“Kuyucaklı Yusuf” Romanı Üzerine Notlar

“Kuyucaklı Yusuf” Romanı Üzerine Notlar

İçki, kumar ve bu günahların mümbit toprağı durumundaki kolay para kazanma vasıtaları, temiz insanlara elde bulunan güç ve imkânlar da seferber edilerek kurulan tuzaklar, namusuna göz dikilen, el uzatılan masumlar hep aynıdır…

Latif Değer

Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf adlı bu romanı aslında hayatın olağan akışı içinde her taşra kasabasında görülebilecek bir kurgu üzerinden bizlere Rabbinin yolundan ayrı düşen her insan tekinin ve topluluğunun yaşayabileceği afetleri anlatıyor.

Kimliği ile edebiyat dünyamızda belli bir yere kondurulmuş olan ve belki bireysel yaşamı ve bilinen düşünceleri ile de bu kimliği temsil iddiası olan Sabahattin Ali’nin bir romanını böyle bir giriş cümlesi ile tanıtmaya çalışmanın yadırgatıcı bir yönü bulunduğunu söyleyebiliriz. 

Ancak romanı okuyanlarımız eğer Âdem aleyhisselamdan beri yaşayagelen insanlar arasındaki esas çelişki ve mücadelenin iyi ile kötü, haklı ile haksız, ölçü ve ölçüsüzlük ve tüm bunların özeti anlamında Hak ile batıl yani tevhid ve şirk eksenli olarak geliştiğinden haberdar ise bu tanıtım yadırgatıcı olmaktan çıkacaktır hemen.

Romandaki Şakir tiplemesi bu genel tasnifte tam da kötülüğün, haddi aşmanın, Allah’ın verdiği nimetlerle zenginleşmesine rağmen şükürsüzlükle ve kendisine bu nimetleri bahşedenin ölçülerini tanımamakla azgınlaşmanın mücesssem bir örneği durumunda iken; roman kişilerinden temiz, sorumlu ve mazlum Ali’den Kuyucaklı Yusuf’a, zavallı Muazzez’den figüran durumundaki diğer mazlumlara kadar her bir garibin de aslında -Hak ve Hakikat’le buluşup buluşmamışlıklarına bakılmaksızın- yaratılışlarındaki temiz fıtratın birer temsilcisi olduğu görülecektir.

Hürriyet, yani gerçek tarihi karşılığı ile Meşrutiyet (hatta belki de yazarın kafasında tasarlayıp, demek isteyip de diyemediği Cumhuriyet) ilan edilmiş, ama bazı detaylar dışında -romanda oraya bir ayna tutulduğu için diyelim- taşradaki hayat ve ilişkiler düzeni değişmemiştir; para ve güç sahiplerinin zulme ve aşırılığa eğilimleri, yöneticilerin liyakatsizlik ve adaletsizlikleri, kanunlar yerine şahsi çıkarlarını ve ilişki düzeneklerini koruma adına sergiledikleri gayriahlaki tutumlar değişmemiştir. 

Taşradaki parti, zengin-zorba, kasabanın askeri-mülki idari amirleri ile sıradan insanları arasındaki bu düzeneğin dişlileri arasında; sade ve temiz kalma endişesi ile hareket eden, fıtri melekelerini karartmamış insanların bu zalim-mazlum çelişkisi içerisindeki makûs talihleri değişmemiştir. 

İçki, kumar ve bu günahların mümbit toprağı durumundaki kolay para kazanma vasıtaları, temiz insanlara elde bulunan güç ve imkânlar da seferber edilerek kurulan tuzaklar, namusuna göz dikilen, el uzatılan masumlar hep aynıdır. 

Bütün bu kirli düzen; kanun tanımaz zorbalar, onlara uşaklık eden idari elitlerin göz yummaları ve lehlerine işletilen kanun, nizam, mahkeme düzeni ile müesses hükmünü sürdürmektedir. Kaymakamından müddeiumumisine yani savcısına, hâkiminden karakol kumandanına kadar herkes de bu entrikaların farkında, içinde veya bir ucunda, bir kenarındadır.

Böyle bir denklemde, Yusufların payına düşen de isyan, çaresizlik ve tarihsel sembolü ile gerçek ya da psikolojik karşılığıyla zindan veya kanuna aykırılık ve kaçkınlık olacaktır. Bu entrika, günah, alçaklık ve zulüm düzenine -bir bakıma çocukluğunda anne-babasını kurban vermiş bir mazlum olan Kuyucaklı Yusuf da- başka türlü bir karşılık verme imkanı bulamayacak, insanların seçimleri, kendi elleri ile yapıp ettikleri ile şekillenen bu denklemde, kendisine biçilen bu rolden kaçamayacaktır.

Romanda bazen doğrudan anlatıcının, bazen Yusuf’un, bazen Kaymakam Bey’in bazen Kaymakam’ın karısı zenginlik, haz ve ahlak düşkünü Şahinde Hanım’ın ve diğer kahramanların ağzından dile gelen insana ve hayata dair tecrübi, insani hakikatler de -bu kısa anlatı içinde ayrı bir hazine olarak, meraklısı için- hayata şahitliğini sürdürüp durmaktadır.

Görülen odur ki Âdem aleyhisselamın çocukları Habil ve Kabil’in kavgasından günümüze, insan yaşamında ana çizgileri itibarı ile çok da değişen bir şey olmamıştır ve her birey için bu hayat meşgalesi benzer mecralar ve imtihanlarla kendini tekrar etmeye devam etmektedir. 

Her şeye rağmen, günah ve kirlerden uzak kalmak için, bütün benliğiyle Hak ve Hakikat’e boyun eğme azminde olanlara selam ve dua ile…

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal