Sudan’da orduya karşı savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri ve lideri Dagalu, özellikle son birkaç ay içerisinde vahşeti artırmasıyla uluslararası tartışmaların merkezine geliyor. ABD Sudan hükümeti üzerinde etki kurmaya çalışırken, HDK’ya BAE’den İngiliz silahları taşındığı haberleri basına yansıyor. Son olarak iki taraf ABD’de bir araya gelmiş, ABD, Sudan dörtlüsünden İngiltere’yi çıkarıp yerine Mısır’ı koymuştu.
23 Ekim’de Washington’da buluşma
Burhan’ın Sudan Silahlı Kuvvetleri’ni (SAF) ve RSF’yi temsil eden heyetler, perşembe sabahı sessizce Washington’a ulaşmıştı. Sudan Dışişleri Bakanı Mohi el-Din Salem’in yanı sıra ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau’nun da toplantıya katılacağı öğrenilmiş ayrıca, ABD ile birlikte Sudan savaşına çözüm bulmakla görevli dört devlet olan Dörtlü’yü oluşturan Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’den üst düzey yetkililer de katılmıştı.
Sudan medyası, görüşmelerin zorlu bir ortamda başladığını ve RSF heyetinin, Sudan Hava Kuvvetleri’ne ait olduğu iddia edilen savaş suçlarının soruşturulmasını talep ettiğini bildiriyor.
Bu arada SAF, Washington’daki rolünü küçümsemeye çalışarak arabuluculardan görüşmeleri gizli tutmalarını ve medyanın gözünden uzak tutmalarını istedi.
Sudan hükümeti 23 Ekim perşembe günü yaptığı açıklamada RSF ile dolaylı görüşmelerin yapıldığını yalanladı ancak cuma günü Salem’in Washington’da olduğunu kabul etti. Diplomat, ana gündemin en az iki ay sürecek geçici insani ateşkesin sağlanması olduğunu söyledi. Bu konuda mutabakata varılmasının ardından, kalıcı ateşkes için müzakerelerin bu ayın sonunda yeniden başlaması bekleniyor.
Ancak görüşmelerden bir şey çıkmadı.
Görüşmelerde, Mısır’ın İngiltere yerine ilk kez Dörtlü’ye üye olması öngörülüyordu. Mısırlı yetkililer, bunun Beyaz Saray’ın Kahire’nin Burhan üzerindeki nüfuzunu kabul ettiğini gösterdiğini belirtiyor. Bunu aynı zamanda Mısır için diplomatik bir rehabilitasyon olarak da görüyorlar.
Öte yandan eski CIA analisti ve şu anda düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nde çalışan Cameron Hudson da 25 Ekim’de MEE’ye verdiği demeçte, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan arasındaki çıkar çatışmalarının ABD’nin çözüm çabalarını baltalama riski taşıdığına inanıyor demiş ve şöyle devam etmişti:
“ABD’nin Sudan’a yaklaşımı, Sudan’ın iç sorunlarını çözmeye değil, daha ziyade Sudan’daki nüfuz mücadelesini yönetmeye odaklandı. Washington’ın önündeki zorluk, tüm bu aktörlerin Amerika’nın müttefiki olması ve dostlarına karşı sert davranmak zorunda kalmadan barışı sağlamak istemesidir.”
“Bu ülkelerin hepsi Sudan çatışmasında rol oynuyor, bazıları diğerlerinden daha büyük bir rol oynuyor. Sudan’da barışı sağlamak için çıkarlarının gözetilmesi gerekiyor, ancak tercih ettikleri tarafa destek olma çabalarının bir parçası olarak barış sürecini içeriden baltalama riski her zaman mevcut. Ancak dahil edilmezlerse, barışı dışarıdan da baltalayabilirler.”
Sudan Doktorlar Sendikası: Faşir’de 177 bin sivil hala mahsur, ölü sayısı binlerce
Sudan Doktorlar Sendikası, ülkenin batısındaki Kuzey Darfur eyaletinin merkezi Faşir kentinde 177 bin kişinin halen mahsur olduğunu, kentteki ölü sayısının binleri bulduğunu bildirdi.
Sendikadan yapılan açıklamada, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kenti ele geçirmesinin ardından Faşir’de yaşanan “vahşi katliam ve insani çöküş” en sert ifadelerle kınandı.
Faşir’de yaşananların “soykırım, sistematik etnik temizlik ve tam teşekküllü savaş suçu” niteliğinde eylemler olduğu vurgulanan açıklamada, “HDK, 28 Ekim’de, etnik temelli bir katliam gerçekleştirerek silahsız sivilleri hedef almıştır. Saha ekiplerimizin raporlarına göre, iletişim kesintileri ve güvenlik yokluğu nedeniyle ölenlerin tam sayısı bilinmemekte ama binlerle ifade edilmektedir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, “HDK’nin Faşir’e girmesinin ilk saatlerinde 2 bin sivil öldürüldü. Masum insanlar diri diri yakıldı. Kentte 177 bin kişi halen mahsur durumda ve büyük çoğunluğunun toplu şekilde öldürüldüğü, araçlarıyla kaçmaya çalışanların ise araçlarının içinde yakıldığı değerlendirilmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, HDK güçlerinin kentteki hastaneleri, tıbbi tesisleri ve eczaneleri yağmaladığına dikkat çekildi.
“Faşir’deki Suudi Hastanesi’nde 450’den fazla hasta ve yaralı infaz edildi, sahra sağlık merkezlerinde ise yaklaşık 1200 yaşlı, yaralı ve hasta öldürüldü.” ifadeleri kullanılan açıklamada, kentte geniş çaplı insan hakları ihlallerinin belgelenmeye devam edildiği aktarıldı.
Açıklamada, söz konusu insan hakları ihlalleri arasında, “saha infazları, ev baskınları, cinsel şiddet ve mağdurların kendi mezarlarını kazmaya zorlanarak diri diri gömülmesi” gibi olayların yer aldığı kaydedildi.
HDK lideri Dagalu’dan itiraf
Sudan’da orduyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalu, sosyal medya hesabından yaptığı video paylaşımda, “Faşir’de ihlaller olduğunu gördüm. Bunları araştırmak üzere soruşturma komitesinin kurulduğunu ilan ediyorum. Soruşturma komiteleri şu an Faşir’e ulaştı.” dedi.
Soruşturma komitelerinin sorumlulardan hesap soracağını savunan Dagalu, şehirde sivillerin hareket etmesine izin verildiğini ve gözaltına alınan sivillerin serbest bırakılması sürecinin incelendiğini öne sürdü.
Dagalu, halka evlerine geri dönme çağrısında bulunup, “Başınıza gelen felaketten dolayı üzgünüz ancak zorlandık, başka seçeneğimiz yoktu, savaş bize dayatıldı. Şehri güvence altına aldıktan sonra tüm birlikler şehir dışında konuşlanacaktır.” diye konuştu.
Sudan cuntası tarafından atanan Başbakan: Uluslararası elitlerin bildiriler ve kınamalarla yetinmemesini bekliyoruz
Sudan devlet televizyonundan yayımlanan konuşmasında Sudan Başbakanı Kamil İdris, “Faşir’de yaşanan katliam ve korku salma eylemleri, köklü bir halka karşı işlenmiş soykırım ve etnik temizlik niteliğinde savaş suçlarıdır.” ifadesini kullandı.
İdris, “BMGK’yi, bölgesel örgütleri ve etkili ülkeleri, devam eden suç ve ihlallerin derhal durdurulmasını, sivillerin tam korunmasını sağlayacak hızlı ve kararlı adımlar atmaya çağırıyoruz.” dedi.
“Bu suçları planlayan, finanse eden, uygulayan veya kolaylaştıran herkesin hesap vermesi gerektiğini vurgulayan İdris, “Sudan halkı direniş ve onur timsali bir duruş sergiliyor. Uluslararası toplumdan hak ve adaletin yanında durmasını, elitlerin bildiriler ve kınamalarla yetinmemesini bekliyoruz.” şeklinde konuştu.
Başbakan İdris, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara da sorumluluk üstlenmeleri, suç ve ihlalleri açıkça kınamaları, bunların durdurulması ve faillerin yargılanması için somut adımlar atmaları çağrısında bulundu.
BMGK, Sudan’da HDK’nin Faşir kentine yönelik saldırılarını kınadı
BMGK, Sudan’ın Faşir kentindeki çatışmalara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
HDK’nin sivillere karşı işlediği bildirilen “yargısız infazlar” ve “keyfi gözaltılar” gibi eylemleri ile Faşir’deki saldırıları kınanan açıklamada, BMGK’nin “büyük çaplı vahşetlerin, özellikle etnik temelli saldırıların” artabileceği konusunda endişelendiği ifade edildi.
HDK’nin Faşir kuşatmasını kaldırmasını ve çatışmalara derhal son verilmesini talep eden Konsey kararındaki hükümleri “ivedilikle uygulaması” çağrısı yapılan açıklamada, ülkede artan şiddet nedeniyle “derin endişe” duyulduğu vurgulandı.
Açıklamada, faillerinin hesap vermesi gerektiğinin altı çizilerek, “BMGK üyeleri, Sudan’daki tüm taraflara uluslararası hukukla uyumlu biçimde güvenli ve engelsiz insani erişime izin vermeleri, sivilleri koruma ve kentten kaçmaya çalışanlara güvenli geçiş sağlama çağrısında bulundu.” ifadeleri kullanıldı.
Ayrıca açıklamada, HDK’nin, kontrol ettiği bölgelerde “paralel bir yönetim” kurulmasına yönelik girişimlerin reddedildiği belirtildi.
Mısır’da el-Ezher, Faşir’de sivillerin korunması için “acil müdahale” çağrısı yaptı
El-Ezher Kurumundan yapılan açıklamada, “Sudan’ın Faşir kentinde masum sivillere karşı işlenen korkunç ihlaller ve suçlar, cinayet, bombalama, aç bırakma ve mahrum bırakma gibi eylemler, tüm insani değerlerin, dini ilkelerin ve uluslararası sözleşmelerin açık bir ihlalidir.” ifadeleri kullanıldı.
Sudan’ın önde gelenlerine ve dünyadaki akil insanlara seslenilen açıklamada, Sudan halkına karşı işlenen suçların ve ihlallerin durdurulması için acil müdahale ve arabuluculuk yapma çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, itidalli davranmanın, Sudan’ın çıkarlarını ve birliğini korumanın, masum sivillerin kanını dökülmesinin durdurulmasının ve ölümlere yol açan, ulusal birliği parçalayan şiddetin sona erdirilmesinin önemine dikkati çekildi.
Saldırganlara, öldürdükleri kişilerin kendileriyle “aynı dini, vatanı ve etnik kökeni paylaşan Sudanlı kardeşleri oldukları” hatırlatılan açıklamada, kötü niyetli siyasi çıkarların tetiklediği çatışmaların yalnızca daha fazla ölüm getireceği kaydedildi.
Çatışmaların Sudan’ı zayıflatmayı, kaynaklarını kontrol etmeyi, servetini yağmalamayı amaçlayan dış gündemlere hizmet ettiği aktarılan açıklamada, El-Ezher Kurumu’nun Sudan’a acil yardım göndermeye hazır olduğu ifade edildi.
Uluslararası topluma insani ve ahlaki sorumluluklarını üstlenme ve Sudan’daki ihlalleri durdurmak, masum sivilleri korumak için derhal müdahale etme çağrısında bulunuldu.
Türkiye’den Sudan’a 333 konteynerlik yardım
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfından yapılan açıklamaya göre, Sudan’da, savaş nedeniyle ülke genelinde sağlık altyapısının yüzde 80’inin kullanılamaz hale gelmesi sonucu salgın hastalıklar artıyor.
Ülkede şimdiye kadar 15 binden fazla kolera vakası tespit edilirken, 400 kişi de hayatını kaybetti. Temel ihtiyaçlardan yoksun yaşam mücadelesi veren siviller, özellikle gıda, temiz su, hijyen malzemeleri, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde ciddi zorluk yaşıyor.
İHH, savaşın başladığı günden bu yana bölgeye yönelik çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor.
Bu kapsamda 260 konteynerlik yardım malzemesini 2 “İyilik Gemisi” ile ülkeye gönderen Vakıf, böylece bugüne kadar toplamda 333 konteyner yardımı Sudan’a ulaştırmış oldu.
Bölge halkına sıcak yemek, gıda, temiz su, hijyen malzemeleri ve sağlık alanında yardım ulaştırılmaya devam ediliyor.
Sudan’daki çatışmalar ve HDK güçlerinin ihlalleri
Sudan, 15 Nisan 2023’ten beri ordu ile dış destekli HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.
Ülkenin batısındaki Darfur bölgesinin en büyük kenti Faşir, şiddetli çatışmaların ardından büyük ölçüde HDK’nin kontrolüne girdi.
On binlerce kişinin çatışmalardan kaçtığı kentte HDK’nin sivilleri zorla yerinden çıkardığı ve çok sayıda silahsız kişiyi öldürüp, bu kişilere işkence ettiği anlar HDK mensuplarının paylaştığı videolara yansımıştı.
1974 doğumlu Muhammed Hamdan Dagalu (Hımidti), Sudan’ın batısındaki Darfur bölgesinde yaşayan Arap kökenli Rizeygat kabilesine mensup.
İlkokul eğitimini yarıda bırakıp herhangi bir askeri okulda eğitim görmeyen Dagalu, Sudan ve Çad’ın bazı bölgelerinde faaliyet gösteren Cancavid milislerine katıldı.
Yirmili yaşlarında kabilesinin kontrolündeki bölgelerde ticari konvoyları haydutlardan korumanın yanı sıra ağırlıklı olarak Libya, Mali ve Çad arasında deve ticaretiyle uğraştı.
Dönemin Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, 2003’te Darfur’da patlak veren iç savaşta bölge yerlisi olduğu için Dagalu’nun mensup bulunduğu Cancavid milislerinden destek aldı.
Bazı rivayetlere göre Cancavid kelimesinin anlamı, “at üstündeki cin” olarak biliniyor.
Beşir’in Dagalu’nun kuzeni Cancavid lideri Musa Hilal ile arasının bozulması, onu milis gücün liderliğine taşıdı. Dagalu, Beşir’in dikkatini çekerek alaylı olmasına rağmen orgeneralliğe kadar terfi ettirildi.
Cancavid, sivillere yönelik cinayet, tecavüz ve işkenceyle suçlanıyor
Darfur’daki çatışmada sivillere yönelik cinayet, tecavüz ve işkence de dahil olmak üzere savaş suçları işlemekle suçlanan Cancavid milisleri, 2013’te yaklaşık 5 bin üye ile Dagalu liderliğinde İstihbarat Teşkilatına bağlı olarak resmi hüviyet kazandı.
Dagalu, Darfur ve Kurdufan bölgelerinde kontrol ettiği altın madenleri sayesinde ülkenin en zenginlerinden biri oldu.
Yemen ve Libya’daki olaylarda önemli rol oynayan Dagalu, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yakın ilişkiler kurdu.
Siyasi aktör
Yurt dışında çok sayıda devlet başkanı ve liderle bir araya gelen Dagalu, 2019’da daha siyasi bir rol üstlenmesinin ardından destek ve yardım projeleri ve yerel kabile liderlerini saflarına çekerek halka yakın portre çizmeye çalıştı.
Rusya lideri Vladimir Putin, 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya operasyon emrini verdiği gün Dagalu’yu Moskova’da kabul etti.
Ayrıca Dagalu, Avrupa Birliği’nden (AB), Afrika ülkelerinden düzensiz göç yollarını kontrol ettiği ve bunu önlediği için de destek alıyordu.
Paralel ordu
Dagalu’nun HDK’si, başlarda dönemin Cumhurbaşkanı Beşir ve ordunun desteği, sonrasında da mali ve siyasi gücünün artmasıyla düzenli orduya paralel ordu haline geldi.
Orduyla çatışmaların başladığı Nisan 2023’te Dagalu’nun emrindeki HDK’nin asker sayısının 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
Dagalu, eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in 2018’de başlayan rejim karşıtı ve demokrasi yanlısı gösterilerde desteğini istemesi üzerine güçlerini başkent Hartum’a sevk etti.
Beşir ile yolların ayrılması
Günün sonunda halktan yana tavır alan Dagalu, kendisini bu noktaya getiren Beşir’in devrilmesinde önemli rol oynadı. Dagalu, Nisan 2019’da ülkeyi yönetmek için kurulan Geçici Askeri Konsey ve Ağustos 2019’da asker-sivil ortaklığında devlet başkanlığı yetkilerini ele alan Egemenlik Konseyinde ikinci adam pozisyonunu korudu.
HDK güçleri, 2019’da ordunun başkentteki genel karargahı önünde demokrasi yanlısı protestocuların dağıtıldığı olaylarda 100’den fazla kişiyi öldürmekle suçlanıyor.
Kendisine paralel gücün varlığını kabul etmeyen Sudan ordusu, 2022’de HDK’yi orduya entegre etmeye karar verdi.
Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, ordunun, 5 Aralık 2022’de sivil güçler ve silahlı hareketlerle imzalanan çerçeve anlaşmayı “milis güç olan HDK’nin orduya entegre edilmesi” şartıyla desteklediğini belirtti.
Entegrasyon konusundaki anlaşmazlık
Burhan komutasındaki ordu, HDK’nin entegrasyonunun 2 yılda yapılmasını öngörüyorken Dagalu ve HDK ise entegrasyonun 10 yılda yapılmasını istedi.
İki tarafın uzlaşmaya varamaması üzerine 13 Nisan 2023’te Hartum’dan yaklaşık 350 kilometre uzaklıktaki Merevi şehrindeki havalimanı ve askeri üssün yakınına çok büyük bir birlik sevk eden HDK, orduya ait savaş uçaklarının rolünü etkisiz hale getirmek istedi.
Ülkenin büyük ölçüde tahrip olmasına yol açan ve 15 Nisan 2023’ten bu yana süren çatışmalarda HDK, işgal ettiği başkent Hartum, ülkenin orta kesimlerindeki Cezire ve Sinnar eyaletlerinden yoğun ve yaklaşık 2 yıl süren çatışmaların ardından çıkarıldı.
Ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde etkili olan HDK, 2023’ün sonbaharında bölgenin 5 eyaletinden 4’ünü aldı.
Etnik temizlik ve katliam
HDK’nin, Ekim 2023’te Batı Darfur eyaletinin Cuneyne şehrinde Masalit kabilesine yönelik “katliam” yaptığı ve eyaletin valisi dahil binlerce kişiyi öldürdüğü haberleri gündemden uzun zamandır düşmüyor.
Mayıs 2024’ten beri Darfur bölgesinin tamamının merkezi ve Kuzey Darfur eyaletinin başkenti Faşir şehrini kuşatan HDK, şehri almak için 267’den fazla saldırı düzenledi.
HDK’nin, 26 Ekim’de girmeyi başardığı Faşir’de çok sayıda silahsız kişiyi öldürüp işkence ettiği anlar, HDK mensuplarının paylaştığı videolara yansıdı.
Ölü sayısının binlerle ifade edildiği Faşir’den 3 günde 30 binden fazla kişi yerinden oldu.
Avrupa Beşir’e suçlarken Dagalu’yu görmezden geliyor
Başta Ömer el-Beşir ve hükümetteki bazı isimler hakkında Darfur’da insanlık suçu işledikleri gerekçesiyle 2009’da Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) Cancavid milislerinin işlediği öne sürülen suçlardan dolayı soykırım suçlamalarıyla dava açıldı.
UCM, 6 Ekim 2025’te Darfur bölgesinde savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işledikleri gerekçesiyle yargılanan Cancavid milislerinin üst düzey liderlerinden Ali Muhammed Ali Abd-Al-Rahman’ı suçlu bulduğunu bildirdi.
Bu karar, Darfur’da 2003’te başlayan çatışmalarda işlenen suçlarla ilgili ilk mahkumiyet anlamına geliyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UCM’ye soruşturulmak üzere sevk ettiği dosyada verilen ilk mahkumiyet olma özelliğini taşıyor. Cezanın ne olacağı ise daha sonra açıklanacak.
Devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir ve dönemin diğer üst düzey Sudanlı yetkilileri, mahkeme tarafından “soykırım” ve “insanlığa karşı suçlarla” itham ediliyor ancak insan hakları örgütlerinin, son yıllarda komuta ettiği güçlerin ihlalleriyle ilişkilendirdiği Muhammed Hamdan Dagalu (Hımidti) hakkında şu ana kadar herhangi bir suçlama yöneltilmedi.
Guardian: Sudan’daki savaşta İngiliz silahları tespit edildi













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *