Posta yazarı ile Perinçek arasında “Abdullah Gül’e komplo” polemiği

Posta yazarı ile Perinçek arasında “Abdullah Gül’e komplo” polemiği

Cnn Türk’te program da yapan Posta gazetesi yazarı Hakan Çelik, pazar günü canlı yayına konuk ettiği Doğu Perinçek, “11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, dışişleri bakanlığı sırasında ABD’li muhatabı Colin Powell ile tehlikeler içeren gizli bir anlaşma yaptığını ileri sürdü”.

Bu iddianın komplo teorisi olabileceğini savunan Çelik, pazartesi günü gazetedeki yazısında konuyu işlemeye devam etti. Bunun üzerine, Doğu Perinçek’in gazetesi Aydınlık’ta, “Komplo değil gerçek!” başlıklı haber ile Hakan Çelik’e yanıt verildi.

Posta gazetesi yazarı Hakan Çelik, dün yayımlanan “Amerika’yla gizli anlaşma yapıldı mı?” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullanmıştı:

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek pazar sabahı CNN Türk’te canlı yayın konuğum oldu; iç politika gündeminin yanı sıra ağırlıklı olarak uluslararası ilişkilerdeki kritik gelişmeleri konuştuk. Söz, AK Parti ile ciddi görüş ayrılığına düşen Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül’ün önümüzdeki süreçte nasıl hareket edebileceği konusuna gelince Doğu Perinçek bazı görüş ve iddialar ortaya attı.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, dışişleri bakanlığı sırasında ABD’li muhatabı Colin Powell ile tehlikeler içeren gizli bir anlaşma yaptığını ileri sürdü. Çeşitli konularda mevcut hükûmet ve AK Parti yönetimi ile pozisyon farkları olsa da Abdullah Gül’ün devletin farklı kademelerinde çok önemli görevler üstlendiğini, Türkiye’nin aleyhine olabilecek bir belgede imzasının bulunacağına ihtimal vermediğimi dile getirdim ve ortaya atılan bilgilerin bir komplo teorisi olabileceğine dair kanaatimi paylaştım. Doğu Perinçek ise yayın boyunca iddialarını tekrarladı, hatta dün yayınlanan Aydınlık Gazetesi’nin manşetinde bu konu işlendi.
*
Ortaya atılan iddiaları dün biraz daha derinlemesine araştırdım. En fazla merak edilen başlıklardan biri, o görüşme sürecinde Türkiye’nin ABD’ye PKK konusunda tavizler vermesiyle ilgili iddialar… 2013 yılında Milliyet Gazetesi’nde Fikret Bila da tartışmaları ele alan bir yazı yazmış. Belge ve tutanakları dikkatlice okudum.

Gül, ABD tarafına özetle şu görüşleri aktarmış: “ABD basınının Türkiye’yi küçük düşürücü hareketlerinden Türk halkı büyük rahatsızlık duymaktadır. Türkiye’nin başkalarının toprağında gözü yoktur. Kerkük ve Musul konusunda kamuoyu hassastır. Türkiye’nin müdahalesini gerektirecek bir ihtiyacın doğmamasını temenni ederim.

Musul ve Kerkük’ün güvenliği ve defacto durum yaratılmaması hususunda ABD’nin verdiği söze güveniyoruz. Ancak doğal kaynakların tüm Iraklılar için eşit olduğu görüşümüz Başkan Bush tarafından da ifade edildi. Peşmergelerin girişebilecekleri eylemler demografik yapıda değişikliğe yol açabilir, bu konuda dikkatli olunması gerekir. Irak, küçük bir Ortadoğu örneğidir. Lübnanlaşma ve Filistinleşme tehlikesi göz ardı edilmemelidir. Ayrıca Irak halkının da medya yoluyla küçük düşürülmemesi gerekir.”

Ben, Gül’ün o dönemdeki açıklamaları, ABD ile gerçekleşen görüşmeler ve anlaşmalar çerçevesinde PKK konusunda taviz veya Kürdistan’ın kurulmasına yeşil ışık yakan herhangi bir maddeye rastlamadım. Ankara bugün de Washington’ın itirazlarına rağmen PKK’ya karşı Irak ve Suriye’de kararlı şekilde operasyonlar yapmaya devam ediyor. Bu nedenle hiçbir bakan veya hükûmetin ABD’ye terörle mücadele etmeyeceğiz diye taahhütte bulunmuş olabileceğini düşünmüyorum. Türkiye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü açısından son derece hassas olan bir konuda, gerçeğin tam olarak anlaşılması bakımından bu notları paylaşmayı gerekli gördüm.

Aydınlık gazetesinde bugün Ercan Dolapçı imzası ile yayımlanan “Komplo değil gerçek!” başlıklı haberde, Posta yazarı Hakan Çelik’in yazısına şöyle yanıt verildi: 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile 2003 yılında yaptığı ‘2 sayfa 9 maddelik anlaşma’nın tarihçesini yayımlıyoruz. Posta yazarı Hakan Çelik’ten, ‘komplo’nun bunun neresinde olduğuna yanıt vermesini bekliyoruz.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powvell ile 2003 yılında yaptığı ‘2 sayfa 9 maddelik anlaşma’yı, 29 Eylül 2019 günü CNN Türk televizyon kanalında, bir kez daha Türkiye gündemine taşıdı.
Programın yapımcısı ve aynı zamanda Posta gazetesi yazarı Hakan Çelik, 1 Ekim tarihli köşe yazısında Perinçek’in iddiaları için ‘komplo teorisi’ dedi ve şu yorumu yaptı: “Bu nedenle hiçbir bakan veya hükümetin ABD’ye terörle mücadele etmeyeceğiz diye taahhütte bulunmuş olabileceğini düşünmüyorum.”

16 YILDIR ORTADA DURUYOR

Hakan Çelik’in ‘komplo’ dediği olay, Perinçek’in iddiasından ibaret değil. Anlaşmanın ortaya çıkarılması, Abdullah Gül’ün Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu’na bizzat yaptığı açıklamaya dayanıyor. Yani birileri bu anlaşmayı Perinçek’e sızdırmadı. Bizzat yapılan açıklamalar üzerine, olgular ve bilgiler değerlendirilerek ortaya çıkarıldı.

Peki, Gül’ün gazeteci Sedat Sertoğlu’na yaptığı açıklamalarda neler var? Çok önemli itiraflar var. Sertoğlu haberinin girişinde şöyle diyor:

“Balgat’taki Bakanlık binasının ikinci katındaki odasında görüştüğümüz Abdullah Gül, şimdiye kadar söylemediği veya söyleyemediği her şeyi VATAN’a anlattı. Bomba gibi açıklamalar yaptı. Gül’ün açıklamaları, Türk dış politikasının bundan sonra izleyeceği rotayı da açıkça gösteriyor. Bakın kimlere ne uyarılarda bulundu…”

İşte Vatan gazetesinin 24 Mayıs 2003 tarihli sayısından ‘Ortadoğu’daki tüm rejimler değişecek’ başlığıyla duyurulan görüşmede Gül’ün yaptığı açıklamalar:

GÜL’ÜN AÇIKLAMALARI

“Ortadoğu’daki bütün rejimler değişecek. Şeffaflık ve demokrasi egemen olacak. Bu bölgede ekonomik sistemler de değişecek ve piyasa ekonomisi kuralları egemen olacak. Ortadoğulu liderler, halklarına demokrasi ve tam özgürlük vermedikçe, sistemlerinin yürümesi mümkün değil. Irak’ta yaşananlar bütün bölge liderlerine örnek olsun.

“Bu konudaki görüşlerimi, Suriye ve İran gezilerimde de ayrıca Arap Birliği toplantısında, hatta son gittiğim Pakistan’da Devlet Başkanı Müşerref dahil herkese her platformda söyledim. (…) Ortadoğu’nun bu duruma gelmesinden bölge liderleri sorumludur.

‘Amerikan yönetimine’

“Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (Eliyle koltuğa vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki… Powell Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var…

“Sen benim tezkereyi Meclis’e getirene kadar neler çektiğimi biliyor musun? Bakanlar Kurulu’nda 4 arkadaşımı ne kadar zor ikna ettiğimi biliyor musunuz? Bu süreçte Amerikan yönetimine 4 mektup yazdım. Hepsinde de temkinli olmamız gerektiğini anlatmaya çalıştım. Sonuçta ne oldu? (Eli ile işaret ediyor) Sadece 3 oy Sedat, 3 oy eksik kaldı. Cumhurbaşkanı Sezer’in tutumunu da hatırlayın…

‘Sizden ders almalıyım’

“Riyad’daki toplantıya Suudi Dışişleri Bakanı Faysal ve Suriye Dışişleri Bakanı Şara, hatta onlara Kuveyt ve Bahreyn Dışişleri Bakanları da katılmıştı. Toplantıda Irak konusunda, ABD’yi ağır kelimelerle suçlayan bir bildiri hazırladılar. Ben karşı çıktım ve bildirideki ifadeleri değiştirttim. Faruk Şara’ya ‘Bak bu bildiri böyle çıkarsa bunun size hiçbir faydası olmaz. Üstelik zararı olur. Irak’a dikkatle bakın’ dedim. Şara değişime razı oldu. Faysal ise bana geldi ‘Ben bu adamı 20 yıldır tanırım. Nasıl oldu da hemen ikna ettiniz. Sizden ders almam lazım’ dedi.

“Bak şimdi, Suriye’nin, ABD’nin İsrail-Filistin barışı için hazırladığı ‘Yol haritasını’ Suriye neden dinamitlemeye kalkışmıyor dersin? Bizim bu konuda oynadığımız çok önemli rol var. Ama dedim ya, her şeyi kalkıp açıklayamıyorum.”

İŞTE OLGULAR İŞTE 9 MADDE

Dikkat edilirse Abdullah Gül, ABD sopasını Irak, Suriye, Filistin ve diğer bölge yönetimlerine göstermiş. Suriye boyun eğmedi. Irak direndi… Bugün Suriye’nin başına gelenler, Gül’ün açıklamalarıyla daha bir anlam buluyor. Suriye’ye o günlerde gösterilen sopayı bizzat Esad’a götürüp saatlerce açıklayan, bir anlamda “kafasına vurmaya çalışan” Dışişleri Bakanı Davutoğlu’ydu. Esad bu görüşme için yıllar önce, “Davutoğlu bize geldi. Söyledikleri hep ABD’nin bize dikte etmeye çalıştıklarıydı” dedi.

Gül’ün açıkça Powell’i kastederek “Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık” sözleriyle ifade ettiği ve Hakan Çelik’in ‘komplo’ dediği anlaşmayı Perinçek, şöyle duyurmuştu:

1. Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK’ya askerî harekât için ABD’den izin alınacak. Irak’ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, Türkiye sınırları içine çekilecek. Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekâtta bulunmayacak. PKK/KADEK’in Türkiye egemenlik alanı dışında takip ve bastırılması harekâtlarına son verilecek. Ayrıca PKK/KADEK’e karşı Türkiye Devletinin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekâtlar için, ABD askeri makamlarına bilgi verilecek, izin alınacak.

2. Türkiye’ye ambargo ve askerî yaptırım tehdidi. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK’e karşı, ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa, ABD hükümeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecek. Bu durumda ABD, gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askeri yaptırımları saklı tutacak.

3. ABD’nin İran ve Ortadoğu harekâtlarına aktif destek ve katılım. Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara, ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek. Türk birliklerinin üst komuta yetkisi, ABD komutanlığında olacak.

4. Türk ordusunun asker ve silah gücünde indirim. Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecek, özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlanacak, bütün silah ve cephane bundan sonra ağırlıklı olarak kısa menzilli taktik savunma kavramına (belgede ‘konsept’ deniyor) göre ayarlanacak. Türkiye’de bulunan ABD ve NATO irtibat subaylarının görev alanları ve yetkileri genişletilecek.

5. Irak’ın kuzeyinde kurulan kukla devlet Türkiye tarafından resmen tanınacak. Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan ve sözüm ona ‘Kürdistan’ adı verilen kukla devlet, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacak. Türk Devletinin, kukla devletin kuruluşunu ‘savaş nedeni’ sayan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacak.

5’e ek: (İP Genel Başkanı Perinçek, 13 Temmuz 2003 günü yaptığı basın toplantısında o zaman kamuoyunda ve Türkmenler arasında telaş yaratmaması için ‘gizli plan’daki bir unsuru açıklamamıştı. Perinçek, 15 Ocak 2004’te bu unsuru da açıkladı.) Kuzey Irak Kürdistan sınırları içinde kalacak olan ve özellikle Kerkük, Musul ve Süleymaniye’deki Türkmenler, ABD tarafından güvenli bir şekilde başta Bağdat ve diğer güney Irak şehirlerine nakledilecek. ABD yetkilileri göç edecek olan tüm Türkmenlere iş olanakları sağlayacak.

6. PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af ve PKK’nın yasallaştırılması. Abdullah Öcalan ve diğer dört lideri dışında bütün PKK/KADEK yönetici ve elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacak. Etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki bütün yasal kısıtlamalar ve engeller kaldırılacak. Af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK’e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı sağlanacak, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli hukuki ve siyasal önlemler alınacak ve uygulanacak.

7. Güneydoğu belediyelerine özerklik ve federasyona geçiş. Kamu Reformu Yasası ve yeni Yerel Yönetim Yasaları hızla çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak sürdürülecek. Türkiye, dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter devlet yapısını terk ederek, federasyona geçecek.

8. Kıbrıs’ta Denktaş devredışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege’de Yunanistan’ın taleplerine esnek tavır alınacak. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ‘Arafat modeli’ denen uygulamayla devre dışı bırakılarak, Kıbrıs’ta Annan Planı bazı küçük değişikliklerle hayata geçirilecek. Ege kıta sahanlığı konusunda Türkiye, Yunan doktrinine daha esnek davranacak, Türk jetlerinin uçuş alanı daraltılacak, sık sık ortaya çıkan ‘it dalaşı’ sorunu Yunanistan rahatsız edilmeden çözülecek.

9. Ermenistan’a yönelik kısıtlamaların kaldırılması. Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek, sınır ticaretinde Ermeniler lehine düzenlemeler yapılacak, Ermenilerin Türkiye’ye gezilerindeki bazı kısıtlamalar kaldırılacak.

TÜRKİYE YIRTIP ATTI

Perinçek, konuyu 26 Mart 2007 tarihli bir dilekçesiyle Yargıtay’a taşıdı, anlaşmayı sık sık gündeme getirdi, Gül’den açıklama istedi. Gül bu konuda ikna edici bir açıklama yapmadı.

Söz konusu 9 maddenin, Abdullah Gül döneminde, adım adım hayata geçirildiğini gördük. Bu süreç 24 Temmuz 2015’e alınan tarihi kararla yerle bir edildi. 1990’ların başından bu yana Irak’ın kuzeyinde inşa edilmeye, ardından IŞİD bahanesiyle Suriye’nin kuzeyine taşınmaya çalışılan ABD bölgesine, TSK müdahale etti.

Türkiye 2014’ten sonra FETÖ’cü Gladyo’ya karşı adım adım operasyon yapmaya başladı. Ergenekon tertibi çöktü… ABD buna 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle yanıt vermeye çalıştı. Türkiye onu da püskürttü ve hatta Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekâtlarıyla meydan okumasını bir adam daha öteye taşıdı. Böylece Gül’lerin yapmış olduğu bu anlaşma çöpe atılmış oldu.

Posta yazarı Hakan Çelik’e önerimiz, Gül’ün 2003 yılında yaptığı açıklamaları bir kez daha okuması. Çelik’ten, ‘komplo’nun bunun neresinde olduğuna yanıt vermesini bekliyoruz.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal