PRANGA

PRANGA

Kiminin hayatı elli yaşından sonra başlar, kiminin hayatı on yedi yaşında. Bize gerekli olan, ilk başta, sadece kendimiz ve kendimize olan inancımızdır…

Hanife Yalçın

İnsan, yaşamı boyunca aklı ile diğer canlılardan ayrılmıştır. Aklı sayesinde hayatına yön vermiş ve diğer canlılarla iletişim halinde varlığını sürdürebilmiştir. Aklıyla düşünmeyi öğrenmiş, düşündükçe farklı olmayı keşfetmiştir. Şüphesiz, düşünmek, fikir sahibi olmak, değişime açık olmak ve sürekli kendimizi geliştirmek kaliteli ve huzurlu yaşamanın temel gereklerindendir.

Peki, ne kadar düşünüyoruz? Sabit fikirlerden ve yahut sabit fikirlerimizden ne kadar etkileniyoruz? Öğrenilmiş çaresizlik gibi, öğretilmiş düşüncelerin çaresizliğinin ne kadar farkındayız? Bir düşünceye vakıf olmak için önce kendi benliğimizi keşfetmemiz gerekir. Farkındalık  çok boyutlu düşünmeyle gelir, duygudaşlık yapmayı bilmeli ve kişilerden çok kendimizi tanımalıyız.

“Kişinin kendine ettiğini edemez kişiye hiçbir fani” sözünden hareketle, önce kendi prangalarımızdan kurtulmalı ve kendi düşüncelerimizi netleştirerek hedeflerimizi ortaya koymalıyız. Ruhumuzu bizden başka kimse esir edemez, bunu kendimize öğretmeliyiz. Her insanın farklı yaşta hayatta başarılı olduğunu, her insanın zamanını kendisinin belirlediğini biliyoruz.

Kiminin hayatı elli yaşından sonra başlar, kiminin hayatı on yedi yaşında. Bize gerekli olan, ilk başta, sadece kendimiz ve kendimize olan inancımızdır. Hayat, sayısız insanın başarı öyküleriyle dolu iken, en olumsuz öyküleri örnek alırsak ya da kendimize öğrettiğimiz çaresizlik düşüncesinden kurtulamazsak başarısız olmamız kaçınılmazdır ki bu da kendi seçimimiz olur. 

1917 yılında doğan İngiliz yazar Anthony Burgess’e,  -biz onu en çok Otomatik Portakal (1962) adlı romanıyla tanıyoruz- kırk yaşında iken, beyin tümörü tanısı konulmuş ve bir yıl ömrü kaldığı söylenmiştir. Kırk yaşına kadar sıradan bir hayat yaşamış ve artık hayalini gerçekleştirmek için yazmaya karar vermiştir. O yıl altı tane roman yazmıştır. Bundan uzun yıllar sonra, yani 22 Kasım 1993 yılında akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Beyin tümörü teşhisinin yanlış olduğunu öğrendikten sonra da kitap yazmayı sürdürmüştür. Bu sayede, dünyaca tanınan bir yazar haline gelen Anthony Burgess, elliden fazla roman ve kitap yazmıştır. Her şey hayallerini gerçekleştirmek istemesiyle  yeniden başlamıştır. 

Sonuç olarak her şey bizim elimizdedir. Yaşımızın, konumumuzun ve koşullarımızın hiçbir önemi yoktur. Dar kalıplardan ve başkalarının bize ket vuran düşüncelerinden sıyrılıp, sadece hayallerimizin peşinden gidelim ve kendimize inanalım. Unutmayalım ki hayatımızda karşımıza çıkan en büyük engel, yine kendimiziz.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal