Eski Diyanet İşleri başkanlarından Mehmet Görmez ile katıldığı programda doğurganlık hızındaki düşüşten söz eden Aile Bakanı, nüfus meselesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu belirterek, nüfusun artırılmasını istedi. Mehmet Görmez de belediye memurlarının kıydığı nikahı parodi olarak niteledi.
Anadolu Federasyonunca Kızılcahamam’da bir otelde “Tüten Ocak: Ailenin Geleceği” temasıyla düzenlenen 19. Anadolu Buluşmaları programına Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez katıldı.
Burada konuşan Aile Bakanı, dünyanın büyük değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğine işaret ederek, “Küreselleşme, kentleşme, dijitalleşme gibi çok boyutlu süreçler, aile kurumunun yapısını, işlevlerini ve değer dünyasını derinden sarsıyor. Şehir yaşamının hızla yaygınlaşması ve teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesi, bireyleri ve aileleri yeniden şekillendiriyor. Bu hızlı dönüşüm, geleneksel aile değerlerini ve bağlarını, sosyal dayanışma ağlarını zayıflatıyor. Annelik ve babalık rolleri itibarsızlaştırılıyor.” dedi.
Bakan Göktaş, demografik değişim konusu üzerinde çalıştıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Biz her zaman genç ve dinamik nüfusuyla gurur duyan bir ülke olduk. Ancak son yıllarda, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de genç nüfus oranında ciddi bir düşüş olduğunu görüyoruz. Doğum oranlarında da benzer bir düşüş söz konusu. Doğurganlık hızında ülke tarihinin en düşük oranı olan 1,48 seviyesine kadar geriledik. Bu rakam, nüfusun kendini yenileme seviyesi olan 2,1’in oldukça altında. Etkili tedbirler alınmazsa 2100 yılına gelindiğinde ülkemizde ortanca yaşın 60’a çıkacağı öngörülüyor. Yani nüfusun yarısı 60 yaş ve üstü olacak. Bugün farklı ülkelerde benzer düşüşler nedeniyle ciddi nüfus problemleri yaşanıyor. Eğer biz şimdiden önlem almazsak benzer bir tabloyla yüzleşmemiz kaçınılmaz. Çünkü nüfus meselesi sadece ailelerin çocuk sayısı meselesi değildir. Ekonomik büyümeden sosyal yapıya, üretimden sağlığa kadar her şeyi etkileyen bir milli güvenlik meselesidir.”
Evliliklerin azalmasının, boşanma oranlarının artmasının, ailelerin giderek tek ebeveynli bir hale dönüşmesinin, ülkeyi telafisi zor bir noktaya taşıyabileceğini söyleyen Bakan şöyle devam etti:
“Bu mesele, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifadeleriyle, ‘Demografik bir sınamadan öte milletimizin geleceği için adeta varoluşsal bir tehdit niteliğindedir.’ İşte, tüm bu tablo bize tek bir şeyi gösterdi. O da, aileyi korumanın, geleceğimizi güven altına almanın tek yolu olduğudur. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’mızın tensipleriyle 2025 yılını ‘Aile Yılı’ olarak ilan ettik. Ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında ülke çapında bir farkındalık oluşturmak istedik. Amacımız sadece nüfus artışını desteklemek değil, aynı zamanda aile kavramını her yönüyle güçlendirmek. Bu 7 ayda ülkenin dört bir yanında 8 bin 394 etkinlik düzenledik. Eğitimler, seminerler, medya kampanyaları ve saha çalışmaları yaptık.”
Göktaş, aile yapısını korumak ve güçlendirmek için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini, “Aile Yılı” kapsamında açıklanan doğum yardımı ve çocuk destekleri, gençlere yönelik evlilik kredileri gibi teşviklerin buna örnek olduğunu söyledi.
Anadolu Federasyonu Başkanı Turgay Aldemir de konuşmasında insanın kendi başına bir varlık olmadığını, çevresiyle, coğrafyasıyla var olduğunu ve buna göre şekillendiğini söyledi.
Mehmet Görmez: Belediye memurlarının kıydığı nikah komedisinden kurtulmamız gerekir
Eski başkanlardan Mehmet Görmez ise konuşmasında, “Ailenin ruhunu neden kaybettik? Ailenin ruhu nedir, ailenin ruhunu yeniden nasıl inşa ederiz sorularını aile yılında oluşturmalıyız. Ailenin ruhunu yeniden inşa etmeyi konuşmalıyız. İlk aileden itibaren tüm insanlık ailenin varlığında ittifak etti. Ailenin varlığı Cenabı hakkın ruhuna nakşetti, bir rahmet ve meveddet olarak.” dedi.
Görmez, “Misakın sahibi boşanma ayetinde kadınlar olarak geçmektedir. Misakı Allah erkeğe değil kadına nispet eder. Evlilik akdi aynı zamanda bir misaktır. Aile meselesine çeki düzen verilecekse belediye memurlarının kıydığı nikah komedisinden kurtulmamız gerekir. Müftülerin nikah kıyılmasına izin çıktı. Müftüler belediye memuruna dönüştü, Nikaha ruhanilik gelmedi.” dedi.
Görmez şöyle devam etti:
“Modernite ile birlikte üç amentü dünyaya egemen oldu: Allah eksenli bir dünya değil insan eksenli bir dünya. Vahiy eksenli değil akıl eksenli bir dünya. Ahiret eksenli bir yaşam değil dünya eksenli bir yaşam. Modernitenin, sekülerleşmenin üç amentüsüdür.
Bu üç amentü üç ahlak doğurdu: Birey ahlakı, karakter ahlakı, Nübüvvet ahlakı. Vazife ahlakı, sorumluluk ahlakı. Saadet ahlakı.
Bu üç ahlakın aileye yansıması çok farklı gerçekleşti. Karakter ahlakı, aileye kişiliksizlik olarak yansıdı, babanın rolünü zayıflattı. Vazife ahlakı, sorumluluk ahlakı kadınların pay alma durumuna düştüğü için kadının rolünü zayıflattı. Saadet ahlakı çocukların rolünü azalttı. Bu tespit Taha Abdurrahman’a “Batılı Ailenin İddiası” başlığında değerlendirilmektedir. (Modernitenin Ruhu)
Posthuman döneminde insan eksenli dünya hümanizm sonra post insan çağı başlatıldı. Biz insanı sadece insan olarak tarif edemeyiz, insan hayvan ve teknolojiyle eşittir dediler. Düşüncelerimizi alt üst eden insan tasavvurunu düzenlememiz gerekiyor.
Anadolu Federasyonu’nda yaptığım konuşmalar bir kitap bile olabilir. Beşeriyet, ademiyet. İnsan Bozumu. Ailenin Geleceği.
Posthuman Kopernik ile beraber dünya alemin merkezi olmaktan çıktı. Darwin ile insan dünyanın merkezi olmaktan çıktı. Schopenhauer ile ben idraki idrak merkezi dışına çıktı. Biz şeyhlerimizle kavga ederken felsefeler dünyayı yönlendiriyor.
Sadece Allah eksenli bir dünya değil insan merkezli bir dünyada terk edildi. İnsanın bilinç dışı yönetildiği bir dünya ortaya çıktı. Bu ideoloji kadın-erkeğin-ailenin olmadığı, sadece insan-insan olmadığı robot ve teknolojilere yer ayrıldığı bir dünya kuruluyor. İnsan, hayvan ve makinanın eşit olduğu, ikiliklerin olmadığı bir dünya hazırlanıyor.
İnsanlık tarihinde dürtüleri üzerinden bir insan tanımı yapılıyor. Emanet görevi üzerinden bir insan tanımı yapılmıyor ve bu bir kimliğe ve ideolojiye dönüştürülüyor. Bu sanatı, medyayı, siyaseti teslim aldı. Dini teslim aldı ama islam’ı teslim almadı.
Ama Gazze’sine bile sahip olamayan bir insana dönüştü.
Kadını ve erkeği ile tek bir aileye dönüşerek ailenin onurunu, özgürlüklerini koruma için mücadele eden gazze ailesine binlerce selam olsun.”













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *