‘Bizim bir millet olmadığımız yönündeki böğürmeler arttı’

‘Bizim bir millet olmadığımız yönündeki böğürmeler arttı’

Cezayir ile Fransa arasındaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı’nın Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, Fransa Cumhurbaşkanının sözlerine sert yanıt verdi: “Bugünlerde karşı taraftan (Fransa) bizim bir millet olmadığımız yönündeki böğürmeler arttı. Sanki biz aniden yeryüzüne çıkan su baloncuklarıyız.”

Cezayir Cumhurbaşkanı’nın Danışmanı Abdulmecid Şeyhi, Fransız sömürgeciliğine (1830-1962) karşı 1 Kasım 1954 devriminin patlak vermesinin 67. yıldönümü vesilesiyle Cezayir Meclisi’nin üst kanadı Millet Konseyi’nde düzenlenen sempozyumda konuştu.

Danışman Şeyhi, konuşmasında, “Bugünlerde karşı taraftan (Fransa) bizim bir millet olmadığımız yönündeki böğürmeler arttı. Sanki biz aniden yeryüzüne çıkan su baloncuklarıyız. Sanki Allah dünyayı yarattığında nereden geldiğini bilmediğimiz karanlık bir yer bıraktı.” dedi.

Millet Konseyi Başkanı Salih Gucil de Fransa’nın o dönemde Cezayir’e uyguladığı sömürünün dünyada eşi benzeri görülmediğini söyledi. Gucil, “Fransa, Cezayir halkını yok etmek ve yerine Avrupalı ​​bir halk getirmek istedi ve bu sömürge planının hedefi Cezayir’i işgal etmekti. Cezayir nüfusunun demografik büyümesi bu planın varlığını ortaya koyuyor.” diye konuştu.

Konsey Başkanı Gucil, Fransa’nın Cezayir halkına uyguladığı soykırıma işaret ederek, sömürünün başladığı 1870’te Cezayir’in nüfusunun 3 milyon olduğunu, aradan geçen 40 yıl sonra 1910’da ülke nüfusunun artmadığını ve aksine 2 milyon 900 bine düştüğünü vurguladı.

Cezayir Alimler Birliği Başkanı Kasum’a göre, Macron’a en iyi cevap Fransızcanın terk edilmesi

Cezayir Alimler Birliği Başkanı Abdurrezzak Kasum, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cezayir’e yönelik saldırgan açıklamalarına verilecek en iyi cevabın “Fransız kültürünü ve dilini terk etmek” olduğunu söyledi.

Cezayir ile Fransa arasında yaşanan gerginliğe ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Kasum, “Fransızlara vereceğimiz en iyi cevap, tek yumruk olmak, söz birliği yapmak ve kendi özümüze dönmektir. Çünkü bu düşmanın dilinden, kültüründen ve egemenliğimize, kimliğimize, kişiliğimize zarar verecek her şeyden vazgeçmek demektir.” ifadelerini kullandı.

Kasum, “Macron’un açıklamaları ülkemize ve tarihimize yönelik düşmanca ifadeleri, bu seviyedeki bir yetkilinin düştüğü bu durum üzüldüğümüz bir hatadır.” dedi.

Macron’un ifadeleri çelişkiler içeriyor

Macron’un 1830’daki Fransız işgalinden öncesine işaret ederek “Fransız sömürgesinden önce Cezayir ulusu var mıydı?” şeklindeki ifadesinin çelişkiler taşıdığını vurgulayan Kasum, şunları kaydetti:

“Bu ifadeyi, Fransız Konsolosunun Cezayir’in o dönemki yöneticisi Dayı ile olan görüşmesi geçersiz kılıyor. Fransa’nın Cezayir’e olan borçları ve 1830’da aldıkları devlet hazinesi ortadayken, Cezayir’in konsolosu ve hazinesi varken nasıl devleti olmaz?”

Osmanlı, Cezayir’e yardım için ve davet üzerine geldi

Macron’un Osmanlı Devleti’nin Cezayir’deki varlığına ilişkin suçlayıcı ifadelerine de tepki gösteren Kasum, “Osmanlı, Cezayir’e sömürge işgalcisi olarak gelmedi, bilakis İspanyol Haçlı saldırılarına karşı Cezayirlilerin daveti üzerine geldi.” dedi.

Kasum, Cezayir’deki Osmanlı varlığının (1514-1830) bir işgal olmadığına ilişkin üç önemli kanıt bulunduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Bunlardan ilki Osmanlının dilimizi değiştirmemesidir. Bugün burada Türkçe konuşan kimse yok. Ayrıca Osmanlının gerçekleştirdiği fetih ile buraya gelenler bizim gibi Müslümanlar idi. Bizdeki Maliki ve İbadi mezheplerinin yerine kendilerinin benimsediği Hanefi mezhebini koymadılar. Bu nedenle Fransızların iddia ettiği gibi herhangi bir işgal söz konusu değildi.”

Cezayir’de Fransa’ya gösterilen direniş Osmanlıya gösterilmedi

Kasum, Fransız işgali ile Osmanlı varlığı arasındaki büyük farkın üçüncü ve en önemli kanıtının ise Cezayir’de Fransızlara karşı güçlü bir direniş sergilenirken Osmanlılara karşı ise herhangi bir direnişin gerçekleşmemesi olduğunu vurguladı.

Tartışmayı Macron başlattı

Macron’un Le Monde gazetesinde 2 Ekim Cumartesi günü yayımlanan Cezayir’in sömürge tarihini Fransa nefreti üzerine inşa ettiğine dair sözleri üzerine Cezayir yönetimi 3 Ekim Pazar günü hava sahasını Fransız askeri uçaklarına kapattığını duyurmuştu.

Macron’un açıklamaları üzerine Cezayir Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Macron’un yorumları, (1830-1962 yılları arasında) Fransız sömürgeciliğine karşı yiğit direnişle kendilerini feda eden 5 milyon 630 bin şehidin anısına kabul edilemez bir hakarettir.” ifadesine yer verilmişti.

Cezayir’in, iç işlerine müdahale edilmesinin kesinlikle reddedildiğinin vurgulandığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un, Cezayir’in Paris Büyükelçisi Muhammed Anter Davud’u istişare için derhal ülkeye çağırdığı kaydedilmişti.

Cezayir’de Mesleki Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Fransızca kullanımını sonlandırdığını duyurmuştu. Ancak bu kararın sadece üç bakanlıkla mı sınırlı olduğu, yoksa ülkedeki tüm sektörler için genel bir eğilim mi olduğu konusunda henüz resmi bir tavır gözlemlenmiyor. Cezayir’de Savunma Bakanlığı hariç tüm bakanlıklar iç yazışmalarının çoğunda ve hatta resmi açıklamalarında Fransızca kullanıyor.

Ancak Anayasa’ya göre Arapçanın birinci resmi dil, Berbericenin de ikinci resmi dil olduğu belirtiliyor.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *