Burkina Faso Siyasetinde İdeoloji ve Pragmatizm

Burkina Faso Siyasetinde İdeoloji ve Pragmatizm

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Dr. Mürsel Bayram, 2017 yılında Burkina Faso üzerine kaleme aldığı makalesinde, “Küçük/az gelişmiş devletlerin siyasetleri, gerek ideolojik gerekse pragmatist anlamda hızlı geçişlere daha müsait bir ortam sunmaktadır.” diyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisinin 2019 yılının 3. sayısında Dr. Mürsel Bayram’ın “Burkina Faso siyasetinde İdeoloji ve Pragmatizm” başlığını taşıyan makalesi yayınlanmıştı.

Kaynakça kısmı ile birlikte 19 sayfa süren makalesinde Bayram, “İdeolojik ve pragmatist siyaset biçimlerinin bütün devletlerde bir karşılığı bulunabilirse de keskin ideolojik “sadakat ve ihanet” durumlarına genellikle kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip olmayan az gelişmiş ülkelerde rastlandığını” vurguluyor.

Makalenin “Öz” kısmında şu ifadelere yer veriliyor:

“İdeoloji-pragmatizm ilişkisi, temelde “fikir” odaklı siyaset ile “fayda” odaklı siyaset anlayışı
arasındaki karşıtlığa dayanmaktadır. Fikir odaklı siyaset, teorik olarak İdealist kabul edilirken fayda/çıkar
odaklı siyaset, yoğunlukla Realist çerçevede açıklanmaktadır. Elbette Realist/pragmatist siyaset de bir fikre dayanmakta ancak katı bir ideolojizm içermemektedir. Aynı şekilde, her ideolojik siyaset ütopik bir idealizm anlamına gelmemekte, hatta ideolojik siyaset de kendi bağlamında pragmatist boyutlar içerebilmektedir. İdeoloji ile pragmatizm arasındaki bu iç içe geçme halini devlet adamlarının kişisel özellikleri daha da karmaşıklaştırmaktadır. Bir devlet adamı ideolojisine sadık bir siyaset izlerken, diğeri pragmatizm adına ideolojik esneklik gösterebilmektedir. İdeolojik ve pragmatist siyaset biçimlerinin bütün devletlerde bir karşılığı bulunabilirse de keskin ideolojik “sadakat ve ihanet” durumlarına genellikle kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip olmayan az gelişmiş ülkelerde rastlanmaktadır. Bunlardan biri de Batı Afrika ülkelerinden Burkina Faso’dur. Burkina Faso, az gelişmiş Afrika devletlerinin siyaset anlayışını örnekleyen bir vaka olarak değerlendirilebilir. Bu varsayımdan hareketle makalede, ideoloji ve pragmatizmin Burkina Faso iç ve dış politikasına nasıl yansıdığı analiz edilecektir.”

Dr. Bayram’ın makalesinin “Sonuç” kısmında ise şu çıkarımlar yapılıyor:

Burkina Faso, ideoloji-pragmatizm ilişkisi açısından az gelişmiş Afrika devletlerinin siyaset anlayışlarını örnekleyen bir vakadır. Tarihsel olarak bakıldığında, sömürgecilik öncesi dönemde bu topraklarda hüküm süren Mossi konfederasyonunun ulus-devlet öncesi siyasal yapılara özgü bir hâkimiyet telakkisi ile hareket ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu telakkinin iki ana unsuru, çevresindeki zenginliklerden faydalanmak için olabildiğince genişleme ve fethedilen halkları pragmatist biçimde kendisine tabi kılmadır.

Mossi yönetici sınıfı, sömürgecilik döneminde görece güçsüz olmanın da etken olduğu bir pragmatizmle sömürge idaresine uyum sağlamıştır. Zaman zaman sömürge idaresinin uygulamalarına karşı ayaklanmalar örgütlenmiş fakat bunlar bağımsızlık yönünde bir siyasal mobilizasyona dönüşmemiştir. O dönem Yukarı Volta olarak anılan Burkina Faso, 1958’de yapılan halk oylamasında tam bağımsızlık yerine Fransız Milletler Topluluğu dâhilinde özerk olmayı tercih etmiştir. Bu durum, Gine’deki gibi etkili bir liderliğin olmayışına bağlı siyasal bilinç düzeyinin yetersizliği veya bağımlılığın faydası ile bağımsızlığın maliyeti arasındaki tercihle açıklanabilir.

Bağımsızlık sonrası süreç analiz edildiğinde, küçük/az gelişmiş devlet niteliğini yansıtır şekilde, devlet başkanlarının kişisel özelliklerinin fazlasıyla ülke siyasetini belirlediği görülmektedir. Maurice Yameogo’nun evolue karakteri, Aboubakar Lamizana’nın Müslüman kimliği, Thomas Sankara’nın Marksist dünya görüşü, Blaise Compaore’nin prag matist kişiliği doğrudan ülke siyasetine yansımıştır. Rusya gibi büyük güçlerde veya Türkiye gibi orta ölçekli/bölgesel güçlerde de iktidarı elinde bulunduranların kişisel özelliklerinin veya dünya görüşlerinin ülke siyasetine bir şekilde yansıdığı iddia edilebilir ancak bu yansıma küçük/az gelişmiş ülkelerdeki kadar “sınırsız” olmamaktadır. Küçük/az gelişmiş devletlerin siyasetleri, gerek ideolojik gerekse pragmatist anlamda hızlı geçişlere daha müsait bir ortam sunmaktadır. Dolayısıyla bu devletlerin büyük ve bölgesel güçlere nispetle çok daha esnek ve değişken bir siyasal yapıya sahip oldukları söylenebilir.

Makalenin tamamını bu linkten okuyabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/664353

Resmi adı: Burkina Faso
Yönetim biçimi: Cumhuriyet (Başkanlık sistemi)
Başkent: Ouagadougou
Bağımsızlık tarihi: 5 Ağustos 1960 (Fransa’dan ayrıldı)
Yüzölçümü: 274.200 km²  (Türkiye’nin yüzölçümü 783.562 km²)
Coğrafi konumu: Batı Afrika’da, Sahra Çölü’nün güneyinde ve Gana’nın kuzeyinde yer almaktadır.
İklimi: Tropikal iklim hâkimdir; kışlar ılıman ve kuru, yazlar sıcak ve yağmurludur.
Doğal kaynakları: Manganez, kireçtaşı, mermer, küçük altın madenleri, antimon, bakır, nikel, boksit, kurşun, fosfat, çinko, gümüş
Nüfusu: 20.107.509 (2017 verilerine göre)
Nüfusun etnik dağılımı: %40 Mossi, %60 diğerleri (Gurunsi, Senufo, Lobi, Bobo, Mande,Fulani)
Din: % 61 Müslüman, %23 Katolik Hristiyan, %16, yerel dinler (2010 yılı verilerine göre)
Diller: Fransızca (resmî), Mossilerin kullandığı More dili ve diğer
Nüfus artış oranı: %3 (2017 verilerine göre)
Ortalama yaşam süresi: 55,9 yıl
Bebek ölüm oranı: 106,92/1.000 (2001 tahmini)
HIV taşıyanların sayısı: 350.000 (1999 verileri)
Okuryazarlık oranı: %19,2 (1995 verileri)
Milli Gelir: 32,97 milyar dolar (2016 yılı verileri)
Kişi Başı Ortalama Milli Gelir: 1,800 dolar (2016 yılı verileri)
Para Birimi: Afrika Frankı
Reel büyüme oranı: %5,9 (2016 verileri)
Enflasyon oranı: %-0,2 (2016 verileri)
İşsizlik oranı: %77 (2004 verileri)
Yoksulluk Oranı: %40,1 (2009 verileri)
İhracat ürünleri: Pamuk, hayvansal ürünler, altın
Tarım ürünleri: Fıstık, susam, pamuk, mısır, pirinç, çiftlik hayvanları

Ülke Tarihi

1884-1885 yılları arasında gerçekleştirilen Berlin Konferansı sırasında Fransa, Almanya, Britanya ve Sudan’ın batı bölgeleri için birbirleriyle girdikleri sömürgecilik yarışı kapsamında Mossi idarecileri ile gerçekleştirdikleri himaye altına alma çabaları sonuç vermemiştir. Akabinde Fransa 1896’da askeri güç ile başkenti alıp Mossi idarecilerinin kaçmasını sağlamıştır. Bölge Fransa kontrolüne girmiştir. Daha sonra yerel idareciler ile yapılan himaye anlaşmaları ile hâkim olduğu bölgeleri çoğaltan Fransa, günümüzde Burkina Faso’nun tamamını kısa sürede sömürgesi haline getirmiştir.

Daha sonra ülke, 1904’te Fransız Batı Afrika’sı dâhilinde sömürge yönetim bölgesi olan Yukarı Senegal ve Nijer bu sömürge yönetiminin parçası haline gelmiştir. 1919 yılında ülke, Yukarı Volta adını alarak bu yapıdan ayrılıp yine Fransız Batı Afrika’sı sömürgesine bağlı olarak yeni bir sömürge yönetim bölgesi olarak ilan edilmiştir.

Ülkede 1950’li yıllar ile birlikte bağımsızlık düşünceleri dile getirilmeye başlanmıştır. 1958’de yapılan referandum neticesinde ülke, Fransa ile işbirliği içerisinde olan özerk bir cumhuriyet statüsüne sahip olmuştur. Nihayetinde 1960 yılında yaşanan Afrika Yılı kapsamında bağımsızlığını ilan etmiştir. Burkina Faso, kendi dillerinde mutlu insanlar ülkesi anlamına gelmektedir.

Siyasi Durum

Burkina Faso, tam bağımsızlığını 5 Ağustos 1960 tarihinde kazanmıştır. Ülkede 1966 yılında askeri darbe olmuş ve 4 yıl kadar yönetim askerlerin elinde tutulmuştur. 14 Haziran 1970 yılında onaylanan yeni anayasa ile dört yıllık bir geçiş dönemi başlamıştır. Bu anayasadaki anlaşmazlıklar neticesinde 1977 yılında yeni bir anayasa hazırlanıp onaylanmış ve 1978’de yapılan seçimlerde Sangoule Lamizana başkan seçilmiştir. Ülkede 1980 yılında yine bir darbe olmuştur. Ülke tarihinde askeri darbeler peş peşedir. 1983’te yeni bir darbe daha meydana gelmiştir.

2 Haziran 1991 tarihindeki anayasa ile 7 yılda bir seçilen Cumhurbaşkanının onayıyla feshedilebilecek yarı başkanlık sistemi kurulmuştur. 2000’de yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı süresi 5 yıla indirilmiştir.

Ülkede 30 Ekim 2014’te baş gösteren halk ayaklanması ve şiddet olayları sebebiyle meclis dağıtılmış ve hükümet feshedilmiştir. 31 Ekim 2014’te Cumhurbaşkanı Compaore istifa etmiş ve ülke genel seçimlere kadar siyasi bir geçiş dönemine girmiştir.

İktisadi Durum

Burkina Faso, dünyanın en fakir ülkelerinden biridir. Yoksul olmasına karşın, ekonomik bakımdan potansiyeli yüksektir. Ülkedeki yüksek işsizlik oranı göçü tetiklemektedir.Ülke ekonomisinin en başta gelen girdileri altın, pamuk, susam ve bazı tarım ürünlerinin ihraç edilmesi ile elde edilmektedir. Fakat altın çıkarılması ve pamuk üretimi yabancı şirketlerin elinde olduğundan gelir sadece vergiden gelmektedir.

Başta Fildişi Sahili olmak üzere yurtdışında çalışan vatandaşlarının yaptığı para transferinden elde edilen gelir, girdilerde birinci sırada yer almaktadır. Ülkenin, Dünya Bankası, Fransa, ABD ve Avrupa Birliği’nden aldığı dış yardımlara bağımlı bir ekonomisi vardır.

Türkiye-Burkina Faso İlişkileri

Burkina Faso ile Türkiye BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği başvurusunu birlikte yapmışlardır. Ne var ki, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler henüz istenilen seviyeye ulaşmamıştır. Türkiye, %6,4’lük bir pay ile bu ülkeden ithal gerçekleştiren ülkeler arasında beşinci sırada yerini almaktadır.

Türkiye ile Burkina Faso arasındaki en önemli ikili işbirliği mekanizması olarak Karma Ekonomik Komisyonu gösterilebilir.

Türk Hava Yolları, 15 Aralık 2012 tarihinde İstanbul-Vagadugu seferlerini başlatmıştır. Bu gelişme ile iki ülke arasında, işadamları ziyaretleri sayısında ciddi bir artış gözlenmiştir.

Burkina Faso’dan İstanbul’a gelip tekstil, ayakkabı ve çanta başta olmak üzere alışveriş yapan çok sayıda kişi vardır.

Müslümanların Durumu

Burkina Faso dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Günümüzde ülkede hâkim olan din İslamiyet olup, nüfusunun %61’i Müslüman olarak yaşamını sürdürmektedir. Ülkenin %61’i Müslüman olmasına rağmen, halk maddi imkânsızlıktan ötürü toplu hallerde ibadetlerini yerine getirebilecek mescitlerin inşasını gerçekleştiremiyor.

Müslüman çocukların gidebilecekleri okulların sayısı da yeterli değil. Bu durum ülkede yaygın olan misyonerlik faaliyetlerinin artmasına ve misyonerlerin Müslüman halkı etkisi altına almasına sebep oluyor. Ülkede, Katolik kilisesinin yönetiminde olan okullar bulunmakta olup, bu okullar genel olarak ücretsiz eğitim sunmaktadırlar.

Hayırsever Türkiye vatandaşları yardımlarını vakıflar aracılığı ile göndermektedir. İHH İnsani Yardım Vakfı da, bahse konu duyarlı kişilerin desteğiyle bölgede birçok mescit inşa etmiştir. Mescitlerde oluşturulan eğitim imkânı ile dünyanın okuma yazma oranının en düşük olduğu Burkina Faso’da yaşayan Müslüman çocuklar bu mescitlerde eğitim alabilecekler.

(Kaynak: İnsamer)

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *