Umran’dan basın açıklaması: ABD-Dost görünen düşman

Umran’dan basın açıklaması: ABD-Dost görünen düşman

ABD Başkanının 1915 olaylarına ilişkin açıklamasına tepki gösteren Umran Hareketi, ABD’nin bir an önce Türkiye’den özür dilemesini isterken, Kızılderililere uygulananların da Türkiye tarafından soykırım olarak tanınmasını istedi.

1915 Ermeni tehcirine ilişkin açıklama yapan ABD Başkanı Joe Biden’ın, ‘soykırım’ ifadesi kullanmasına Türkiye’den sert tepki gösterildi. Umran Kültür ve Medeniyet Hareketi de bir basın açıklaması ile tepkisini gösterdi.

Umran’ın açıklamasında ABD’ye tepki olarak yapılabileceklere dikkat çekilerek, ABD’de lobi faaliyetlerine hız verilmesi, ABD Büyükelçisinin istenmeyen adam ilan edilmesi ve ABD diplomatik misyonunun asgari seviyeye indirilmesi istendi. Açıklamada ayrıca, milletin tüm fertleri birlik ve dayanışma içinde olmalıdır ve birliğimizi zedeleyecek her türlü söz, fiil ve davranışlardan uzak durulmalıdır vurgusunda bulunuldu.

Umran’ın yayımladığı basın açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

ABD
DOST GÖRÜNEN DÜŞMAN

ABD Başkanı Joe Biden 24 Nisan 2021 tarihli açıklamasında, “Osmanlı döneminde gerçekleşen Ermeni soykırımında hayatını kaybedenleri anıyor ve kendimizi böylesi bir vahşetin tekrar yaşanmamasına adıyoruz.” diyerek, “soykırım” kavramını ilk kullanan ABD Başkanı olmuştur. Konuşmasının devamında; “24 Nisan 1915’te Ermeni entellektüellerin ve topluluk liderlerinin Constantinople’de Osmanlı otoriteleri tarafından tutuklanmasıyla başlayarak, birbuçuk milyon Ermeni yerinden edildi, katledildi ve bir tehcir seferinde kendi ölümlerine yürütüldü.” diyor ve arkasından da, “Onların hikâyelerine saygı duyuyoruz. O acıyı görüyoruz. Tarihi teyit ediyoruz…” demiştir.

Bu ifadelerle gerçekte Biden, ABD Senatosunun 12 Aralık 2019 tarihinde kabul ettiği sözde “Ermeni Soykırım Yasa Tasarısı”nı ABD başkanı olarak uygulamaya sokup resmiyet kazandırmaktan başka bir şey yapmamıştır.

O nedenle ABD’yi ve Biden’i şiddetle kınıyoruz.

ABD bir an önce Türkiye’den özür dilemelidir.

ABD başkanı Biden bir taraftan sözde “Ermeni soykırımı”nı kabul ederek Ermenilere; diğer taraftan İstanbul yerine Constantinople diyerek Rumlara ve Yunanlılara mesaj vererek gelecekte Türkiye’ye karşı iki Truva atını kullanacağını da ifşa etmiştir. O nedenle diyoruz ki; ABD hiçbir zaman özelde Türkiye’nin ve genelde İslâm âleminin Dostu (!), Stratejik Ortağı (!) ve Müttefiki (!) olmamıştır; bundan sonra da olmayacaktır.

ABD ve yandaşlarının yüzsüzlüklerini, adaletsizliklerini çifte standartçı yapılarını ortaya koymak amacıyla, 1915 olaylarının aslı nedir? sorusunun cevabını, basın açıklamasının kapsamı çerçevesinde açıklamakta fayda vardır.

Osmanlı topraklarını parçalamak ve bir Ermeni devleti kurdurmak isteyen ülkeler, içeride ve dışarıda Ermeni çetecilerini devreye sokmuşlardır.

Osmanlı devletinin içinde kendilerine yandaş oluşturmak isteyen Fransa Ermenileri Katolik; İngiltere ve Amerika Protestan; Rusya ise Ortodoks yapmak için çalışmışlardır.

19. ve 20. yüzyılda İmparatorluk, tarihinin en zor bir dönemini yaşarken, İmparatorluğun dört bir yanında düşmanlarla savaşırken içeriden Ermeni Çeteleri üzerinden tarihin en büyük ihanet hareketine uğruyordu: Çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden Ermeni eşkıyaları büyük bir Müslüman katliamı gerçekleştirmekteydiler. Tarihi belgeler, kaynaklar bu Ermeni mezalimini teyit etmektedirler:

Ermeni Hınçak Örgütü;

“…Sosyal Demokrat Hınçak komitesi şimdi Osmanlı istibdadını kan içinde boğmak için, ihtilal borusunu çalarak ve gerçek siyasi olayların gücüyle harekete geçerek, Toros dağlarından ve Ermenistan hudutlarından savaş sahasına giriyor.” diyordu.

Amerikalı gazeteci Dr. George H. Hepwort ile 1897 yılında görüşen bir Ermeni militan:

…Bizzat kendimiz güçlü olmasak da kuvvetimizi Avrupa’nın sempatisinde buluyoruz. Bizim yapamadığımızı Avrupa yapabilir. Eğer Avrupa’yı bizim için savaşmaya sürükleyebilirsek, hedefimize ulaşmış oluruz.” diye konuşuyordu.

Robert Koleji’nin İlk Başkanı Rahip Dr. Cyrus Hamlin;

İmparatorluğun her tarafında örgütlenmiş bulunan Hınçak çeteleri, her fırsattan yararlanarak, Türk ve Kürt öldürecek, köyleri ateşe verecek ve sonra dağlara kaçacaklar. Bunun üzerine gazaba gelecek olan Müslümanlar savunmadan yoksun Ermenilerin üzerine çullanacak… Rusya, insanlık ve Hıristiyanlık uygarlığı adına ülkeye girerek devralacak.” diyerek uyguladıkları alçakça planı deşifre ediyordu.

Ülkemizde 50 yıl kalmış olan George Washbarn;

İngiltere, Ermenileri muhtar (bağımsız) bir Ermenistan eyaletinin kurulacağı fikriyle tahrik etti. Bunu kısmen Hıristiyanlık gayreti ile ama daha çok kendi menfaatleri için yani bağımsız bir Ermenistan’ın, Rusya’nın ilerlemesine mani olacağı düşüncesi ile yaptı. Sonunda, Ermenileri Osmanlı devletine karşı isyan ettirdi.” gerçeğini itiraf ediyordu.

Dört cephede savaş veren Osmanlı’da eli silah tutan ne kadar erkek varsa silâh altına alınmış cepheye gönderilmişken geride savunmasız çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve hastalar kalmıştı. Eli kanlı işbirlikçi Ermeniler Müslüman köyleri yakıp yıkarak tam bir Müslüman katliamı yapmışlardır.

Rus Yarbayı T. Kheleboff, ülkesine verdiği raporda;

Erzincan’dan Erzurum’a çekilmekte olan Ermeni çeteleri yolları üzerindeki bütün Müslüman köylerini ve sakinlerini yok etmişlerdir. Erzincan’da Ermeniler, hariçle olan bütün ulaştırma imkânlarını kesmişler ve bundan sonra çok sayıda ahaliyi evlerinde yakmışlardır… Bundan başka bombalarla Yeni Camii ve Belediye binasını havaya uçurmuşlardır. Erzincan ve civarında Ermeniler 500 Müslüman’ın el ve ayaklarını bağlayarak öldürmüşlerdir.” diyerek bu gerçeği teyit eden önemli bir belgeye imza atmıştır.

Rus resmi belgelerine göre sadece Erzurum, Bitlis, Trabzon, Van, Bayburt ve Erzincan’da Ermeniler yaklaşık 600 bin Müslüman’ı öldürmüş ve 500 binini de göç etmek zorunda bırakmıştı.

Ermeni ayaklanmalarına destek veren Ermeni Bogos Nubar Paşa’ya göre aynı dönemde işbirlikçi Ermeniler tarafından öldürülen Müslümanların sayısı 1.400.000 (bir milyon dört yüz bin)’dir.

Ermeni eşkıyalarının gerçekleştirdiği bu katliamlar üzerine; Osmanlı Hükümeti Ermenilerin mukim olduğu alanlarda aramalar yaptırmış ve istisnasız her yerde belge ve cephaneliklere ulaşmıştır. Enver Paşa Van olayları üzerine 24 Nisan 1915 tarihinde vilayetlere ve mutasarrıflıklara gönderdiği gizli bir tamimle Ermeni komitelerinin merkezlerinin kapatılması, evrakına el konulması ve elebaşlarının tutuklanmasını istemiştir.

1915 yılında Ermeni halkının yaşadıkları yerlerden göç ettirilmesi (tehciri), fiilen ortaya çıkan isyan ve düşman ordusuyla işbirliğine karşı alınan ve o günün şartları içinde kaçınılmaz olan en doğru bir karardır. Çünkü katliama, ihanete uğramış olan Müslüman halkın, askerlerin değil, intikam alması kaçınılmaz bir durumdu. Dolayısıyla 1915 tehciri masum Ermeni vatandaşlarını koruma amaçlı bir tedbirdir.

Dikkat edilmesi gereken nokta, bu önlemlerin tüm Ermenileri kapsamamış olmasıydı.

Orduda İmparatorluğa bağlılıkla görev yapan askerlerin aileleri, rahipler, doktorlar, eczacılar ve birçok hükümet yetkilileri bu karardan muaf tutulmuştur. Ayrıca Katolik ve Protestan mezhebinden olanlar da bu kanunun dışında bırakılmıştır. Yetim, çocuk ve dul kadınlar da sevk edilmeyerek bulundukları yerlerdeki köylere yerleştirilmişlerdir. İskân ve naklin adil bir şekilde yapılabilmesi için çeşitli tedbirler alınmıştır. 26 Mayıs 1915 tarihli tezkire ile Ermeni terörünün yaşandığı bölgelerdeki Ermeni halkı, Suriye vilayetinin doğusunda, henüz savaşın olmadığı bölgeye nakli isteniyordu.

Osmanlı, alınan tehcir kararını adil bir şekilde uygularken, ihmali görülen 1397 kişiyi çeşitli cezalara çarptırıyor, 10 civarında sivil yetkiliyi de asıyordu.

Ermeniler, en rahat dönemini Osmanlı döneminde yaşamıştır.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Bursa Başpiskoposu Ovakimi İstanbul’a getirerek ona Ermeni Patrikliği makamını vermiştir. Fatih, İstanbul’u Ermenilerin en yoğun yaşadıkları şehir haline getirmiştir. Yaklaşık 1000 seneye yakın Bizans döneminde İstanbul’da 3 tane Ermeni kilisesi açılmışken, Osmanlı idaresinde ise açılan Ermeni kiliselerinin sayısı 100’ü aşmıştır.

Osmanlıda Ermenilere “Millet-i Sadıka” unvanı verilmiştir. Ermenilerden 29 mülki ve idari Paşa, 22 Bakan, 33 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Konsolos ve 41 yüksek kademelerde görev yapan memur bilinmektedir.

Amerikalı gazeteci Dr. George H. Hepwort ile 1897 yılında görüşen bir Ermeni;

Ah biz eskiden çok mesuttuk. Vergi ödüyorduk ama büyük ticari avantajlarımız vardı. Biz çok memnun hatta çok müreffeh idik… Fakat Berlin Anlaşması ve İngiltere’nin işe karışması olmasaydı… Eğer Avrupa bizimle meşgul olmasaydı, biz daha iyi bir istikbale sahip olabilirdik fakat bu günkü durumda, bana öyle geliyor ki biz mahkûm edilmiş bir toplumuz.” derken şer ittifakının çirkin yüzünü ortaya çıkarıyordu.

Ermenileri merkeze alan “1915 olayları” diye tarihe geçen hadise bir soykırım olmayıp şer ittifakının (İngiltere, Fransa, Rusya) inşa ettiği Ermeni çetelerinin neden olduğu Müslüman katliamına karşılık yörelerdeki Ermeni halkını korumak amaçlı bir harekettir.

Eğer tarihte yaşanmış bir soykırım varsa özelde ABD, genelde Batı bunu kendi tarihlerinde aramalıdır.

Amerikan yerlilerini, yüz binlerce Kızılderili’yi yok ederek soykırıma uğratanların insanlık adına söyleyebilecekleri bir sözü yoktur.

II. Cihan Savaşı’nda, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atarak şehirlerde yaşayan halkın %70’inin yakarak öldürenlerin, radyasyona tabi tutanların insanlık adına söyleyebilecekleri bir sözü olamaz.

ABD önce; Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Latin Amerika ülkelerinde kanını akıttığı, sömürdüğü, yoksullaştırdığı milyonlarca masum insanın hesabını vermelidir.

Bu gerçekler, an açık bir şekilde nesillerimize eğitim kurumlarımızda öğretilmelidir.

O nedenle eli kanlı katillere verilecek hesabımız yoktur.

Alnımız açık, yüzümüz paktır.

ABD’nin yaptığı bu iğrenç açıklamaya karşı Türkiye’de ABD’yi kınayan herkese teşekkür ediyor ve ABD ile aynı ağzı kullanarak işbirlikçi durumuna düşenleri de lanetliyoruz…

Türkiye’nin ABD’yi kınaması gerek şarttır ama yetmez.

Yeter şart için Türkiye’nin ABD’ye yaptırımlar uygulaması gerekmektedir.

Bunun için;

  • Arşivlerimiz araştırma yapmak isteyen tüm dünya ilim insanlarının istifadesine sunulmalıdır.

  • Türkiye komisyonlar kurarak 1915 olaylarının gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla Dünya Kamuoyuna anlatmalıdır. Bu konuda çeşitli dillerde kitaplar yayınlanmalıdır.

  • ABD’de lobi faaliyetlerine hız verilmelidir.

  • ABD Büyükelçisi istenmeyen adam ilan edilmelidir.

  • ABD diplomatik misyonu asgari seviyeye indirilmelidir.

  • Ankara’ya, ABD tarafından Kızılderililere uygulanan soykırımı ifade eden anıt, en kısa zamanda dikilmelidir.

  • TBMM, en kısa zamanda, çalışmalara başlayarak ABD’nin KIZILDERİLİLERE uyguladığı SOYKIRIMI kabul etmelidir.

  • ABD ile yapılan ikili anlaşmalar gözden geçirilmelidir.

  • ABD bizim; Dost (!), Stratejik Ortak (! ) ve Müttefikimiz (!) olmadığı kamuoyuna açıklanmalıdır.

  • Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de PKK ve YPG’ye destek veren ABD’nin üsleri kapatılmalıdır.

  • ABD’nin bizim; çevremizi kuşatan, düşmanlarımızla işbirliği yapan, onları on binlerce tır silahla ikmal eden, eğiten, donatan, destekleyen en büyük düşmanımız olduğu gerçeği, belgesel haline getirilmelidir.

  • Şer ittifakına karşı, bu milletin tüm fertleri birlik ve dayanışma içinde olmalıdır.

  • Birliğimizi zedeleyecek her türlü söz, fiil ve davranışlardan uzak durulmalıdır.

Henüz vakit varken!
Yarın çok geç olabilir!

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *