Filistin’e finansal abluka uygulayan ABD’ye çağrı yaptı

Filistin’e finansal abluka uygulayan ABD’ye çağrı yaptı

Filistin Devlet Başkanı Abbas, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminden, ABD’nin Filistin’e uyguladığı finansal ablukayı sonlandırmasını istedi, karşılıklı konsolosluk açılmasını istedi.

Filistin haber ajansının bildirdiğine göre, Batı Şeria’nın Ramallah kentinde Filistinli yöneticilerle düzenlediği toplantıda konuşan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD’nin Filistin’e uyguladığı finansal ablukayı sonlandırmasını ve Washington’daki Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) temsilciliğinin yeniden açılmasını talep etti.

Abbas, Biden yönetimine, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki konsolosluklarını yeniden açmaları çağrısında bulundu.

Abbas, toplantının, Gazze’nin yeniden imarı, 2006’dan bu yana süren ablukanın kaldırılması ve ülkenin iki tarafının birleştirilmesi üzerine çalışacak uluslararası meşruiyete bağlı bir ulusal birlik hükümeti oluşturmak hedefiyle bölünmeyi sonlandıracak, “Hamas” ve “İslami Cihat” hareketleri de dahil olmak üzere tüm gruplar arasında kapsamlı bir ulusal diyaloğa hazırlık amaçlı olduğunu ifade etti.

Toplantıda, FKÖ İcra Komitesi, en geç ocak ayında örgütün Merkez Yönetim Kurulunun toplantı düzenlemesi kararı aldı.

Dünya liderlerine ve uluslararası kurumlara, siyonist İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarının ve gayrimeşru yerleşiminin durdurulması için eyleme geçmelerini sağlamak amacıyla mektuplar gönderilmesi kararlaştırılan toplantıda, barışçıl halk direnişinin geliştirilmesi ve genişletilmesi; işgale karşı kapsamlı ulusal isyana ulaştıracak birleşik ulusal liderliğin rolünün güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Filistin yönetimi, 6 Filistinli sivil toplum örgütünün İsrail tarafından terörist örgüt olarak sınıflandırılmasını kınayarak, söz konusu kurumlara desteğin devam edeceğini kaydetti.

Iştiyye: El-Halil’de yeni yerleşim birimi inşa edileceği duyurusu topraklarımıza açık bir saldırıdır

Beytullahim kentinde düzenlenen haftalık Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Iştiyye, İsrail’in yerleşim planlarının, başta ABD olmak üzere tüm dünyaya, bu türden emrivakilere karşı koyma konusunda büyük sorumluluk yüklediğini ifade etti.

“El-Halil kentinin göbeğinde yeni yerleşim birimleri ve konutları inşa edileceğinin duyurulması, topraklarımıza yönelik açık bir saldırıdan başka bir şey değildir.” diyen Iştiyye, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın son gelişmeleri görüşmek ve İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırganlığını durdurmak için uluslararası bir kampanya başlatmak üzere bu akşam Filistinli yönetimiyle acil bir toplantı düzenleyeceğini söyledi.

Toplantının, Abbas liderliğinde, Filistin Kurtuluş Örgütü Yönetim Kurulu üyeleri, Fetih Hareketi Merkez Komitesi, Filistinli grupların genel sekreterleri, güvenlik birimi başkanları ve Başbakan Iştiyye’nin katılımıyla yapılması bekleniyor.

Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, İsrail, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim birimlerinde en az 3 bin 100 yeni konut inşasına onay vermeyi planlıyor.

Yasa dışı yerleşim birimleri

İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria’da 250’den fazla yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Bu yerlerde ikamet eden 450 bine yakın Yahudi yerleşimci, Batı Şeria’da işgal altında yaşayan Filistinliler için hayatı daha da zor hale getiriyor.

Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor.

Siyonist güçler son 3 ayda 1282 Filistinliyi gözaltına aldı

Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Filistin Esirler Heyeti ile Filistin Esirler Cemiyeti, Zamir Esirleri Koruma Kurumu ve Vadi Hilve Enformasyon Merkezi tarafından ortak hazırlanan raporda, İsrail güçlerinin son 3 ayda Batı Şeria ile Doğu Kudüs’teki operasyonlarına ilişkin veriler yer aldı.

Raporda, İsrail güçlerinin son 3 ayda gözaltına aldığı 1282 kişiden 525’inin Doğu Kudüs’ten olduğu belirtildi.
Gözaltına alınanlardan 160’ının 18 yaş altı olduğuna dikkat çekilen raporda, 37 kadının da gözaltına alınanlar arasında yer aldığı vurgulandı.

Rapora göre, İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutuklu sayısı yaklaşık 4 bin 600’e yükselirken, bunlardan 500’ü idari tutukluluk uygulamasıyla hapis yatıyor.

İsrail, “idari tutukluluk” adını verdiği uygulamayla Filistinlileri istihbarata dayalı olarak 1 ila 6 ay alıkoyabiliyor.

Tutuklunun, “İsrail’in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine” karar verilmesi halinde askeri hakim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabiliyor.

Filistin Esirler Cemiyeti: Açlık grevindeki 6 Filistinli tutuklu ölüm riskiyle karşı karşıya

Filistin Esirler Cemiyeti, İsrail’in idari tutukluluk uygulamasını protesto etmek için açlık grevi yapan 6 Filistinli tutuklunun hayati tehlikesinin bulunduğu konusunda uyardı.

Esirler Cemiyetinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail hapishanelerinde açlık grevini sürdüren Filistinlilerin sağlık durumuna ilişkin bilgi verildi.

Açlık grevindeki 6 tutuklunun tamamının sağlık durumlarının “aşırı riskli” bir aşamaya ulaştığı, her geçen saatin sağlıkları için tehlike arz ettiği kaydedilen açıklamada, özellikle içlerinden birinin hayatını kaybetme olasılığının yüksek olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, siyonist İsrail makamlarının açlık grevindeki Filistinlileri serbest bırakmayı ve idari tutukluluk durumlarına son vermeyi kabul etmediği aktarıldı.

Esirler Cemiyeti, İsrail makamlarını, uzlaşmaz tutumuyla açlık grevindeki Filistinlilere kasten zarar vermekle suçladı.

İsrail hapishanelerinde 102 gündür açlık grevindeki Kayid el-Fesfus ile 95 gündür açlık grevindeki Mikdad el-Kavasime’nin işgal güçlerine ait sağlık merkezlerinde bulunduğu ve sağlık durumlarının çok kritik bir aşamaya geldiği vurgulanan açıklamada, Remle Hapishanesi kliniğinde bulunan 78 gündür açlık grevindeki Ala el-Arac, 69 gündür açlık grevindeki Hişam Ebu Hevvaş ve 61 gündür açlık grevindeki Şadi Ebu Aker’in ise sağlık durumlarının ciddi olduğu ve her geçen saatin risk taşıdığı kaydedildi.

Açıklamada, 32 gündür açlık grevindeki Ayyad el-Herimi’nin de Ofer Hapishanesindeki zindanda tutulduğu ifade edildi.

İsrailli 2 bakandan, hükümetin 6 Filistin STK’sını terör listesine almasına tepki

İsrail’in Sağlık Bakanı Nitzan Horowitz ile Çevre Koruma Bakanı Zandberg, hükümetin 6 Filistin insan hakları kuruluşunu terör örgütü listesine almasına tepki gösterdi.

İsrail hükümetini oluşturan koalisyonun sol eğilimli partisi Meretz’ten bakan olan Horowitz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Bunlar tanınmış sivil toplum kuruluşları (STK) ve onları bu şekilde tanımlamak çok sorunlu bir durum. (Savunma Bakanı Benny) Gantz ile güvenlik kurumları bu karar hakkında halka kanıt sunmalıdır. İsrail, Filistinli STK’lara kısıtlamalar getirirken çok ama çok dikkatli olmalı, çünkü bunun siyasi alanda, dış ilişkilerde ve en önemlisi insan hakları alanında etkileri olacaktır.”

Çevre Koruma Bakanı Zandberg ise İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’a yaptığı açıklamada, “Genellikle insan hakları, sol ve işgal karşıtlığı terörle ilişkilendirilir ancak burada durum böyle değildir.” ifadesini kullandı.

İsrail hükümeti dün, Filistin Halk Kurtuluş Cephesine (FHKC) bağlı olduğunu iddia ettiği 6 Filistin insan hakları kuruluşunu terör örgütleri listesine aldığını açıklamıştı.

İsrail’in Jerusalem Post gazetesinin haberine göre İsrail Adalet Bakanlığı, Zamir Esirleri Koruma Kurumu, İnsan Hakları İçin Hukuk El-Hak, Bisan Araştırma ve Kalkınma Merkezi, Samidun Filistinli Esirleri Savunma Şebekesi, Tarımsal Çalışma Komiteleri Birliği ve Uluslararası Çocuk Haklarını Savunma Hareketinin Filistin Şubesini illegal ilan etmişti.

6 Filistinli STK, çalışmalarına devam edeceğini açıkladı

Merkezi Ramallah’ta olan insan hakları örgütü El-Hak‘ın Müdürü Şavan Cebbarin, düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in söz konusu kuruluşları, illegal kabul etmesi ve terör örgütleri listesine almasını değerlendirdi.

Cebbarin, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz’in, İsrail’deki Terörle Mücadele Kanunu’na göre 6 Filistinli kuruluşun terör listesine alınması yönündeki kararını herkes gibi medya aracılığıyla öğrendiklerini, bunun hiçbir şekilde kendilerine bildirilmediğini söyledi.

İsrail’in aldığı bu kararın, güvenlik kaynaklı değil siyasi bir karar olduğunu dile getiren Cebbarin, şunları kaydetti:

“İsrail’i iddia ettiklerini kanıtlayacak deliller sunmaya davet ediyoruz. Söz konusu karar, bu kurumları susturmak ve uluslararası düzeydeki çalışmalarını durdurmak amacıyla yürütülen karalama kampanyasının devamı niteliğindedir. Bunun öncesinde finansman sağlayanlara yapılan baskılardan öldürmekle tehdide varıncaya kadar türlü baskılar uygulandı. O nedenle, bu kararın şu an alınmış bir karar olmadığını, önceki karalama kampanyalarının devamı niteliğinde olduğunu herkes bilmeli.”

Kararın kendileri için yeni bir durum olduğunu ve hukuk kuruluşları olarak bu konuda atılacak adımları müzakere ettiklerini belirten Cebbarin, “Bildiğimiz tek bir şey var o da, İsrail’in almış olduğu bir karar ya da bir kanun yokmuş gibi davranıp çalışmalarımızı sürdürecek oluşumuzdur.” dedi.

Cebbarin, hedef alınan kuruluşların, Filistin halkını temsil ettiğine ve programlarının da Filistinlilerin özgürlük ve bağımsızlığı ile suçlulardan hesap sorma üzerine kurulu olduğuna işaret ederek, İsrailli savaş suçlularından hesap sormaya devam edeceklerini ifade etti.

“Gantz bizim terörist olduğumuzu söylüyor ama savaş suçlusu olan O’dur. Gazze ve Batı Şeria’da eli kana bulanmıştır. Filistinli kadınları ve çocukları öldürmüş, mülklerini yıkmıştır. Asıl hesap sorulması gereken o, onun subayları, askerleri ve siyasilerdir.” diyen Cebbarin, uluslararası kurumlardan kendilerine destek verenlere teşekkür etti.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *