Bu hafta New York’taki BM merkezinde iki devletli çözüme ilişkin düzenlenecek uluslararası konferansı, devam eden diplomasiyi baltalayan “verimsiz” ve “zamansız” bir çaba olarak nitelendiren ABD Dışişleri Bakanlığı, konferans için ‘reklam gösterisi’ ifadesini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tammy Bruce Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu, çatışmayı sona erdirmek için hassas diplomatik çabaların ortasında gelen bir reklam gösterisidir” dedi.
“Konferans barışı teşvik etmekten uzak, savaşı uzatacak, Hamas’ı cesaretlendirecek, onun engellemelerini ödüllendirecek ve barışa ulaşma yönündeki gerçek dünya çabalarını baltalayacaktır.”
Bruce, ABD’nin konferansa katılmayacağını belirterek, organizatörleri “7 Ekim kurbanlarına tokat atmak ve terörizmi ödüllendirmek” ile suçladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Filistin devletini tanımasını da eleştiren Trump, bunun “sadece Hamas’ı cesaretlendiren, ters etki yaratan bir dizi hareket” olduğunu söyledi.
Fransa ve Suudi Arabistan’ın eş başkanlığında gerçekleşecek üç günlük konferans, İsrail-Filistin çatışmasına iki devletli bir çözümün hayata geçirilmesine yönelik somut ve zaman sınırlamalı adımları araştırmayı amaçlıyor. Konunun farklı yönlerini ele almak üzere sekiz çalışma grubu kuruldu.
Toplantı, Filistinlilerin gıda ve yardım ablukasına maruz kaldığı Gazze’de insani yardım kuruluşlarının kitlesel açlık nedeniyle artan endişeleri ortasında gerçekleşti. Öte yandan İngiltere ile Fransa ve Almanya’nın oluşturduğu yeni savunma ittifakı anlaşmaları sonrası bu üçlü ve müttefikleri Filistin konusunu gündeme çıkarmaya başladı.
Türkiye, Fransa’nın Filistin devletini tanıma kararını övdü
New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen iki devletli çözüm konulu üst düzey konferansta, Türkiye Cumhuriyeti adına Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz da yaptığı konuşmada, “Sürekli işgalin Filistin devleti olma yolundaki en büyük engel olduğu görüşü tekrar tekrar dile getirildi.” dedi.
Fransa’nın Filistin devletini tanıma kararını överek, “Umarız yakında birçok ülke de aynı yolu izler” dedi.
Çalışma grubunun sunduğu geri bildirimlere dikkat çeken Yılmaz, grubun “Filistin halkının on yıllardır süren acılarına son vermeye katkıda bulunma konusunda güçlü bir arzu” ifade ettiğini söyledi.
“Filistin Yönetimi’nde kapasite geliştirmeye yardımcı olacak ve aynı zamanda Filistin devletini güçlendirecek programlar öneren haklı başvurular olduğunu” vurgulayan Yılmaz, “İsrail işgalinin nasıl sona erdirileceğine ilişkin acil sorunun ele alınması çağrılarının” tartışmalara hakim olduğunu söyledi.
Yılmaz, yaklaşan ilhak planları konusunda da uyarıda bulunarak, “İsrail Parlamentosu’nun 23 Temmuz’da çağrıda bulunduğu gibi, Filistin topraklarının İsrail tarafından ilhakı yaklaşırken, bizim de buna orantılı olarak güçlü ve etkili araçlara sahip olmamız gerekiyor.” dedi.
Katılımcı heyetlerden gelen öneriler arasında “Bazı paydaşların, uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun uygulanmasını sağlayacak mekanizmaların kurulmasını öneren görüşler sunduğunu” belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
Gazze Şeridi’ndeki giderek kötüleşen insani krizin yanı sıra, İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te gerçekleştirdiği yasadışı yerleşimler, toprak müsadereleri, ev yıkımları da acil eylem gerektiriyor.
Çalışma grubunun bazı üyelerinin, “İşgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimcilere karşı yaptırımlar da dahil olmak üzere önlemler alınması gerektiğini” vurguladığını kaydeden Çavuşoğlu, “İsrail’in yasadışı yerleşimlerin kolaylaştırıcısı olması nedeniyle zorlayıcı önlemlere de maruz kalabileceğini” vurguladı.
“İsrail’in Filistin halkını yerinden etme, yerinden etme ve yurtlarından sürme eylemleri gecikmeden engellenmelidir. Filistin ulusu olmadan Filistin devletini düşünemeyiz.” dedi.
Yılmaz, çalışma grubunun belirlediği sekiz temel önceliği şöyle sıraladı: İki devletli çözümün hayata geçirilmesi, Filistin’in tanınması ve BM’ye tam üyeliği, Gazze’de insani ve yeniden inşa çalışmaları, kurumsal gelişim, yerleşimlerin ve zorla yerinden edilmelerin durdurulması, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü, sivil toplumun katılımı ve güvenlik garantileri.
“Başvurular net bir mesaj veriyor: Uluslararası toplum, iki devletli vizyonu korumak, hukuki ve insani ilkeleri savunmak ve endişe ifadelerinin ötesine geçerek hesap verebilirlik mekanizmalarını harekete geçirmek için acilen ve kararlı bir şekilde hareket etmelidir” dedi.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *