Türkiye’de sistem büyüyen nüfus üzerine kurulu

Türkiye’de sistem büyüyen nüfus üzerine kurulu

Batı menşeli ideolojik fikirlerin özgürlük, feminizm gibi amaçlarla aileyi hedef aldığını belirten uzmanlar, ailenin öneminin doğurganlığı artırmanın çok çok ötesinde olduğunu, ekonomik ve sosyal krizlerde, ekonomik ve sosyal istikrarı sağladığını, istikrarlı bir toplumun istikrarlı bir devlet yapısını beslediğini belirtiyor. Türkiye’de nüfus büyümesinin durması halinde ise bütün sistemin çökme riski ortaya çıkabilir.

Türkiye’nin 2023’te 1,54’e kadar düşen doğurganlık hızıyla Avrupa Birliği ve dünya ortalamasının altına düşmesi, toplumsal ve demografik birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, Türkiye’nin doğurganlık hızının nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in altına düşmesinin ülkenin toplumsal yapısına ve bekasına yönelik risk teşkil ettiğini belirtiyor.

Bazı ideolojik fikirlerin, aşırı özgürlük, radikal feminizm gibi amaçlarla aileyi hedef aldığı bu nedenle aile dostu politikalarla bu kurumun güçlendirilmesi ve tıpkı kadın politikaları gibi erkek politikaları da üretilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Hayati Ünlü, AA muhabirine, demografinin önemini, bunu etkileyen fikirleri ve Türkiye’de nüfusun düşme trendine neden olan faktörleri değerlendirdi.

Ünlü, 21. yüzyılın sonlarına baskın eğiliminin, azalan doğurganlık ve uzayan yaşam süreleri olduğunu ve dünyanın birçok ülkesinde artan yaşlı nüfusa karşı, yeni nüfusu tedarik edemeyen yetersiz genç nüfus olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

“Bugün İngiltere’den Endonezya’ya kadar uzanan bir ‘Kısır Hilal’ tartışması var ve bu hilal içerisinde kalan ülkelerin bu demografik krizi yaşayacağı tahmin ediliyor. Bu demografik krizin jeopolitikten ekonomik büyümeye ve rejim türlerinden ülkelerin iç uyumuna kadar birçok sonucu olacağı kabul ediliyor Türkiye’de yaygın ve baskın norm, çocuk sahibi olmak adına evlilik ve aile sahibi olmaktan geçiyor. Bu açıdan ne kadar çok aile kurulursa, o kadar doğurganlık hızı artar diye düşünülüyor. Ama ailenin önemi doğurganlığı arttırmasının çok çok ötesinde. Aile her şeyden önce bir sosyal kurum. Dolayısıyla ekonomik ve sosyal krizlerde aile, ekonomik ve sosyal istikrarı sağlar. En temel dayanışma biçimini üretir. Tabi istikrarlı bir toplum da istikrarlı bir devlet yapısını besler.”

Türkiye’nin hemen hemen tüm kurumlarının “sürekli büyüyen bir nüfus” üzerine kurulu olduğunu ve eğer nüfus büyümesi durursa eğitimden sağlığa ve sosyal politika kurumlarına kadar bütün sistemin çökme riskiyle karşılaşacağını belirten Ünlü, Türkiye’de de doğurganlık ve üremenin azalma sebepleri arasında “eşleşme” sorununun da yer aldığını bunun ise seküler siyasetin kadınları motive ettiği gibi erkekleri motive edememesiyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Ünlü, dünyanın “erkeklik krizi” çağında yer aldığını ve özellikle genç erkeklerin amaç, anlam ve vizyon açısından bir kriz içerisinde olduğunu söyleyerek, “Tıpkı kadın politikaları gibi erkek politikalarına da ihtiyacımız var. Türkiye’nin bir erkeklik vizyonuna ihtiyacı var.” dedi.

Aile dostu politikalar, geniş aileyi hedeflemeli

Aile kurumunu güçlendirmek ve demografik yapıyı korumak adına ekonomik, kurumsal ve kültürel politika yolları olduğunu ve Türkiye’nin “Aile Yılı” kapsamında teşvik paketleri sunduğunu hatırlatan Ünlü, bu süreç kurumsal ve kültürel değişimle desteklenmesi gerektiğini ve aile dostu politikaların geniş aileyi hedeflemesi gerektiğini söyledi.

Ünlü, Türkiye’nin gelecekte güçlü bir nüfus yapısını sürdürebilmesi için toplumsal farkındalığı artırmak adına “Aile Yılı” ilan edilmesinin çok önemli olduğunu belirterek, “Aile hayatına yönelik en büyük engeller, özellikle evliler için, eğitim veya çalışma hayatında harcamak zorunda olduğunuz büyük zamanlarla ilgili. Burada kamu kurumlarından iş dünyasına herkes taşın altına elini koymalı. İnsanların sevdikleri için daha fazla zaman ayırabilmesini sağlamak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Batı’da sadece “babalık” konusunda çalışmalara yapan çok sayıda enstitü kurulduğunu ve Türkiye’nin de bu konuda çalışmalar yapılması gerektiğine işaret eden Ünlü, annelik kadar babalığın da önemli olduğunun hatırda tutulması gerektiğini söyledi.

Yaşam tarzı hedef alınıyor

Uluslararası kuruluşlar ve medya organlarının sol-liberal aşırılığı yaymakla ilgili ciddi bir dayatma yaptığından bahseden Ünlü, medya ve internet üzerinden üretilen içeriklerle, dizi ve filmlerle ve yaratılan suni gündemlerle gençlerin yaşam tarzının istikrarlı bir şekilde hedef alındığını söyledi.

Ünlü, aşırı solun eşitsizlikleri ortadan kaldırmak olduğu için eşitsizlik yaratan tüm kurumların yok edilmesi gerektiğini savunduğunu bildirerek, “Kadın ve erkek arasında eşitsizliğe neden olduğu için de aile kurumu da burada ortadan kaldırılması gereken kurumlar arasında. Yine bireysel özgürlüğü o kadar fetişleştiriyorlar ki ‘toplumsal cinsiyet ideolojisi’ üzerinden cinsiyetsizliği savunuyorlar.” ifadelerini kullandı.

Evlenme, aile kurma, çocuk yapma gibi davranışların, yaşam tarzı ve bireysel tercihler tarafından belirlendiğini kaydeden Ünlü, liberal ve seküler yaşam tarzı ise kariyer ve ekonomik özgürlüğü bir norm olarak dayattığını, tercihi bu yönde olmayanların küçük görülmeye başlandığını söyledi.

Ünlü, Türkiye’de nüfusun düşmesinin ekonomik, kurumsal ve kültürel sebepleri olduğunu bu nedenle artan yaşam maliyetlerini sadece ekonomik destek paketleriyle karşılamanın yeterli bir çözüm olmadığını kaydederek, “Buna ek olarak aile kurumunun güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin ev-kariyer dengesini gözeten politikaları hayata geçirmesi ve ‘aile dostu’ bir iklim oluşturulması çok önemli. Aşırı sağın sürekli gündemde olmasına rağmen aşırı solun pek tartışılmadığını ancak dünyayı son 5 senedir aşırı sol fikirler yönetiyor. Ancak, biz aile kurumunun hedef alındığının yeterince farkında değiliz.” diye konuştu.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *