Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Munir, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Marka-i-Haq sırasında silahlı kuvvetlerin gösterdiği “profesyonellik, kararlılık ve bağlılığı” övdü ve bunun Pakistan’ın küresel statüsünü “artırdığını” öne sürdü.
Pakistan Ordusu, 22 Nisan’daki Pahalgam saldırısından 10 Mayıs’ta Bunyanum Marsoos Harekatı’nın tamamlanmasına kadar Hindistan ile yaşanan çatışma dönemini Mayıs Ayı Marka-i-Haq olarak adlandırmıştı.
Genelkurmay Başkanlığı Halkla İlişkiler Birimi’nden (ISPR) yapılan açıklamaya göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir, Genelkurmay Başkanlığı’nı ziyaret eden, 27. Ulusal Güvenlik Çalıştayı katılımcılarına hitap ederken açıklamalarda bulundu.
Ordu Komutanı, “Marka-i-Haq sırasında silahlı kuvvetlerin sergilediği profesyonellik, kararlılık ve bağlılık, Pakistan’ın küresel statüsünü artırdı” ifadesini kullandı.
Genelkurmay Başkanı, konuşmasında Pakistan’ın “önemli bir ülke olduğunu ve milletler topluluğunda hak ettiği yere ulaşmaya mahkum olduğunu” vurguladı.
ISPR’nin aktardığına göre, “En büyük gücümüz ulusal birlikteliğimizdir ve hep birlikte düşmanlarımızın kötü niyetli planlarını boşa çıkaracağız.” dedi.
Ordu komutanı ayrıca “artan jeopolitik rekabet, sınır ötesi terörizm ve hibrit tehditlerin şekillendirdiği akışkan bölgesel ortama” dikkat çekti.
ISPR’de, “Dışarıdan desteklenen militanlık ve bilgi merkezli savaş gibi karmaşık zorluklara rağmen Pakistan silahlı kuvvetleri, istihbarat teşkilatları ve kolluk kuvvetlerinin ulusal güvenliği koruma konusunda sarsılmaz profesyonellik ve kararlılık göstermeye devam ettiğini vurguladı” denildi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Munir ayrıca, her Pakistan vatandaşının toprak bütünlüğünün, güvenliğinin ve korunmasının “Pakistan Ordusu için en önemli şey olduğunu ve hiçbir koşulda bundan taviz verilmeyeceğini” yineledi.
Ayrıca ordunun federal ve eyalet hükümetlerini destekleme taahhüdünü de yineledi.
ISPR’nin aktardığına göre, “Kalıcı barış, istikrar ve refah için koordineli ulusal çabalar ve kurumsal sinerji hayati önem taşıyor.” dedi.
Bu arada ISPR’den yapılan açıklamada, çalıştaya katılanlara, kaçakçılık, uyuşturucu ticareti ve güvenliği olumsuz etkileyen organize suç şebekelerine yönelik baskılar da dahil olmak üzere yasadışı faaliyetlere karşı devam eden ulusal çabalar hakkında bilgi verildiği belirtildi.
İç düzenin sağlanması ve ulusal çıkarların korunması amacıyla sınır kontrollerinin artırılması ve kaçak yabancıların geri gönderilmesi konusunda da güncellemeler paylaşıldığı belirtildi.
Pakistan ile Hindistan arasında Mayıs ayındaki çatışma, işgal altındaki Keşmir’de turistlere yönelik bir saldırının ardından başlamıştı. Yeni Delhi, herhangi bir kanıt olmaksızın saldırıyı Pakistan’la ilişkilendirmişti. İslamabad ise tarafsız bir soruşturma çağrısında bulunarak sorumluluğu kesin bir dille reddetmişti.
Yeni Delhi’nin 7 Mayıs’ta Pencap ve Azad Keşmir’de ölümcül hava saldırıları başlatmasının ardından Pakistan, hava-hava çatışmasında beş Hint uçağını düşürdüğünü ve daha sonra bu sayıyı yediye çıkardığını açıkladı.
Birbirlerinin hava üslerine yönelik karşılıklı saldırıların ardından, her iki tarafın da nihayet ateşkese varabilmesi için 10 Mayıs’ta ABD’nin müdahalesi gerekmişti. İslamabad, uçak kayıplarını reddetti ve üç hava üssünün hedef alınmasının ardından 26 Hint hedefini vurduğunu bildirdi.
(Dawn)
Beyaz Saray’ın ‘güvenini kazanan’ Mareşal Asım Münir kimdir?













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *