyalı liderler, bugüne kadar İsrail’i tanımanın ön koşulu olarak bağımsız bir Filistin devletinin kurularak iki devletli çözümün hayata geçirilmesini şart koştu.

Geçmişte Cumhurbaşkanı Abdurrahman Vahid (1999-2001) döneminde İsrail ile yakınlaşma girişimi güçlü toplumsal direnç karşısında başarısız olmuş; Trump’ın ilk döneminde İsrail ile normalleşme karşılığı sunulan 2 milyar dolarlık yatırım paketi Cumhurbaşkanı Widodo tarafından geri çevrilmiştir. Prabowo ise bu süreci İsrail’i diplomatik olarak tanıma şartını karşılamaksızın kazanımlar elde edilebilecek bir fırsat olarak görme eğilimindedir.

Nitekim Filistin meselesi Endonezya dış politikasında ontolojik temeller içerse de Endonezya’nın Barış Kurulu’na katılması ve hemen sonrasında Washington ile imzalanan 38,4 milyar dolar değerindeki ticaret anlaşmasından bağımsız şekilde düşünülmemelidir. En büyük ticaret ortağı Çin olan Endonezya ile ABD arasında imzalanan bu anlaşma, Endonezya ürünlerine uygulanan vergilerin yüzde 32’den yüzde 19’a indirilmesini, madencilik, enerji ve teknoloji gibi kritik sektörleri içeren geniş bir yelpazede işbirliğini öngörüyor. Bu durum, ABD’nin Endonezya’yı İsrail ile normalleşme rotasına sokmak için yıllardır sürdürdüğü politikanın yeni bir safhası olmasının yanı sıra Prabowo tarafından konjonktürel bir pazarlık aracı olarak kullanılıyor.

Öte yandan İsrail’in iki devletli çözüm zeminini reddeden tutumu sürdüğü müddetçe, Tel Aviv ile kurulabilecek herhangi bir normalleşme adımı, Cakarta için iç siyasetteki konsensüsü sarsma potansiyeli taşıyor.

Gelinen noktada Endonezya’nın Filistin meselesindeki tarihsel ve normatif duruşunu korurken günümüzün kırılgan uluslararası ortamında stratejik kültürüne uygun bir denge gözetmenin ötesine geçerek daha büyük kazanımlar adına risk alabilen bir aktör olmayı hedeflediği görülüyor. Ancak bağlantısızlık mirasını stratejik otonomi anlayışıyla harmanlayan bu statü arayışının, Endonezya’nın uzun yıllardır istikrarlı biçimde yürüttüğü ASEAN merkezli dış politikasıyla elde ettiği kazanımları nasıl etkileyeceği mevcut dönüşümün en kritik sınavı olacak. Diğer taraftan Endonezya’nın kısıtlı gündemlere sahip Orta Doğu politikasını çok boyutlu hale getirmesi, Türkiye ile bölgede yapılabilecek işbirliği olanaklarını artırma potansiyeline sahip.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *