KATİLLERİ SİZSİNİZ!

KATİLLERİ SİZSİNİZ!

Şu bilinmelidir ki, bu toplumun felaha ermesi sadece ve bütünüyle İslam’la olacaktır. Şu anda yaşadıklarımız tam bir cahiliyedir. Cahiliye her geçen gün bir kanser gibi toplumun her kesimine sirayet etmektedir. Cahiliyeden bizi sadece İslam çekip çıkarır.

Mehmed Durmuş

Ey laik-demokratlar, liberaller,

Ey İslam’dan hoşlanmayanlar,

Ey Allah’a kul olmayı kibrine yediremeyenler,

Ey insanların yolları üzerine pusu kurup, önlerinden ardlarından, sağlarından ve sollarından onlara yanaşıp, bütün zehirli dilleriyle insanları ayartanlar!

Bu kadın cinayetlerinin canisi sizsiniz, bunu biliyor muydunuz? Sizin kafanızı kuma gömmeniz ya da bir kısmınızın her şeyin farkında olarak, öldürdüğü maktulün cenaze namazına katılan cani misali, batıl ideolojilerine meşruiyet devşirme çabaları hakikati asla değiştirmemektedir.

Siz suçlusunuz. Siz mücrimsiniz.

Ortalıkta İslam’a ait hiçbir değer bırakmadınız. İslam sizin murdar dilinizde sadece, buruşturduğunuz kabîh suratlarınıza eşlik eden kekremsi bir aromadan ibarettir. Sizin ölçüp-biçmelerinizi, surat asmanızı, kaşlarınızı çatmanızı bizim Kitabımız ta ezelden haber vermişti. O yüzden sizi çok iyi tanıyoruz.

Aslında sizler, bugünleri büyük bir özenle-özveriyle hazırladınız. Bugünlerin tohumlarını yüzyıllar önce ektiniz. Hürriyet-uhuvvet-müsavat gibi sloganlar bugünler içindi. Entelektüel körlük içindeki Müslüman mahallesinin safları sizin bu çıfıt sloganlarınıza bayıldılar. ‘Hürriyet’ bütün saf zihinleri cuşa getirdi. ‘Uhuvvet’i, Allah’ın emrettiği kardeşlik sandılar. ‘Müsavât’ın arkasına yığılan onca şeytani garazı göremediler. Çünkü miyarları bozulmuştu, bütün bu fitne-fesadı görüp kavrayacak ne basiretleri ne idrakleri, ne şuurları kalmıştı.

Rabbimiz Allah’ın, İsrail oğullarının kelime ve kavramları yerlerinden oynatmalarına, tahrif etmelerine dikkat çekmesi boşuna değildir. Günümüzün liberal haham ve rahipleri İsrailoğulları’nın izinden giderek, İslam’ın bütün kelime ve kavramlarını tahrif ettiler. Bunları bilen bilmektedir. Bunlardan sadece kadın kavramına kısa bir bakış atmak, vahameti göstermeye yeterlidir. Allah katında kadın erkeğin eşidir, erkeğin elbisesi (libası)dır, erkek de kadının elbisesi (libası)dır. (Kadına bundan daha şerefli, bundan daha yüce bir paye biçen ikinci bir sistem var mıdır?). Liberalizm dininde ise kadının elbisesi çıplaklıktır. Bu şeytani dinin bütün hedefi kadını soyabildiği kadar soymaktır. Kadın ve erkek cennette ta ilk günde, bahçenin yapraklarıyla üzerlerini örtme ihtiyacı duymuşlardı. Liberalizm ise o ezeli utanma duygusunun düşmanı olarak, kadını, dünyanın son gününde, son kadın da hayatta olduğu sürece değişmeyecek olan fıtrattan, bu tertemiz dinden koparmak, fıtratına yabancılaştırmak istemektedir. Kadın Allah katında kuldur, annedir, erkeğin hanımıdır, bacıdır, yengedir, abladır, haladır vd. Domuzlaşmış insanların heva ve arzularını put edinme esasına dayanan beşerî dinlerinde ise kadının bu rol ve vasıflarının yerlerinde sam yelleri esmektedir. Kadın ‘eşitlik’ hezeyanı eşliğinde öncelikle erkekleştirilmek, sonra da erkeği baskılayarak, onu da geride koyacak şekilde azdırılmak istenmektedir. Liberalizmde kadın hiç kimseye hesap vermeyen, ‘özgür’, tamamen başına buyruk, istediği günahı işlemekte hiçbir -ama hiçbir- engel tanımayan bir ‘azman’ olsun istenmektedir. Kısacası kadın dediğimiz bu nazenîn varlıktan bütün hayata, fıtrata savaş açması istenmektedir.

İnsanın bozduğu fıtrat bugünkü gibi olur ancak. Kadını, aynen kendisi gibi günahkar erkekle kafelere, barlara, pavyonlara, eğlence mekanlarına, plajlara, beş yıldızlı otellere, rezidanslara ve daha adını-sanını bilmediğim nice günah işleme mekanlarına tıkan iblisler, ektikleri tohumun ürününü büyük bir keyifle devşirmekte ve ilk ürünler sokakta görülmeye başlar başlamaz, önceden planlı propaganda makinesini işletmeye başlamaktadırlar: Bu kadın cinayetleri, Müslüman kültüründen kaynaklanmaktadır! Çünkü Müslümanlar kadını ikinci sınıf görmekte, kadını aşağılamakta, ona değer vermemekte, kadın karşıtı, erkek egemen bir dini inanç ve düşünceye sahiptirler!

Artık tam otomatik tüfekle ateş etme devresidir, İslam’a ait en küçük bir belirtiye bile ateş etmekte bir sakınca yoktur.

İblisin planları işlemeye devam etmektedir: Kadın cinayetleri ancak İstanbul Sözleşmesi gibi yaptırımlarla önlenir! Bu durumda zaten pamuk ipliğine bağlı olan modern Müslüman ailesi tarumar olmakta gecikmez. Yüksekçe bir tepeye çıkıp baktığımızda görünen manzara şudur: Kadına büyük bir acı yaşatılmaktadır. Erkeğe büyük bir acı yaşatılmaktadır. Aile aile olmaktan çıkmış, Çin’in Uygur Türklerini tuttuğu söylenen esir kamplarını andırmaktadır. Çocuklar en büyük acıyı yaşamaktadırlar. Kadının ve erkeğin ailesi perişandır. Bütün bunlar kadının özgürleştirilmesi, düşman kuvvetlerine karşı tam bağımsızlığını kazanması uğruna yapılmıştır.

Biz aileden bahsediyoruz ama son günlerdeki cinayetler aileden başka tehlikelerin çanlarını çalmaktadır. Bir genç kız düşünün. Bu, tamamen özgür, hiç kimseye hiçbir hesap vermeyen(!), hiç kimseye eyvallahı olmayan(!), tağutlaştırılma mayası çalınmış, zavallı bir kızcağızdır. Bu kızcağız, kendisine dört bir yönden yanaşmış bulunan iblisin yaya ve atlı adamlarından habersiz, azdırılan duyularının peşinden gitmektedir. Erkek arkadaşı (ya da arkadaşları)yla tamamen keyfine göre, dilediği gibi yaşamakta, hiçbir ayıp-günah-haram sınırı tanımamakta, ahlak ve edep gibi kelimeleri tamamen unutmuş bulunmaktadır. İblisin süvarileriyle dolu dizgin günaha seğirtmektedir. Sonra bir gün, bir Müslüman olarak hiçbir zaman arzu ve tasvip etmediğimiz sona gelinmektedir: Kadın cinayeti.

İşte o andan itibaren bütün İslam düşmanları derhal harekete geçmekte, tüfeklerini bir kez daha İslam’a ve İslamî değerlere doğru ateşlemektedirler. Bu ahlaksız, akılsız, izansız, vicdansız, basiretsiz, haksız, kısacası tamamen bir hiç uğruna olan cinayet üzerinden tamamen ebter olan kafirce ideolojilerine meşruiyet peydahlama çabasındadırlar. Bu iğrenç cinayetlerin peşi sıra toplumdan, öldürülen kızın/kadının bir melek kadar masum olduğuna inanması, onu öldürenleri mutlak surette tel’in etmesi, bu arada ‘geleneksel değerlere’ de küfürler etmeyi ihmal etmemesi istenmektedir. Cinayet bir sonuç olduğuna göre, bu sonuca gelinceye kadar yaşanan sürecin, cinayete giden yolu döşeyen sebeplerin masaya yatırılmasına, ağzından alevler püskürten tanrılar asla izin vermemektedir. Öldürülen kız/kadın mutlak surette takdis edilecek (neredeyse hakka yürümüş bir azîze ilan edilecek), cinayet geleneksel değerlere fatura edilecek, feminist söylemlerle ensemizde boza pişirilecek; olması istenen budur.

Bu pisi pisine cinayetlere ve sebeplerine dair doğruları söylemeye çalışan az sayıda insanın çığlığı duyulmamaktadır. İblisin yaya ve atlı adamları ise kitlelere hitap eden televizyon, basın-yayın gibi iletişim vasıtalarından şeytani maskelerle, gerçek suratlarını gizleyerek hezeyanlar savurmaya devam etmektedirler. Hezeyanları ise cinayetleri artırmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır.

Şu bilinmelidir ki, bu toplumun felaha ermesi sadece ve bütünüyle İslam’la olacaktır. Şu anda yaşadıklarımız tam bir cahiliyedir. Cahiliye her geçen gün bir kanser gibi toplumun her kesimine sirayet etmektedir. Cahiliyeden bizi sadece İslam çekip çıkarır. Sadece Allah bizi hidayete erdirir. Bugün bize dayatılan ise gerçek bir sapıklık hayatıdır. Kim ki İslam’dan başka bir çözüm yolu öneriyorsa, bilinmelidir ki o, insanları kafir olmaya, dolayısıyla cehenneme çağırıyordur. Allah ise insanları iman etmeye ve selam yurduna çağırmaktadır.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

1 Yorum

  • Mahmut
    22 Temmuz 2020, 22:42

    Kocalıkta ,babalıkta madara oldu.Karşımızda bedenen bir dişi var ;mizacen bir erkek (aslında erkekte değil başka bir tanım lazım) görüntüsü var.Eskiden bayana iltifat edince utanırdı.Şimdi bırak utanmayı kuru kuruya iltifat olmaz diyip işi pırlantaya süren kadın modelleri dolu .Çocukların üzerinde babayı hükümsüz bırakmak için her şeyi yapıyorlar kadınlar (Hepsini kastetmiyorum) bu durumu küstahça erkeğe karşı kullanıyorlar .Yazık bu babalara ….

    Yanıtla