‘İslam Hukuku’ndan söz edilemez mi?

‘İslam Hukuku’ndan söz edilemez mi?

Şevket Eygi: “Nasıl, bir Roma hukuku varsa, bir İslam hukuku da vardır. Şu anda dünyada Roma hukukunu orijinal şekliyle uygulayan bir ülke var mı, bilmiyorum ama İslam hukuku fiilen uygulanmaktadır.”

Mecelle’yi eleştiren ve İslam Hukuku diye bir kavram olmadığını iddia eden Prof.Dr. İzzet Özgenç’e, Yeni Akit’ten Sefa Saygılı, Mehmet Şevket Eygi’nin yazısından bir alıntı ile yanıt vermeye çalıştı. Eygi’nin İslam hukukunun varlığına ve önemine işaret eden yazısının sonunda, Türkiye’nin “millî kanunlara, millî bir hukuk sistemine zarurî ihtiyacı bulunmaktadır” sözleri ise dikkat çekti.

Sefa Saygılı’nın yazısı şöyle:

“İslam Hukuku” diye bir kavramdan söz edilemez mi?

Bu söz ve iddianın sahibi, ceza yasalarının hazırlanması emanet edilen, ceza kanunlarının mimarı olarak anılan Prof. Dr. İzzet Özgenç’e aittir. Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’ye dil uzatarak, “O bir askerdi, hukuk bilgisi sathi idi, Mecelle sorunludur. 100 kavaid-i külliye …” sözlerinin de sahibidir. Yazılarımda akademisyenin bu konulardaki bilgisinin sathi olduğunu ortaya koymuştuk. Ahmet Cevdet Paşa’nın asker olmadığını, Mecelle’nin tabii hukuk ilkeleri olan kavaid-i külliyenin 99 umde olduğundan bîhaber bu akademisyenin (aileleri perişan eden 6284 Sayılı Kanunun da mimarıdır) ahkâm kesmeye devam ettiğini müşahede etmekteyiz.

İzzet Özgenç, İslam Hukuku kavramı hakkında yaptığı değerlendirmede; “İslam Hukuku” diye bir kavramdan söz edilemez. Bu kavram uydurma bir kavramdır.” İslam Hukuku“ diye bir kavramın kabulü de lege lata ( ..yürürlükte bulunan hukuk, pozitif hukuk ) hukukun değişmezliğinin kabulü anlamına gelir. Bu ise, gerçeklikle bağdaşmaz… Bu itibarla, de laga lata “ancak örneğin “Roma (Bizans) hukuku’ndan veya buna karşılık , “Osmanlı hukuku’ndan söz edilebilir” şeklinde iddialarda bulunmaktadır. Bu konuda İslam Hukuku uzmanlarını bu konu ile ilgili düşüncelerini yazmaya davet ediyorum.

Bu konuda üstad Mehmet Şevket Eygi’nin kaleme aldığı makalesini alıntı yapmakla yetinmek istiyorum:

“Bir Osmanlı hukuku varsa, İslam hukuku da vardır. Osmanlı hukukunun temeli Kur’an, Sünnet ve Şeriat’tır. Dalı ikrar edip de ağacın gövdesini inkar etmek mantığa aykırı olmaz mı?

Evet, nasıl bir Roma hukuku varsa, bir İslam hukuku da vardır. Şu anda dünyada Roma hukukunu orijinal şekliyle uygulayan bir ülke var mı, bilmiyorum ama İslam hukuku fiilen uygulanmaktadır.

Kazuistikmiş, şöyleymiş böyleymiş, bunun önemi yoktur.

Önemli olan kanunların toplumun kimliğine, kültürüne, kişiliğine uygun ve âdil olması, adaleti sağlamasıdır.

Nice eski, eskimiş kanunlar, modern kanunlardan üstündür.

Hukukta eskilik bir kusur değil, bil’akis bir fazilet ve üstünlüktür.

İslam hukukunun iki ana kaynağı Allah’ın Kitabı Kur’an’dır. Sonra Resulullahın (Salât ve selam olsun ona) Sünnetidir. Kitap ve Sünnetteki hükümler fıtrata, insan yapısına uygundur ve değiştirilmeleri düşünülemez. Onlar evrenseldir. Tarihsel değildirler.

İslam hukuku adaletin ta kendisidir.

Türkiye için, tercüme veya iktibas kanunlar, hiçbir zaman İslam hukukundan üstün olamaz.

İslam dünyası geri kalmış, sömürgecilerin hâkimiyeti altına girmiş… Bu realite inkâr edilemez ama bu realiteden yola çıkarak İslam hukuku diye bir şey yoktur diyenlerin iddiaları da kabul edilemez.

Fert olsun, toplum olsun, Müslüman’ın hukuku İslam hukukudur, Şeriattır, fıkıhtır.

İslam hukuku bir realitedir, inkâr etmekle var olmaktan çıkmaz.

Roma hukukunu kabul edip de İslam hukukunu reddetmek aklıselime, mantığa uygun değildir.

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye Kur’an’dan, Sünnetten, Şeriattan, fıkıhtan çıkartılmış bir hukuk şaheseridir. Dünyanın hiçbir kanununda, onun başında yer alan 99 kavaid-i külliye gibi bir hikmet (bilgelik) hazinesi yoktur.

İslam hukukunda ailenin reisi erkektir.

İslam ceza hukuku, dünyanın en âdil sistemidir. Suçları önlemek konusunda ondan daha tesirli ve nafiz hukuk yoktur.

1926’da İsviçre Medenî Kanunu’nun aynen tercüme edilmesi ve başına İslam’ı tahkir eden pespaye bir önsöz yazılması hukuk tarihimizin kara bir lekesidir.

En son uygulamaya konulan Medenî Kanun ve Ceza Kanunu, bizim sosyal ve kültürel yapımıza uygun âdil kanunlar değildir, iktibas kanunlardır.

Sosyal ve kültürel yapıya uygun olmayan ceza kanunları adaleti sağlayamaz. Nitekim bizde dehşet verici bir suç patlaması olmuştur. İtalya’dan alınmış eski ceza kanunu bugünkünden daha az kötü idi.

Türkiye’nin sosyal, kültürel, tarihî yapısına uygun âdil millî kanunlara, millî bir hukuk sistemine zarurî ihtiyacı bulunmaktadır. İnşallah bu konuda çok geç kalınmaz.”

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal