1 Mayıs’ta yaşanan derin çelişki

1 Mayıs’ta yaşanan derin çelişki

Tarihi gelişmeler Marksistleri bir kez daha yanılttı; ulusal bağımsızlık mücadelesini kazanan ülkeler, ikinci savaş sonrası küresel kapitalizmle işbirliğine gittiler.

1 Mayıs Riyakarlığı

1: Dürüst, teorisiyle toplumsal yaşamını bütünleştiren samimi ama nadir solcuları dışarda tutalım.

2: Marksizm; 1917 Bolşevik devriminin sanayileşmiş Avrupa ülkelerine yayılacağını, işçi sınıfının tarihsel özne olarak ortaya çıkıp sınıfsız bir toplum kuracağını bekledi.

Daha evvelinde 1877’de başlayıp çok kısa süren devrimlerde İtalya, Almanya, Fransa gibi sanayileşmiş Avrupa ülkelerinde şehirler ayrışmış, sosyalistlerin egemen olduğu kentlerde kurulan ‘fabrika konseyleri’ çıkarttıkları yasalarla sınıfsız toplumu kuracak devrimin gerçekleşebileceğini de göstermişti.

Avrupa’da ordunun hakim olduğu şehirlerde sermaye düzeni hüküm sürüyordu. Ordu, işçi sınıfının hakim olduğu şehirleri kanlı biçimde bastırır, iç savaşlarda sosyalistleri acımasızca tasfiye ederken kendi işçi sınıfından destekte görmüştü.

Bu arada işçilere verilen kimi sosyal haklar, sosyal demokrasi denen “uzlaşıcı” Avrupa Komünizmini ayrıştırmış, işçi sınıfını “ulusalcılaştırmıştı”. Birinci dünya savaşına bu şartlarda girilmişti.

Savaş sonrası Stalin’in, Sovyet tipi sınıfsız toplumu iptal edip Rusya liderliğinde komünist enternasyonalizmi dayatması sosyalizmin ulusalcı karekterini perçinledi.

Gelişmeler, Marksizmin, tarihsel ve toplumsal gelişme şablonunu tartışmaya açtı, dogmatik/bilimsel Marksizm teorik krize girdi ve farklı Marksizmler ortaya çıktı.

3: İki farklı enternasyonalizm ortaya çıkmıştı; Avrupa tipi 2., Rusya tipi 3. Enternasyonalizm. Daha sonra Çin, teorik krizi ‘köylü sınıfına’ dayandıracağı devrime odaklanarak aşmayı deneyecektir.

Rusya liderliğindeki 3. Enternasyonalizm, emperyal yayılmacılığını önleyemediği kapitalizmi yahut sermaye düzeni liberalizme karşı,

İki dünya savaşı arasında baş gösteren ve ulusal bağımsızlık mücadelesi veren ülkelere destek vererek tek tek de olsa emperyalist zinciri kırmayı hesapladı.

Bu maksatla o ülkelerde henüz gelişmemiş işçi sınıfı yanında ordudaki ilerici subayları, yerli burjuvayı, öğrencileri, sendikaları, köylüleri, sosyal demokrat partileri destekledi; ulusal bağımsızlıklarına kavuşmalarına yardımcı oldu.

Türkiyede, ordudaki Kemalist kadroyu silah, nakdi yardımlar ve diplomatik olarak desteklemeleri de aynı maksada dayanır.

4: Sosyalistler, kendilerince ilerici de olmayan o gruplara destek olurken iki amacın gerçekleşeceğini bekliyordu;

İlki, gerici unsurların hükümran olduğu geleneksel/feodal toplumsal yapıyı çökertmek; o yapıyı ayakta tutan dini, dini sınıfı, aristokrasiyi ve krallığı yok edip işçi sınıfını yaratacak burjuva egemenliğini yaratmak,

İkincisi; ulusal bağımsızlık mücadelesini kazanan ilerici sınıfların iktidarıyla emperyalist zincir halkalarından birisini kopartmak.

5: Tarihi gelişmeler Marksistleri bir kez daha yanılttı; ulusal bağımsızlık mücadelesini kazanan ülkeler, ikinci savaş sonrası küresel kapitalizmle işbirliğine gittiler. Ekonomik yapılar ordunun ve seçkinlerin tekeline geçti.

Bu süreçte ulusalcılık, ulusal bağımsızlık, emperyalizm karşıtlığı, diktatörlük ve cuntacılık, üçüncü dünya ülkelerinde sosyalistlerin hediyesi olarak kaldı.

6: Bu güne geldiğimizde dünyada işçi sınıfı diye bir sınıf kalmamışsa, tarihsel özne olarak devrim yapıp sınıfsız bir toplum kuracak sosyalist işçi sınıfı bilinci yok olmuşsa;

Bunda kapitalist siyasi megamerkezler kadar sosyalistlerde, sosyalist siyasi megamerkezler de suçludur. Siyasi hükümranlık elde etmiş megamerkezlerle ittifak yapan ama işçi sınıfını temsil ettiği sanılan örgütler de suçludur.

7: Bu kısa özetten sonra diyeceğimiz o ki; 1 Mayıs’ta işçi/emekçi sınıfı adına meydanlara çıkacak “solcular”, Marksizme ihanet eden riyakar ‘temsilci’ sol örgütler olacaktır.

İşin başka bir tarafı daha var ki o da, bize has akıllara zarar bir “temsildir”; bu ülkede son yıllarda peydahlanmış ‘İslami sol’ yahut ‘antikapitalist’ namıyla ses vermeye çabalayan cılız ama riyakar dindarlıktır.

Marksizmin, geleneksel/feodal/tarım toplumu aşamasına has gerici unsurların başında saydığı ve muhakkak yok edilmesi gerektiğini düşündüğü din, şimdi İslami sol vasfıyla 1 Mayıs kutlayacak.

8: Modern çağ, söylemle gerçeğin, görüntüyle hakikatin özellikle ayrıştırıldığı bir toplumsal ve siyasal gerçekliğin çağıdır.

Emeği ve emekçiyi yüce değer olarak kutsayan ama bu yüceliği kapitalist emperyalizme pazarlayan riyakarlık, ekonomik refah ve siyasi iktidar paylaşımında eşitlik talebiyle ortaya çıkıyor, sınıf atlamak, uzlaşıcı Avrupa sosyal demokrasisi gibi bir demokrasiyi yüceltmek için solculuk taslıyor. Riyakarlık tam da burada yatıyor; devrim yok, paylaşım var.

Benzer varoluşun dindar versiyonunun ortaya çıkarak dini kılıfa bürünüp dinden meşruiyet araması, sürpriz sayılmamalı.

9: Marksist teorinin krizi, erken sanayileşme dönemi şartlarında ortaya çıkan ve haklı olan Marks’tan ve Engels’ten ziyade, ileri sanayileşme devrinden sonraki Marksistlerin krizidir.

Marksizmi, bilimsel dogmatik düşünüşe ve hale sokup ona tapanların değişen toplumsal ve siyasal şartlarda hala ekonomik temele dayalı açıklama ve hareket etme biçimleri, Marksizmi doğru yorumlayamadıkları için kapitalist emperyalizmin temsilcisi megamerkezlerin dünya hükümranlığına yol açtı.

Hem kapitalizmle uzlaş, hem burjuva ekonomik sistemini ıslah et, hem liberal demokrasiyi yücelt, hem de anti-emperyalist ol! Riyakar nitelemesini ağır bulabileceklere bir de böyle bakmaları tavsiye edilir..

hüseyinalan.com

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal