Ömer Çelik canlı yayında soruları yanıtladı

Ömer Çelik canlı yayında soruları yanıtladı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız dışında ‘DEAŞ Müslüman değildir, DEAŞ İslam’ı temsil edemez.’ diyen bir ses duymuyoruz İslam dünyasında.” dedi.

Çelik, CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hakan Çelik’in sorularını yanıtladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’ye yönelik tutumuna değinen Çelik, şu anda bir ülkenin başbakanı olan bir arkadaşı ile aralarında Macron’a ilişkin geçen anektodu aktardı.

Hakan Çelik’in, Türkiye’nin farklı inançlara önemli ölçüde sahip çıkan bir ülke olduğunu belirtmesi üzerine Çelik, “Doğu Hristiyanlığının hamisi olmaktan kasıt, bizim bölgemizdeki ve yakın bölgemizdeki Hristiyanların, Yahudilerin can ve mal güvenliğinin korunmasıysa, bunun hamisi Türkiye’dir. Biz sadece bu eserleri restore etmekle kalmıyoruz, aynı zamanda onların can ve mal güvenliğini, Irak’ta, Suriye’de, diğer yerlerde sağlamak için uğraşıyoruz.” diye konuştu.

Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cambridge Camisi’nin açılışındaki konuşmasının çok önemli olduğuna işaret eden Çelik, şöyle devam etti: “Şu beni çok etkilemiştir, Peygamber Efendimize küstahça, ahlaksızca bu saldırılar yapıldığı zaman oradaki Müslümanlar bu hakaretlere hakaretle karşılık vermediler. İlginç bir şey oldu oradaki Hristiyanlar, düzgün, demokrat insanlar gittiler el ele tutuştular camilerin etrafında bir koruma çemberi oluşturdular. Peki Müslümanlar ne yaptı? Onlar da Peygamber Efendimize yapılan bu hakaretle ilgili olarak oluşan gündem karşısında Hz. İsa’ya saygı geceleri düzenlediler. Biz bu bağnazlığı, yobazlığı bu şekilde yenebiliriz.”

Çelik, kendisinin Kültür Bakanı olduğu dönemde Almanya Başbakanı Merkel’in Kapadokya’yı ziyaret ettiğini anlattı. Merkel’in bu ziyaret sırasında gidilen tüm kiliselerde restorasyon çalışması yapıldığını görmesinden çok etkilendiğini kaydeden Çelik, bu yaklaşımın dünyada da hakim olması gerektiğini düşündüklerini belirtti. Çelik, öte yandan İngiltere’nin çok olumlu yaklaştığı Cambridge Camisi’nin bölgenin mimarisiyle uyumlu, ışıktan ahşabın kullanılmasına kadar son derece insani ve Avrupa’nın ilk çevre dostu camisi olduğunu dile getirdi.

Akdamar Adası’ndaki Ermeni Kilisesinin ayine hazırlanması sürecini de hatırlatan Çelik, aynı şeyi yurt dışındaki camileri restore etmek, o eserleri yaşatmak için talep ettiklerini söyledi.

Atina’nın, Avrupa’da hala bir camiyi hayata geçiremedikleri bir başkent olduğunu vurgulayan Çelik, Medeniyetler İttifakı konusunu değerlendirerek, şöyle devam etti: “Dünyanın her tarafında bir başkasına saygı göstermeyi esas alan insanlar var. Bu hepimizi boğmaya çalışan bağnazlıkla, bununla mücadele etmesinin yolu her birimizin diğerinin kimliğini doğal haliyle tanıyarak, ona bu özgürlüğü tanımamızdan geçiyor. Yani burada bu ibadet mekanlarının özgürleşmesinden tutun da insanların rahatça kimliklerini yaşayabilmesine kadar. Öyle olduğu zaman aslında entegrasyon da kolaylaşıyor. İnsanlar niye entegre olamıyorlar yaşadıkları toplumlara? Kimlikleri ve dilleri üzerinde bir engel söz konusu olduğu zaman daha katı sarılıyorlar kendi kimliklerine ama orada bir özgürlük olduğu zaman daha kolay entegre olurlar bu da dünya için iyidir, Avrupa için iyidir.”

Hakan Çelik’in, “Batı’da büyük bir İslam karşıtlığı var, ama diğer taraftan İslam ülkelerinin herhalde yapması gereken önemli şeyler var. Baktığımız zaman İslam coğrafyasında özellikle Türkiye dışındaki bazı ülkelerde bir orta çağ izlenimi veren uygulamalar var.” değerlendirmesi üzerine Ömer Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“Her türlü dini, etnik aidiyetten öte, medeni toplum olma vasfının bugünkü dünyada gerekleri var. Bunun önde geleni bir toplumda kadının konumunun ne olduğudur. Bir toplumda kadının konumu ileri standartlarda değilse o toplum, medeni toplum olma vasfını kaybeder. Bu sadece sembolik bir şey değil, reel olarak da kaybeder. Bugünün dünyası bu dinamiklerle oluşuyor. Bugünün dünyasında medeni toplum olma vasfının ana sütunlarından biridir. Bu olmadığı zaman o sütunun üstündeki çatı yıkılır. İslam dünyası bu konuda sınıfta kalmıştır. Bu konuda ilerlenmesi gereken çok büyük yollar vardır. Aşılması gereken büyük engeller vardır, ama daha çarpıcısı şu, Avrupa’ya ‘İslam düşmanlığı, Türk düşmanlığı yapan aşırı sağla mücadele et’ derken, İslam dünyasının insanlık dışı örgüt DEAŞ’ın ideolojisiyle ve kendisiyle mücadele etmesi gerekir. Ama Cumhurbaşkanımız dışında ‘DEAŞ Müslüman değildir, DEAŞ İslam’ı temsil edemez.’ diyen bir ses duymuyoruz İslam dünyasında.”

Hakan Çelik’in, “Bir de işin üzücü tarafı bazı kesimlerde hala Türkiye sanki DEAŞ’a ve DEAŞ ile ilgili gruplara yakın duruyor izlenimi var. Bu çok tabii üzücü birşey. Niye böyle bir algı var?” yorumu üzerine Ömer Çelik, bunu en çok yapanlardan birinin Fransa olduğunu ve bunu DEAŞ’a karşı mücadele ediyor diye PKK, YPG’ye bir alan açmaya çalıştığı için yaptığını söyledi.

Vekalet savaşları olduğunu, sömürge arzusu olan ülkelerin PKK, YPG, PYD gibi örgütleri vekalet savaşında kendisinin temsilcisi olarak kullandığını ifade eden Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunlar da zaten kim bir güç, silah aktarırsa, kim kendilerine bir gelecek vadederse ona hizmet eden örgütler. DEAŞ, PKK dediğiniz şey, terördür, bunlar etiket. Bunlar sadece farklı vekalet savaşlarının adresleri olarak kullanılan işler. Bunlara destek veren ülkelerin yaptığı işin arkasında ne bir durum var. O da şu, hangi ülkede destek veriyorsa o ülkeye dönük sömürgeci bir çıkar peşindedir. Bunu kazıdığınız zaman altında hemen bu çıkar. Bir siyasi matruşka var. En üstünde Erdoğan düşmanlığı var. Kaldırıyorsunuz altında Türkiye, onu kaldırın altında İslam düşmanlığı var. Fakat bu aşırı sağcıların gerçek kimliklerini gizlemek için kullandıkları üç kademedir. Tekrar bunları kaldırmaya devam edin, bunun altından antisemitizm çıkar. Bunların aynı zamanda Musevi düşmanı olduğu ortaya çıkar. Tekrar kaldırın en altta şunu göreceksiniz. Aslında bunlar Avrupa’nın temel demokratik değerlerine de düşmandır.”

Bunun topyekun bir mesele olduğunu vurgulayan Çelik, “Yani dünya ya topyekun medeni bir hayat yaşar ya da sadece barbarlığı paylaşmış olur.” dedi.

Ömer Çelik, yurt dışında yaşan Türklerin bir araya getirilme gayretlerine de değinerek, Türkiye’de siyasi ve toplumsal meselelerin kazındığı zaman altında kimlik problemleri konusunda aşırı kutuplaşmış, radikalleştirilmiş bir tarihe sahip olunmasının yattığını söyledi.

Genel bir toplumsal kabul ve ahlak oluşturulması noktasında yetersiz kalındığını belirten Çelik, Türkiye’nin içindeki kim problemiyle ilgili geçmişte yaşananların yurt dışına ihraç edildiğini kaydetti.

Şimdi yapılan yoğun faaliyetlerle ortak paydanın oluşturulduğunu ifade eden Çelik, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın bu noktada önemli işler yaptığını sözlerine ekledi.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal