Haksal: “Ey Müslümanlar siz hangi dinin mensubusunuz, bilelim?”

Haksal: “Ey Müslümanlar siz hangi dinin mensubusunuz, bilelim?”

“Bu dönemde muhafazakârların Kemalizm tutkusu, dönüşümü boşa olmasa gerek.” diyen Milli Gazete yazarı Ali Haydar Haksal, “Ey Müslümanlar siz hangi dinin mensubusunuz, bilelim?” diye sordu.

“Zılgıtlı özgürlük ve demokrasi” başlıklı bugünkü yazısında Ali Haydar Haksal, “28 Şubat sürecinde ‘Militan Demokrasi’ kavramı yerleşik düşüncenin bir ürünüydü. Kendilerinden olmayanlara yaşama hakkı tanımayan, baskıcı, totaliter, jakoben bir anlayış. Kemalizm’in bir yüzü. Dönemsel olarak bu anlayış sürüyor.” dedi.

Haksal yazısına şöyle devam etti:

Bu sistem türevlerini oluşturuyor. Şimdi ise milliyetçi-muhafazakâr görünümlü benzer bir durum söz konusu. Ötekilerin konum ve yerleri değişiverdi. Birbirilerinden intikam alır gibi bir yaklaşımla. Tutumlarda hiçbir değişiklik yok. Jakobenlikle varlığını koruma duygusu. Herkesi kendi kanından, ırkından ve renginden görme jakobenliği. İnsanımızı bölüp parçalama, birbirinden uzaklaştırma, hemen herkesi aynı konumda görme zorlaması.

Abede’de siyahîlere olan tepkilerimiz(!) şiddetli oluyor. Alabildiğine öfkeleniyoruz. Siyahilere yapılanlar asla kabullenilmiyor. Haklı bir yaklaşım ve anlayış. Ne yazık ki kendimize gelince durum farklılaşıyor. Suç işleyen, insanlara zulmeden, katleden, ırza geçen kimi beyazlar koruma altına alınıyor. Üstelik devlet korumasında.

Karadeniz’e çay toplamaya giden mevsimlik işçiler ırklarından ötürü bölgeye alınmadı. Başka yabancılara izin var da üstün ırk dairesinin dışında olanların kabullerine göre davranılıyor. Batman’da intihar eden genç kadının, faili elini kolunu sallayarak serbest bırakıldı. Bir ceza olarak sadece görevinden uzaklaştırıldı. Burada mantığın kabullenemeyeceği bir durum var.

Kişi eğer suçlu değilse neden görevinden ihraç ediliyor. İhraç edilecek bir suç işlemiş ise neden yargılanmıyor, gereken ceza verilemiyor? Sakarya’da fındık toplamaya gelen bir ailenin, çocuklarına kadar olan baskı, darp etmeler görmezlikten gelindi, üstü örtüldü. Afyon’da öldürülen işçinin durumu da benzer. İşin vahim tarafı Van nüfus kütüğüne dâhil kimselerin söz konusu kente girmeleri yasaklandı. Yani bir sıkıyönetim uygulaması var. Bir ilden diğer ile geçişe izin verilmiyor.

Bu vahşete sevinen kesimler var. İslâm medeniyet dairesinin, son İslâm devleti olan Osmanlı sultanlarının ırkçılık ile tanımlanma gibi bir çaba görülüyor. Üstelik bu da kabul görüyor. Devletin resmi ideolojisinin milliyetçi-muhafazakâr görünümlü jakobenliği. Bazı şeyleri ifade etmede zorlanıyoruz. Jakoben dayatmacılığın zılgıtı ürkütücü.

28 Şubat sürecinde NTV’de bir tartışma programına telefonla canlı olarak davet edilmiştim. O zaman canlı oturumda bulunan Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner, hayıfla ve öfkeyle: “Ülkemiz kadınlarının yüzde altmış beşinin örtündüğünü”, tehlikenin boyutlarına göndermede bulundu. Söz sırası bana gelince, doğrudan Şükran Soner’e şu soruyu sordum: “Şükran Hanım, örtülü kadınlar bir gerçek, bunu siz vurguluyorsunuz. Şimdi bu kadınları asalım mı, keselim mi, denize mi dökelim?” Tabiî bir karşılık verememiş, susmuştu.

Şimdi benzer bir durum söz konusu. Aynı soruyu şimdi sorma hakkımız doğuyor. “Türk olmayanları, ya da kendi kanından ırkından olmayanları, asalım mı, keselim mi, denize mi dökelim?” Jakoben, ötekileştiren, dışlayan milliyetçi-muhafazakâr görünümlü derin güçtür bu. Bu dönemde muhafazakârların Kemalizm tutkusu, dönüşümü boşa olmasa gerek.

Yıllardır İslâm milleti dairesinde oluşun çırpınışı içindeyiz. Irkçılığın vardığı boyutların nerelere vardığı ortada. Bu coğrafyada yaşayan İslâm milleti hangi birliktelik sağlanabilir?

Bu milletin birlikteliğe bir arada yaşamaya, insanların haklarını korumaya zorunluyuz. Hiçbir ırk diğerinden üstün değildir? İslâm dairesinde olanlar bilirler ki Habeşli Bilal bir siyahî. Müslüman olduktan sonra yerleşik düzenin alışkanlıklarını taşıyan kimileri bundan rahatsız oluyor. Sevgili Efendimiz onu yanı başına alıyor, müezzini oluyor. Yeryüzü tarihinde ırkçılığa karşı en önemli bir durumdur bu. Efendimizin belirtmesiyle, “Başınıza bir zenci gelirse ona itaat edeceksiniz” buyuruyor. Ey Müslümanlar siz hangi dinin mensubusunuz, bilelim?

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal