Eylem yapan aileler: Özgür irademizle buradayız

Eylem yapan aileler: Özgür irademizle buradayız

Çocuklarının dağa kaçırıldığını iddia eden aileler, “Özgür irademizle buradayız. Ya zafer ya ölüm” derken, HDP’li Ceylan “Kayyuma gösterilen büyük tepkiye karşı hükümetin aileleri yönlendirildiği” görüşünde

Diyarbakır, kayyum atamalarının yaşandığı 19 Ağustos 2019 tarihinden itibaren hareketli günleri yaşıyor.

HDP il ve ilçe örgütleri, İçişleri Bakanlığı’nın almış olduğu kayyum atamalarının geri alınması için eylemlerini devam ettirirken, 22 Ağustos’ta HDP İl Binası önüne gelen Hacire Akar, dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet Akar için oturma eylemi başlattı.

İki gün sonra oğluna kavuşan Akar ailesi eyleme son verirken, bu kez 3 Eylül’de başka aileler HDP önünde oturdu.

Ailelerin sayısı bugünkü katılımlarla 13’e ulaşmış durumda.

Bu aileler arasında PKK tarafından kaçırılan asker ve polis aileleri de yer alıyor.

HDP İl Örgütü, olası provokasyona meydan vermemek için ziyaretleri azaltıp üyelerini eylem yapan ailelere karşı uyarırken, daha önce her gün açık olan dış kapı kapatıldı.

Sabah 7’den akşam 8’e kadar oturuyorlar

Bugünkü katılımlarla sayıları 13’e ulaşan aileler, her sabah saat 07.00’de HDP İl Binası önüne gelip oturma eylemine başlıyor.

Akşam saat 20.00’de HDP binası önünden ayrılan ailelerin sabah ve öğlen kahvaltısını, ismi açıklanmayan bir vakıf üstlenmiş durumda.

Günlük tuvalet ihtiyacı ise HDP binasının hemen karşısındaki kıraathaneden gideriliyor.

Gazetecilerin adeta karargah kurduğu HDP binası önünde neredeyse saat başı canlı televizyon bağlantıları yapılıyor.

Çevrede ise olası provokasyonlara karşı polis kuş uçurtmuyor.

Anne Ayşegül Biçer: Özgür irademizle buradayız

Eyleme katılanlardan biri de Ayşegül Biçer.

Tek oğlu olan 16 yaşındaki Mustafa Biçer’den 17 Kasım 2018’den itibaren haber alamadığını belirten anne Biçer, “Oğlum sabah evden çıkıp gidiyor. Ondan iki gün sonra teröristler tarafından aranıyor. Aradılar bizi Mustafa’nın onlarda olduğunu söylediler. Kendisine bir kod ad takıldığını söylediler; Agit Baran diye. Oğlumu kandırmışlar. Oraya götürmüşler. 11’nci ayımız olacak. Ne bir ses ne de bir seda var” diyor.

Biçer sözlerine şöyle devam ediyor: Niçin burada oturuyoruz? Hakkımız olan çocuklarımızı istiyoruz. Mücadelemizin arkasındayız. Defalarca hakarete uğruyoruz; Ondan sonra para almışız yok vesaire makarnalara kalmışız. Siyasi partilerin arkasına saklanıyoruz. Siyasiler, devlet adamları, büyük devlet başkanları bizi buraya göndermiş diye.

Biz kendi özgür irademizle buradayız. Kimsenin ağzıyla burada değiliz. Oğlumuzu getirene kadar mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Ya ölüm, ya zafer diyoruz. Buradan kalkmayı düşünmüyoruz.  Ya ölüsüyle ya dirisiyle bir haber bekliyoruz.

“HDP’den kimseyle görüşebildiniz mi?” şeklindeki sorumuza da şöyle yanıt veriyor: Bir eş başkanı olsun, bir milletvekili olsun karşımıza gelmiyorlar. Bizi içeriye çağırmak istediler. Uzlaşma olsun diye. Biz içeriyi kabul etmedik. Basın karşısında görüşmek istedik. Onlar kabul etmedi. Bekliyoruz. Bekleyeceğiz de… Yıkılmayacağız. Buradan gitmeyeceğiz. Ben çocuklarımla büyüyen bir anneyim. Çocuklarımı çok iyi anlayabilecek bir anneyim. 

Eğer oğlum beni görüyorsa, duyuyorsa bana ses vermesini, ses veremiyorsa kaçma yollarını denemesini istiyorum.  Yanlış yoldasın. Onun için tek değil bütün gençler öyle. Buradaki gençlere de sesleniyorum.: Aklınızı yıkamışlar, beyninizi yıkıyorlar.

Kaçırılan astsubayın annesi Malatya’dan geldi

HDP önündeki eyleme dün itibariyle katılan ailelerden biri de 17 Eylül 2015 tarihinde Tunceli’de yol kesme eylemi yapan PKK’lılar tarafından kaçırılan Astsubay Semih Özbey’in annesi Sadiye Özbey.

Anne Özbey, “Benim kimseyle bir alıp veremediğim yoktur. Sadece çocuğumu istiyorum. Bütün yetkililerden bizi yavrularımıza kavuşturmalarını istiyorum. Buradaki bütün annelerin bizim acımızı, ızdırabımızı dinlemelerini istiyorum” diyor.

Malatya’dan geldiğini anlatan anne Özbey, oğluna ait iki kez video kaydının yayınlandığını, bir kez de İnsan Hakları Derneği aracılığıyla kendisine mektup geldiğini söylüyor.

Sadiye Özbey, şöyle devam ediyor: Hiç sesini duymadık, hiç konuşmadık, hiç görüşmedik. Dört yıl oldu Semih’in gelmesini bekliyoruz.

Kaçırılan polis babası: Biz de Kürdüz, ne suçumuz var?

24 Temmuz 2015 tarihinde Bingöl-Diyarbakır karayolunda kaçırılan polis memuru Vedat Kaya’nın babası Şeyhmus Kaya da Mardin’den gelerek eyleme katıldı.

Independent Türkçe’ye konuşan baba Kaya şu ifadeleri kullanıyor:

Oğlum Lice’de kaçırıldı. Hatta kaçıranların ismini de veririm. Şuana kadar sabrettim, bundan sonra sabretmiyorum. Murat Atagün, Lice İlçe Eş Başkanı. Hem belediye başkanı hem de eş başkanı var, birde iki çalışanı. Fotoğrafı vardı ama kaybettim. Hatta kadının yüzünde bir ben var. Zayıf bir kadın. Şimdi görsem tanırım.

Oğlumu kaçıran belediyenin siyah ve gri pikabıydı. Oğlumu yolda kaçıran kişiler o siyah pikaba bindirerek dağa kaçırıyor. Abalı ve Tabantepe karakolu arasında oğlumu pusuya düşürüyorlar.

Biz de Mardinliyiz. Biz de Kürdüz, ne suçumuz var?

HDP İl Eşbakanı Ceylan: Gündem değiştiriliyor, aileler yönlendirildi

Independent Türkçe’ye konuşan HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan, kendilerine yönelik tüm iddia ve suçlamalara tepki gösterdi.

Kayyum atamalarından sonra hiç kimsenin beklemediği bir tepkinin ortaya çıktığını ifade eden Ceylan, “Bir çok çevreden bize sahiplenme durumu oldu. İktidar da buna karşı bir organizasyona girişti. Kimi iknayla, kimi zayıf noktalarından, mağduriyetlerinden yararlanılarak bu ailelerimizi bize yönlendirdiler. Oysa bu insanlara barış, toplumsal çözüm armağan edilmeliydi. Ama maalesef HDP’yi kriminalize etmek, HDP etrafında oluşan direniş meşruiyetini kırmak ve bunun üzerinden gündem yaratmak istediler” dedi.

“Dikkat edilirse havuz medyasında AKP’deki istifalar, ülkenin ekonomik krizi tartışılmıyor” diyen Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:

Onların ihtiyacı olduğu bir gündemdi. Havuz medyası da yalan, dolan, senaryo ve iftira üzerine kurulmuş süreci işliyor. Bu aileler bizim de ailelerimizdir. Mağduriyetleri üzerine siyaset yapılmasını etik bulmuyoruz.

Yapabiliyorsak tüm ülkede evladını yitirmiş, kaybetmiş  ailelere hep beraber elimizi taşın altına koyalım. Toplumsal barışı armağan edelim ki çocuklarına kavuşabilsinler. Olayları çarpıtarak sorunların üstesinden gelemeyiz. HDP’yi kriminalize ederek eğer Türkiye’ye barış gelecekse buyurun yapsınlar. İtiraz etmeyeceğiz. HDP’yi zan altında bırakarak Türkiye’nin sorunlarını çözemeyiz.

“Ailelerle görüştüm, kendilerine saygı gösteriyorum”

Olası provokasyonlara meydan vermemek için toplantı yaptıklarını anlatan Ceylan, “Ailelerimizle ilgili çok dikkatli olunması gerektiğini konuştuk. Bizden ailelerimize yönelik negatif bir enerji yansımayacak” diye konuştu.

Ceylan HDP İl örgütü önünde eylem yapan aileler ile görüştüklerini şu sözlerle anlattı:

Kendileriyle bizzat görüştüm. Dinledim onları. İnsani anlamda kendilerine saygı duyduğumuzu söyledik. Hele ki bir annemiz var. Sağlık sorunları var ve yaşlı bir annemiz. Ailece de tanıyoruz. Böylesi insanları buraya getirmek de bir insan hakkı ihlalidir.

(Independent Türkçe)

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal